ASAYİŞ
Önce telefonu, sonra da kelepçeyi bahane ederek alkol testini reddetti 21 Nisan 2026 Salı - 05:28:19 Kayseri’nin Melikgazi ilçesinde polis ekiplerinin ’dur’ ihtarına uymayan ehliyetsiz sürücü uzun süreli kovalamacanın ardından kaza yapması sonucu yakalandı. Sürücü, ekiplere önce telefonunu daha sonra da kelepçeyi bahane ederek alkol testini reddederken, 685 bin TL idari para cezası yazıldı. Edinilen bilgiye göre, ilçeye bağlı Osman Kavuncu Bulvarı üzerinde ekipler, T.Ö. yönetimindeki 06 EPM 741 plakalı otomobile ‘dur’ ihtarında bulundu. Ekiplerin ihtarına uymayan T.Ö. kaçmaya başladı. T.Ö. uzun süren kovalamaca sonucu Kocasinan ilçesine bağlı Kayabaşı Mahallesi 6309. Sokak’ta kaza yapması sonucu yakayı ele verdi. Ehliyetinin bulunmadığı öğrenilen T.Ö. ekipler tarafından gözaltına alınarak, polis aracına bindirildi. Ekipler tarafından alkol testi yapılmak istenen T.Ö. önce telefonunu daha sonrada kelepçesinin çözülmesi isteyerek, alkol testinin reddetti. T.Ö.’ye ‘dur ihtarına uymamak’, ‘ehliyetsiz araç kullanmak’, ‘alkol testini reddetmek’ ve Trafiğin İlgili Maddelerince toplamda 685 bin TL idari para cezası yazıldı. Otomobil ise 60 gün süreyle trafikten men edilirken, ehliyeti bulunmayan T.Ö. alkol testini reddettiği için ehliyet başvurusunu 5 yıl sonra yapabilecek. T.Ö. hakkında ‘trafiğin güvenliğini tehlikeye sokmak’ suçundan hakkında adli işlem başlatılarak, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü.
Türk Eczacıları Birliği’nden kundaklama girişimine sert tepki
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:40 Türk Eczacıları Birliği’nden kundaklama girişimine sert tepki Erzurum’da önceki gün bir eczaneye yapılan kundaklama girişimi sonrası bugün Erzurum’da toplanan Türk Eczacıları Birliği yönetimi olaya sert tepki gösterdi. 13. Bölge Erzurum Eczacı Odası Başkanlığı önünde yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi; "Menfur bir hadise yaşadık. Bu ilk değil. Ama ümit ediyoruz ki son olsun. Yaptığı görev nedeni ile oluşmuş bir husumetin sonucu bu hadise oldu. Telafisi mümkün olmayan şeyler yaşanmamış olması en büyük tesellimiz. Ancak şüphelinin serbest bırakılması bizleri derinden üzmüş ve endişeye sevk etmiştir. Gerek kamu görevi icra eden oda başkanlarının, görevleri nedeni ile uğradıkları saldırılar, gerek sağlık mensuplarının maruz kaldığı şiddet olayları caydırıcı şekilde cezalandırılmalı ve kamu vicdanı rahatlatılmalıdır. Bu türden saldırılar ne muvazaa ne de başka hukuksuzluklarla mücadelemize engel olamayacaktır. Bu hadise muvazaa konusunun ne denli büyük bir tehlike olduğunu da bir kez daha ortaya koymuştur. Gerek muvazaa gerek diğer hususlarda yetkililerden acil olarak etkili mevzuat değişiklikleri ve geliştirmeleri bekliyoruz. Muvazaa meselesini de açmak istiyorum: Muvazaa eczacı olmayan kişilerin, eczacıların diplomalarını kullanarak eczane açması işlemidir. Bu hem yasalara, hem meslek ahlakına, hem meslek onuruna aykırı bir davranıştır. Halk sağlığını, eczacılık mesleğinin itibarını ve gençlerimizin geleceğini tehdit eden en büyük usulsüzlüklerden birisidir. Olayın çıkış noktası da muvazaadır. O dönem odamıza bağlı olan Ağrı ilinde usulsüz şekilde eczane açmak isteyen, geçmişte de bunu yapmış olan bir şahsa Ağrı Sağlık İl Müdürlüğü ile birlikte soruşturma açılıyor. Odamız, Ağrı İl Temsilciliğimiz ve Sağlık Müdürlüğü titiz bir çalışma sonucu işlemi usulsüz buluyor, bu karar Sağlık Bakanlığına iletiliyor. Şahıs konuyu mahkemeye de taşıyor ancak davayı kaybediyor. Çok net bir dosya. Bakanlık da şahsı meslekten men ediyor. O günden bu güne güdülen husumet sonucu bu menfur saldırı gerçekleşiyor. Gündüz gözü ile, gayet soğukkanlı şekilde, alenen yapılan bu saldırının failinin serbest bırakılmasını anlayamıyoruz. Mesai saatinde bu saldırı gerçekleşse, hastalar, başkanımız, personeli zarar görse; ya da şahıs eczaneyi yakmayı başarmış olsaydı ne olacaktı? Adil bir yargılama ve caydırıcı bir ceza bekliyoruz. Dava sürecini bütün camia, kararlılıkla takip edeceğiz." Basın açıklamasına; TEB Başkanı Mehmet İrfan Demirci ve yönetim kurulu üyeleri Abdullah Caner Güven, Taner Ercanlı, Tolga Mumcu Çetinkaya, Fatih Özçifçi, Hayrullah Fikret Baransel, Fehmi Onur Özgüven, Oğuzhan Sürme, Gürkan Kılıçcıgil, Zeki Salih Özcan, Süleyman Açar ve Erzurum Eczacı Odası Başkanı Ecz. Selami Cengiz katıldı.
