ASAYİŞ - 18 Mart 2026 Çarşamba 13:26

Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü

A
A
A
Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü

Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davada üçüncü duruşma günü başladı. Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, önceki celselerde tutuklu ve tutuksuz yargılanan sanıkların savunmalarının alınmasının ardından, bugün de tutuksuz yargılanan sanıkların ifade işlemlerine devam ediliyor. Duruşmanın öğleden sonraki kısmında savcının mütalaa vereceği bekleniliyor.


Bölge Adliye Mahkemesi toplantı salonunda görülen duruşmada, soruşturma kapsamında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de aralarında bulunduğu 5’i tutuklu toplam 41 sanık yargılanıyor.



İfade işlemleri üçüncü günde de sürüyor


Davanın ilk gününde tutuklu sanıkların savunmaları alınırken, ikinci gün itibarıyla tutuksuz yargılanan sanıkların ifadelerine geçilmişti. Mahkeme heyeti, üçüncü duruşma gününde de tutuksuz sanıkların savunmalarını almaya devam ediyor. Sanıkların, haklarındaki suçlamalara ilişkin savunmalarının alındığı duruşmada, dosyada yer alan para transferleri, taşınmazlar, ruhsat ve iskan süreçleri ile çeşitli mali işlemlere ilişkin iddialar değerlendirilmeyi sürdürüyor.



41 sanık yargılanıyor


Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, sanıklar hakkında icbar suretiyle irtikap, haksız mal edinme, nüfuz ticareti, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması, nitelikli dolandırıcılık ve iftira suçlamalarına yer veriliyor.


Kapsamlı dosyada, belediyedeki bazı işlemler ve mali ilişkiler çerçevesinde, iskan ve ruhsat süreçlerinden seçim dönemine uzanan çeşitli iddialar da yer alıyor.


Duruşma sürüyor


Mahkeme heyetinin gün boyunca tutuksuz sanıkların savunmalarını almaya devam etmesi beklenirken, yargılamanın ilerleyen aşamalarında dosyadaki deliller ve tanık beyanlarının da ele alınacağı öğrenildi



"Çorbada tuzun bulunsun" dedi zorlama olmadı


2024 Yılı yerel seçim propaganda çalışmaları kapsamında reklam firmasının yapmış olduğu işlere yönelik ödemeler için Muhittin Böcek’in oğlu Mustafa Gökhan Böcek ve Serkan Temuçin aracılığıyla kendisinden fatura ödeme talebi bulunması eylemine ilişkin savunma yapan ve aylık 40 milyon TL aylık geliri olduğunu bildiren Tacir A.Y.: "Belli sektörlerde çeşitli iş kollarında iş yapıyoruz, bir kısmı ortaklıdır. Özellikle ortaklı olan şirketlerde icra kurulunda değilim. Özellikle bahsi geçen Finike dövizin kurucusuyum, 25 yıl önce icra kurulundan ayrıldım, 15 yıl önce yönetim kurulundan ayrıldım. Yaptığı işleri avukatlarıma devrettim, kendileri yapıyorlar. Dosyada adı geçenlerin çoğunu tanımam, adı geçenlerden Muhittin Böcek başkanı uzun yıllardır tanırım, oğlunu da lise çağlarından tanırım. Tanışıklığım vardır ama samimiyetim yok. Zeynep hanımın öz babasını gençlik yıllarından tanırım. Zeynep hanım ve Zuhal hanımı ilk kez burada gördüm. Bana isnat edilen suçların hiçbirini kabul etmiyorum. Burada yargılanıyorum, delil yok, şahit yok, yönetim kurulunda değilim, detaylara dair bilgim yok. Reklam firmasına yapılan ödeme, sadece seçimlerde yapılır, seçimlerde genelde HDP dışında tüm siyasi partilere yapabildiğim ölçüde destekte bulunurum. Seçim yardımıdır herhangi bir zorlama olmadı, ricada bulunuldu, ben de yardım ettim. Muhittin başkan aradı, "Çorbada tuzun bulunsun" dedi, bundan ibarettir Gökhan böceğin bizzat benden gelip yardım istediğini sanmıyorum, Muhittin başkan vasıtasıyla yardımda bulunmuşumdur ancak. Hiçbir zorlama yok, mağduriyetim ya da beklentim yoktur, her siyasiye yardım ederiz" dedi.


Zeynep Kerimoğlu’na 80 milyon ödeme yapılmasına ilişkin eylem nedeniyle de savunma yan A.Y., "Finike dövizde yapılan işlemlerden benim haberim olmaz, Zeynep hanıma sorulsun benim hiçbir iletişimim olmamıştır, ortaklarım M.A. ve E.A. bilir. Ben büyük hissedarım, şirketin kurucusuyum" şeklinde konuştu.



