GÜNDEM - 06 Ekim 2025 Pazartesi 11:30

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

A
A
A

Antalya’da eşinin aldırdığı uzaklaştırma kararı ile 4 ay hurda otomobilde yaşayan, sonrasında barışma teklifi ile tekrar eve aldığı eşi tarafından 17 bıçak darbesi ile yaralanan Necdet T’nin hayatı yeniden kabusa döndü. Olay sonrası tutuklanan ve yakın zamanda şartlı tahliye olan eşinin sokaklarda yattığını öğrenip bankta yatarken bulan Necdet T. acıyıp eşini eve aldı. Akşam yaşanan tartışmada eşine tokat atan Necdet T, ertesi sabah eşinin aldığı darp raporu ve uzaklaştırma kararı ile kendini yeniden sokakta buldu.

Antalya’da yaşayan 62 yaşındaki emekli Necdet T’nin hayatı 4 yıl önce sosyal medya üzerinden tanıştığı Z.T. ile evlenmesinin ardından adeta kabusa döndü. Evliliklerinin 10. gününde eşinin evin tapusunu istemesiyle başlayan tartışmalar Z.T.’nin Ankara’da aldığı bir darp raporu nedeniyle 3 ay hapis cezası almasına kadar uzandı. Necdet T’nin cezası sicili temiz olduğu için ertelendi. Evlilik sürecinde borçları nedeniyle Bahçeyaka Mahallesi’ndeki evini satan Necdet T, Çıplaklı Mahallesi’nde 1+1 bir daire aldı. Eşinin ısrarı üzerine ilk başta dairenin tapusunu ortak tapu olarak yaptırdı. Bunun üzerine Z.T. bir süre sonra evden ayrıldı.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

4 ay hurda otomobilde yaşadı

Eşi Z.T’nin "Evin tamamını vermezsen gelmem" sözü üzerine yuvasını kurtarabilmek için bu evi Z.T.’nin üzerine geçirdi. 10 Ağustos 2024’te eşinin cep telefonunda başka bir erkekle samimi fotoğraflarını görmesinin ardından yaşanan bir tartışma sonrasında Z.T.’nin aldırdığı evden uzaklaştırma kararıyla sokakta yaşamaya başladı. O dönemde hakkında uzaklaştırma kararı olduğu için eve yaklaşamayan, arabasının içine yerleştirdiği battaniye ve yastıklarla soğuk kış günlerinde hayatta kalmaya çalışan Necdet T, yaklaşık 4 ay boyunca hurda otomobilinde yaşamını sürdürdü.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

Eşi tarafından uykusunda 17 yerinden bıçaklandı

Bir süre sonra eşi Z.T.’nin barışma teklifi ile yeniden evinde yaşamaya başladı. Ancak Necdet T’nin yaşadığı kabus gibi hayat bundan sonra da devam etti. İddiaya göre, 25 Mayıs tarihinde evine dönen Necdet T, akşam saatlerinde yemeğini yiyip çayını içtikten sonra üzerine çöken ağırlık ile uykuya daldı. Bir süre sonra eşi Z.T.’nin bıçak darbeleri ile uyanan Necdet T, can havli ile kendisini evden dışarı attı. Komşularından yardım isteyen Necdet T, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan ihbar sonrası olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Polis ekipleri tarafından gözaltına alınan eşi Z.T. ise "kasten öldürmeye teşebbüs" suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

2 ay hastanede tedavi gördü

Eşi tarafından vücudunun çeşitli yerlerinden aldığı 17 bıçak darbesi yaralanan ve hastanedeki tedavisinin ardından taburcu edilen Necdet T, yaklaşık 2 ay Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi’nde fizik tedavi gördü. Tedavisinin tamamlanmasının ardından Antalya’ya dönen Necdet T, bu süreçte cezaevinde bulunan eşi Z.T.’nin şartlı tahliye edildiğini öğrendi. Eşine uzaklaştırma kararı verildiğini ve elektronik kelepçe takıldığını öğrenen Necdet T’ye eşinin bulunduğu konuma yaklaşması durumunda kendisini uyarması için bir cihaz verildi. Bir süre evinde yaşamını sürdüren Necdet T’nin tanıdıkları kendisine eşi Z.T.’nin parklarda yaşamını sürdürdüğü bilgisini verdi.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

