EĞİTİM - 17 Ekim 2025 Cuma 13:10

Akdeniz Üniversitesi’nde ’’Beyaz Önlük Giyme Töreni’’ gerçekleştirildi

A
A
A
Akdeniz Üniversitesi’nde ’’Beyaz Önlük Giyme Töreni’’ gerçekleştirildi

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni" büyük coşkuyla gerçekleşti. 343 birinci sınıf öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek hekimliğe ilk adımlarını attı.


Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından her yıl düzenlenen geleneksel "Beyaz Önlük Giyme Töreni", bu yıl da Atatürk Konferans Salonu’nda büyük bir katılımla gerçekleştirildi. Etkinlikte, 343 tıp öğrencisi beyaz önlüklerini giyerek hekimliğe ilk adımlarını attı. Törenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, konuşmasında hekimliğin yalnızca bir meslek değil, insanlığın en kutsal görevlerinden biri olduğuna dikkat çekerek "Bugün bir unvan kazanmanın değil, insanlığa adanmış bir yolculuğa başlamanın onurunu yaşıyorsunuz. Giyeceğiniz beyaz önlük, bilime ve insanlığa hizmet etme kararlılığınızın, vicdanınızın ve meslek onurunuzun simgesidir." dedi. Bilim, vicdan ve etik değerlerin hekimliğin ayrılmaz bir bütünü olduğunu vurgulayan Özkan, genç hekim adaylarına "Dünyada tek bir insan bile kaldığı, bir kalp daha atmaya devam ettiği sürece, bir hekimin bilgisine, ellerine ve vicdanına ihtiyaç olacaktır. Ve sizler, o emaneti devralan nesilsiniz. Siz, bilimin ışığıyla insanın kalbini birleştiren hekimlersiniz. Her kararınızda, her dokunuşunuzda, her tedavinizde, yaşamın kutsiyetine hizmet edeceksiniz" dedi.



’’Bu insanlar sadece bilimi ilerletmediler’’


Konuşmasında Tıp tarihine geçen bilim insanlarına değinen Prof. Dr. Özlenen Özkan "Hippokrates, ‘Önce zarar verme’ diyerek tıbbın vicdanını inşa etti. Vesalius, insan anatomisini çizerek tıbbın gözlerini açtı. Pasteur ve Koch, görünmeyeni görünür kıldı, mikropları keşfetti. Fleming, küflenmiş bir petri kabında insanlığın kurtuluşu olan penisilini buldu. Watson ve Crick, DNA’nın yapısını çözerek yaşamın şifresini açığa çıkardı. Christiaan Barnard, ilk kalp naklini yaparak ömrün sınırlarını genişletti." dedi. Prof. Dr. Özlenen Özkan, sözlerini Akdeniz Üniversitesi’nin gurur kaynağı Prof. Dr. Ömer Özkan’a getirince salondan alkış koptu. Özkan, "Akdeniz Üniversitesinin çok değerli hocalarından Prof. Dr Ömer Özkan Hoca da dünyanın ilk rahim naklini yaparak kısırlık tedavisinde bir çığır açtı. Bu insanlar sadece bilimli ilerletmediler. Onlar aynı zamanda vicdanın ve insan sevgisinin ışığında yol aldılar." ifadelerini kullandı.



Bilim ve liyakat


Konuşmasının sonunda Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Beni Türk hekimlerine emanet ediniz" sözünü hatırlatan Rektör Özkan, bu mirasın yalnızca hekimlere duyulan güven değil, aynı zamanda çağdaş ve bilimle büyüyen bir millet olma idealinin ifadesi olduğunu belirtti. Rektör Özkan, "Eğer bağımsız, demokratik bir ulus olmak istiyorsak, bilimi ve liyakati asla elden bırakmamamız gerekiyor. Bu güvene layık olmak için Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkmak, bilimin rehberliğinde insanlığa değer katan bir anlayışla hizmet etmek, hepinizin ortak sorumluluğudur" diye konuştu.



Fakülte için anlamlı bir tören


Törende konuşan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol ise, "Beyaz Önlük Giyme Töreni’nin fakülte için büyük bir anlam taşıdığını ifade ederek, "Bu töreni 20 yıldır sürdürüyoruz. Her yıl birinci sınıfa başlayan öğrencilerimizi bu önlükle karşılıyoruz; çünkü beyaz önlük, hekimliği seçen her öğrencinin sorumluluk dolu yolculuğunun ilk adımıdır" dedi.



’’Çocuklarınızı gururla emanet alıyoruz’’


Türkiye genelinde yüksek puanlarla öğrenci kabul ettiklerini hatırlatan Dekan Şenol, Tıp Fakültesi’nin güçlü akademik kadrosuna da dikkat çekerek, "Akreditasyon sürecimizde üçüncü döneme girdik. İlk akredite olan bölümlerden biriyiz. En güçlü yanımız, öğretim üyelerimizin istekle eğitimlerini sürdürmesidir. Çocuklarınızı gururla emanet alıyoruz, onları yalnızca bilgiyle değil, rol modelliğimizle de yetiştiriyoruz" dedi.


Açılış konuşmaların ardından Rektör Özkan ve öğretim üyeleri hekim adaylarına beyaz önlüklerini giydirerek başarılar diledi. Törende beyaz önlüklerini giyen öğrenciler büyük bir heyecan yaşarken, aileler de duygusal anlar yaşadı. Etkinlik, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.


Törene, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yeşim Şenol, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.



Akdeniz Üniversitesi’nde ’’Beyaz Önlük Giyme Töreni’’ gerçekleştirildi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.