SAĞLIK - 13 Mart 2026 Cuma 14:06

Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T’de yerli üretim dönemi başlıyor

A
A
A
Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T’de yerli üretim dönemi başlıyor

Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretiminin yapılabileceği Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi, Akdeniz Üniversitesi’nde açıldı. Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde dirençli vakalar için umut olması beklenen merkezde ilk tedavinin 15 Nisan’da uygulanması planlanıyor.


Akdeniz Üniversitesi, kanser tedavisinde dünya genelinde en ileri yöntemler arasında gösterilen CAR-T hücre tedavilerinin Türkiye’de üniversite temelli olarak üretilmesi ve klinik uygulamaya alınmasını mümkün kılacak altyapıyı tamamladı. Üniversite bünyesinde kurulan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, teknik validasyon ve kalite süreçlerinin tamamlanmasının ardından klinik araştırmaların yürütülmesine hazır hale getirildiği bildirildi.


Merkezde, hematolojik kanserlerin tedavisinde geliştirilen ve yeni nesil CAR-T tedavi yaklaşımları içinde ileri teknolojik altyapısıyla öne çıkan CD19 hedefli Nespe-cel (AT101) programı kapsamında faaliyet yürütülmesi planlanıyor. Bu gelişmeyle birlikte CAR-T tedavisinin yerli üretimine geçilmesi hedeflenirken, ileri hücresel immünoterapiler alanında dışa bağımlılığın azaltılması yönünde adım atıldı.


Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, merkezin yalnızca bugünün değil, Türkiye’nin sağlıkta ileri biyoteknoloji kapasitesi açısından yeni bir dönemin kapısını aralayacağını söyledi.



"Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an"


14 Mart Tıp Bayramı arifesinde önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, büyük heyecan duyduklarını söyledi. Özkan, "14 Mart Tıp Bayramı arifesinde birçok kanser hastasının ve kanser hastası yakınının dört gözle beklediği bir haberi müjdelemek üzere bir aradayız. Ben bu anlamda hakikaten çok heyecanlıyım. Çünkü şu anda Akdeniz Üniversitesi ve Türkiye için çok önemli bir an, tarihli bir gün olduğunu düşünüyorum" dedi.


Göreve geldikleri ilk dönemde transplantasyon ve kanser alanında birçok araştırma planladıklarını anlatan Özkan, "5 yıl önce göreve başladık. Göreve başladığımız zaman Ömer Hoca’yla merak ve ilgi alanımız olan transplantasyon ve kanser ile ilgili birçok araştırmaya yönelik planımız vardı. Biz bu planı Cumhurbaşkanımıza açtığımız zaman kendileri destek verdi. Şu anda bulunduğumuz bina da Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın destek verdiği projenin binası. Akdeniz Üniversitesi olarak her zaman önemli işlere imza atmak için çok büyük bir gayret gösterdik" diye konuştu.



"Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde yeni bir tedavi yöntemi var"


Lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde özellikle başarısız tedavilerin ardından yeni bir yöntemin devreye girdiğini belirten Özkan, "Lösemi, lenfoma, kemik iliği kanserlerinde artık özellikle başarısız olan tedavilerde yeni bir tedavi yöntemi var. Dünyada 7 merkez bu yöntemi kullanıyor. Çok yeni bir metot bu. Türkiye de Akdeniz Üniversitesi ile 8. ülke olma şerefine nail olacak. Bu tedavide hastaların kanları alınarak güçlendirilecek, tekrar kendilerine çeşitli metotlarla iade edilecek ve yüzde 95 oranında başarıdan bahsediliyor. Bu anlamda da çok heyecanlıyız. Bir başka heyecanımız da şu; bu metodun yalnızca kan kanserleri için değil, yürüttüğümüz araştırmalarla başka tedavilere de uygulanmasını planlıyoruz" dedi.