İş adamı kendi verdiği tüfekle  vurulmuş
30 Mart 2026 Pazartesi - 16:34 İş adamı kendi verdiği tüfekle vurulmuş Antalya’nın Kepez ilçesinde borç anlaşmazlığı yaşadığı iş adamı Hasan Doğan’ı av tüfeğiyle kasığından yaraladığı belirtilen tutuklu sanık İlyas Ç.’nin, "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan yargılanmasına başlandı. Duruşmada, İlyas Ç.’nin işverenini, daha önce mağdur tarafından verilmiş olduğu öne sürülen av tüfeğiyle vurduğu ortaya çıktı. Antalya’nın Kepez ilçesi Fabrikalar Mahallesi 3047 Sokak’ta 10 Ekim 2025 tarihinde saat 18.00 sıralarında meydana gelen olayda, iddiaya göre Hasan Doğan ile İlyas Ç. arasında bir süredir borç anlaşmazlığı nedeniyle husumet bulunuyordu. Otomobille Doğan’ın evinin bulunduğu sokağa gelen İlyas Ç., yanında getirdiği av tüfeğiyle bir el ateş etti. Kasığından vurulan Hasan Doğan yere yığılırken, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralı Hasan Doğan, tedavisi için hastaneye sevk edilirken, olayın ardından bölgeden uzaklaşan İlyas Ç. emniyet güçlerince yakalandı. Şüpheli, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı. Hazırlanan iddianamede, İlyas Ç. hakkında "tasarlayarak öldürmeye teşebbüs" suçundan dava açılırken, babası Sirat Ç. ile kardeşi Enes Ç. hakkında ise "azmettirme" suçundan yargılama talep edildi. "Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı" Olayın ilk duruşması Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuklu sanık İlyas Ç., tutuksuz sanıklar Enes Ç. ve Sirat Ç., sanık yakınları, mağdur Hasan Doğan ile taraf avukatları katıldı. Duruşmada savunma yapan İlyas Ç., öldürmeye teşebbüs suçlamasını kabul etmediğini belirterek, kardeşi ve babasıyla inşaat sektöründe çalıştıklarını, müştekinin inşaatında da görev aldıklarını söyledi. Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin liraya yakın alacakları olduğunu ileri süren İlyas Ç., ödemelerin parça parça yapıldığını ve uzun süre alacaklarının verilmediğini iddia etti. Sanık İlyas Ç., savunmasında, "Öldürmeye teşebbüsle alakam yoktur. Kardeşim ve babamla inşaat sektöründe çalışıyoruz, müştekinin inşaatında da çalıştık, paramızı vermedi, alacağımız vardı. Ben kiracıyım, kardeşim kiracı, zor durumdayız. 400 bin TL’ye yakın alacağımız vardı. Dilenci gibi bin TL, iki bin TL ödeme yapıyorlardı. Dört beş ay geçti, alacağımızı vermedi. Kendisiyle görüştüğümüzde, ‘Alacağınız varsa alabiliyorsanız alın’ dedi" diye konuştu. "Beline elini atınca silahı var sandım" Daha sonra çalıştığı başka bir firmadan hak edişini aldığını ve bu parayla araç satın aldığını söyleyen İlyas Ç., Diyarbakır’a gitmeden önce dedesinin elini öpmek için olay yerine gittiğini anlattı. Hasan Doğan ile dedesinin aynı yerde oturduğunu ifade eden sanık, olay günü Doğan’ı aracının yakınında görünce alacak meselesini sorduğunu, Doğan’ın beline elini götürmesi üzerine silahı olduğunu düşündüğünü savundu. İlyas Ç., "Olay günü aklıma önce kardeşim, sonra alacağım geldi. Dedemin yanından ayrıldıktan sonra aracının yakınında Hasan Doğan’ı gördüm. ‘Neden alacaklarımızı vermiyorsunuz’ dedim. Elini beline atınca silahı var sandım, bana zarar vereceğini düşünerek bir el ateş ettim. Yeni aldığım arabada av tüfeği