ASAYİŞ - 18 Ocak 2026 Pazar 10:38

Zincirleme kazada 3 sürücüden 2’si ehliyetsiz 1’i hem ehliyetsiz hem alkollü çıktı

A
A
A
Zincirleme kazada 3 sürücüden 2’si ehliyetsiz 1’i hem ehliyetsiz hem alkollü çıktı

Antalya’nın Manavgat ilçesinde 3 aracın karıştığı zincirleme kazada araçların 2’sinin sürücüsünün ehliyetinin olmadığı, ehliyetsiz sürücülerden birinin alkollü olduğu da belirlendi. Sürücülere toplam 83 bin 980 TL para cezası uygulandı.


Kaza; Manavgat ilçesi Manavgat-Antalya D-400 Karayolu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Manavgat’tan Antalya istikametine seyir halindeki Hasan K.D.’nin kullandığı 07 CDJ 468 plakalı Volkswagen Passat marka otomobil sürücüsü direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağındaki bariyerlere çarptı. Bariyerlere çarpan otomobile arkadan gelen Ahmet D.’nin kullandığı 81 ER 008 ve Ömer R.O.’nun kullandığı 07 LM 889 plakalı Volkswagen marka araçlar çarptı. Kazanın ardından olay yerine 112 sağlık, Bölge Trafik ve Kumköy Jandarma Karakolu ekipleri sevk edilirken, araç sürücüleri kendilerini iyi hissettiklerini belirterek hastaneye gitmeyi reddettiler.



Kazaya karışan 2 sürücü ehliyetsiz çıktı


Bölge Trafik İstasyon Amirliği ekiplerinin kazanın ardından yaptığı kontrolde 07 CDJ 468 plakalı araç sürücüsü Hasan K.D. ve 07 LM 889 plakalı araç sürücüsü Ömer R.O.’nun sürücü belgesinin olmadığı, Ömer R.O.’nun aynı zamanda alkollü olduğu belirlendi. Ekipler tarafından sürücülere ve araç sahiplerine toplam 83 bin 980 TL para cezası uygulandı. Kazanın ardından araçların yol ortasında kalması nedeniyle trafik tek şeritten kontrollü olarak sağlanırken yolda uzun araç kuyruğu oluştu. Araçların kaldırılmasının ardından trafik normale döndü.