"Yüz binlerce dolarlık tedaviyi Türkiye’de yerli ve milli olarak uygulayacağız"


Merkezin en önemli yönlerinden birinin yerli üretim altyapısı olduğuna işaret eden Özkan, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Burada önemli olan şey 8. ülke olmamız ve yüz binlerce dolarlık bir tedavi olması. Bu tedaviyi Türkiye’de yerli, milli olarak uyguluyor olmamız son derece önemli. Türkiye için bunun tarihi bir an olduğunu düşünüyorum. Çünkü kan kanserleriyle başlayıp daha sonra başka kanserlere de evrilecek. Birçok umutsuz hastaya umut olacak. Yüzde 95 başarı oranı, çok büyük bir oran gerçekten."


Tedavinin yalnızca hastadan alınan kan örneğinin yurt dışına gönderilmesi şeklinde anlaşılmaması gerektiğini vurgulayan Özkan, Türkiye’de yapılacak işlemin kapsamına dikkat çekti. Özkan, "Bu kan tamamen burada işleme alınacak. Türkiye’de yaptık denilen yerlerde böyle bir şey gerçekleşmiyor. Onlar kanı alıp yurt dışına göndermişler. Ama tedavi bu değil; o zaman tedaviyi yapmış olmuyorsun. Kanı alacağız, tamamen burada işleme alınacak, çeşitli metotlarla değiştirilecek, güçlendirilecek ve yine burada o kan hastaya verilecek. Bence en kıymetli kısım bu, yerli ve milli olması burada önemli. Hem hastaların başarı oranları çok yükseliyor, aynı yerde yaptığımız için. Hem de çok daha uygun fiyatlara mal oluyor. Dünyada sadece 7 yerde yapılıyor. İnsanların kalkıp da Amerika’ya gitmesine gerek kalmayacak. Çok ciddi şeyler bunlar, bütçeler çok ciddi. Artık bunlara gerek kalmayacak" dedi.



"Bugün itibariyle tüm altyapı, ekipman ve teknoloji transferi tamamlandı"


Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ise basın toplantısında merkezin altyapı hazırlıklarının tamamlandığını duyurdu. Özkan, "Aslına bakarsanız 5 yıl önce başladığımız ve hepinizin belki de ismini basından duyduğunuz CAR-T tedavisinin merkezi bu binada artık hizmete başlamış olacak. Bugün itibariyle tüm altyapısı, ekipmanları tamamlanmış, teknoloji transferi tamamlanmış ve AR-GE için tüm altyapısını tamamlamış bulunuyoruz" diye konuştu.


CAR-T’nin bir immünoterapi yöntemi olduğunu vurgulayan Özkan, "Kısa bir şekilde bahsedersek bu bir immünoterapi tedavisi. Şu ana kadar ülkemizde yapılmayıp daha çok hastaların dışarıya gönderildiği veya hastaların kanlarının gönderilip getirildiği bir tedavi yöntemiydi. Bu aşamada hastaların kanları alınacak, laboratuvarda savaşan akıllı hücreler dönüştürülecek, genetik olarak programlanacak, eklemeler yapılacak, çoğaltılacak ve hastaya verilmesi sağlanacak. Bu bir süreç. Yaklaşık 8-10 gün kadar süren bir süreç sonunda hastaya tedavisi planlanacak. Bu kısım mutfak kısmı olacak. Diğer tarafta klinik kısmında da arkadaşlarımız tedaviyi uygulayacak" ifadelerini kullandı.



"1 Nisan itibariyle validasyon ve ruhsatlandırmanın tamamlanmasını, 15 Nisan’da ilk tedaviyi planlıyoruz"


Merkezin en önemli yönünün son teknolojiye sahip laboratuvar altyapısı olduğunu belirten Özkan, başarı oranına ilişkin de açıklamalarda bulundu. Özkan, "En önemli kısmı, son teknolojiyle olan proteinin bu laboratuvarda bulunması. Başarı oranının yüzde 95’in üzerinde olmasını bekliyoruz. Bu ne demek? Tedavinin zaten başarısız olduğu insanlarda bile yüzde 95’in üzerinde bir oran bekleniyor. CAR-T diye bilinen son dönemlerin en güncel tedavisinin bu laboratuvarda uygulanacak olması çok önemli" dedi.