"Yıllık bilançomuz 1 milyar doların üzerindedir"


Gökhan Böcek’in kurucusu olduğu döviz bürosunda gerçekleştirdiği işlemlere dair açıklamalarda bulunan A.Y., "Olaydan haberim yok, ne olduğunu bilmem. Gözaltından sonra araştırdım, bilgim yok., Benim bu olayda aracı olduğumu sanmıyorum. Avukatlarımı ararım, x kişiye yardımcı olun, beni mahcup etmeyin derim. Gökhan beyin beni aradığını sanmıyorum, ne işleri varsa beni tanıdıkları için döviz bürosuna gidip işlerini görebilirler. Bu süreçlerden önce de bu süreçte de büyükşehir belediyesinin işlerimde zorluk çıkardığı kanuna göre iş yaptıkları için doğrudur. B.Ç. ve M.Y.’yi tanımam, telefonları da yoktur, talimat verdiğim bilgisi doğru değildir. Finike dövizin yıllık bilançosu 1 milyar doların üzerindedir. S.E. ile gözaltında tanıştım, irtibatım yoktur. Türkiye’de Kapalıçarşı başta olmak üzere birçok kuyumcu ve döviz bürosunun altın işi yaptığı söylenir ama Finike Döviz çok kurumsal bir yerdir, altın işi yaptıklarını sanmıyorum. Bırakın kara parayı kayıt dışı bir işe tenezzül etmemiş bir kurumuz" ifadelerini kullandı.



"Biz kullanılmışız"


Tacir E.A. ise Finike Döviz’de gerçekleşen para transferleri eylemine yönelik şu ifadelere yer verdi: "Antalya’nın önde gelen firmalarındanız, işlem hacmimiz baya yüksektir. Bu olaydan anlaşılıyor ki, biz kullanılmışız. B.Ç. bizden döviz almak için Gökhan Böcek ile geldi, bizim hesabımızda işlem yapmak istediklerini söyledi. İmzaları aldık, paraları teslim ettik. Gökhan, M.Y.’nin Antalya’da iş yapacağını söyledi ve parayı verdik, gönderdik. M.Y.’yi ilk kez gördüğüm için daha sonra biz bu işlemi MASAK a bildirdik. Bu işlemin şüpheli olduğunu bilme şansımız yok, bu olaydan 15-20 gün sonra Gökhan Böcek eşinin döviz işlemi olacağını söyledi. Bankada o kadar müsaitliğimiz yoktu, 70 milyon TL‘lik işlemdi, döviz S.E.’nin iş yerine götürüldü, parayı Zeynep Kerimoğlu’nun hesabına ilettik. Bizim elemanlar ya da S.E.’nin elemanları göndermiş olabilir, hatırlamıyorum."



"B.Ç., ‘parayı Gökhan’ın hesabına aktarın’ dedi"


Yine döviz bürosu üzerinden Gökhan Böcek’in hesabına gönderilen transfere ilişkin savunmada bulunan E.A., "B.Ç.’nin Aralık ayında 55 milyon TL’lik işlemi vardı, bankadan geçeceklerini söylediler, tamam yardımcı oluruz dedik, imzalarını aldık, elden nakit aldım şeklinde yazdı. B.Ç. bir gün sonra gelemeyeceğim, parayı Gökhan’ın hesabına aktarın dedi, Gökhan’ın hesabına aktardık. Telefondan rica etti. 55 milyonluk işlemi ilk defa işlem yaptığımız için MASAK’a bildirdik. Bir gün sonraki olan işlemlerde yoktum, yurt dışındaydım" diye konuştu.


Mustafa Gökhan Böcek’in kendisine getirmiş olduğu fiziki dövizin altın bozdurma pusulası düzenlenerek babası Muhittin Böcek’e gönderilmesine ilişkin talebi doğrultusunda gider pusulası düzenlediği eylemine ilişkin savunmasını sürdüren E.A., "İfade verirken başka unuttuğunuz olay var mı dediler, Muhitin Böcek olduğundan dolayı hatırladım. Çok zaman önceydi, U.K.Y.’ye yönlendirmiştim. Büyük ihtimal Gökhan Böcek geldi, Muhittin Böceğe ait olduğunu biliyorum, 700 bin TL gibi bir paraydı. Başka bir kuyumculuk firmasına yönlendirdim, işlemi tam olarak hatırlamıyorum. Altın bozdurma ya da döviz bozdurma işlemi olabilir, biz de bu yüzden altınla ilişkilendirilmiş olabiliriz" dedi.



"Nasıl bir para kazanılsın ki bu para rüşvet parası olarak verilsin"


Finike Döviz Bürosu yetkilisi tutuksuz yargılanan sanık M.A. ise para transferlerini belediye başkanının oğluna duydukları güven nedeniyle gerçekleştirdiklerini, akıllarına şüpheli bir durum gelmediğini belirterek, şöyle konuştu: "Tüm işlemler E.A. ve ben tarafından yapılmakta. Döviz bürosunda yetkiler bizdedir. İşlem hacmimiz çok yüksek değil aslında, 1 milyar dolar bir ciromuz oluyor. Kara para yada aksi durumlar için büromuzda bir kişiyi görevlendiririz, şüpheli işlemleri yapıldığında sistemimiz bize uyarı verir. Suçlamaları kabul etmiyorum. M.Y. ve B.Ç. isimli kişileri ilk kez gördük. Para banka üzerinden geldi. Bu paranın suç ya da rüşvet parası olduğunu bilmiyorduk. Şehrimizin belediye başkanının oğlu Gökhan Böcek, M.Y. ve B.Ç.’yi getirdi. M.Y., 80 milyon liralık döviz alımı istedi. Yatırım yapmak için Antalya’ya gelen bir iş adamı zannettik. Gökhan Böcek getirdiği için de güvendik. Biz bu işlemleri M.Y.’ye yaptık ve parasını teslim ettik. Halen bu paranın rüşvet parası olduğunu idrak edemiyorum, nasıl bir para kazanılsın ki bu para rüşvet parası olarak verilsin. Daha sonra Zeynep ve Gökhan geldiler. 70 milyon liralık bir döviz istediler. Bizim o gün hesabımızda 6-7 milyon lira vardı. S.E.’ye yönlendirdik. Bir iki gün içinde bu işlemi yapabileceklerini söylediler. Zeynep Kerimoğlu bizden altın faturası istemedi, dövizi banka hesabına istedi. Paradan şüphede duymadık".