vardı, onunla ateş ettim. Kendisine ‘Babamın selamı var’ demedim. Silahlı ateş etmemde ailemin haberi yoktur. Suçlamaları kabul etmiyorum, tahliyemi ve beraatimi istiyorum" diye konuştu. "Tüfek, Hasan Doğan’ın verdiği aracın bagajındaydı" Azmettirme suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanık Sirat Ç. ise olaydan haberlerinin olmadığını söyledi. Olay günü oğluyla birlikte inşaatta çalıştıklarını belirten Sirat Ç., polislerin kendisini arayarak olaydan haberdar ettiğini ifade etti. Sirat Ç., "Olay günü inşaatta oğlumla beraber çalışıyorduk, hiçbir şeyden haberimiz yoktu. Polis aradı, böyle bir olay oldu haberin var mı dedi. Haberimiz olmadığını söyledim. Daha sonra eve gittik, İlyas eve geldi. İlyas’a çok kızdım, hatta bir tokat attım. Olay öncesinde Selman ve İlyas inşaat alanında işçi olarak çalışıyordu, 400-500 bin TL alacakları vardı. Ayrıca daha önce Hasan Doğan’ın oğlunun karıştığı bir kavgada oğlum Selman Ç. ayağından vuruldu" dedi. Sanık baba, olayda kullanılan av tüfeğine ilişkin de, "Hasan Doğan, Selman vurulduktan sonra hastane işlerinde kullanılması için araç vermişti. İlyas’ın yaralamada kullandığı silah, bu aracın bagajındaki silahtır. Hasan Doğan, inşaata gidip gelirken ‘Ne olur ne olmaz, aracında bulunsun. Karşı taraf sorunlu, ne yapacağı belli olmaz. İnşaatın bulunduğu yer ormanlık alan, yaban domuzu çıkabilir’ diyerek av tüfeğini almamızı istedi. Ben de tüfeği alıp depoya koyarım diye düşünmüştüm. Sonradan öğrendiğime göre İlyas bu tüfeği alıp bizden habersiz aracının bagajına koymuş" ifadelerini kullandı. "Olaydan haberimiz olsaydı izin vermezdik" Tutuksuz yargılanan bir diğer sanık Enes Ç. de Hasan Doğan’dan yaklaşık 400 bin lira alacakları olduğunu, bu paranın yalnızca küçük bir kısmının ödendiğini ileri sürdü. Olay günü babasıyla birlikte çalıştığını anlatan Enes Ç., ağabeyinin böyle bir eylem gerçekleştireceğinden haberlerinin olmadığını savundu. Enes Ç., "Hasan Doğan’dan 400 bin TL alacağımız vardı, parça parça veriyordu. Olay günü babamla çalışıyorduk. Polis görüntülü aradı, Hasan Doğan’ın vurulduğunu, nerede olduğumuzu sordu. İnşaat alanındaydık, daha sonra eve gittik. Abimle babam tartıştı. Olay öncesinde ben ve Selman abim Çakırlar’daki villasında çalıştık, bu nedenle kendisinden 400 bin TL alacağımız vardı, bu miktarın yaklaşık 50 bin TL’sini parça parça ödedi. Beraber çalışırken abim Selman, Hasan Doğan’ın oğlu Fatih D.’nin karıştığı kavgada ayağından vuruldu, sakat kaldı. Olay günü abimizin yapacağından haberimiz yoktu, olsaydı izin vermezdik" dedi. "Baş göz sadakası niyetine üç hayvan kestirip, evimize getirdi" Tanık olarak dinlenen Selman Ç. de Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşi Enes ile birlikte çalıştıklarını, sigortalarının yapılmadığını ve bu nedenle şikayette bulunduklarını söyledi. Yaklaşık 450 bin lira civarında alacakları bulunduğunu öne süren Selman Ç., oğul Fatih D.nin karıştığı kavga sonrası yaralanıp sakat kaldığını ifade etti. Selman Ç., "Hasan Doğan’ın inşaat işlerinde kardeşim Enes ile birlikte çalışıyorduk, İlyas arada gidip geliyordu. Sigortamızı yaptırmadılar, sigortamızın yapılmadığına dair şikayette bulunduk. 