Laboratuvarın mevcut binadaki kullanım oranına ilişkin bilgi veren Özkan, "Bu gördüğünüz binadaki laboratuvar, binanın yaklaşık yüzde 25’ini içerecek. Diğer kısımlarda neler olacak? İleriki dönemde inşallah çok iyi bilinen, maalesef prognozu yani seyri çok kötü olan beyin kanseri gibi tümörler için de kısa zaman içerisinde o proteinlerin transferini, Ar-Ge’sini yapmış olacağız. Bu laboratuvarları daha da geliştirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.


İlk uygulama takvimini de açıklayan Özkan, "Aslına bakarsanız çok önemli ve anlamlı bir günde bu müjdeyi vermiş oluyoruz. 5 yıllık emeğin inşallah meyvesini alacağız. Bugün itibariyle tüm ekipmanlar yerleşti. 1 Nisan itibariyle validasyonu ve ruhsatlandırmasının inşallah tamamlanmasını bekliyoruz. 15 Nisan itibariyle de ilk tedavimizi almayı planlıyoruz" dedi.



"Kaybettiğimiz hastalar için kurtuluş yolu olacak"


Bazı hastalarda mevcut tedavilere rağmen istenen sonucun alınamadığını belirten Özkan, CAR-T tedavisinin özellikle bu hasta grubu açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Özkan, "Tedavide aslına bakarsanız maalesef bazı hastalarda ne yaparsanız yapın hem komplikasyonlar hem de tedavinin yetersizliğinden kaybettiğimiz hastalar var. Bu tabii ki acı bir olay. Hem tedavisi olan bir hastalık diyoruz ama maalesef bu yüzden de kaybettiğimiz hastalar var. Onlar için önemli bir tedavi yöntemi olacak, kurtuluş yolu olacak inşallah" diye konuştu.


Yalnızca Türkiye’den değil, yurt dışından da hasta kabulünün mümkün hale gelebileceğini vurgulayan Özkan, "Hem ülkemizdeki hastalara hem de yurt dışından gelecek hastalara kapı açılmış olacak. Özellikle bugüne kadar hastalarımızı yurt dışına gönderirken, artık yurt dışından da hastaları kabul etme imkanımız olacak. Burada bize en yakın merkez İsrail’de. Ancak Orta Doğu’da ve çevre coğrafyada birçok ülkeden bu hastaların gelme imkanı olacak" ifadelerini kullandı.



"Vücudun savaşan hücreleri laboratuvarda güçlendirilip yeniden hastaya verilecek"


Tedavinin bilimsel mekanizmasını da anlatan Özkan, bağışıklık sisteminin kanserle savaşan hücrelerinin laboratuvar ortamında dönüştürülerek yeniden hastaya verileceğini ifade etti. Özkan, "Vücutta aslına bakarsanız kanserde savaşan hücreler var. Ama bu hücreler bazen yetişemiyor; ya miktar olarak yeterli olmuyor ya da güçlü olamıyor. Anlaşılacak şekilde anlatayım; savaşan hücreler alınacak. Bu hücreler laboratuvarda genetik olarak değiştirilip o kanser türüne karşı savaşabilecek eklerle donatılacak. Bunlara reseptörler, antijenler deniyor, yeterli miktara geldikten sonra çoğaltılması sağlanacak. Bunun için reaktörler var. Her makinenin ayrı bir reaktörü olacak. Bu makineden bize şu an için 4 tane olacak. Şimdilik yeterli olduğunu düşünüyoruz, gerekirse artırılacak" dedi.