Zincirleme kazada 3 sürücüden 2’si ehliyetsiz 1’i hem ehliyetsiz hem alkollü çıktı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Balkan Bisiklet Birliği 2026 Kongresi İstanbul’da gerçekleştirildi Balkan Bisiklet Birliği (BCU) 2026 Kongresi, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu’nun başkanlığında İstanbul’da yapılırken, kongreye Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Başkanı David Lappartient ile Avrupa Bisiklet Birliği (UEC) Başkanı Enrico Della Casa da katıldı. Balkan Bisiklet Birliği (BCU) 2026 Kongresi, İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye Bisiklet Federasyonu ve Balkan Bisiklet Birliği Başkanı Emin Müftüoğlu’nun başkanlığında düzenlenen kongreye, 12 Balkan ülkesinin delegelerinin yanı sıra Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Başkanı ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) Üyesi David Lappartient ile Avrupa Bisiklet Birliği (UEC) Başkanı Enrico Della Casa da katıldı. Toplantıya ayrıca T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı İnanç Özçakmak ile Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkan Vekili Fikret Hayali, Asbaşkan Metin Cengiz ile Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Kenan Güler katıldı. Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Kıbrıs, Yunanistan, Kosova, Moldova, Karadağ, Kuzey Makedonya, Romanya, Sırbistan ve Türkiye’nin temsil edildiği toplantıda; bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi, sportif yönetim ve organizasyon standartlarının uyumu, genç sporcu gelişimi, eğitim programları ve Balkan bisikletinin uluslararası yapılarla entegrasyonu başlıkları ele alındı. Balkan Bisiklet Birliği’nin uzun vadeli gelişim stratejileri ve sürdürülebilir şampiyona organizasyonları için ortak yol haritası benimsendi. Kongrenin açılışında konuşan Balkan Bisiklet Birliği Başkanı Emin Müftüoğlu, İstanbul’daki buluşmanın Balkan bisikletinin ortak vizyonunu güçlü biçimde ortaya koyduğunu vurgulayarak, "Bugün burada bir araya gelmemiz, Balkanlar’daki bisiklet sporunun birlikteliğini, gücünü ve ortak vizyonunu güçlü biçimde teyit etmektedir" diye konuştu. Müftüoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın katkıları ile UCI ve UEC başkanlarının katılımının, Balkan Bisiklet Birliği’ne duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu ifade etti. 2025 sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Müftüoğlu, yol, pist, dağ bisikleti ve parabisiklet branşlarında düzenlenen Balkan Şampiyonaları’nın yüksek organizasyon standartlarıyla başarıyla gerçekleştirildiğini kaydederek, bu başarının üye federasyonların ortak emeğinin sonucu olduğunu söyledi. Uluslararası iş birliklerinin önemine dikkat çeken Emin Müftüoğlu, UCI ve UEC’nin yönetişim anlayışı, sporcu gelişim programları ve dayanışma çalışmalarıyla Balkan Bisiklet Birliği için güçlü bir temel oluşturduğunu vurguladı. Müftüoğlu, "Balkan Bisiklet Birliği, kapsayıcılık, adil rekabet ve uluslararası iş birliğini esas alan bu vizyondan doğrudan fayda sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. Başkan Emin Müftüoğlu, konuşmasında Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, UCI ve UEC başkanlarına ve Balkan ülkelerinin federasyon temsilcilerine teşekkür ederek; gösterilen destek, güven ve iş birliğinin, Balkan Bisiklet Birliği’nin kurumsal kapasitesini güçlendirdiğini ve bölgesel dayanışmayı pekiştirdiğini ifade etti. İnanç Özçakmak: "Bisiklet öncelikli alanımız" Gençlik ve Spor Bakanlığı adına konuşan Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı İnanç Özçakmak, Balkan Bisiklet Birliği Kongresi’ne Türkiye’nin ev sahipliği yapmasından duyulan memnuniyeti dile getirerek, bisiklet sporunun ülkeler arası iş birliklerini güçlendiren stratejik bir branş olduğunu ifade etti. Türkiye’nin bisikleti öncelikli alanlardan biri olarak gördüğünü belirten Özçakmak, Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu başta olmak üzere uluslararası takvimde yer alan 30’un üzerinde organizasyona ev sahipliği yapıldığını, dünya standartlarındaki tesislerle Avrupa ve dünya çapında organizasyonlar düzenlenmeye devam edileceğini söyledi. David Lappartient: "Genç nüfus, bu bölgeyi küresel bisiklet ailesi içinde daha stratejik bir noktaya taşımaktadır" Sporun sürdürülebilir büyümesi açısında temel bir unsur olduğunu vurgulayan Uluslararası Bisiklet Birliği (UCI) Başkanı David Lappartient, "Türkiye ve Balkanlar, bisiklet sporunun geleceğini şekillendirebilecek çok güçlü bir