SAĞLIK - 03 Haziran 2025 Salı 12:55

ALKÜ’den Kurban Bayramı’na sağlıklı beslenme rehberi

A
A
A
ALKÜ’den Kurban Bayramı’na sağlıklı beslenme rehberi

Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) akademisyenleri; Kurban Bayramı’nda etin doğru şekilde kesimi, saklanması ve pişirilmesinin yanı sıra dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti.


Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ), bilimsel çalışmalarının yanı sıra toplum sağlığına katkı sağlayan çalışmalarıyla da fark oluşturmayı sürdürüyor. Kurban Bayramı yaklaşırken ALKÜ’nün uzman akademisyenleri; bayram sürecinde vatandaşların dikkat etmesi gereken hijyen kuralları, mutfak güvenliği ve dengeli beslenme konusunda önemli bilgiler paylaştı. Kurban kesiminden sofraya kadar uzanan bu süreçte sağlığın korunması için nelere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan akademisyenler, özellikle bayram boyunca sıkça karşılaşılan sindirim sorunlarının da önüne geçebilmek adına sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu.



Doç. Dr. Nebioğlu: "Etler 12 ila 24 saat arasında dinlendirilmelidir"


ALKÜ Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oğuz Nebioğlu, etin kesim anından tüketimine kadar geçen sürecin titizlikle yönetilmesi gerektiğini belirtti. "Kurban kesiminde kullanılan ekipmanların temizliği çok önemli. Kişisel hijyen kurallarına mutlaka uyulmalı, atıklar çevreye rastgele bırakılmamalı, uygun şekilde bertaraf edilmelidir" diyen Doç. Dr. Oğuz Nebioğlu, etin kesildikten sonra serin ve hava alan bir ortamda en az 12 ila 24 saat dinlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Nebioğlu açıklamasının devamında, "Etin dinlendirilmeden tüketilmesi sindirimde zorluklara ve mide problemlerine yol açabilir. Etler oda sıcaklığında uzun süre bekletilmemeli, soğuk zincir korunarak buzdolabı ya da derin dondurucuda uygun durumlarda saklanmalıdır. Çözündürülüp tekrar dondurulan etler kesinlikle tüketilmemelidir. Sağlıklı bir pişirme için etin iç sıcaklığı en az 70-75 dereceye ulaşmalıdır. Çiğ ya da az pişmiş etler bazı hastalık risklerini beraberinde getirebilir. Mangalda pişirme yapılacaksa et doğrudan ateşle temas etmemeli, kömürleşmiş kısımlar ise kesinlikle tüketilmemelidir. Etin yanında sebze, yoğurt ve tam tahıllarla dengeli tabaklar hazırlanması hem lezzet hem de sağlık açısından önemlidir" ifadelerine yer verdi. Kurban etinin paylaşımına da değinen Nebioğlu, "Bu ibadet, aynı zamanda toplumsal dayanışma ve yardımlaşma kültürünün bir parçasıdır. Etlerin dağıtımı temiz ortamlarda yapılmalı, hijyenik ambalajlarla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmalıdır. Gıda güvenliği açısından bu çok kıymetlidir" dedi. Kavurmanın püf noktalarına değinen Nebioğlu, "Kavurma yaparken etin mutlaka dinlenmiş olması gerekir. Yağsız dana etinde kavurma sırasında az miktarda sıvı yağ eklenebilir. Ancak kuzu eti gibi yağlı etlerde ilave yağa ihtiyaç yoktur. Etin kendi suyunu çekerek yavaş yavaş pişirilmesi hem lezzeti artırır hem de besin değerini korur. Tuz ise en son aşamada eklenmelidir; bu sayede etin yumuşaklığı korunur’’ diye konuştu.



Dr. Öğr. Üyesi Toptaş Bıyıklı: "Kırmızı et, yüksek besin değeri taşır"


ALKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Ezgi Toptaş Bıyıklı ise bayram süresince sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti. Bayram dönemlerinde kırmızı et tüketiminin artmasının yanı sıra hamur işleri, şerbetli tatlılar, çikolata ve şekerlemelerin de sofralarda sıkça yer aldığını belirten Toptaş Bıyıklı, bu durumun özellikle kronik rahatsızlığı olan bireylerde sağlık risklerini artırabileceğini söyleyerek sözlerini şöyle tamamladı:


"Kırmızı et, yüksek besin değeri taşır; özellikle protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından oldukça zengindir. Ancak içerdiği doymuş yağ ve kolesterol nedeniyle mutlaka ölçülü tüketilmelidir. Kalp-damar hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi sağlık sorunları olan bireyler, yağsız et bölümlerini tercih etmeli ve porsiyon kontrolüne dikkat etmelidir. Etin yanında tüketilecek sebzeler ve salatalar yalnızca sindirimi kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda etteki demirin emilimini artırır ve lif alımını yükselterek sindirim sistemi sağlığını destekler. Bayram sofralarında her öğünde kırmızı et tüketimi doğru değildir. Öğünlerde çeşitliliğe önem verilmeli; çorba, yoğurt, ayran, zeytinyağlı sebzeler ve kuru baklagiller de sofralarda yer almalıdır. Etlerin pişirilmesinde ilave yağ kullanılmamalı, kavurma gibi ağır yöntemler yerine haşlama, fırın veya ızgara gibi daha sağlıklı pişirme teknikleri tercih edilmelidir. Ayrıca öğün atlamak kan şekeri dengesini bozabilir; bu nedenle düzenli beslenmeye dikkat edilmelidir. Tatlı tüketiminde de ölçü kaçırılmamalıdır. Şerbetli tatlılar yerine sütlü ya da meyve bazlı tatlılar daha sağlıklı bir alternatif olacaktır. Bayram boyunca su tüketimi asla ihmal edilmemeli, günde ortalama 2 litre su içilmeli ve her gün yapılacak yaklaşık 45 dakikalık yürüyüşler hem sindirim sistemine hem de genel sağlığa büyük katkı sağlar.’’



ALKÜ’den Kurban Bayramı’na sağlıklı beslenme rehberi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.