Hayatı yeniden kabusa döndü

Eşinin parklarda yaşamını sürdürmesine gönlü elvermeyen Necdet T, Z.T.’yi şehir merkezinde bir parkta bankta yatarken buldu. Bir kadının parklarda yaşamını sürdürmesine vicdanı elvermediği için Z.T. hakkında ki uzaklaştırma kararını kaldırtan ve elektronik kelepçeyi çıkarttıran Necdet T, tekrar eşi ile birlikte yaşamaya başladı. Bir süre eşi ile birlikte normal bir yaşam süren Necdet T’nin hayatı geçtiğimiz günlerde yaşanan olay sonrası yeniden kabusa döndü. Eşi ile birlikte alkol aldıkları bir akşam Z.T.’nin daha önce ilişki yaşadığı şahısla olan münasebetlerini anlatmaya başladığını belirten Necdet T, eşi ile tartışmaya başladı. Çıkan tartışmada eşine bir tokat attığını belirten Necdet T, gece saatlerinde karakola giden eşinin darp raporu alarak hakkında bir kez daha uzaklaştırma kararı aldırması ile yeniden kendisini sokakta buldu.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

"Kendim ettim, kendim buldum"

Uzaklaştırma kararı sonrası evine yakın bir noktada bulunan park içerisinde yaşamaya başlayan Necdet T, evden bazı eşyalarının polis ekipleri tarafından alındığı belirtti. Yaklaşık 1 haftadır park içerisine kurduğu çadırda yaşamını sürdüren Necdet T. zor şartlar altında yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Eşi ile 2021 yılında elendikleri ve 1 yıl sonra evin tapusunu eşinin üzerine geçirmesinin ardından hayatının kabusa döndüğünü belirten Necdet T, "4 yıldır bir tek canım kalmıştı. Onu da gel barışalım diyerek tiyatro ile beni eve götürüp çayıma uyku ilacı atarak uykumda 17 yerimden bıçakladı. Şu anda Türk Halk Müziği türkülerinden en sevdiğim şarkı ‘Kendin ettim, kendim buldum" dedi.

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

Vicdanı elvermedi, eşini eve geri getirdi

Dostlarının kendisini sürekli uyardığını söyleyen Necdet T, "Dostlarım bana sürekli ‘Bundan kurtul, bu sana çok daha büyük belalar açacak’ dedi, dinlemedim. Şizofren olduğunu düşünüyorum. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Plastik Cerrahi bölümünde 82 dikiş atıldı vücuduma, 6 gün yoğun bakımda kaldım. Öldürmeyen Allah, öldürmedi. 60 gün Isparta’da hastanede kaldım. Tüburcu olup Antalya’ya geldiğimde polis bana cihaz vereceklerini söyledi. Eşim Z.T:’ye elektronik kelepçe takıldığını onun cihazını vereceklerini söylediler. Antalya’da parkta banklarda yattığını duydum. Gidip polise başvurarak aradık. Bankta uyuduğunu gözlerimle gördüm" ifadelerini kullandı

Kendisini bıçaklayıp uzaklaştırma alan eşini bankta yatarken görüp eve aldı, kendi evsiz kaldı

"Eve getirdim, ilk fırsatta beni sokağa attı"