potansiyele sahiptir. Genç nüfus, gelişen organizasyon kapasitesi ve uluslararası standartlardaki tesisler, bu bölgeyi küresel bisiklet ailesi içinde her geçen gün daha stratejik bir noktaya taşımaktadır. UCI olarak yaklaşımımız yalnızca yarış takvimleriyle sınırlı değildir. Altyapı yatırımları, gençlik ve yetenek gelişim programları ile özellikle kadın bisikletinin güçlendirilmesi öncelikli alanlarımız arasında yer almaktadır. Kadın bisikletinin gelişimi, sporun sürdürülebilir büyümesi açısından temel bir unsurdur" diye konuştu. "Bisiklet sporunun bu bölgede kalıcı şekilde büyümesini destekleyeceğiz" Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı organizasyonlara değinen Lappartient, "Türkiye’nin ev sahipliği yaptığı uluslararası organizasyonlar ile 2026-2027 takviminde öne çıkan büyük şampiyonalar, bu vizyonun sahaya yansıyan en somut göstergeleridir. Balkan Bisiklet Birliği’nin UCI yapısı içerisindeki güçlü temsiliyeti, bölgedeki federasyonların uluslararası platformlarda daha etkin bir şekilde söz sahibi olmasını sağlamaktadır. Bisiklet, yalnızca sportif bir disiplin değil; şehirlerin tanıtımı, genç nesillerin spora kazandırılması ve olimpik değerlerin yaygınlaştırılması açısından da önemli bir araçtır. UCI olarak Türkiye başta olmak üzere Balkan ülkelerindeki tüm federasyonlarla yakın iş birliği içinde çalışmaya ve bisiklet sporunun bu bölgede kalıcı ve sürdürülebilir şekilde büyümesini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Della Casa: "12 ülkeyi temsil eden bu yapı sportif gücüyle son derece stratejik bir konumda" Avrupa Bisiklet Birliği (UEC) Başkanı Enrico Della Casa ise, "Balkan Bisiklet Birliği’nin İstanbul’da 12 ülkeyi aynı masa etrafında buluşturması, bölgedeki birlik ve dayanışmanın ulaştığı noktayı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Avrupa Bisiklet Birliği’ne bağlı 51 ülke arasında 12 ülkeyi temsil eden bu yapı, hem sayısal hem de sportif gücüyle son derece stratejik bir konumdadır. Emin Müftüoğlu’nun liderliği, insanları bir araya getiren yaklaşımı ve uluslararası alanda gördüğü takdirle Balkan Bisiklet Birliği’nin UCI ve Avrupa bisiklet yapıları içindeki görünürlüğünü güçlendirmiştir. Bu birliktelik, Balkanlar’da bisiklet sporunun geleceği adına çok önemli bir mesaj vermektedir" değerlendirmesinde bulundu.
Bursa Osmangazi’de felsefe buluşmaları devam ediyor Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen felsefe buluşmasında felsefenin gündelik hayatla nasıl iç içe geçtiği ele alındı. Şadırvanlı Han Eğitim Akademisi’nde "Doğa Filozofları ile Beş Çayı" başlığıyla gerçekleştirilen söyleşi ve imza gününde Sosyolog ve Yazar Kemal Karadayı, felsefeyi pratik bakış açılarıyla katılımcılara aktardı. "Doğa Filozofları ile Beş Çayı" söyleşisinde Sosyolog ve Yazar Kemal Karadayı, düşüncelerini ifade etmekten çekinmeyen, merak duygusunu canlı tutan ve birlikte düşünmenin gücüne inanan Osmangazililerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen etkinlikte Karadayı, Sokrates öncesi filozofları günümüz perspektifinden ele alarak felsefenin günlük yaşamla olan bağını örneklerle anlattı. Sokrates öncesi filozofları bugünün penceresinden anlattığı söyleşide konuşan Sosyolog ve Yazar Kemal Karadayı, "Buradaki amacımız doğa filozoflarıyla buluşmaktı. Özellikle fizikçi dediğimiz doğayı, insanı ve evreni anlamaya çalışan Sokrates öncesi filozofları bugünün penceresinden felsefeyle ilgilensin ilgilenmesin herkesle paylaşmak, pratik bakış açılarını, felsefenin yaşamla nasıl iç içe geçtiğini, insanı ve evreni tanıma çabasının ne kadar evrensel olduğunu başlıklar içinde konuşmaya çalıştık. Yoğun bir katımla felsefe buluşmasını gerçekleştirdik. Bu atmosferi sağladığı için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür ederiz. Güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Felsefe insanın doğasını tanıması ve kendi içindeki kapasiteleri ortaya çıkartması için hepimizin çalışması gereken bir alan" şeklinde konuştu. Söyleşinin ardından katılımcılarla bir araya gelen Kemal Karadayı, "Doğa Filozofları" adlı kitabını imzaladı.
