ASAYİŞ - 14 Ocak 2026 Çarşamba 11:33

Huzurevinde 3 kişiyi bıçaklayarak öldüren sanığa üç kez ağırlaştırılmış müebbet talebi

A
A
A
Huzurevinde 3 kişiyi bıçaklayarak öldüren sanığa üç kez ağırlaştırılmış müebbet talebi

Antalya’da yaklaşık 4,5 yıldır kaldığı huzurevinden hakkında tutulan tutanak sebebiyle çıkartılacağı gün husumetli olduğu öne sürülen 3 kişiyi meyve bıçağıyla öldürmek suçundan üç kez ağırlaştırılmış müebbet talebiyle tutuklu yargılanan 65 yaşındaki huzurevi sakini hakkında savcı mütalaasını sundu. Mütalaada iki mağdurun tasarlayarak öldürüldüğü, üçüncü mağdura yönelik eylemin ise "canavarca hisle" işlendiği belirtilirken, mahkeme sanığa ek savunma süresi verip duruşmayı erteledi.


Olay, 3 Mayıs 2024 günü saat 01.30 sıralarında Döşemealtı ilçesinde bulunan Halil Akyüz Huzurevi’nde meydana geldi. Yaklaşık 4,5 yıldır huzurevinde kalan İzzettin Süğüt (65), aralarında husumet bulunduğu öne sürülen huzurevi sakini Selçuk Goncegül’e (73) gece uykuda meyve bıçağıyla saldırdı. Saldırıyı duyup odaya gelen Ali Serdar Batır (66) ve Ahmet Özdemirel’i (74) de bıçaklayan Süğüt, yangın merdiveninden kaçtı. İhbar üzerine huzurevine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Ekipler, Selçuk Goncegül ile Ali Serdar Batır’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Ağır yaralanan Ahmet Özdemirel de ambulansla kaldırıldığı hastanede kurtarılamadı. Polis ekipleri kaçan İzzettin Süğüt’ü Yeşilbayır Mahallesi Atatürk Caddesi üzerinde yakalayarak gözaltına aldı. Huzurevinde yaşanan tartışmalar nedeniyle hakkında tutanak tutulduğu, tahliye süresi uzatılan odasından o gün çıkışının kesinleştiği öğrenilen zanlı, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilerek tutuklandı. Güvenlik kamerasına yansıyan görüntülerde iki elinde bıçak bulunan zanlının koridorda huzurevinin güvenlik görevlisiyle karşı karşıya gelmesi, görevlinin yere düşmesi ile İzzettin Süğüt’ün peşinden gittiği anlar yer aldı.


Sanık ilk duruşmada verdiği beyanında, huzurevi yönetimiyle tartışma yaşadığını iddia ederek, "Olay günü huzurevi müdürü bana koridorda küfürler etti, bana vurdu. ’Seni huzurevinden atacağım. Çıkış için imza atmazsan kadını taciz ettiğini söyleriz dediler. Ben de imza attım. Odama döndüğümde ise maktul Selçuk Goncegül bana iki kere vurdu. O gün kendimi kaybettim, psikolojim bozuldu. Ben de o sinirle mutfağa gittim ve elime geçen ilk bıçağı aldım. Daha sonra arkadaşım Ali Serdar Batır’a saldırdım. Selçuk Goncegül ise sandalyede oturuyordu. Televizyon izliyordu. Kolumu tuttu. Ben de kendimden geçtim, saldırdım. Çok pişmanım, ne yaptığımı hatırlamıyorum. Amacım korkutmaktı. Ahmet Özdemirel’i neden bıçakladığımı da hatırlamıyorum" ifadelerini kullandı.


Davanın bugünkü duruşmasına sanık İzzettin Süğüt cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlanırken, müşteki avukatı salonda hazır bulundu. Cumhuriyet savcısı, Süğüt’ün Selçuk Goncegül ile Ali Serdar Batır’ı tasarlayarak öldürdüğü, Ahmet Özdemirel’e yönelik eylemini ise canavarca hisle gerçekleştirdiği yönünde mütalaa sundu.