Bu hücrelerin milyonlarca kez çoğaltılacağını dile getiren Özkan, "Daha sonra bu hücreler milyonlarca kez çoğaltılacak. Yeterli sayıya ulaştıktan sonra uygun şartlarda, mümkün olan en kısa sürede hastalara verilecek. Bunun özelliği ve güzelliği de burada. Taze olarak hastalara, hiçbir şekilde dondurma işlemi olmadan verilecek. Bu kişiselleştirilmiş bir tedavi olacak. Çok az bir kemoterapi gerekecek. Bunun dışında çoğunlukla bir immünoterapi türü, yani kişiye özel bir kanser tedavisi olacak" şeklinde konuştu.



"Amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak"


Akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin son yıllarda kemoterapinin yan etkilerini azaltmak amacıyla öne çıktığını belirten Özkan, yeni yöntemin temel hedefini şu sözlerle anlattı:


"Aslında son yıllarda bildiğimiz akıllı ilaçlar, immünoterapi diye bilinen şeyler, kemoterapilerin yan etkilerini azaltmak için ön plana çıktı. Kemoterapi güzel bir şey ama maalesef sağlıklı hücreleri de etkiliyor. Bundaki amacımız sağlıklı hücrelere zarar vermeden tedaviyi sağlamak. Tabii bunun da az miktarda olsa etkileri var. Onlar için de önlemleri almamız gerekiyor. Çünkü çok kuvvetli askerler veriyorsunuz. O askerlerin sağlıklı yerlere, yani vücudun diğer organlarına saldırmaması için önlem almak gerekiyor."



"İlk hedef yıllık 100 hasta, kapasite 150’ye çıkabilecek"


Merkezin yıllık hasta kapasitesine ilişkin de bilgi veren Özkan, "Şu andaki hedefimiz yıllık minimum 100 hasta. Bu sayı mevcut teçhizatla 150’ye kadar çıkarılabilir. Hücrenin reaktörlerde çoğaltılması ve işlemin tamamlanması, aldığımız sistemde yaklaşık 7 gün gibi planlanıyor. Bazı hastalarda bu süre 9-10 güne kadar çıkabilir. Bizim aylık 10-12 hasta alma potansiyelimiz var. Ama bunu 4 katına kadar artırma potansiyelimiz de bulunuyor. Bu tamamen talebe göre şekillenecek" dedi.


Tedavinin maliyet boyutuna da değinen Özkan, "Bu pahalı bir tedavi. Biz bunu yurt dışına göre çok daha düşük maliyetle yapmayı planlıyoruz. Hesaplarımız bunu gösteriyor. Çünkü yerli tüm imkanlarımızla, devlet imkanlarıyla kurulmuş bir laboratuvar ve üniversitenin imkanlarıyla oluşturulmuş bir tedavi yöntemi olacak. Bu teçhizat ve teknoloji transferi tamamen bilimsel araştırma projelerinin altyapısıyla oluşturuldu. Laboratuvar tamamen devlet imkanlarıyla yapıldı. Diğer kısım ise tamamen üniversite imkanlarıyla hayata geçirildi" diye konuştu.



"Çocuk hastalara da ulaşacak, sıradaki hedef beyin kanseri"


CAR-T uygulamasında yaş gruplarına göre farklılıklar bulunduğunu aktaran Özkan, "Yaş skalası var. Bazı tedavilerde 25 yaş altı, diğerlerinde daha çok erişkin hastalar olacak şu an için. Ama ileriki dönemde yaş aralığı değişecek. Bunlar tamamen araştırmayla ilgili. Mutlaka çocuk kısmına da gelmesi sağlanacak. Çocuklarda zaten daha çok lösemi görülüyor ve onların tedavisi başarılı şekilde yapılıyor. Ancak erişkin hastalarda büyük sorun var. Onlar inşallah bu yöntemle çözülecek" dedi.


