SAĞLIK - 09 Aralık 2025 Salı 14:54

Beğeni ve etkileşim için deprem görüntüsü çekenlere uzmanından uyarı: "Canınızı tehlikeye atıyorsunuz"

A
A
A
Beğeni ve etkileşim için deprem görüntüsü çekenlere uzmanından uyarı: "Canınızı tehlikeye atıyorsunuz"

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, deprem anında birçok kişinin kendi can güvenliğinden önce cep telefonu ile görüntü çekmeye çalışması ve bu anları sosyal medyada paylaşmasının tedavi edilmesi gereken bir davranış olduğunu söyledi.


Son dönemlerde Türkiye’nin birçok noktası depremlerle sarsılırken son olarak dün Antalya’da gece saatlerinde 4.3, öğlen ise 4.9 şiddetinde deprem meydana geldi. Her iki depremde de kent sakinleri büyük panik yaşarken Antalya Valiliği’nden yapılan resmi açılamada depremler nedeniyle kentte her hangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı belirtildi. Yaşanan depremlerde vatandaşlar panikle kendilerini açık alanlara atarken bazı vatandaşlar ise deprem anını ve meydana gelen sarsıntıları cep telefonları ile kaydederek sosyal medya mecralarında paylaştı.



"Önemli bir sorun"


Son dönemlerde yaşanan depremlerde birçok kişinin kendisini korumak, güvenli bölgeye uzaklaşmak ve çök-kapan gibi uygulamalar yapmak yerine cep telefonları ile o anı videoya kaydetmeye çalışmasının önemli bir sorun olarak karşılarına çıktığını belirten Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Erdoğan, "Özellikle insanların deprem gibi bir durumda kendisini korumak, uzaklaşmak, çök-kapan gibi uygulamalar yapmak yerine, eline telefonu alıp video kaydetmeye çalışması, hareket eden nesneleri kaydetmeye, depremi kaydetmeye çalışması önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor" dedi.



"Etkileşim ve beğeni uğruna"


Tehlikeli anlarda dahi sosyal medya ve internet kullanımının önemli bir sorun olduğunu altını çizen Erdoğan, "Çünkü özellikle deprem gibi, can ve mal kaybına neden olabilecek bir olayda bile insanlar, telefonu alıp video kaydetmeye, bunu sosyal medyada paylaşmaya, çeşitli uygulamalarda başlık açmaya çalışabiliyor deprem anında. Bu önemli bir sorun, eskiden mal canın yongası denirdi. Artık sosyal medya canın yongası oldu diyebilirim. Böyle bir değişim olduğunu görüyorum. Bunun en önemli nedenlerinden birisi son dönemdeki sosyal medya ve internet bağımlılığı. İnsanlar önemli durumlarda bile sosyal medya, internette paylaşım yapmak, burada etkileşim almak, beğeni almak uğruna canlarını tehlikeye atabiliyorlar" ifadelerini kullandı.



"Psikiyatrik yardım almalılar"


Erdoğan, insanları beğeni almak uğruna hayatlarını riske attığını belirterek, "Özellikle bu tarz kişilerde tedavi gerekebiliyor. Çünkü kişiler canlarını hiçe sayarak, sosyal medyada paylaşım yapmak, beğeni almak, buralarda etkileşim almak için telefonla oynamak, video çekmek, burada başlık açmak gibi durumları yapabiliyorlar. Tehlikeli olabilecek durumlarda dahi sosyal medya kullanımı, internet kullanımı önemli bir sorun. Mesela son dönemde özellikle önemli bir durum trafik kazalarının da önemli bir nedeni sosyal medya kullanımı, internet kullanımı. Yaptığımız bir çalışmada araç başındayken özellikle güvenlik açısından sosyal medya bağımlılığının, internet bağımlılığının çok önemli bir risk faktörü olduğunu bulduk. O yüzden bu tarz davranışları olan bireylerin mutlaka psikiyatrik yardım almalarını tavsiye ediyorum" diye konuştu.



