ASAYİŞ - 16 Mart 2026 Pazartesi 15:24

Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında sanıkların yargılanmasına devam ediliyor

A
A
A
Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında sanıkların yargılanmasına devam ediliyor

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek’in oğlu Gökhan Böcek ve 2 tutuklu sanığın daha savunmaları alındı.


Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında aralarında görevinden uzaklaştırılan Başkan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık hakim karşısına çıktı.


Muhittin Böcek’in ardından oğlu Gökhan Böcek ile iş insanı Fazlı Ateş ve Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan ilk duruşmada savunmasını verdi. Gökhan Böcek, kendisi hakkında yöneltilen eylemlere cevap verdi. Kendisine yöneltilen suçlamaların babasının bilgisi dahilinde olmadığını ifade eden Gökhan Böcek, yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında bir reklam firmasından yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için fatura ödeme talebinde bulunması eylemine yönelik, "Y. Y. ile yerel seçim propagandası kapsamında yardım etmek istediğini söyledi, maddi tutar söylemedim, reklam konusunda anlaştık. A. bey de destek olmak istediğini söyledi, kabul ettim" dedi.


Eski eşine boşanma konusu karşılığında lüks dubleks villa alımı eylemine yönelik savunma yapan Gökhan Böcek, "Y. abiden borç istedim, Konyaaltı’nda villa projemiz vardı, oradaki daire karşılığında borç istemiştim, İstanbul dosyasında tutuklandıktan sonra bu ifadeyi verdiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.


Oğlu M. A. B. üzerine dubleks villa alınması eyleminde B. Ç.’nin 26 12 Aralık 2024 tarihinde iki farklı işlemde bir döviz işletmesine belirtilen tutarı gönderdiği, karşılığında herhangi bir döviz alımı yapmadığı suçlamasına yönelik savunma yapan Böcek, "Eşimin yurt dışında yaşayan ablası Türkiye ye gelmişti, buraya kesin dönüş yapmak istiyordu, altın bozdurulup ev alınmak istiyordu. Benim çocuğum yok, yeğenlerime ev almak istiyorum dedi. Altınları bozdurup ev aldık, B. Ç.’nin suçlamasını kabul etmiyorum" dedi.


Zuhal B’nin 4 ayrı lüks araç devir ve satışları eylemine ilişkin açıklama yapan Böcek, "Kara para gibi bir durum söz konusu olsa gerçek firmadan almazdık" derken iş insanı E. H.’den nakdi olarak alınan paralara ilişkin ise, "E. H. benim sürekli görüştüğüm biriydi, sanki ona dayatma yapmışım gibi ifadeleri var. Bu doğru değil, oradan bir araç alınma durumu var. Elden nakit verdiğimiz halde hakkımızda icra işlemi başlattı" savunmasını yaptı.


Bir kuyumcunun Muhittin Böcek’in hesabına para göndermesine ilişkin de savunma yapan Gökhan Böcek, "Babam bana altın vermişti, ben gidip hesabına yatırdım. Bizim milletin parasına ihtiyacımız yoktur, varlıklı bir aileyiz" dedi.


Son olarak arkadaşı F. S. isimli şahsın şüpheli olduğu değerlendirilen finansal irtibatları hakkında konuşan Böcek, "F. çocukluk arkadaşımdır, yatırım yapmak istedi, B. beyle tanıştırdım. Bu yatırım sadece Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin vermiş olduğu bir karar değildir, Antalya Valiliği ve Tarım ve Orman Müdürlüğü’nü de kapsamaktadır. Burada nüfuz ticareti yapmam söz konusu değildir" dedi.


Tutuklu diğer sanık Fazlı Ateş de, iş çözme vaadiyle iş adamlarından para alması eylemine yönelik savunma yaptı. Ateş, "B. Ç.’yi uzun süredir tanırım, zaman zaman para alışverişim olmuştur. Maddi sıkıntım vardı, 4 buçuk milyon kendisinden para aldım. Ufuk sitesinde oturduğum evi onun yeğenine devrettim. Evin bedeli 15 milyon TL, borcumu ödediğimde evimi geri alırım demiştim. B. Ç.’nin bana hala borcu bulunmaktadır. Bana verdiği 6 milyon TL’dir. Benim dolandırıcı olduğunu ifade etmiş, sürekli görüşüyorduk, 10 milyonluk senetim var hala kendisinde. E. T. bana geldi, "Hak edişlerim imzalanmıyor, Muhittin başkanla diyaloğunuz var" dedi. Muhittin başkanın müsait olduğu dönemde kendisine sordum, bu firmanın usulsüz iş yaptığından dolayı imzalamadıklarını dile getirdi. Sonra onlara bunu iletince bizim işimiz sağlam dediler, o zaman Ticaret Mahkemesi’ne başvurun dedim. Ben kendilerinden 2 milyon borç almıştım, daha sonra ibanlarına atarak ödedim. Bu borç nedeniyle şikayetçi olduklarını düşünüyorum" dedi.