Merkezin gelecekte başka kanser türlerine yönelik çalışmalara da ev sahipliği yapacağını belirten Özkan, "Diğer kanser türleri için de bu merkez bir umut ve çalışma ortamı sağlayacak. En kısa hedefimiz beyin kanseri olan kısım. Teknoloji transferini Kore ve Amerikan firmalarından yaptık. Bilinen firmalar bunlar. Şu anda kullandığımız teknoloji transferi bu altyapı üzerinden ilerliyor" ifadelerini kullandı.


Akdeniz Üniversitesi’nde hizmete açılan Hücresel ve Gen Tedavi Merkezi’nin, yalnızca CAR-T tedavisinin uygulanacağı bir alan değil; araştırma, eğitim ve klinik uygulamayı aynı çatı altında buluşturan ileri biyoteknoloji üssü olması hedefleniyor. Merkezde önümüzdeki süreçte solid tümörlere yönelik yeni nesil milli CAR-T platformlarının geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş hücresel tedavi yaklaşımlarının tasarlanması ve gen düzenleme temelli terapilere yönelik araştırmaların yürütülmesi planlanıyor.



Kanser tedavisinde çığır açan CAR-T’de yerli üretim dönemi başlıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir İzmir’de şiddet gördüğü eşi tarafından dördüncü kattan atılan kadın yaşam mücadelesi veriyor İzmir’de çocuğunu görme bahanesiyle kandırılarak şiddet gördüğü eşinin yanına götürülen genç kadının dördüncü kattan aşağı atıldığı öne sürüldü. Ağır yaralanan kadın hastanede yaşam mücadelesi verirken, kaçan şüphelileri arama çalışmaları devam ediyor. Edinilen bilgiye göre, Aylin G. şiddet gördüğü gerekçesiyle eşi O.G.’den şikayetçi olup Torbalı ilçesinde yaşayan annesinin evine yerleşti. Defalarca karakolluk olan çiftin 8 yaşındaki kızları geçici süreyle devlet korumasına alındı. Eşiyle ortak arkadaşları olan A.E., genç kadınla iletişime geçerek devlet korumasındaki kızlarını alabilmek için kurum yetkilileriyle görüşmeleri gerektiğini söyledi. Bunun üzerine Aylin G., kaldığı adresi verdi ve bir süre sonra gelen A.E.’nin aracına binerek yola çıktı. İddiaya göre ikili çocuk esirgeme kurumuna doğru ilerlerken, A.E. yol üzerinde bekleyen O.G.’yi araca aldı. O.G., araç içerisinde kendisinden şikayetçi olan Aylin G.’ye şiddet uygulamaya başladı. Genç kadın daha sonra Yeşilyurt semtindeki bir eve götürülerek burada da darp edildi. Yardım isterken balkondan atıldı Fırsatını bulup yardım istemek için balkona çıkan Aylin G.’nin eşi tarafından balkondan aşağı atıldığı öne sürüldü. Ağır yaralanan genç kadın hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Olayın ardından kayıplara karışan O.G. ve ona yardım eden A.E.’nin dört gündür arandığı, Aylin G.’nin ise hastanedeki tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Sinop Sinop’ta konut satışları arttı Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) verilerine göre Sinop’ta konut satışları şubat ayında geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterdi. Kent genelinde 246 konut satılırken, iş yeri satışları 11 adet olarak kaydedildi. TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı Şubat ayı Konut ve İşyeri Satış İstatistikleri bültenine göre Sinop’ta konut satışları geçen yılın aynı ayına göre 52 adet artarak 246’ya ulaştı. Aynı dönemde kent genelinde 11 iş yeri satışı gerçekleşti. İş yeri satışlarının 2’si ilk el, 9’u ise ikinci el olarak kayıtlara geçti. Şubat ayında en fazla konut satışı 75 adet ile merkez ilçede gerçekleşti. Bu rakam, Sinop genelindeki toplam konut