Bir kadının banklarda uyumasına vicdanının elvermediğini belirten Necdet T, "Burası Antalya, bir kadının banklarda uyumasına vicdanım elvermedi. Uğursuzu var, arsızı var. Ertesi gün avukatıma avukatıma bile söylemeden gidip elektronik kelepçesini çıkarttırdım. 17 bıçak yememe rağmen, toplumu karşıma aldım. Dilekçe verdim, uzaklaştırma kararını kaldırttım. Eve getirdim, ilk fırsatta beni sokağa attı. Birlikte balkonda oturuyorduk, alkolde alıyorduk. Beni aldattığı şahısla ilgili bütün ilişkisini detayları ile anlatmaya başladı. ‘Sus, duymak istemiyorum" dedim. Israrla bütün ayrıntıları ile anlattı" şeklinde konuştu.

Parkta çadıra yaşamaya başladı

Bu olayın sonucunda çıkan tartışmada eşine bir tokat vurarak evden kovduğunu söyleyen Necdet T, "Bir gün sonra kapımı polisler çaldı. Eşimin darp raporu alarak uzaklaştırma kararı aldırdığını ve evi terk etmem gerektiğini söylediler. Bir haftadır dışardayım. Beni aldatma ilişkisini asla kabul edemem. Eşyalarımı istedim vermedi. Yasağı ihlal etmemek için mahallenin çocuklarını gönderdim. Çocukları azarlayıp kovdu. En son dün 112’yi aradım. Ekim ayında olduğumuzu üşüdüğümü, yardım etmelerini istedim. 2 polis memuru geldi, durumumu onlara da izah ettim. Gidip eşyalarımı aldılar. Birlikte eşyaları indirdik. Buraya getirdim, çadırı kurdum. Çöpten bulduğum kovaya su doldurup güneşe koyuyorum. Ilıklaşınca başımı yıkıyorum" dedi.

