EĞİTİM - 12 Ocak 2026 Pazartesi 16:23

Akdeniz Üniversitesi’nde tarımsal öğretimin 180. yılı kutlandı

A
A
A
Akdeniz Üniversitesi’nde tarımsal öğretimin 180. yılı kutlandı

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi ev sahipliğinde, Türkiye’de tarımsal eğitim ve öğretimin 180. yıl dönümü düzenlenen tören ve etkinliklerle kutlandı. Antalya Ziraat Mühendisleri Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen program, akademisyenleri, sektör temsilcilerini, öğrencileri ve meslek mensuplarını bir araya getirdi.


Her yıl geleneksel olarak Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen tarımsal öğretimin yıl dönümü etkinlikleri, Akdeniz Üniversitesi Tören Alanı’nda Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Program, daha sonra Ziraat Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinliklerle devam etti.


Program kapsamında Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi öğretim elemanları tarafından müzik dinletisi sunulurken katılımcılardan da beğeni topladı.



"Tarımsal eğitim teknolojik dönüşüme uyum sağlamalı"


Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımsal eğitimin teknolojik dönüşümle birlikte yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Yapay zekâ, uydu sistemleri, drone ve yazılım tabanlı uygulamaların tarımda giderek yaygınlaştığını ifade eden Prof. Dr. Özen, üniversitelerin bu dönüşüme ayak uydurmasının kaçınılmaz olduğunu söyledi. Prof. Dr. Şükrü Özen, tarımda nitelikli istihdam ve teknoloji okuryazarlığının önemine dikkat çekti.



"İklim değişikliği tarımsal üretimi tehdit ediyor"


Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cengiz Toker ise konuşmasında iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerine vurgu yaptı. Su kaynaklarının azalması ve sıcaklık artışlarının tarımsal üretim açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirten Toker, özellikle stratejik ürünlerde dışa bağımlılığın azaltılması için daha fazla araştırma ve proje desteğine ihtiyaç olduğunu ifade etti.



"Ziraat eğitimi 180 yıllık köklü bir miras"


Açılış konuşmasını yapan Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, Türkiye’de ziraat öğretiminin 180 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu belirtti. Tarımsal eğitimin Ayamama Çiftliği’nde kurulan Ziraat Mektebi ile başladığını hatırlatan Erkan, bugün Türkiye genelinde 48 ziraat fakültesinde eğitim verildiğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin 1980 yılında kurulduğunu ifade eden Erkan, fakültenin yaklaşık 6 bin 500 ziraat mühendisi mezun ettiğini kaydetti.



"Ziraat mühendisliği kamusal bir sorumluluktur"


TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın da konuşmasında, ziraat fakültesi mezunu olmanın yalnızca bir diploma değil, toprağa, üreticiye, çevreye ve topluma karşı büyük bir sorumluluk anlamı taşıdığını ifade etti. Antalya’nın tarım ve turizmin iç içe geçtiği stratejik bir üretim merkezi olduğuna dikkat çeken Kaçın, akademik bilginin sahaya aktarılmasının tarımın gelişiminde belirleyici olduğunu vurguladı.



Turizmin tarıma etkisi ele alındı


Açılış konuşmalarının ardından ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarafından "Turizmin Tarım Sektörüne Etkisi" başlıklı konferans sunumu gerçekleştirildi. Sunumda, tarımsal ürünlerin turizm sektörü aracılığıyla katma değere dönüşme süreci değerlendirildi.



Meslekte 30. yılını dolduran mühendislere plaket


Programın devamında, meslekte 30. yılını tamamlayan ziraat mühendislerine plaket takdim edildi. Uzun yıllar tarım sektörüne emek veren meslek mensupları, alkışlar eşliğinde onurlandırıldı.


Tarımsal eğitim ve öğretimin 180. yıl dönümü etkinlikleri, aynı günün akşamı Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi’nde verilen kokteyl ile sona erdi.


Etkinliğe, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Toker ve Prof. Dr. Şükrü Özen, Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Erkan, ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebru Kaçın, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Ragıp Gök, Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Tarım İl Müdürü Şakir Fırat ile kamu ve özel sektör temsilcileri, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.