M.A. da verdiği ifadesinde M.Y. adlı şahsın parayı Gökhan Böcek’in hesabına aktarılmasını istediğini öne sürerek, "M.Y.’nin ortağı olarak Gökhan Böcek’le iş yerimize gelen B.Ç., 55 milyonluk döviz alacağını söyledi, yardım edebileceğimizi söyledik. 1 gün sonra hesabımıza para gönderdi, ‘Ben gelemiyorum, Gökhan’a verir misin’ dedi. Gökhan, iş yerine korumasıyla gelip parayı alarak gitti, 1 gün sonra Gökhan bey ve O.M iş yerimize geldi, 600 bin Euro döviz var, ev almak istiyoruz, yurt dışından getirirken beyan etmedikleri için altın olarak hesabına yatırılmasını istediler. Kara para olduğunu düşünmeden K.A.’yı arayarak, ‘Bu işi yapabilir misin’ dedik, K.A. ‘Yapabilirim’ dedi. Parayı kendisine attık, o da onların hesabına altın bozdurma işlemi olarak gönderdi. Biz tüm işlemleri belediye başkanının oğlu ve ailesi olduğu için güven duygusuyla yaptık. Bu yüksek miktardaki tüm işlemleri MASAK’a zaten şüpheli olarak bildirdik. Biz kullanılmış bir esnafmışız" dedi.



"Bize gelen altınların hepsi fiziki"


Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama eylemine ilişkin bir süre tutuklu kaldıktan sonra yargılanmasına tutuksuz olarak devam edilen sanık S.E. ise altın ithalatı ve ihracatı işlemleri yaptığını belirterek, "". TL karşılığı döviz yapmıyoruz. Kesinlikle döviz alımı yapılmadı. Yanımda çalışan T. Adlı şahıs beni aradı. Finike Döviz’in yönlendirdiğini söyleyerek altın işlemi olduğunu söyledi. Zeynep Kerimoğlu’nun hesabına 70 milyon liralık işlem yaptık. Bize döviz gelmedi, altın geldi. Bu işlemi de 2 gün de gerçekleştirdik. Biz esnaf arasında borç altın ya da nakit alırız. Ben Finike Döviz’den de aldım. T.A. ile cezaevinde tanıştık. 550 gram civarında bir altın götürdüğünü söyledi. Biz aldık parayı, M.K.’nın hesabına gönderdim. 5 Temmuz günü evdeydim. Muhittin Böcek’in gözaltına alındığını biliyorum. Finike Döviz’in sahipleri KOM’dan çıkınca beni aradılar. ‘Kusura bakma sizi de bu işe dahil ettik’ dedi. Ali Yılmaz’ın yapılan işlemlerden haberinin olmadığını düşünüyorum" dedi.



Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında üçüncü duruşma günü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mardin Mardin Büyükşehir Belediyesi’nden üreticilere 10 ton arı keki dağıtımı Mardin Büyükşehir Belediyesi, "Kırsal Kalkınma" hamlesi kapsamında arı üreticilerine yüzde 100 hibeli 10 ton arı keki dağıtımına başladı. Mardin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı, üretimin çeşitlenmesi, üreticinin desteklenmesi ve kırsalda üretimin güçlendirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Kırsalda üretimin sürekliliğini sağlamak ve arı kolonilerinin verimini artırmak amacıyla 10 ilçede arı üreticilerine yüzde 100 hibeli 10 ton arı keki dağıtımına başlandı. Bu kapsamda üreticiye desteğin sağlandığı Derik ilçesindeki programa, Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Kutbettin Yavuz, Arıcılar Birliği Başkanı Hamdullah Ablak, Bal Birliği Başkanı Servet Bedirhanoğlu, STK ve siyasi parti temsilcileri ile arı üreticileri katıldı. Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Kutbettin Yavuz, Mezopotamya’nın bereketli topraklarında arıcılığı geliştirmek, üreticinin elini güçlendirmek ve biyolojik çeşitliliği korumak amacıyla projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Kolonilerin sağlığını korumayı, üreticinin maliyetlerini hafifletmeyi ve bereketli bir bal sezonuna zemin hazırlamayı hedeflediklerini ifade eden Yavuz, şunları söyledi: "Mardin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı olarak, ’Kırsal Kalkınma’ hamlemiz kapsamında arıcılarımızın en kritik dönemlerinden biri olan kıştan çıkış ve ilkbahar beslemesi sürecinde yanlarında olmanın gururunu yaşıyoruz. Biliyoruz ki arıcılık, sadece bir bal üretimi değil; aynı zamanda doğanın dengesi, ekosistemin sürdürülebilirliği ve kırsal ekonominin can damarıdır. Arılarımızın kovan içi faaliyetlerini hızlandırmak, koloni kaybını önlemek ve verimi artırmak amacıyla dağıtacağımız arı kekleri, üreticilerimizin girdi maliyetlerini düşürürken ürün verimliliğimizi de yükseltecektir." "Her zaman üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz" Mardin’in bitki çeşitliliği ve iklim yapısıyla arıcılıkta büyük bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Yavuz, "Bizler de bu potansiyeli en üst seviyeye çıkarmak için kovan desteğinden teknik eğitime, malzeme yardımından ek besleme desteklerine kadar her zaman üreticilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz. Üreticimizin yüzü güldükçe Mardin kalkınacak, Mardin kalkındıkça ülkemiz daha da güçlenecek. Bu projelerin hayata geçirilmesinde vizyonuyla bizlere yol gösteren, tarım ve hayvancılığı Mardin’in öncelikli gündemi haline getiren Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Sayın Tuncay Akkoyun önderliğinde desteklerimiz devam edecektir" dedi. Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun’a arıcılara verdiği destekten dolayı teşekkür eden Bal Birliği Başkanı Servet Bedirhanoğlu, dağıtılan arı kekinin arıların beslenmesi ve koloni sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Bedirhanoğlu, "Arı keki sayesinde hem koloni gücümüz artacak hem de bal verimimiz yükselişe geçecek. Destekler, üreticilerimiz için büyük bir motivasyon kaynağı oluyor. Arıcılarımız daha güçlü ve kararlı bir şekilde üretime devam edecek. Valimiz ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Tuncay Akkoyun’a arıcılarımıza verdikleri destekler için teşekkür ediyoruz. Üreticinin yanında bu yaklaşımın devam etmesini umut ediyoruz. İnanıyoruz ki, bu çalışmalar sayesinde arıcılık bölgemizde daha da gelişecek ve bal üretimi artarak sürecek’’ şeklinde konuştu.
Antalya Çevre Dostu Çiftçi Kartı Projesi Gazipaşa’da büyüyor Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin uluslararası alanda da ödüle layık görülen "Çevre Dostu Çiftçi Kart" projesi büyümeye devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, projeyi Gazipaşa’da hayata geçirmek amacıyla Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ile protokol imzaladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından 2022 yılında Çevre Kurulu koordinasyonunda başlatılan ve 2023 yılında Çin’de düzenlenen Guangzhou Uluslararası Kentsel İnovasyon Konferansı’nda ödül kazanan "Çevre Dostu Çiftçi Kartı" projesi büyümeye ve yaygınlaşmaya devam ediyor. Antalya’da her yıl yoğun şekilde kullanılan zirai ilaç ambalajlarının doğaya, toprağa ve temiz su kaynaklarına karışmasını önlemek amacıyla hayata geçirilen proje; Kumluca, Finike, Demre, Alanya, Aksu, Kemer ve Serik’in ardından yeni dönemde Gazipaşa’da da uygulanacak. Çevre ve tarım bilinci güçleniyor Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, projeyi, yeni dönemde Gazipaşa’da da hayata geçirmek amacıyla Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ile protokol imzaladı. Başkan Vekili Özdemir, projeyi Antalya’nın ilçelerinde yaygınlaştırmayı sürdürdüklerini belirterek, "Zirai ilaç ambalaj atıklarının doğaya, toprağa ve su kaynaklarına karışmasını önlemeyi hedefleyen bu çevreci uygulamayla hem atıkların güvenli şekilde toplanmasını sağlıyor hem de sürdürülebilir tarım ve çevre bilincini güçlendiriyoruz. Antalya’nın verimli topraklarını ve temiz su kaynaklarını korumak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.