Ramazan Bozca - İbrahim Sönmez

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Köse: "Enflasyon rakamları sokaktaki gerçeği yansıtmıyor" Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Türkiye’de artan hayat pahalılığı, temel tüketim ürünlerindeki fiyat artışları ve alım gücündeki düşüşün özellikle asgari ücretli ve emeklileri derinden etkilediğini belirterek, "Ekonomide rakamlar konuşuluyor ama vatandaşın mutfağındaki yangın büyümeye devam ediyor" dedi. Son dönemde açıklanan enflasyon verilerinin vatandaşın günlük yaşamındaki fiyat artışlarını tam olarak yansıtmadığını savunan Köse, özellikle gıda, kira, ulaşım ve enerji maliyetlerindeki yükselişin toplumun geniş kesimlerini zor durumda bıraktığını söyledi. "Asgari ücret daha cebe girmeden eriyor" Asgari ücretlinin her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı yaşadığını ifade eden Köse, "Bugün bir asgari ücretli maaşını aldığı gün kira, faturalar ve temel ihtiyaçlar arasında sıkışıyor. Market fiyatları sürekli artıyor. Et, süt, peynir gibi temel gıda ürünleri artık birçok aile için lüks hale geldi. Asgari ücret daha vatandaşın cebine girmeden eriyor" diye konuştu. Emeklilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara da dikkat çeken Köse, özellikle düşük maaş alan emeklilerin yaşam mücadelesi verdiğini belirtti. Köse, "Yıllarca çalışmış insanlar bugün pazara çıkarken iki kez düşünüyor. Emekli vatandaşlarımız bırakın sosyal yaşamı, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Bu tablo toplumda ciddi bir umutsuzluk oluşturuyor" ifadelerini kullandı. "Fiyat artışları kontrol altına alınmalı" En büyük problemin kontrolsüz fiyat artışları olduğunu vurgulayan Köse, denetim mekanizmalarının daha etkin çalışması gerektiğini söyledi. Köse, "Aynı ürünün bir hafta içinde farklı fiyatlara satıldığı bir ortam oluştu. Vatandaş artık market market dolaşıp en ucuz ürünü arıyor. Enflasyonla mücadele sadece maaş artışıyla olmaz. Öncelikle fiyat istikrarı sağlanmalı" dedi. Köse, özellikle kira fiyatlarının büyükşehirler ve sanayi kentlerinde ciddi sorun haline geldiğini belirterek, "Bugün emeklinin de çalışanın da en büyük korkusu kira. Maaş artıyor ama kira artışı çok daha hızlı yükseliyor. Barınma sorunu artık ekonomik değil sosyal bir krize dönüşüyor" diye konuştu. "Üretici de tüketici de mutsuz" Tarım ve üretim maliyetlerindeki yükselişin zincirleme şekilde fiyatlara yansıdığını belirten Köse, çiftçinin de vatandaşın da memnun olmadığını söyledi. Köse, "Mazot, gübre, yem ve elektrik maliyetleri arttıkça üretici fiyat yükseltmek zorunda kalıyor. Bu durum doğrudan market rafına yansıyor. Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Ekonomideki en büyük kırılma burada yaşanıyor" dedi. Çözüm önerilerini de sıralayan Köse, ekonomik rahatlama için kalıcı ve yapısal adımlar atılması gerektiğini belirtti. Köse şu önerilerde bulundu: "Öncelikle temel gıda ve kira konusunda denetimler artırılmalı. Emekli maaşları gerçek yaşam maliyetine göre yeniden düzenlenmeli. Asgari ücret yılda tek zamla bırakılmamalı. Yerli üretici desteklenmeli, tarım maliyetleri düşürülmeli. Gençlerin ve dar gelirlinin barınma sorununa yönelik sosyal konut projeleri artırılmalı. Ekonomide güven ortamı güçlendirilmeden vatandaşın refah hissetmesi mümkün değil." Toplumdaki ekonomik kaygının her geçen gün arttığını ifade eden Köse, "Vatandaş artık geleceği değil, yarını düşünüyor. İnsanların yeniden umutlu olabilmesi için sadece rakamların değil, yaşam şartlarının düzelmesi gerekiyor" dedi.