Akdeniz Üniversitesi’nde tarımsal öğretimin 180. yılı kutlandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Yemek yapamayan 86 yaşındaki Necmettin dedenin imdadına "Gönül Kazan" yetişti Kocaeli’de yaşlı, engelli ve bakıma muhtaç vatandaşlar için hayata geçirilen "Gönül Kazan" projesi, İzmit’te yalnız yaşayan 86 yaşındaki Necmettin Akay gibi kendi yemeğini hazırlamakta zorlanan birçok vatandaşın günlük sıcak yemek ihtiyacını karşılıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Şube Müdürlüğünce yürütülen proje ile ihtiyacı olan vatandaşların, hijyenik şartlarda hazırlanan günlük iki öğün yemekle dengeli ve düzenli beslenmeleri sağlanıyor. İzmit ilçesine bağlı bir köyde yalnız yaşayan 86 yaşındaki Necmettin Akay da bu hizmetten yararlanan vatandaşlar arasında yer alıyor. Eşini yaklaşık 4,5 yıl önce kaybeden ve yaşlılığa bağlı sağlık sorunları bulunan Akay, günlük işlerini büyük ölçüde kendi başına yapabilmesine rağmen yemek hazırlamakta zorlandığı için 2021 yılından bu yana belediyenin sağladığı sıcak yemek hizmetinden faydalanıyor. "Temizliğimi, kendi işlerimi yapabiliyorum ama yemek yapamıyorum" Hizmet sayesinde yemek ihtiyacının düzenli olarak karşılandığını belirten Necmettin Akay, "Eşim vefat ettikten sonra yalnız kaldım. Temizliğimi, kendi işlerimi yapabiliyorum ama yemeğe gelince yapamıyorum. Yemek ihtiyacım Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılanıyor. Emeği geçenlerden Allah razı olsun" dedi. Akay, sabah kahvaltılık ve akşam yemeğinin düzenli olarak ulaştırıldığını ifade ederek, "Mevsime göre yemek gönderiyorlar. Her şey var, tabiri caizse on numara. Çeşitli yemekler geliyor. Alıp dolaba koyuyorum, ısıtıp tüketiyorum. Meyvesine kadar her şey var. Haftada iki üç gün geliyor ama tüm haftayı kapsayacak şekilde gönderiliyor" diye konuştu.
İstanbul Sadettin Saran: "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız" Fenerbahçe’de geleneksel bayramlaşma töreni, Ramazan Bayramı’nın 3. gününde Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirildi. Törende konuşan Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, birlik ve beraberliğe dikkat çekerek, "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız" dedi. Fenerbahçe, geleneksel bayramlaşma töreni kapsamında Faruk Ilgaz Tesisleri’nde bir araya geldi. Ramazan Bayramı’nın 3. gününde yapılan törene Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri, Yüksek Divan Kurulu ve kongre üyelerinin yanı sıra, dernek başkanları, kulüp personeli ve taraftarlar katıldı. Sarı-lacivertlilerde Sadettin Saran döneminde futbol, basketbol ve voleybolda kazanılan kupalar kurulan platformda sergilendi. Şekip Mosturoğlu: "İnşallah her alanda kupalarla, şampiyonluklarla bu sezonu tamamlarız" Törende konuşan Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, "Bayram dayanışmaya, birlik ve beraberliğe vesile. İnşallah birlik, beraberliğimiz daim olur. Burada olduğu gibi coşkuyla, birlik beraberlik içerisinde, inşallah yarıştığımız her alanda kupalarla, şampiyonluklarla bu sezonu tamamlarız. Hoş geldiniz. Nice bayramlar" ifadelerini kullandı. Sadettin Saran: "İnşallah çok daha fazla kupalar alacağız" Mosturoğlu’nun konuşmasının ardından kürsüye gelen Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, "Çok değerli Fenerbahçe ailem. Ramazan bayramının bize getirdiği birlik ve beraberlik duygusunu burada sizlerle