İstanbul Pegasus Hava Yolları’ndan Ramazan Bayramı’nda ek seferler Pegasus Hava Yolları, 17-23 Mart (dahil) tarihleri arasında Ramazan Bayramı nedeniyle Sabiha Gökçen, İzmir, Antalya, Çukurova ve Ankara çıkışlı 271 iç hat, 44 dış hat olmak üzere toplamda 315 ek sefer planladığını açıkladı. Pegasus Hava Yolları, Ramazan Bayramı’nda ek seferlerini açıkladı. 17-23 Mart (dahil) tarihleri arasında Ramazan Bayramı nedeniyle Sabiha Gökçen, İzmir, Antalya, Çukurova ve Ankara çıkışlı 271 iç hat, 44 dış hat olmak üzere toplamda 315 ek sefer planlandı. Sefer yerleri ve sayıları şöyle açıklandı: KKTC İzmir-Ercan - 2 Sabiha Gökçen-Ercan- 6 İç hat İzmir-Kayseri - 4 İzmir-Batman - 2 İzmir-Çukurova -10 İzmir-Ankara -5 İzmir-Elazığ-4 İzmir-Şanlıurfa- 2 İzmir-Mardin - 4 İzmir-Rize - 4 İzmir-Trabzon - 6 Antalya-Kayser -2 Antalya-Çukurova - 4 Antalya-Diyarbakır -4 Antalya-Elazığ - 2 Antalya-Samsun- 2 Antalya-Trabzon - 4 Çukurova-Bodrum - 10 Ankara-Antalya -4 Ankara-Bodrum - 6 İstanbul(IGA)-İzmir - 6 Sabiha Gökçen-İzmir- 19 Sabiha Gökçen-Kayseri- 4 Sabiha Gökçen-Antalya - 38 Sabiha Gökçen-Batman-8 Sabiha Gökçen-Bodrum - 10 Sabiha Gökçen-Çukurova - 15 Sabiha Gökçen-Diyarbakır - 11 Sabiha Gökçen-Dalaman - 14 Sabiha Gökçen-Ankara - 4 Sabiha Gökçen-Elazığ -3 Sabiha Gökçen-Şanlıurfa - 2 Sabiha Gökçen-Gazipaşa - 2 Sabiha Gökçen-Gaziantep - 4 Sabiha Gökçen-Hatay - 8 Sabiha Gökçen-Kars- 2 Sabiha Gökçen-Konya - 3 Sabiha Gökçen-Malatya - 4 Sabiha Gökçen-Mardin - 6 Sabiha Gökçen-Muş- 4 Sabiha Gökçen-Merzifon - 1 Sabiha Gökçen-Ordu - 3 Sabiha Gökçen-Rize - 2 Sabiha Gökçen-Samsun - 2 Sabiha Gökçen-Trabzon - 13 Sabiha Gökçen-Van - 4 Dış hat Sabiha Gökçen-Arlanda - 4 Sabiha Gökçen-Barselona - 2
Muğla MUSKİ’den evde abonelik hizmeti MUSKİ Genel Müdürlüğü abone ofislerine gelemeyen engelli, yatağa bağımlı ve yaşlı vatandaşların abonelik işlemlerini evlerinde gerçekleştiriyor. Bu hizmetten yararlanan 66 yaşındaki Gürcü Saraçlar, eklem rahatsızlığı olduğunu ve evde yapılan işlemlerin hayatını kolaylaştırdığını söyledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, engelli, yaşlı ve yatağa bağımlı vatandaşların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için hayata geçirdiği projelere bir yenisi daha eklendi. Bu kapsamda MUSKİ Genel Müdürlüğü ofise gelemeyen vatandaşların abonelik işlemlerini evlerinde tamamlamalarını sağlayan önemli uygulamayı aralıksız olarak devam ettiriyor. Evde abonelik hizmetiyle işlemler yerinde tamamlanıyor MUSKİ genel Müdürlüğü il genelinde abone ofislerine gelemeyen engelli, yaşlı ve yatağa bağımlı vatandaşların işlemlerini evlerinde gerçekleştiriyor. Uygulama kapsamında, 185 numaralı çağrı merkezi üzerinden randevu alan vatandaşların evlerine gidilerek abonelik sözleşmeleri tablet üzerinden düzenleniyor ve online olarak yapılıyor. Özellikle hareket kısıtlılığı bulunan engelli ve yaşlı vatandaşlar, evlerinin konforunda resmi prosedürlerle zaman kaybetmeden abonelik işlemlerini güvenle gerçekleştirebiliyor. Bu uygulama, toplumun tüm kesimlerine eşit hizmet sunulmasının ve sosyal hizmet anlayışının somut bir göstergesi olarak, engelli, hasta ve yaşlı vatandaşların MUSKİ hizmetlerinden kolay ve güvenli şekilde faydalanmasını sağlıyor. Yaşlı vatandaş Gürcü Saraçlar, "Rahatsızlığım nedeniyle gidemediğim işlemleri evimde yapıyorum" Yaşından dolayı eklem ağrıları çeken ve yürümekte zorlandığı için hizmetten faydalanmanın mutluluğunu belirten Yaşlı vatandaş Gürcü Saraçlar, "Ben 66 yaşındayım. Kendim bildim bileli burada, Menteşe’de ikamet ediyorum. Yaşlılıktan ve eklem ağrılarımdan dolayı artık yürüyemez oldum ve özellikle belediyedir, devlettir resmi işlere gidemiyorum. Sonradan duydum ki yaşlılar için bir uygulama varmış, arıyorsun görevliler gelip her işini evinde hiçbir yere seni götürmeden işlerini hallediyorlarmış. Sağ olsunlar geldiler, çözdüler işlerimi; iki oğlum var fakat kendileri buradan çok uzakta olduğu için yardımcı olamıyorlar ama bu hizmet sayesinde MUSKİ yakınımda. Bu hizmetten çok fayda gördüm emek veren herkese çok teşekkür ederim. Bizim gibi yaşlı insanları görüp, değer veren başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a ve bu uygulamanın devamını sürdürdükleri için MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül’e çok teşekkür ediyorum." dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Her bireyin hak ettiği hizmete ulaşması için çalışıyoruz" Sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda her vatandaşın hizmetlerden eşit şekilde faydalanmasını temel hassasiyetlerinden biri olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Yaşlılar, engelliler, gaziler, hastalar ve niceleri. Bizim değerlerimiz ve önceliklerimiz onların korunması ve desteklenmesi üzerine kurulu. Sosyal belediyecilik anlayışımızı hayata geçirmek için, eşit vatandaşlık ilkesini esas alarak hizmetlerimizi 13 ilçemizde; 574 mahallemizin tamamına yaymak zorundayız ve bunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Ofislerimize gelemeyecek durumda olan vatandaşlarımız için yalnızca bir telefon uzağınızdayız. MUSKİ ekiplerimiz, vatandaşlarımıza yerinde, yani evlerinde hizmet sunuyor. Böylece vatandaşlarımızı yormadan, işlemlerini güvenli ve hızlı bir şekilde tamamlayabiliyor. Sosyal belediyecilik anlayışımızla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıracak projelerin hayata geçmesi için çalışıyoruz" dedi.
Çanakkale Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur" Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü Şehitler Abidesi’nde törenle kutlandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir" dedi.Şehitler Abidesi’ndeki 18 Mart Şehitleri Anma ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111’inci yıl dönümü sebebiyle düzenlenen tören saat 12.00’de başladı. Alana iki dev ekran kuruldu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz helikopterle tören alanına geldi. Törene, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Donanma Komutanı Oramiral Kadir Yıldız ve 1’inci Ordu Komutanı Orgeneral Bahtiyar Ersay, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Çanakkale Valisi Ömer Toraman, Çanakkale Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Mustafa Biçen, Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, Gelibolu 2. Kolordu Komutanı Tümgeneral Mehmet Özeren, Amfibi Kolordu Komutanı Tümamiral Hüseyin Tığlı, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, İl Jandarma Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Cemalettin Akyüz, Sahil Güvenlik Çanakkale Grup Komutanı SG. Yarbay Orhan Öğrenci, Avustralya’nın Ankara Büyükelçisi Sally-Anne Vincent, Yeni Zelanda Büyükelçi Yardımcısı Erin Morriss, Avustralya Savunma Ateşesi Albay Timothy Hawley, Birleşik Krallık Savunma Ateşesi Albay Jim Torbet, Avustralya’nın Çanakkale Konsolosu Laura Wauchope​​​​​​​, çok sayıda şehit yakını, gazi ve gazi yakınları katıldı.Tören, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına çelenk sunumuyla başladı. Tören, saygı duruşu, saygı atışı ve İstiklal Marşı eşliğinde Türk bayrağının göndere çekilmesiyle devam etti.Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yaptığı konuşmada, "Her sahada tarihin akışını değiştiren pek çok eylemin, olayın, çalışmanın, eser ve buluşun banisi olan Türk milleti, istiklal ve istikbali söz konusu olduğunda, vatanına ve bayrağına göz dikildiğinde savaş meydanında da tarihin akışını değiştirmeye; coğrafyaları ve devletleri şekillendirmeye daima muktedir olmuştur. Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark bu gerçeği ‘Tarihten Türkleri çıkarırsanız ortada tarih diye bir şey kalmaz’ diyerek dile getirmiştir. Unutanların hafızasına, 20’nci yüzyılda bir kez daha bu gerçeği mıh gibi çaktığımız yerdir Çanakkale. Vatan söz konusu olduğunda yokluğu ve yoksunluğu umursamayan, tereddüt etmeyen, vazgeçmeyenlerin canlarıyla, kanlarıyla, tertemiz imanlarıyla çizdiği geçilemez sınırdır bu topraklar. 18 Mart’ın, Çanakkale Deniz Zaferi olarak anılmasında saklı olan muazzam başarının altını burada özellikle bir kez daha çizmek isterim. Çünkü deniz zaferleri iki donanma arasındaki çarpışmalarda kazanan tarafa atfedilen başarıdır. Hâlbuki Boğazı ve çevresini savunan Türk ordusu; 2. Ağır Topçu Tugayı, Erenköy Ağır Topçu Bölge Komutanlığı ile 9. ve11. Piyade tümenlerinden oluşuyordu. Herhangi bir donanma gücü söz konusu değildi. Buna karşın işgal kuvvetleri ise tarihin o zamana kadar gördüğü en büyük donanma gücüyle Çanakkale’ye hücum ediyordu. Mehmet Akif’in "Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya / Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya." mısralarının ardında, taraflar arasındaki bu muazzam fark yatmaktadır. İşgal kuvvetlerinin 3 tümenden oluşan birleşik filosunda; Queen Elizabeth, Agamemnon, Inflexible, Ocean, Irresistible, Bouvet ve Majestic gibi İngiliz ve Fransız donamalarının en güçlü 18 savaş gemisi yer alıyordu. Sadece bu gemilerdeki toplam top sayısı 279’du. Bunların yanında hafif kruvazörler, denizaltılar, mayın gemileri, kömür ve hastane gemileri ve hatta 6 uçak taşıyan ARK Royal uçak gemisi de Çanakkale’ye gelmiştir. Peki, bizde? Bizde Cevat Paşa vardı saygıdeğer misafirler. Hafız Nazmi ve Tophaneli Hakkı beyler, Üsteğmen Hasan ve Teğmen Mevsuf, Seyit ve Müstecip onbaşılar vardı bizde… Bu adlarda saklı, iman dolu sinesi savaş gemilerinin zırhından daha kalın, daha dayanıklı niceleri vardı Çanakkale’de. Karşılarındaki donamanın inanılmaz büyüklüğüne, kıyamet gibi yağan