Adana Mısırın potansiyeli geleceğe taşınıyor Sunar Mısır, stratejik bir hammadde olan mısırı katma değerli ürünlere dönüştürerek gıda başta olmak üzere tekstil, ambalaj, kağıt ve kimya gibi birçok sektöre yönelik özel çözümler sunuyor. Mısırın kullanım alanlarını geliştirmeye yönelik Ar-Ge çalışmalarının önemine dikkat çeken Sunar Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Mustafa Nuri Çomu, "İşimizin çok büyük bir bölümünü oluşturan mısır, bugün yüzlerce üründe hammadde olarak kullanılan, çok geniş endüstriyel etki alanına sahip, stratejik bir üründür. Sunar Yatırım olarak mısırı yalnızca üretip işlenen bir ürün değil, yeni ürünlere entegre edilen ve sanayiye katma değer katan bir ekosistem olarak görüyoruz. Nişasta bazlı çözümlerden biyobozunur ürünlere, sürdürülebilir üretim süreçlerinden farklı sektörlere yönelik inovatif uygulamalara uzanan çalışmalarımızla, mısırın potansiyelini sürekli genişletiyoruz. Bu yaklaşım hem ülkemizin üretim gücünü hem de küresel pazarlardaki rekabetçiliğimizi ileri taşıyor" dedi. "Yüzlerce üründe ham madde olarak kullanılıyor" Çomu, şöyle devam etti: "Tarımın en stratejik ürünlerinden biri haline gelen ve birçok sektör için stratejik hammadde olarak tanımlanan mısır, sadece bir gıda hammaddesi olmanın ötesinde, yüzlerce farklı ürünün üretiminde önemli rol oynayan çok yönlü bir kaynak olarak öne çıkıyor. Sunar Yatırım bünyesinde yer alan Sunar Mısır, bu güçlü hammaddenin potansiyelini açığa çıkarmak amacıyla Ar-Ge yatırımlarını sürekli artırarak, mısırın üretiminden işlenmesine ve farklı sektörlerde inovatif ürünlere dönüşümüne kadar geniş bir değer zincirini yönetiyor. Mısır, bugün birçok ürünün temel hammaddesi olarak gıda, tekstil, ambalaj, kağıt, kimya ve daha birçok sektörde kritik bir rol oynuyor. Şirketin Ar-Ge yaklaşımı, yalnızca ürün geliştirme değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, verimlilik ve yeni pazar oluşturma ekseninde şekilleniyor." Mısır nişastasından biyoplastik poşet üretimine uzanan Ar-Ge gücü Sunar Yatırım Ar-Ge Merkezinin 2018 yılında T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından onaylanmasının ardından; nişasta bazlı ürünler, biyoteknoloji, proses optimizasyonu ve sürdürülebilir çözümler alanlarında yoğun çalışmalar yürüttüğünü anlatan Çomu, " Gıda sektörünün yanı sıra kozmetik, kimya ve ilaç gibi farklı sektörlere yönelik geliştirilen ürünler, mısırın çok yönlü kullanım potansiyelini ortaya koyuyor. Bugün nişasta ve nişasta bazlı ürünler gıda sektörü ile beraber ambalaj, kağıt, kimya ve tekstil endüstrilerinde de yoğun biçimde kullanılıyor. Market poşetleri, çöp torbaları, endüstriyel ambalajlar, tarım (malç filmleri) ve pipet gibi ürünler üretiliyor. Bu alanda geliştirdiği çözümlerle hem mevcut pazarlarda derinleşiyor hem de yeni kullanım alanları geliştiriyor" diye konuştu. 2025 yılında Ar-Ge yatırımı 2 katına çıkartıldı Ürünlerini 100’den fazla ülkeye ihraç ettiklerinin altını çizen Çomu, şunları kaydetti: " Sunar Mısır, Ar-Ge gücünü, teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla artırıyor. 2025 yılında Ar-Ge ekibine yeni araştırmacılar dahil edilirken, yüksek lisans yapan çalışan sayısında yüzde 60 artış sağlandı. Kimya ve gıda mühendisliğinin yanı sıra biyoteknoloji alanındaki uzmanların da ekibe katılması ile multidisipliner yapı güçlendirildi. Aynı dönemde Ar-Ge harcamaları iki katına çıkarılırken, bütçenin önemli bir bölümü ekipman yatırımları ve çalışan yetkinliklerinin geliştirilmesine ayrıldı. Kimyasal analiz, tekstür ve biyoteknoloji alanlarında yapılan yatırımlar, merkezin teknik kapasitesini ileri seviyeye taşıdı." Ar-Ge vizyonu sürdürülebilirlik odağında şekilleniyor Sunar Mısır’ın Ar-Ge stratejisinde sürdürülebilirlik merkezinin rol oynadığını belirten Çocum " Biyobozunur ürünler, enerji verimliliği sağlayan prosesler ve karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışmalar, öncelikli araştırma alanları arasında yer alıyor. 2026 hedefleri doğrultusunda; sürdürülebilir ve sağlıklı ürünlere odaklanarak yeni ürünlerin pazara sürülmesi, ithal ikame çözümler geliştirilmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünün artırılması planlanıyor. Aynı zamanda enerji tasarrufu ve çevresel etkiyi azaltan üretim süreçleriyle daha sürdürülebilir bir sanayi yapısına katkı sağlanması hedefleniyor" şeklinde konuştu.