beraber paylaşıyor olmak benim için çok keyifli. Başkan olarak, ilk bayramım sizlerle, duygulandım. Bayramınız mübarek olsun. Nice sağlıklı, huzurlu bayramlar inşallah hepimize. Tüm takımlarımız sezonun bu kritik döneminde hedefleri doğrultusunda azimle mücadele ediyorlar. Burada inşallah çok daha fazla kupalar alacağız. Bunları da sizleri desteğiyle beraber yapacağız. Bu birlik ve beraberlik kelimesini seçimden beri kullanıyorum. Çok inanıyorum ve görüyorum. Zor günlerde berabersek, çok iyi günlerde de beraber olacağız. İyi ki varsınız. 4 Nisan’da, Yüksek Divan Kurulu’nda sizlere bilgiler vereceğiz. Burada olduğunuz için tekrar teşekkür ediyorum. Benim sevgili, değerli Fenerbahçe ailem. Sizleri seviyorum, nice bayramlara" diye konuştu.
Kocaeli Oğlunun gözü önünde anneyi öldüresiye dövdüler: Yüzü tanınmaz halde Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bayram günü gittikleri kafede küfür eden grubu uyaran anne ve oğlu feci şekilde darbedildi. Şahısların tekme ve yumruklarına maruz kalarak tanınmaz hale gelen ve yüzünde çok sayıda kırık oluşan 39 yaşındaki Meryem Yıldırım tedavi altına alınırken, yaşananlar da kameraya yansıdı. Dehşet anlarını anlatan Yıldırım, "İnsan olan yapamaz bunu" dedi.Olay, Ramazan Bayramı’nın birinci günü İzmit’teki bir kafede meydana geldi. Meryem Yıldırım (39) ve oğlu Talha Kaan İzal (21), vakit geçirmek için mekana gitti. İddiaya göre, kafe önünde bir şahsın darbedildiğini gören Yıldırım, bu kişiye yardım etmek amacıyla onu içeriye çağırdı. Bu sırada şahsı darbeden grup da kafeye girerek küfür etmeye başladı. Talha Kaan İzal’ın, gruptakileri "Burada kadınlar var, küfür etmeyin" şeklinde uyarması üzerine arbede çıktı.Gözü dönmüş grubun saldırısına uğrayan anne ve oğlu darbedildi. Yüzüne ve vücuduna aldığı tekmelerle ağır yaralanan Meryem Yıldırım, kanlar içinde kaldı. Oğlu tarafından çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan Yıldırım’ın yüzünde çok sayıda kırık ve kaburgasında çatlak tespit edildi. Olayın ardından şahıslar gözaltına alındı.Saldırı anı kameraya yansıdıAnne ve oğlunun olay günü kafede saldırı öncesinde birlikte geçirdikleri mutlu anlardan geriye çektirdikleri fotoğraf ve videolar kalırken, feci darp olayının anları çevredeki vatandaşların cep telefonu kameralarına yansıdı. Kaydedilen görüntülerde; şüphelilerin öfkeli tavırları, küfür ve hakaretler savurdukları ve aralarından bir kadının bardak fırlattığı anlar yer aldı."Tek hatırladığım yere düşüş anım"Hastanede tedavisi süren ve yüzünde kalıcı hasar oluşma riski bulunan Meryem Yıldırım, yaşadığı dehşet anlarını İHA’ya anlattı. Olaya sadece insani bir tepki verdiklerini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:"Darp edilen garsona ’İçeri gel’ dedim. O sırada benim oğlumda yanımdaydı. Döven kişi peşinden geldi. Küfür etti. Oğlum ’Küfür etme, bayanlar var’ dedi. Benim oğluma saldırdı. Mekanın sahibi Uğur Bey oğluma tekme attı. Bende dışarı çıktım, oğlumu dövmeye başladılar ve duramadım. Kürşat Bey tekme attı yüzüme, Emrah Bey vücudumun her yerine tekme attı. Komple yüzümde kırk var şuan. Orası kalabalıktı. Tek hatırladığım yere düşüş anım ve yüzüme tekme atan suratı unutamıyorum. Şuanda da tehdit ediliyorum. Kız kardeşim ve oğlum arandı. Hastaneye farklı şekilde geleceklerini, şikayeti geri çekmemizi söylediler. Şikayetimi geri çekmeyeceğim. Oğlum beni kanlar içinde kucağında taşıdı ve ben bu haldeyim.""