Mütalaaya karşı konuşan sanık İzzettin Süğüt, huzurevi yönetimini suçlayarak, "Olaya itirazım yok, burada durmayı hak etmiyorum. Bu olayı yapan da, yaptıran da o dönemdeki başhemşire ile şube müdürüdür. Bizi karşı karşıya getiren onlardır. Ben vedalaşacaktım, beni sürtüştürdüler" dedi.


Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi ve ek savunmanın alınması için ileri bir tarihe ertelendi.



Huzurevinde 3 kişiyi bıçaklayarak öldüren sanığa üç kez ağırlaştırılmış müebbet talebi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla B-Reçete bilgilendirme toplantısı Muğla’da düzenlendi Bitki koruma ürünlerinin doğru, kontrollü ve izlenebilir şekilde kullanılması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilecek B-Reçete Sistemi hakkında, ziraî ilaç bayileri, reçete yazma yetkilileri ve sektör paydaşlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi B Salonunda gerçekleştirilen toplantının açılış konuşmasını yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın tarımsal üretimde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı. Tarladan sofraya kadar izlenebilir ve sürdürülebilir bir üretim sistemi hedefiyle geliştirilen B-Reçete Sistemi’nin Ocak 2026 itibarıyla pilot uygulama kapsamında hayata geçirildiğini belirtti. Baydar, sistem sayesinde bitki koruma ürünlerinin hatalı ve gereğinden fazla kullanımının önlenmesi, pestisit kalıntılarının azaltılması, çevre ve insan sağlığının korunması ile denetim etkinliğinin artırılmasının amaçlandığını ifade etti. Ayrıca mevcut kayıt ve izleme uygulamalarının elektronik ortama taşınarak ürün ve parsel bazlı izlenebilirliğin sağlandığını vurguladı. Konuşmasında çevre duyarlılığına da değinen Baydar, il genelinde başarıyla yürütülen zirai ambalaj atıklarının toplanması ve bertarafı projesi ile çevreye yönelik sorumluluğun somut adımlarla ortaya konulduğunu belirterek, "Temiz su, temiz toprak ve temiz çevre hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Bu toplantının, B-REÇETE Sisteminin doğru anlaşılması ve sahada etkin uygulanması açısından faydalı olacağına inanıyor, katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi. Toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram ise bitkisel üretimde zirai mücadelenin kaçınılmaz olduğunu, ancak bu mücadelenin doğru yönetilmemesi halinde ürün kayıplarının yanı sıra insan, çevre ve hayvan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğunu ifade etti. B-Reçete sisteminin Türkiye’de bir ilk olduğuna dikkat çeken Bayram, "Bayiden üreticiye, reçete yazandan il ve ilçe müdürlüklerine kadar herkes bu sistemin bir paydaşıdır. Sistem sayesinde hangi tarlada, hangi ürüne, ne kadar bitki koruma ürünü kullanıldığı il, ilçe ve parsel bazında izlenebilecektir" şeklinde konuştu. Bayram ayrıca, B-Reçete sisteminin 4 pilot ilde 5 etken madde ile uygulanmaya başlandığını, 1 Temmuz 2026 itibarıyla ise tüm illerde hayata geçirileceğini belirterek, sistemle birlikte zirai ilaçların üretimi, satışı ve uygulamasının elektronik ortamda kayıt altına alınarak izleneceğini söyledi. Bu uygulamanın, zirai ilaçların hatalı ve aşırı kullanımının önlenmesi ile pestisit kalıntılarının azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı.