Bursa "Şampiyon Melekler"in adı Nilüfer’de yaşayacak Nilüfer Belediyesi, 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden KKTC’li "Şampiyon Melekler"in adını Beşevler Cimnastik Salonu’nda ölümsüzleştirdi. Duygu dolu anlara sahne olan törende, şampiyonların anısının Nilüferli çocukların umutlarında ve başarılarında yaşayacağı vurgulandı. 6 Şubat 2023 depremlerinde Adıyaman’daki İsias Otel enkazında hayatını kaybeden Gazimağusa Türk Maarif Koleji Voleybol Takımının anısı, Nilüfer’de sporla yaşamaya devam edecek. Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen anlamlı bir törenle, Beşevler Cimnastik Salonu’nun adı "Beşevler Şampiyon Melekler Cimnastik Salonu" olarak değiştirildi. Duygu dolu anların yaşandığı isim verme törenine; Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir ve eşi Nuray Özdemir, CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay, Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, Nilüfer Belediyespor Kulübü Başkanı Muharrem Or, RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, meclis üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. "Yarım kalan hayalleri bizim için sorumluluktur" Törenin açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, 6 Şubat’ın acısının ilk günkü gibi taze olduğunu vurguladı. Başkan Şadi Özdemir, "Adıyaman’da yıkılan binalardan biri olan İsias Otel’in altında çoğu çocuk 35 canımızı yitirdik. Onlar birer şampiyon ve melekti. Nilüfer bir spor kentidir. Bizim en büyük gururumuz, ahlaklı ve sporu yaşam biçimi haline getirmiş gençler yetiştirmektir. Tıpkı Şampiyon Melekler gibi. Onların yarım kalan hayalleri artık bizim için bir sorumluluk. O güzel çocukların adını, yine çocukların sporla büyüyeceği bu salonda yaşatmak istedik. Onların hayalleri buraya gelen her çocuğun hayalinde büyüyecek" dedi. Başkan Şadi Özdemir ayrıca, bu fikrin oluşmasına vesile olan RUMELİSİAD’a teşekkürlerini iletti. "Çocuklarımızın umutlarında olacaklar" CHP Bursa Milletvekili Hasan Öztürk de, Kıbrıs Türkleriyle olan kardeşlik bağına dikkat çekti. Salonun, Nilüfer’in yanı sıra farklı şehirlerden ve uluslararası turnuvalardan gelen sporcuların da Şampiyon Melekler’in hikâyesinin öğreneceği bir mekan olması dileğinde bulunan Öztürk, "Onlar her zaman kalplerimizde ve çocuklarımızın umutlarında olacak" diye konuştu. Deprem haberini alır almaz Adıyaman’a gittiklerini ve oradaki dayanışmayı asla unutamadıklarını belirten Gazimağusa Belediye Başkanı Süleyman Uluçay ise, zor günlerde her zaman Türkiye’nin desteğini gördüklerini söyleyerek, Nilüfer Belediyesi’ne gösterdiği bu vefa örneği için teşekkür etti. Sürecin mimarlarından RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke de, Kıbrıs’ta düzenlenen bir ekonomi zirvesinde paylaştıkları bu düşüncenin bugün hayata geçmesinden duydukları gururu dile getirdi. "Şampiyonlar asla ölmez" Törende Şampiyon Meleklerin aileleri adına konuşan Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duygu yüklü bir konuşma yaptı. Çocuklarının voleybola ve ülkelerini temsil etmeye tutkuyla bağlı olduğunu belirten Karakaya, "Spor salonları sadece müsabaka yeri değil; dostluğun, dayanışmanın, emeğin ve hayallerin büyüdüğü alanlardır. Çocuklarımızın isimlerinin böyle bir yerde yaşayacak olması bize tarifsiz bir gurur veriyor. Bizler adalet mücadelemizi sürdürürken, onların adlarını sporda ve umut dolu projelerde yaşatmaya devam edeceğiz. Çünkü şampiyonlar asla ölmez" dedi. Konuşmaların ardından Şampiyon Melekler anısına hazırlanan özel bir video gösterimi gerçekleştirildi. Tören, katılımcıların salon girişinde hazırlanan anı duvarına kırmızı karanfiller bırakmasıyla sona erdi.