İnsan olan yapamaz bunu"Özellikle yüzünde ve kaburgasında ağır hasarlar bulunduğuna dikkati çeken Meryem Yıldırım, "Kaburgamda çatlak var, yüzüm zaten eski haline dönmeyecek, kalıcı şekilde çukurlar oluşma ihtimali çok yüksek. Beyne pıhtı atma ihtimalinden dolayı ameliyat da ertelenebilir. Yüzümde kırık olan yerlerde çöküntü kalabilirmiş. Ortada hiçbir şey yokken ’Küfür etmeyin’ dedik diye bu hale geldim, hak ettiği cezaları almalarını istiyorum. Bana ettikleri para teklifni de kabul etmedim. Hayatımda ilk kez böyle bir şey yaşıyorum. İnsan olan yapamaz bunu. Oğlumun gözünün önünde bana bunu yaptılar, ceza almadan çıkmalarını istemiyorum. Aralarında bir kadın vardı ve gerisi erkekti. Kadın yüzüme bardak fırlattı. Oğlumla her bayramın birinci günü vakit geçirirdim. Arkadaşımın mekanına gittik, yemek yedik sonra Rita’ya geldik. Orası da arkadaşımın mekanıydı. Arkadaşım oğlumu o adamların arasına atmasaydı biz bugün burada değildik" ifadelerini kullandı."Annemi kanlar içinde gördüm"Olayın şokunu atlatamayan Talha Kaan İzal ise yaşananları şöyle anlattı:"Sadece keyifle vakit geçirmek için Rita diye bir mekana oturduk. Bir şeyler içip kalkacaktık. O sırada kavga kıyamet koptu dışarıda. Annem de dışarıda dayak yiyen birine, ’İçeri geç’ dedi. Annem müdahale edince bende onu korumak amacıyla ayağa kalktım. Annem kapının eşiğinde oturuyordu ve sırtı dönüktü. Bende başında duruyordum. Çocuğa küfürler ederek içeriye girdiler. Bende ’Kadınlar var, küfür etmeyin’ şeklinde uyarılar yaptım. Lafımı bitirmeden şahıslardan biri sol gözüme vurdu. Can havliyle ittirdim, zaten arkadaşları üstümüze çullandı. Sema diye bir kadındı, hayatımda ilk kez gördüm onları. O kadın bize bardak fırlattı. Ondan sonra beni dışarıya attılar. Mekanın sahibi tekme vurdu sırtıma, ben dışarıya düştüm. Etrafımı sardılar, tekme yumruk atmaya başladılar. Ben etrafımı görmüyordum, bir de annemi içeride zannediyordum. Arka tarafımı hiç görmedim. Kadın olduğu için vurmazlar diye düşündüm. Ben öyle yetişmedim çünkü, annem beni ’Kadına el kalkmaz’ diyerek yetiştirdi. Can havliyle kalabalıktan kendimi kurtardım. Polislerin yanına gittim. polisleri yanıma aldım, annemin yanına dönmek istedim.""Annemi kanlar içinde gördüm"Annesini gördüğü hali anlatırken gözyaşlarını tutamayan genç, "Annemi kanlar içinde gördüm. Kucakladım annemi ve merdivenlerden inerken ayağım kaydı, beraber düştük. Düştükten sonra taşıyamadım ve elim ayağım boşaldı. Bir tane abi annemi aldı, bende o an sinir krizi geçirdim. ’Anne anne’ diye hıçkırarak ağladım. O abi bir tane sağlam bir tokat attı bana, kendime geldim ve annemin başındaydım. Ambulans geldi, ambulansla hastaneye geçtik" ifadelerini kullandı."Herkes yumruk, tekme sallıyordu"Saldırı anında yaşananları detaylandıran ve şüphelilerin en ağır cezayı almasını talep eden İzal, şunları kaydetti:"3 kişilerdi. Bana yumruk atan Kürşat’tı. Ben ona ’Kadınlar var, küfür etme’ dediğimde direkt yüzüme vurdu. Bende ona vurdum ve vurduktan sonra Emrah bana yumruk sallamaya başladı. Sırtıma vuran ise mekan sahibi Uğur. Ben hiç kimseyi tanımıyorum. Zaten darp edilince kapandım. Herkes yumruk, tekme sallıyordu. Yere düşseydim büyük ihtimalle sonu ölümle biterdi. Kendimi kurtardım ve polislerin yanına gittim. Adaletin yerini bulacağını temenni ediyorum. Umarım yanlarına kalmaz."