Ankara ABB Başkanı Yavaş’tan ilginç çıkış: "Ankara’da su problemi yok" Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, medyaya yansıyan su kesintisi haberlerinin dezenformasyon amaçlı yapıldığını iddia ederek, "Ankara’da su problemi yok" dedi. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Başkent’te yaşanan su kesintilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. ABB konferans salonunda gerçekleştirilen basın toplantısında konuşan Yavaş, Ankara’da su sıkıntısı olmadığını, bu konuda dezenformasyon yapıldığını öne sürdü. Mansur Yavaş, toplantının yapıldığı salonda bulunan vatandaşlara seslenerek, "Suyu kesilenler Allah rızası için elini kaldırsın. Kaldırsın elini" dedi. Yavaş şunları kaydetti: "Dünyanın içinden geçtiği süreç, sıradan bir kuraklık değil. Bu bilim insanlarının adını koyduğu şekliyle bir iklim kırılmasıdır. Yani eski düzenin bittiği, yeni ve çok daha sert bir doğa rejiminin başladığı bir dönemdeyiz. Birleşmiş Milletler Dünya Meteoroloji Örgütü ve uluslararası bilim çevreleri açıkça söylüyor. Akdeniz havzası Türkiye’nin de içinde olduğu bu kuşak, dünyadan en hızlı kuruyan bölgesi haline geldi. Yağmur yağıyor ama toprağa işlemiyor. Kar yağıyor ama barajları doldurmuyor. Buharlaşma artıyor, yeraltı suları çekiliyor ve kaynaklarımız hızla tükeniyor. Bu küresel tablo Elazığ’ı da vuruyor. Kayseri’yi de, Konya’yı da, Malatya’yı da, yurdun çeşitli yerlerini ve elbette Ankara’yı da. Bugün Ankara tarihinin en kurak hidrolojik dönemini yaşıyor. Bunu tahminle değil, rakamlarla söylüyoruz. Bakın nüfusumuz da artarken barajlara gelen su azalıyor. 1994’te Ankara’da kişi başına düşen yıllık su miktarı 41 metreküptü, 2008’de 45 metreküptü, 2025’te bu rakam 19 metreküpe düştü." "200 gün dediğiniz göz açıp kapatıncaya kadar geçer" Ankara’nın su açısından oldukça fazla fakirleştiğini ifade eden Yavaş, "Bir yanda 6 milyona yaklaşan bir şehir, öte yanda her geçen yıl daha az gelen su. Az önce ekranda gördüğünüz baraj görüntüleri, işte bu gerçeğin fotoğrafıdır. Geçen yıl bu noktaların tamamında su vardı. Bu tablo iklim krizinin Ankara’ya düşen payıdır. Bizim görevimiz şudur arkadaşlar. Bu gerçeği gizlemek değil, bu gerçeğe rağmen Ankara’yı ayakta tutmaktır. Ben bugün burada siz Ankara’yı izleyenlere korku salmak için anlatmıyorum bunları. Ankara’nın 200 günlük suyu var demiştim. 200 gün dediğinizde göz açıp kapatıncaya kadar geçer. Bu süreçte de ciddi miktarda tasarruf ettik. Bunu da söyleyeyim size" diye konuştu. "Ankara’da su problemi yok" Ankara halkının güvenini boşa çıkarmadıklarını ve çıkarmayacaklarını savunan Yavaş, "Kimsenin hakkını da kimseye yedirmedik. Bundan sonra da yedirmeyeceğiz. Bir gün hepimizin görevi bitecek. Önemli olan o gün geldiğinde geriye ne bıraktığımız kalacak. Başınız dik olsun, bizim başımız dik, sizlerin de içi rahat olsun. Değerli basın mensupları, Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da şu anda su problemi yok. Tekrar ediyorum yayın yapacaklara. Ankara’da şu anda su problemi yok. Ankara’da su problemi yok" dedi.