ateş gücüne aldırmadılar. Üzerine bastıkları, arkalarında uzayıp giden vatan toprağına baktılar ve geri dönmeyi akıllarından çıkarıp yüzlerini denize çevirdiler. Kulağa hayali, efsanevi gibi geliyor ama yaşandı bunlar… Şahidi, Çanakkale sularına gömülen Bouvet, Irresistible ve Ocean gemileridir. Şahit, yenilmez diye anılırken batanlar dışında 4 gemisi de savaş dışı kalan; insan zaiyatı 800’ü aşan ve gücünün üçte birini kaybeden birleşik filodur. Hatırlatmak isterim ki müttefikler Boğazı kolayca geçeceklerini düşünüyordu. Churchill’e göre İngiliz donanması Boğaz’da görününce Türkler topları bırakıp kaçacaktı. Hatta o kadar emindiler ki İngiliz Cook Seyahat Şirketi İstanbul’a tur bile organize etmişti. İşte, gönderdikleri filodan bile büyük bu kibirleri de Çanakkale’nin şehit ve gazi kanlarıyla bereketlenmiş sularında boğulup yitmiştir. O gün birleşik filonun bir deniz yüzbaşısı ‘Doğrudur, yumurta kırılmadan omlet yapılamaz ama yumurtalar kırılır ve omlet yapılmazsa kötü olur. Mesele şudur: Tabyalara üç gemi değerinde hasar verdik mi?’ diyerek meselenin özünü dile getirmiştir. Ecdadımız, kimsenin gücü yetmez denilen bu filoya fazlasıyla yetmiş ve dahi artmışlardır ki sonrasında karadan işgale yeltenenlere; vatana, bayrağa, mukaddesata göz dikip el uzatanlara da hadlerini bildirmişlerdir. O zaman da Bigalı Mehmet Çavuş, Yüzbaşı Yusuf Kenan ve Kemal Beyler, Yarbay Hüseyin Avni Bey gibi cümle şehit ve gazilerimizin yiğitliğini simgeleyen yeni kahramanlar meydanda yerini almıştır. Ve kara savaşlarında bir direniş destanı yazan Anafartalar Kahramanı Yarbay Mustafa Kemal de Türkün istiklal ve istikbal mücadelesinin başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olarak tarihe geçmiştir. 111 yıl önce yazdığımız bu destanın zamansız bir zafer, değeri asla azalmayacak bir örnek olduğunu günümüzde tekrar tekrar tecrübe ediyoruz. Bugün uluslararası hukukun hiçe sayıldığı, vicdanların ayaklar altına alındığı, zevk olsun diye bombalama yapılabileceğinin hayasızca dillendirildiği bir dönemdeyiz. Bizler, 111 yıl önce ecdadımızın ispat ve ilan ettiği gibi güçlünün değil haklının galip geleceğini, kibrin değil sabır ve tevazuya sırtını vermiş cesaretin zafere ulaşacağını dünyaya buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Konuşmamı bu duygularla noktalarken aziz Türk milletinin Çanakkale sularına yazdığı destanın, şanlı deniz zaferimizin 111’inci yıl dönümünü kutluyorum. Başta Çanakkale şehitlerimiz ve ahirete irtihal etmiş gazilerimiz olmak üzere Türk milletinin varlığı ve mukaddesatı için canını vermiş, kanını dökmüş, ömrünü vakfetmiş cümle geçmişlerimizi; Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum. Bu vesileyle şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve aziz milletimizin mübarek Ramazan Bayramı’nı da tebrik ediyor, hepinize saygılar sunuyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 18 Mart Deniz Zaferi töreninde yaptığı konuşmada, "Sizleri şahsım ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Sonuna yaklaşmış olduğumuz Ramazan-ı Şerifinizi tebrik ediyor, Rabbimden bizleri sağlık ve afiyetle Bayrama kavuşturmasını diliyorum. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi Töreni vesilesiyle bu şanlı zaferin kazanıldığı topraklarda sizlerle bir arada olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci sene-i devriyesinde vatanımıza, bayrağımıza ve istikbalimize sahip çıkarken şehit düşen tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Gazilerimize sıhhat ve afiyet temenni ediyorum. İstiklal şairimiz Mehmet Akif’in diliyle bir kez daha sesleniyoruz: ‘Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber’.Bugün Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş fedakârlığın, milletimizin istiklal iradesinin ve tarih boyunca süregelen vatan sevgisinin hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Gelibolu Yarımadası’nın her karışına sinmiş bu hatıra, ardına bakmadan yollara düşenlerin, hayatlarının baharında cephelere koşanların, bu vatanın kaderi söz konusu olduğunda kendi kaderini tereddütsüz biçimde ortaya koyanların hatırasıdır. Anadolu’nun dört bir yanından gelen gençler, köylerinden, kasabalarından, şehirlerinden ayrılıp Gelibolu sırtlarında aynı safta buluşmuş; milletimizin istiklal iradesini omuz omuza savunmuştur. Bugün de aynı ruhla iç cephemizi güçlendiriyor, birliğimizi ve kardeşliğimizi yüceltiyoruz. Bölgemizde ve küresel düzeyde yükselen güç siyaseti, bugün Çanakkale Ruhunu diri tutmamızın çok daha anlamlı olduğunu göstermektedir. Azimle inşa ettiğimiz Türkiye Yüzyılı’nın da en sağlam dayanağı Çanakkale ruhudur. O gün verilen mücadele, milletimizin varlığına yönelen kuşatmaya karşı ortaya konmuş sarsılmaz bir iradenin ifadesi olarak tarihe kazınmıştır. Geleceği kuracak olan da aynı iradedir. Dönemin en güçlü donanmalarıyla desteklenen büyük bir saldırı karşısında bu topraklarda yükselen direniş, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin hiçbir şart altında teslim alınamayacağını bütün dünyaya göstermiştir. Çanakkale’de ortaya çıkan direniş, milletimizin ilerleyen yıllarda vereceği büyük istiklal mücadelesinin ruhunu da mayalamıştır. Bu cephede sergilenen kararlılık ve fedakârlık, daha sonra Anadolu’nun dört bir yanında yürütülecek Kurtuluş Savaşı’na ilham vererek güçlü bir irade doğurmuştur. Bu bakımdan Çanakkale, milletimizin bağımsızlık yürüyüşünde yeni bir dönemin kapısını aralayan tarihî bir eşik olarak hafızalarımızda yerini almıştır. Burada, aziz şehitlerimizin huzurunda bir kez daha haykırıyoruz: ‘Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklal!’ ‘Çanakkale geçilmez’ ruhu, bu milletin istiklal iradesini ve bağımsız yaşama kararlılığını ifade eden güçlü bir hafıza olarak bugün de yolumuzu aydınlatmaktadır. İçinden geçtiğimiz dönemde bölgemizde gerilimlerin arttığı, savaşların ve çatışmaların geniş bir coğrafyayı etkilediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle bir ortamda Türkiye’nin güçlü bir devlet iradesiyle, dirayetli liderlikle hareket etmesi ve savunma kapasitesini sürekli geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen kararlı politikalar ve savunma alanında atılan adımlar sayesinde milletimiz bugün huzur ve güven içinde yaşamaktadır. Etrafımız ateş çemberi iken ülkemiz adeta bir istikrar merkezi olarak temayüz etmektedir. Bu güven ortamının arkasında güçlü bir tarihsel birikim ve köklü bir devlet geleneği bulunmaktadır. Osmanlı döneminde kurulan Tophane-i Âmire’den Cumhuriyet’in ilk yıllarında oluşturulan askerî fabrikalara uzanan üretim geleneği, savunma alanında kendi imkân ve kabiliyetlerimizi geliştirme iradesinin erken örneklerini ortaya koymuştur. Cumhuriyet döneminde Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi, Nuri Demirağ’ın havacılık alanındaki girişimleri ve Vecihi Hürkuş’un öncülük ettiği çalışmalar savunma alanında yerli üretim anlayışının tarihimizdeki güçlü adımlarından bazılarıdır. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan ambargolar ise savunma alanında dışa bağımlılığın ne kadar ciddi riskler doğurabileceğini açık biçimde göstermiştir. Bu tecrübe, Türkiye için yeni bir bilinç oluşturmuş; kendi savunma sanayiini geliştirme kararlılığı daha güçlü bir şekilde ortaya konmuştur. Son yıllarda savunma sanayiinde ortaya koyduğumuz atılımlar, Türkiye’nin güvenlik mimarisinde köklü bir dönüşüm meydana getirmiştir. 2000’li yılların başında yüzde 20 seviyelerinde bulunan savunma sanayiindeki yerlilik oranı bugün yüzde 80’in üzerine çıkmıştır. Türkiye artık savunma alanında ihtiyaç duyduğu pek çok sistemi kendi mühendisliğiyle geliştiren, kendi üretim gücüyle sahaya süren bir kapasiteye ulaşmıştır. Bugün gökyüzünde görev yapan Bayraktar TB2, AKINCI ve ANKA gibi insansız hava araçlarımız ile KAAN ve HÜRJET projeleri hava gücümüzde yeni bir dönemin kapısını aralamaktadır. Denizlerde MİLGEM gemilerimiz ve TCG Anadolu ile mavi vatandaki varlığımız güçlenirken, kara kuvvetlerimize yeni bir kabiliyet kazandıran ALTAY tankı ve modern zırhlı araçlarımız sahadaki gücümüzü artırmaktadır. Hava savunmasında HİSAR ve SİPER sistemleri ile ATMACA, SOM ve TAYFUN gibi yerli füze projeleri ise Türkiye’nin savunma kapasitesini her alanda ileri bir seviyeye taşımaktadır. Savunma sanayiinde elde edilen bu başarılar, milletimizin bağımsızlık iradesinin teknoloji, üretim ve mühendislikle birleşmiş hâlidir. Dün vatan toprağını korumak için cepheye koşanların taşıdığı kararlılık, bugün bilim insanlarımızın, mühendislerimizin ve savunma sanayiinde çalışan binlerce gencimizin emeğiyle yeni bir güce dönüşmektedir. Çanakkale’de ortaya çıkan ruh ile bugün caydırıcı güç olma yolunda ortaya koyduğumuz irade arasında güçlü bir bağ bulunmaktadır. Çanakkale’de yazılan destan, milletimizin birlik içinde hareket ettiğinde karşısında hiçbir gücün duramayacağını gösteren güçlü bir tarihî miras olarak hafızalarımızda ve gönlümüzde yaşamaktadır. Yaşamaya da devam edecektir. Bu topraklarda verilen mücadele milletimizin istiklal ve hürriyet konusundaki kararlılığının en güçlü sembollerinden biri olarak tarihimize kazınmıştır. Bu duygularla Çanakkale Deniz Zaferimizin 111’inci yıl dönümünü bir kez daha tebrik ediyor; başta Anafartalar Komutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere bu büyük destanda imzası bulunan tüm komutanlarımızı ve kahraman Mehmetçiklerimizi, imkansızlıklar için her türlü fedakarlığı yapan aziz milletimizi rahmet ve minnetle anıyorum" diye konuştu.Konuşmaların ardından şehitler için Kur’an-ı Kerim okundu. Şehitler için dualar edildi. Şehitlik Defteri imzalandıktan sonra da temsili şehit mezarlıklarına karanfil bırakıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı unsurları Çanakkale Boğazı’nda geçit töreni gerçekleştirdi. Şehitler Abidesindeki tören SOLOTÜRK’ün nefes kesen gösterisiyle sona erdi.