Antalya Yörük Çalıştayı Muratpaşa’da yoğun katılımla tamamlandı Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl "Yörüklerde Çocuklar ve Aksaçlılar" temasıyla düzenlediği 8. Yörük Çalıştayı, akademisyenlerden belgeselcilere birçok ismi bir araya getirerek sözlü kültürden mekân analizlerine uzanan geniş bir yelpazede oturumlarla sona erdi. Antalya Muratpaşa Belediyesi tarafından Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde gerçekleşen 8. Yörük Çalıştayı’nın ilk oturumu, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turgut Tok’un moderatörlüğünde düzenlendi. Prof. Dr. Tok, "Oğuz Kültür Dünyasında Aksaçlılar" başlıklı sunumuyla oturuma katkı sundu. Ardından Pamukkale Üniversitesi’nden Dr. Orhan Baldane "Dil ve Kültür Taşıyıcısı Olarak Türk Dünyasında Aksaçlılar", Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Gerontoloji Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. İsmail Tufan ise "Göçebelik, Yörükler ve Yaşlılık" başlıklı sunumlarıyla yer aldı. Biyomühendis, belgeselci ve yazar Hüseyin Çağlar İnce, "Aksaçlılardan Çocuğa: Yörük Masallarının Hafızası" başlıklı sunumunda Yörük masallarının kuşaklar arası aktarımındaki önemini anlattı. Oturum kapsamında "Köse – Bir Yörük Tesellisi" adlı kısa film de izleyicilerle buluşturuldu. İkinci oturumda çocuk–aksaçlı ilişkileri ele alındı Çalıştayın ikinci oturumu Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Bakır’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Dr. Bakır, "Yörüklerde Aksaçlı–Çocuk İlişkilerinin Mekân Bağlamında Değerlendirilmesi" başlıklı sunumuyla yer aldı. Aynı oturumda Mimar Dr. Mukaddes Çırak Yılmaz "Çocuk ve Aksaçlı Arasındaki Bağı Güçlendirici Mevcut Uygulamalar", Pamukkale Üniversitesi Uzaktan Eğitim Merkezi’nden Dr. Mehmet Tolga Bakırtaş "Kıl Çadırdan Gökyüzüne: Obanın Küçük Mirasçıları ve Sözlü Gelenek" ve Sedat Çolak "Geleneksel Yörük Oyunları" başlıklı sunumlarıyla çalıştaya katkıda bulundu. Serbest kürsü oturumuyla çalıştay tamamlandı Son bölümde Akdeniz Üniversitesi Yörük Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Fatih Uslu’nun yönettiği "Yörük Beyleri Serbest Kürsüsü" oturumu gerçekleştirildi. Yörük beyleri kürsüde söz alırken, ardından soru-cevap bölümü yapıldı. Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal’ın konuşmacılara plaket takdim etmesiyle çalıştay sona erdi. Yörük kültürünü yansıtan sergiler yoğun ilgi gördü Etkinlik kapsamında Rabia Tokat’ın "Toprağın Hafızası: Keçilerin İzinde" adlı seramik sergisi ile Mustafa Gümüş’ün Yörük kültürünü konu alan fotoğraf sergisi gün boyu Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Sergileri ziyaret eden Muratpaşa Belediye Başkanı Ümit Uysal, katılımcılarla birlikte eserleri inceledi.
Kastamonu Bir merakla başladı, şimdi tespih yapabilmek için iki gününü harcıyor Kastamonu’da hobi olarak tespih alıp satmaya başlayan vatandaş, merakını ileri seviyeye taşıyarak kurduğu atölyede kendi tespihlerini yapıyor. Büyük emekle doğal taşları işleyen vatandaş, bir tespih yapabilmek için iki gününü harcıyor. Kastamonu’da yaşayan Yusuf Ekşioğlu, 10 yıl önceki merak duygusuyla tespih alıp satmaya başladı. Yıllar içerisinde tespihlere duyan ilgisi artan Ekşioğlu, 3 yıl önce Kastamonu’daki Aktarlar Çarşısı’nda kendi atölyesini kurdu. Atölyesinde merakını ileri seviyeye taşıyan Ekşioğlu, kendi tespihlerini yapmaya başladı. Doğal taşları büyük emekle işleyen Ekşioğlu, bir tespihi yapabilmek için ortalama 2 gününü harcıyor. Yaptığı ve aldığı tespihleri atölyesinde sergileyen Ekşioğlu, Türkiye’de önemli bir kültür öğesi olan tespihi gelecek nesillere aktarmak istediğini ifade etti. "Tespih kültürü Türkiye’de bambaşka bir noktada" Tespih merakının alım satım yaparak başladığını ifade eden Ekşioğlu, "Yaklaşık 10 yıldır tespih işiyle uğraşıyorum. Alım satımla başladığım serüven 10’uncu yılında dükkan açmakla sonuçlandı. Bu merak bir tespih alıp, sonra devamının gelmesiyle oluyor, daha sonra koleksiyon boyutu ortaya çıkıyor.Ben de bir tespih alarak başladım, daha sonra baktım ki elimdeki tespihler dükkan açacak boyuta gelmiş. Bunun ticaretini yapmayı düşündüm. 10 yıl önce sosyal medya üzerinden satış yapmaya başladım. Tespih işi popüler bir hal almış. Daha sonra dükkan açmaya karar verdik. Merakla başladı ve gördük ki Türk milleti tespihi seviyor. Tespih kültürü Türkiye’de bambaşka bir noktada. Tespih erkeğin en güzel aksesuarlarından" dedi. "El işçiliği tespihler daha kıymetli oluyor" El yapımı ve taşların tespihin değerini arttırdığını ifade eden Ekşioğlu, Tespih yapımı, sanayileşmeyle çok ileri bir boyuta taşındı. Eskiden tamamıyla el işi olduğu için süreci uzundu. Şu anda tespih yapan binlerce usta var. El işçiliğinde süreç uzun oluyor. Bir tespihin baştan sona bitiş aşaması iki günü buluyor. Makineleşmeden dolayı bin tane tespih yapan makineler var. Hal böyle olduğu için el işçiliği tespihler daha kıymetli oluyor" diye konuştu.