İzmir Thomas Reis: "Kupada hedefimiz çeyrek final" Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis, Aliağa FK karşısında iyi bir oyun sergileyip önemli bir maçı kazandıklarını belirterek, "Türkiye Kupası’nda birincil hedefimiz çeyrek finale kalmak, ardından da Konferans Ligi’nde play-off’lara yükselmek" dedi. Ziraat Türkiye Kupası A Grubu 2. hafta maçında Samsunspor, deplasmanda TFF 2. Lig takımı Aliağa FK’yı 6-2 mağlup ederek grupta 2’de 2 yaptı. Karşılaşmanın ardından Samsunspor Teknik Direktörü Thomas Reis, düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Aldıkları galibiyetten dolayı çok mutlu olduklarını, üç farklı kulvarda mücadele etmenin bilinciyle sahada iyi bir performans sergilediklerini ve galibiyeti hak ettiklerini dile getiren Reis, "Rakibimizin kırmızı kart görmesinin ardından o bölümde sergilediğimiz performanstan dolayı üzgün olduğumu söylemeliyim. Çünkü bu süreçte rakibimize fazla fırsat verdik ve bunun sonucunda da gol yedik. Golden hemen sonra doğru ve çok iyi bir reaksiyon gösterdik, daha agresif oynamaya başladık ve sonunda 6-2’lik bir galibiyet elde ettik. Bu galibiyet elbette bizi mutlu ediyor ancak defansta yaptığımız hataları da mutlaka konuşmamız gerekiyor. Biz takım olarak her zaman elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz ve her zaman maç maç ilerliyoruz; takımım da bunun bilincinde" ifadelerini kullandı. "Hedefimiz çeyrek finale kalmak" Eksik ve sakat oyuncuların çokluğu nedeniyle zaman zaman farklı kadrolarla sahaya çıktıklarını ancak hangi kulvarda olursa olsun her zaman tecrübe kazanmaya ve iyi performans ortaya koymaya çalıştıklarını vurgulayan Alman teknik adam, "Önümüzde çok sayıda maç olduğunu biliyoruz; yanlış hatırlamıyorsam şubat ayında oynamamız gereken 7 karşılaşma var ve her kulvarda bu maçlara hazır çıkmaya çalışıyoruz. Hazır olduğumuzu düşünüyorum, ancak sakat oyuncularımızın da bir an önce dönmesi gerekiyor. Onların dönüşüyle birlikte daha fazla opsiyonumuz olacak. Bugünkü galibiyet bu açıdan da çok önemliydi. Türkiye Kupası’nda birincil hedefimiz çeyrek finale kalmak, ardından da Konferans Ligi’nde play-off’lara yükselmek. Zaten birkaç gün içinde rakibimizin Finlandiya’dan mı yoksa Makedonya’dan mı olacağını öğreneceğiz" şeklinde konuştu.
Muğla Mahalle muhtarından Datça’ya 2 bin harnup fidanı Muğla’nın Datça ilçesindeki İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora, Datça’nın doğasına sahip çıkmak ve sürdürülebilir turizme destek vermek amacıyla bağışlarla temin edilen 2 bin harnup fidanını ücretsiz olarak dağıttı. İskele Mahallesi Muhtarı Meriç Bora’nın, Datça’nın doğasına sahip çıkmak ve sürdürülebilir turizme destek vermek amacıyla başlattığı fidan kampanyası meyvelerini verdi. Esnaf ve turizmcilerin bağışlarıyla temin edilen 2 bin harnup fidanı, Muhtar Bora ve ekibi tarafından halka ücretsiz olarak dağıtıldı. Muhtar Bora dağıtım sırasında yaptığı açıklamada, "Sürdürülebilir Turizm Belgesi kapsamında esnafımız ve otelcilerimiz derneğe bağış yaptı. Biz de her zaman esnafımızın ve turizmcimizin yaptığı bağışın memlekette kalması gerektiğini düşündük ve bu girişimi başlattık. Ben, ekibim ve vatandaşlarımız çok destek verdi. İki bin harnup fidanını aldık ve Datça’ya getirdik. Marmaris İçmeler Mahallesi Muhtarı da bize çok büyük destek verdi. Merkezde ve mahallelerimizde dağıtım noktalarını belirledik. Karaköy, Emecik ve Betçe’yi de programa dahil ettik. Amacımız daha güzel, daha yeşil, daha sürdürülebilir bir Datça" dedi. Harnup ağacının faydalarına da dikkat çeken Muhtar Bora; "Harnup ağacı toprağı verimli kılar, bal üretiminde değer taşır, gölgesi ve oksijen üretimi ile doğaya katkı sağlar ve yüzde yüz Datça’nın doğal yapısıyla uyumludur" ifadelerini kullandı.