Beğeni ve etkileşim için deprem görüntüsü çekenlere uzmanından uyarı: "Canınızı tehlikeye atıyorsunuz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Manisa Manisa’daki köpek saldırısı davasında tarihi karar Manisa’nın Yunusemre ilçesinde sahipsiz köpeğin saldırısından kaçarken otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan çocuk için açılan davada mahkeme kararını verdi. Mahkeme, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve Doğa Koruma Müdürlüğü’nün toplam 10 milyon 252 bin 74 TL tazminat ödemesine hükmetti. Karar sonrası açıklama yapan baba Yücel Kılınç, "O hayvanın sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır" dedi. Olay, 24 Ekim 2022’de Yunusemre ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ilkokul öğrencisi E.K., ekmek almak için çıktığı evinin önünde sahipsiz bir köpeğin saldırısına uğradı. Köpekten kaçmaya çalışan küçük çocuk, bu sırada yoldan geçen kamyonetin çarpması sonucu ağır yaralandı. Çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıyan olayın ardından ağır yaralanan E.K., hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alındı. Uzun süre yaşam mücadelesi veren küçük çocuğun hayati tehlikeyi atlattığı ancak yürüme, konuşma ve uzuvlarını kullanmasında kalıcı hasar oluştuğu belirlendi. Olayın ardından aile tarafından açılan davayı karara bağlayan Manisa 2. İdare Mahkemesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların kontrolü ve gözetimi konusunda gerekli önlemleri almadığına hükmetti. Kararda, idarenin yürüttüğü hizmeti sürekli denetlemek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilerek, oluşan zarardan idarenin sorumlu olduğu ifade edildi. Mahkeme, E.K. lehine 250 bin TL’si manevi, 6 milyon 808 bin 663 TL’si maddi tazminat kararı verirken, ceza miktarının faizlerle birlikte toplam 10 milyon 252 bin 74 TL olarak ödenmesine hükmetti. "58 gün yaşam mücadelesi verdi" Pazarcılık yaparak ailesinin geçimini sağlayan baba Yücel Kılınç, yaşanan olayın ardından oğlunun ağır bir travma geçirdiğini belirterek, "O zaman Eren oğluma köpeğin kovalama sonucu bir araba çarpması meydana geldi. Oğlum o zaman ağır bir travma geçirdi. 58 gün yaşam mücadelesi verdi. Oğlumda şu an bedensel sıkıntılar var. Tedavisi uzun sürebilir diyor doktorlar. Şu an tedavi görmekte. Biz de elimizden geleni yapmaktayız. Ama bu mahkemenin 4 yıl sürmesi çok uzun bir süre oldu. Tabii ki biz maddi nedenlerle yetersiz kaldığımız için çocuğumuza yapabileceğimiz tedaviyi tam anlamıyla yapamadık" dedi. "Çocuğum hala tedavi görüyor" "Allah kimsenin başına vermesin ama gerçekten de bu sokak hayvanları büyük tehlike oluşturuyor" diyen baba Kılınç, "Geçen haberlerde izledim. Ufacık çocuğu parçalamışlar. Buna bir an önce kesinlikle önlem alınması gerekiyor. Siz siz olun çocuklarınıza sahip çıkın. Biz yaşadık böyle bir durum. Çünkü sonuçta bu hayvan canlı. Ağzı, dili yok ki. Bizim başımıza da talihsiz bir olay geldi. O hayvanın ne kadar sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır diye düşünüyorum. Ama tabii ki hayvanseverler bu duruma çok tepki gösteriyor. Başlarına gelmediği için rahat bir şekilde konuşabiliyorlar, ifade edebiliyorlar. Biz demiyoruz hayvanlar katledilsin. Sonuçta onlar da Allah’ın vermiş olduğu bir canlıdır. Benim çocuğum şu an 11’ine girecek. Benim çocuğum hala tedavi görüyor. Benim çocuğumun bunda bir suçu var mıydı?" ifadelerini kullandı. Kılınç, davayı 4 yıl sonra kazandıklarını avukatı aracılığıyla öğrendiğini sözlerine ekledi.