GÜNDEM - 22 Ekim 2025 Çarşamba 10:47

Ehliyet sahibi olabilmek için 48 yaşında okuma-yazma öğrenmeye başladı

A
A
A
Ehliyet sahibi olabilmek için 48 yaşında okuma-yazma öğrenmeye başladı

Antalya’da 48 yaşındaki Fuat Aydın, ehliyet sahibi olabilmek için okuma-yazma öğrenmeye karar verdi. Halk Eğitim Merkezi Okuma-Yazma Kursu’na kayıt olarak yıllar sonra defter ve kalemi eline alarak okuma yazma öğrenmeye başlayan Aydın, "Keşke zamanında öğrenseydim, çok geride kalmışız" dedi.


Muratpaşa ilçesinde çay ocağı işleten 48 yaşındaki Fuat Aydın, çocukluğunda imkansızlıklar nedeniyle okula gidemedi. Yaşıtları okula giderken küçük yaştan itibaren köyünde çobanlık yapan Aydın, gençlik yıllarında köyünden büyükşehire gitti. Yaşamı boyunca turizm başta olmak üzere çeşitli sektörlerde hayat mücadelesi veren Aydın, son olarak çay ocağı işletmeciliği yapmaya başladı. Birkaç yıl önce kendisine bir otomobil alan Aydın, ehliyet sahibi olabilmek için okuma-yazma öğrenmeye karar verdi. Azize Kahraman Halk Eğitim Merkezi Okuma-Yazma Kursu’na kayıt olan Aydın, yaklaşık bir haftadır kursa gidiyor. İş yerinde defter, kalem ve silgisini bir an olsun yanından ayırmayan Aydın, çay ocağına gelen müşterilere bir yandan çay servisi yaparken bir yandan da derslerine çalışıyor.



"Keşke zamanında öğrenseydim"


21 yıldır Antalya’da esnaflık yaptığını belirten Fuat Aydın, "21 yıldır Kaleiçi’nde esnaflık yaptım. Turizmle uğraşıyordum, turizm biraz kötü gidince bu işle uğraşmaya başladım. Bütün kardeşlerim turizmcilik yapıyor, ben çaycılık yapıyorum. Okuma-yazması olmayan insan büyükşehirde kör gibidir. Hiçbir şey görmüyor, büyük şehre geldiğin zaman okuma yazma gerekiyor. Köyde bilmiyorduk, biz çobanlık yapıyorduk. Arkadaşlarımız okuldan kaçıp geliyordu. Biz de iyi bir şey değil demek ki diyerek okumadık. Keşke zamanında öğrenseydim, çok geride kalmışız. Keşke 30 yıl önce öğrenseydim, her şeyi şeffaf biçimde görürdüm. Şu an okuma yazma olmadığı için büyük şehirde körüz" dedi.



Ehliyet alıp, muhtar olmak istiyor


Yıllarca okuma yazma anlamında büyük zorluklar yaşadığının altını çizen Aydın, "Okuma yazma bilmemem haricinde bir sıkıntım olmadı. Hesap kitabım var, ticaretten anlıyoruz. Hiç okula gitmedim, okuma yazma bilmiyorum. Öğrenmek istiyorum. Bir arabam var ama ehliyetim olmadığı için okuma yazma öğrenip ehliyet almak istiyorum. Bizim beldenin muhtarı iki dönemdir muhtarlık yapıyor. Okuma yazma öğrenip muhtarlığı kazanıp beldemde muhtarlık yapmak istiyorum. 3 ay önce halk eğitime başvurdum. Yeni başladım, 3-4 gündür okula gidiyorum. Dersler iyi gidiyor, okuma yazma çözülebilecek bir şey. Yazmayı, biraz okumayı, bazı harfleri öğrendim" ifadelerini kullandı.



Ehliyet sahibi olabilmek için 48 yaşında okuma-yazma öğrenmeye başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.