satışlarının yüzde 30,5’ini oluşturdu. İpotekli konut satışlarında da artış görüldü. Geçen yılın aynı ayına göre 18 adet artış yaşanan ipotekli konut satışları 45 olarak açıklandı. Böylece ipotekli satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 18,3 oldu. İpotekli satışların 20’si ilk el, 25’i ise ikinci el konutlardan oluştu. İpotekli satışların dışında kalan diğer konut satışları ise geçen yılın aynı ayına göre 34 adet artarak 201’e yükseldi. Bu satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 81,7 olarak kaydedildi. Sinop’ta ilk el konut satışları da artış gösterdi. Şubat ayında ilk kez satılan konut sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 23 adet artarak 107’ye ulaştı. İlk el satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 43,5 oldu. İkinci el konut satışları ise geçen yılın aynı ayına göre 29 adet artarak 139 olarak gerçekleşti. Böylece Sinop’ta toplam konut satışlarının yüzde 56,5’ini ikinci el konutlar oluşturdu.
Samsun OMÜ’de 14 Mart Dünya Pi Günü kutlandı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Eğitim Fakültesi Matematik ve Fen Bilimleri Eğitimi Bölümü İlköğretim Matematik Öğretmenliği anabilim dalı öğrencileri tarafından "14 Mart Dünya Pi Günü" etkinliği gerçekleştirildi. Eğitim fakültesi konferans salonunda gerçekleşen etkinliğe Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, Doç. Dr. Esen Ersoy, akademisyenler, OMÜ Vakıf Koleji, TED Koleji, 19 Mayıs Kösedik Ortaokulu, 23 Nisan Ortaokulu ve Adnan Ölmez Ortaokulu öğrencileri ile öğretmenleri katıldı. Etkinlik saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hamza Çalışıcı, konuşmasına Pi Günü önemli bir gün olduğunu vurgulayarak Pi sayısının matematiksel özelliklerine değindi. Pi Günü’nün neden 14 Mart’ta kutlandığını açıklayan Prof. Dr. Çalışıcı, tarihin 3. ayın 14’ü olması nedeniyle Pi sayısının yaklaşık değeri olan 3,14’ü temsil ettiğini katılımcılara tekrar hatırlattı ve sayıların rasyonel ve irrasyonel olarak ayrıldığını, Pi’nin irrasyonel bir sayı olduğunu, virgülden sonraki basamaklarının sonsuza kadar devam ettiğini ve kesirli biçimde yazılamadığını ifade ederek cümlesini noktaladı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen öğrenci sunumlarında Pi sayısının tanımı, dairenin çevresinin çapına oranı ve dairenin alanı gibi temel matematiksel kavramlar ele alındı. Sunumlarda ayrıca Pi sayısının tarih boyunca farklı matematikçiler tarafından nasıl hesaplandığına ilişkin bilgilere de yer verildi. Yarışmada dereceye giren öğrencilere madalya verildi Etkinlikte Pi sözlüğü oyunu oynanırken Pi sayısının basamaklarını ezberleme yarışması da düzenlendi. Yarışmada dereceye giren öğrencilere madalya verildi. Program, katılımcıların Pi sayısı temalı etkinlik masalarını ziyaret etmesiyle sona erdi.
Balıkesir Altıeylül’de bayram öncesi mezarlıklarda yoğun mesai Altıeylül Belediyesi, Ramazan Bayramı öncesinde ilçe genelindeki mezarlıklarda kapsamlı temizlik ve bakım çalışmalarını sürdürüyor. Altıeylül Belediyesi mezarlıklar müdürlüğü ekipleri, vatandaşların bayram öncesinde ve bayram süresince gerçekleştirecekleri kabir ziyaretlerini daha temiz, düzenli ve güvenli bir ortamda yapabilmeleri amacıyla mezarlıklarda yoğun bir çalışma yürütüyor. Çalışmalar kapsamında ekipler, başta Çınarlıdere Mezarlığı olmak üzere mücavir alan içerisinde bulunan mahalle mezarlıklarında