Antalya Emniyet Müdürlüğü görevinden uzaklaştırılan İlker Arslan ise kendisine yöneltilen suçlamalara şu şekilde cevap verdi: "31 yıllık meslek hayatımda hakkımda akçe konularına ilişkin en ufak bir ithamda bulunulmamıştır, devletimin kaynaklarına hiçbir zaman yan gözle bakmadığım için Allah’ıma şükrediyorum. 3 kez FETÖ kumpasının mağduru oldum. Bu kadar hizmet etmeme rağmen bir evim bile yok, Ankara’daki evim kirada. Tutuklanmama neden olan 2 ifade, operasyon yapılmadan 2 gün önce alınmış, daha önceki ifadelerinde ismim dahi geçmiyor. Kararname hazırlıkları yapıldığında ismim ortaya çıkmış, ben tutuklandıktan 3 gün sonra kararname hazırlanmıştır. İfade verenlerden biri benimle hiç görüşmediğini söylüyor. Bu kişilerle para trafiğim yok, benim adım kullanılarak para isteniyorsa ve haberdar değilsem o zaman benim bu davanın şüphelisi değil, mağduru olmam gerekir. Günümüzde nüfuz ticareti o kadar yaygın ki; görevdeyken 3 kez başsavcının adını kullanarak nüfuz ticareti yapan kişi bulunmuştur. Antalya’ya atanmamdan sonra sivilden tek tanıdığım Fazlı Ateş’e Ankara’dan aldığım araziyi satmaya karar vermiştim. Sözlü olarak anlatmıştım, sonra yazıya döktüm. Polis olan birisi suç olan transferi banka yoluyla yapar mı, bu transferler de banka yoluyla yapıldı, gizli değildir. Antalya’da 1 yıllık görev sürem boyunca bütçemde artma değil, tam tersine azalma meydana gelmiştir. Bunlar mal bildirme formunda görünmektedir. "



"Üzerime atılı suçları işlemedim"


Büyükşehir Belediyesi ile resmi iş ilişkisi olan iş adamlarından suça konu maddi menfaatlerin şahsına aktarılmasına yönelik eyleme ilişkin savunma yapan tutuklu sanık Mehmet Okan Kaya, "Akarlar adlı firmadan zorla para alındığı ve benim de buna yardım ettiğim söyleniyor, bu suçlamayı tamamen reddediyorum. Belediyede görüşmem vardı, firmayı tanımam. S. T. ile karşılaştık, odasına gittim, baba oğul firması odadalardı. Samimim bir ortam vardı, yerel seçimde sponsor olmak istiyorlarmış, daha sonra firmadan arıyorum, şu kadar faturayı keser misin dediler, kestim. Çalıştığım 30 yıl da ses ışık sahne hizmetleri verdim. Hiçbir belediye başkanı kendisi ödeme yapmamıştır, sponsorları ödeme yapmıştır. Bu sadece Antalya’ya mahsus değildir. Ben ödemelerimi fatura karşılığında aldım. Sponsorlarından ödeme aldım. Sponsor konusu çok yaygın olduğu için herhangi bir konudan şüphelenmedim" dedi.



"Bu suçlamalara konu paralar, yüksek sezonda 1 günlük cirom bile değildir"


Hakkında bir şirketten usulüne uygun olmayan para aldığına yönelik iddiaya ilişkin de açıklamada bulunan Kaya, "Hakkımda başka bir iddia bir şirketten ödeme aldığımla ilgili, ben kendilerinden para almadım. Bu üstüme atılmış iftiradır, para almış olsam bir delili olurdu. Ekrem isimli adı geçen şahsı şirket sahibi olarak tanımıştım, esas sahibi Cengiz adlı bir isimmiş. Bahsi geçen parayı ben almadım, emniyette ifade verirken öğrendim, şok oldum. Kimseden para almadım, alsam faturasını keserdim, yaklaşık 7 aylık cezaevi sürecimde üzerime atılan suçları gördüm, neden atıldığını anlayamadım. Ben tutuklandığımdan beri aynı ifadeyi veriyorum, bakıyorum adı geçenler serbestken ben tutukluyum. Bir diğer suçlamada malvarlığını aklamak, kesinlikle kabul etmiyorum, hesap hareketlerimde görülen işlemler, gerçek işlerdir. Kesilen her faturanın resmi görseli videosu vardır, konser organizasyonlarında sanatçılar para almadan sahneye çıkmazlar, iş öncesinde bu sebeple bu şirketlere ödeme yaparım. İş bitiminde bu firmalar bana fatura düzenlerler. Bu suçlamalara konu paralar, yüksek sezonda 1 günlük cirom bile değildir" ifadelerini kullandı.