450 bin civarında alacağımız vardı, istedik, hiç ödeme yapmadı, alacağımız konusunda aracı koyduk. Hasan Doğan’ın oğlu Fatih’in karıştığı kavgadan sonra yaralanarak sakat kaldım. Bunun üzerine baş göz sadakası niyetine üç küçükbaş hayvanı kesip evimize getirdi. Abim İlyas Ç.’nin psikolojik sorunları vardı, Hasan Doğan’a karşı bir eylem gerçekleştireceğine dair bilgimiz yoktu" dedi. Güvenlik kamerası görüntüleri mahkemede izletildi Duruşma salonunda güvenlik kamerası görüntüleri de izletildi. Görüntülerde sanık İlyas Ç.’nin, Hasan Doğan’ın aracına doğru yaklaşarak ateş ettiği, ardından aracın plakasını çıkardığı ve olay yerinden otomobille uzaklaştığı görüldü. Görüntülerin ardından yeniden savunma yapan İlyas Ç., pişman olduğunu belirterek, "Tanıklar doğru söylüyor, böyle bir olaya karıştığım için pişmanım. Böyle bir olayı hedeflesem maske takarım, akşamı beklerim. Keşke olmasaydı. Hasan amca pişmanım, özür dilerim" dedi. "İki daire ve milyonlar istediler" Olayda kasığından vurularak yaralanan ve duruşmaya katılan Hasan Doğan ise yapılan işin kısa süreli olduğunu, sanık tarafın iddia ettiği büyüklükte bir alacak bulunmadığını öne sürdü. Oğlunun daha önce karıştığı kavgaya ilişkin hastane masraflarını karşıladıklarını belirten Doğan, buna rağmen daha sonra kendisinden yüksek miktarda para talep edildiğini savundu. Hasan Doğan, "Yaptıkları iş 10 günlük iş, fazlasıyla paralarını aldılar. Oğlumun daha önce karıştığı kavga bir anda oluşan bir kavga, bu vaka yaşandı. Selman bunun üzerine ameliyat oldu, ikinci ameliyatına kadar hastane masraflarını karşıladık. Fakat ikinci ameliyattan önce Selman farklı taleplerde bulundu, her türlü yardımı yaptık. Oğlum hastaneye giderek Selman’a 50 bin TL, Enes’e 20 bin TL verdi, kurbanlıkları kesildi" dedi. Hasan Doğan, 28 Haziran 2025 tarihinde Sirat Ç. ile üç kişinin iş yerine geldiğini ileri sürerek, "İki daire ve 2-2,5 milyon para istediler. Olaydan bir ay sonra parayı istediler. Verecek durumum yok dedim. Kan parası adı altında para istediler, yok deyince ‘O zaman bir daha görüşmeyelim’ dediler. Bir daha hastaneye gitmedim" ifadelerini kullandı. "Önce acıyı ve sıcaklığı hissettim" Olay anını da anlatan Hasan Doğan, evinin yanındaki inşaattan bir müşterisine daire gösterdiğini, aracına döndüğü sırada vurulduğunu söyledi. Sanığı olay öncesinde görmediğini belirten Doğan, kendisine yönelik sözler duyduğunu da iddia etti. Hasan Doğan, "Olay günü bir müşterime evimin yanındaki inşaattan daire bakıp aracıma doğru dönerken önce acıyı ve sıcaklığı hissettim. Sıcaklığı hissetmeden önce İlyas’ı görmedim. ‘Hasan Doğan bu sana ders olsun’ dedi, ancak ‘Babamın selamı var’ dediğinden emin değilim. Şikayetçiyim, İlyas Ç.’yi hiç görmedim, kendisiyle aramızda husumet yoktur" dedi. Mağdur Hasan Doğan ayrıca, söz konusu işin söylendiği gibi uzun süreli bir iş ya da yüksek bedelli bir proje olmadığını savunarak, "Oğlum Fatih, alçı boya işlerini Selman ve Enes’e yaptırdı. Bir kişi yapsa 1 hafta sürecek bir işti. 400-500 bin TL alacak birikecek bir iş yoktu" diye konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İlyas Ç.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Heyet, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.