temizlik ve bakım faaliyetlerini artırdı. Mezarlık alanlarında uzayan ve geçiş yollarını kapatan yabani otlar temizlenirken, yürüyüş yolları ve mezar aralarındaki alanlarda da detaylı temizlik gerçekleştiriliyor. Vatandaşların ziyaretleri için hazırlık Altıeylül Belediyesi ekipleri ayrıca kuruyan ağaç dallarını budayarak hem çevre düzenini sağlıyor hem de tehlikelerin önüne geçiyor. Yapılan budama ve temizlik çalışmalarının ardından mezarlık alanlarında genel çevre düzenlemesi yapılarak ziyaretçilerin daha rahat hareket edebileceği bir ortam oluşturuluyor. Altıeylül genelinde sürdürülen çalışmalarla birlikte mezarlıkların daha bakımlı ve düzenli hale getirilmesi hedeflenirken, ekipler bayram öncesinde çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Şehirli: "Mezarlıklarımızı bayrama hazırlıyoruz" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Hakan Şehirli, mezarlıkların toplum için manevi değeri yüksek alanlar olduğuna dikkat çekti. Başkan Şehirli, Ramazan Bayramı öncesinde vatandaşların kabir ziyaretlerini daha huzurlu bir ortamda gerçekleştirebilmeleri için belediye ekiplerinin sahada yoğun şekilde çalıştığını ifade etti. Başkan Şehirli "Ramazan Bayramı öncesinde mezarlıklarımızda kapsamlı bir temizlik ve bakım çalışması yürütüyoruz. Komşularımızın kabir ziyaretlerini daha temiz, düzenli ve huzurlu bir ortamda yapabilmeleri için ekiplerimiz ilçe genelindeki mezarlıklarda titizlikle çalışmalarını sürdürüyor. Bayram öncesinde bu çalışmalarımızı tamamlayarak vatandaşlarımızın ziyaretlerini en iyi şartlarda gerçekleştirmelerini sağlamayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.
Muğla Fethiye’de polis KADES ihbarına gitti, evden cephanelik çıktı Muğla’nın Fethiye ilçesinde bir kadının KADES uygulaması üzerinden yaptığı ihbar üzerine harekete geçen İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, bir evde adeta cephanelik ele geçirdi. Olayla ilgili Alman uyruklu bir şüpheli gözaltına alınarak adliyeye sevk edildi. Edinilen bilgiye göre, 12 Mart 2026 günü G.B. isimli kadın şahsın KADES uygulaması üzerinden yardım talebinde bulunması üzerine Fethiye İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri Karagedik Mahallesi’nde bulunan ikamete intikal etti. Adreste bulunan G.B., birlikte yaşadığı Alman uyruklu G.P.F. isimli şahsın kendisini darp ettiğini ve silah zoruyla evde tuttuğunu ifade etti. Şüpheli G.P.F.’nin çelişkili ifadeler vermesi üzerine ekipler konuyu detaylı şekilde araştırdı. Yapılan incelemelerde ikamette silah olabileceği bilgisine ulaşılması üzerine Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde operasyon düzenlendi. Fethiye Asayiş Büro Amirliği ekiplerince gerçekleştirilen operasyonda evde yapılan aramalarda, 1 adet otomatik tabanca (Uzi olarak tabir edilen) ve 1 adet şarjör, 1 adet Maestro ibareli otomatik tüfek ve 3 adet şarjör, 1 adet Blow ibareli kurusıkı tabanca ve şarjör, 123 adet av tüfeği kartuşu, 251 adet 9x19 mm tabanca mermisi, içime hazır esrar maddesi, 2 gram ham esrar, 1 adet "Galaix" ibareli kasatura olarak tabir edilen bıçak ele geçirildi. Olayla ilgili şüpheli G.P.F. hakkında 6136 Sayılı Kanuna Muhalefet, Kasten Yaralama, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve TCK 191 kapsamında adli ve idari işlem başlatıldı. Cumhuriyet savcısının talimatıyla gözaltına alınan şüpheli, adliyeye sevk edildi.