Son olarak tahliyesini isteyen Kaya, mağdur olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: "Ben suç işlemedim, 7 aydır cezaevindeyim, oturup kalkmakta zorlanıyorum, sağ ayağımda kısalma meydana geldi, yataktan bile zor kalkıyorum. Daha fazla mağdur olmak istemiyorum, önümüz bayram, iki tane çocuğum var. Uzun zamandır çocuklarımı görmedim, tahliyemi ve beraatimi istiyorum."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Antalya’da 30 metrelik falezlerden düşerek ölen müzisyenin son türküsü yürekleri yaktı Antalya’da arkadaşları ile birlikte falezlerde vakit geçirdikten sonra yakın noktadaki patikaya gelen ve ardından dengesini kaybederek 30 metre yükseklikten denize düşerek hayatını kaybeden 38 yaşındaki müzisyenin cenazesi yakınları tarafından alındı. Özel bir okulda da müzik öğretmenliği yaptığı öğrenilen kadının, en son 3 gün önce 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü anısına çalıştığı özel okulda seslendirdiği türkü ise yürekleri yaktı. Olay, dün akşam saat 19.30 sıralarında Gençlik Mahallesi Tevfik Işık Caddesi üzerinde bulunan yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki falezlerde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, müzisyenlik yapan Gizem İşken (38) arkadaşları ile birlikte vakit geçirmek için cadde üzerinde bulunan ve vatandaşların manzara izlemek için tercih ettiği falezlere geldi. Burada yanlarında getirdikleri kamp sandalyelerini falezlerin uç noktasına yakın bir alana yerleştiren İşken ve arkadaşları sohbet etmeye başladı. Bir süre sonra arkadaşlarının yanından kalkan ve yakın noktadaki patika alana giden İşken, dengesini kaybederek yaklaşık 30 metre yükseklikten denize düştü. Kadının çığlık sesini duyan arkadaşlarının 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine Antalya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı ekipler sevk edildi. Gizem İşken’in gözlerinin önünde kayalıklardan düştüğünü gören yakınları sinir krizi geçirirken, polis ekipleri olay sonrası bölgeye vatandaşların girişini yasakladı. Hayatını kaybetti İtfaiye ekiplerinin havanın karanlık olması ve karadan ulaşım sağlayamaması üzerine bölgeye Antalya Emniyet Müdürlüğü Deniz Limanı Şube Müdürlüğü’ne bağlı bot ve balık adamlar sevk edildi. Verilen konuma gelen deniz polisi, kadını su yüzeyinde hareketsiz şekilde buldu. Bota alınan müzisyen Kaleiçi Yatlimanı’na getirildi. Burada hazır bekleyen 112 Acil Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde Gizem İşken’in hayatını kaybettiği belirlendi. Olay Yeri İnceleme ekibinin yaptığı çalışmanın ardından Gizem İşken’in cansız bedeni, kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için Antalya Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Ölmeden önce Yemen Türküsü’nü seslendirmiş Adli tıpta otopsi işlemleri tamamlanan İşken’in cenazesi, yakınları tarafından bugün öğle saatlerinde teslim alındı. Adana’da defnedileceği öğrenilen İşken’in özel bir okulda müzik öğretmenliği yaptığı, aynı zamanda da müzisyen olarak çalıştığı öğrenildi. İşken’in 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü anısına çalıştığı özel okulda 3 gün önce seslendirdiği Yemen Türküsü’nün görüntüleri ortaya çıktı. Görüntülerde Gizem İşken’in öğrencisiyle birlikte türküyü seslendirdiği anlar yer aldı.
İstanbul ’Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında izleyici sınırı talebi ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının beşinci oturumunda, salonda gerginlik yaşanmasının ardından İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na duruşma salonunda, sanık yakınları dışında izleyicilerin alınmaması konusunda müzekkere yazdı. ’Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının beşinci oturumunda, duruşma başlamadan önce duruşma salonunda gerginlik yaşanması üzerine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına güvenlik tedbirlerinin arttırılması amacıyla talepte bulundu. Mahkemeden izleyici sınırlama talebi Mahkeme tarafından Başsavcılığa yazılan müzekkerede, yargılamanın sağlıklı bir biçimde yürütülmesi, sanıkların savunmalarının tamamlanabilmesi ve yargılama faaliyetlerinin usule uygun biçimde devam ettirebilmesi için sanıkların savunma hakları da gözetilerek, duruşma düzenine uygun yapılabilmesi amacıyla yargılamanın gelecek oturumunda sanıklar ile avukatları, müştekiler ve müşteki vekilleri, yargılamayı takip etmek isteyen basın mensupları, tutuklu sanıkların 1’inci ve 2’nci dereceden yakınları ile devam edilebilmesi, bunlar dışında kişilerin salona alınmaması konusunda gerekli tedbirlerin alınması talep edildi. Suç teşkil edebilecek eylemlere yönelik başsavcılıktan talimat alınacak mahkemenin talebine yanıt veren Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yazı yazdı. Yazıda, "Yargılama seyri, duruşma salonu düzeni ve katılımcılara ilişkin oluşturulan mahkeme ara kararının icra edilerek, bildirilen sınırlamaya uygun tedbirlerin mevzuat çerçevesinde alınması, Silivri Kaymakamlığı’nın da yazısı da dikkate alınarak, yerleşke çevresi ve salona özgülenen bina girişinde, duruşmanın ses ve davranışlarla akamete uğramaması için tüm özenin gösterilmesi, suç teşkil edebilecek eylemlere yönelik olarak Cumhuriyet Başsavcılığından talimat alınması rica olunur" ifadelerine yer verildi.