GÜNDEM - 07 Nisan 2026 Salı 15:09

5 farklı isimle 60 yıl yaşadı: Kendini bulmak için açtığı davada mahkemenin kabulü umutlarını yeniden yeşertti

A
A
A
5 farklı isimle 60 yıl yaşadı: Kendini bulmak için açtığı davada mahkemenin kabulü umutlarını yeniden yeşertti

Antalya’da doğumundan itibaren adı ve cinsiyetinin yanlış yazdırılmasıyla başlayan hatalar zinciriyle 5 farklı isimle anılan 60 yaşındaki Ersin Akbaş’ın emekli olabilmek için açtığı isim tespiti ve 20 yıldır süren iş kazası davaları, istinaf mahkemesinden çıkan yeniden yargılama kararının ardından kabul edildi. Akbaş, "Mezar taşıma bir isim yazılsın. Diğer 4 ismi bir mezar kazıp gömelim" dedi.


Antalya’da yaşayan Ersin Akbaş’ın (60) doğumunda nüfusa Ergün ismiyle ve kız olarak kaydedilmesiyle başlayan hatalar zinciri bir hukuk mücadelesine dönüştü. Kısa süre sonra nüfus kaydı düzeltilse de yanlışlıklar Akbaş’ın eğitim, askerlik ve çalışma hayatı boyunca devam etti. İlkokul diplomasını Ersun ismiyle alan Akbaş’ın itirazı sonrası verilen ikinci diplomada bu kez isminin Ergin olarak yazıldığı ortaya çıktı. 1986-1987 yılları arasında iddiasına göre 18 ay askerlik görevini kendi adıyla yapan Akbaş, 1990’daki Körfez Krizi sonrası ilan edilen seferberlik kapsamında ikinci kez askere çağrıldı ve bu kez Ersün ismiyle askerlik yaptı.



60 yılda 5 farklı isimle yaşadı


Ergün, Ersun, Ergin, Ersün ve son olarak mevcut kimliğindeki Ersin ismiyle 60 yıl boyunca yaşamını sürdüren Akbaş, bu durum nedeniyle sosyal güvenlik primi ödemelerinde, iş bulma süreçlerinde ve resmi kayıtlarda ciddi sorunlar yaşadı. Akbaş, emekli olabilmek için avukatıyla birlikte Antalya 9. İş Mahkemesi’ne isim tespiti ve iş kazası tespiti davası açtı. Ancak Zonguldak SGK’ya yazılan müzekkereye verilen yanıtta, Akbaş’ın annesi Şerife Akbaş’ın belirtilen tarihlerde vergi mükellefiyetine dair kaydına rastlanmadığı bildirildi. Bilirkişi raporu doğrultusunda mahkeme, istinaf yolu açık olmak üzere davanın reddine karar verdi.



İstinaf mahkemesi yeniden yargılama kararı verdi


Davadan sonra Akbaş’ın kendi imkanları ile yaptığı araştırma ve müracaatlar sonrası Zonguldak Çaycuma Vergi Dairesi’nden aldığı belge ile 01.05.1992 tarihinde işe başlama ve 31.12.1997 tarihinde işi terk bilgilerinin yanı sıra, Akbaş’ın annesinin yanında çalıştığı dönemde vergi mükellefi olduğuna dair kayıtlar bulundu. Belgelerin eline geçmesinin ardından Ersin Akbaş, avukatı aracılığıyla isim tespiti ve emeklilik umuduyla istinaf mahkemesine itirazda bulundu. Akbaş’ın itirazını yeni belgeler ışığında haklı bulan istinaf mahkemesi, isim tespiti ve iş kazası davalarını yeniden yargılanma yapılması için ilk derece mahkemesine gönderdi.



İş kazasının tespitine karar verildi


Bugün görülen davada mahkeme, Ersin Akbaş’ın 2005 yılında geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar vererek, duruşmayı 6 Haziran tarihine erteledi. 21 yıllık iş kazası ve 30 yıllık isim tespit davasında alınan kararla umutları yeniden yeşeren Ersin Akbaş, "İş kazası geçirmiştik, 21 yıl sonra bunu kazandık. İş kazasının tespiti ve isim tespit davasını mahkeme kabul etti. 30 yıl önce isim tespit davası açmıştık, onu kazanmıştık. Şimdi yeniden bir dava daha açtık. Bu 5 ismin birleştirilmesi için bir tespit davası daha açtık. Davayı kaybetmiştik, Yargıtay bu kararı bozdu. 5 ismin düzeltilmesi için Yargıtay karar verdi. 2006 yılında Çaycuma’da sadece Ersun Akbaş’ı Ersin Akbaş yaptılar. Şimdi ise kendimizi bulmak için tespit davası açtık" dedi.



"Her çaldığım kapı yüzüme kapandı"


Yıllardır gitmediği yer, çalmadığı kapı kalmadığını söyleyen Akbaş, "Ben 15 yıl önce normalde emekli olacaktım. Her yere başvurdum, gitmediğim yer, çalmadığım kapı kalmadı. Her çaldığım kapı yüzüme kapandı. Şimdi inşallah kendimi bulacağım. Bu sefer ben kazanacağımızı düşünüyorum. Çaycuma’dan bana gönderilen belgeleri mahkeme istedi. Ben dünyanın en şanssız insanı olarak bilinirim. 5 isim tek adamım, ama ismimi birleştirip bir adam olamadım daha. Bir ara Ersin olduk, onu da kaybettim" ifadelerini kullandı.



"Mezar kazıp 4 ismi gömelim, biri yaşasın"


Askere gidene kadar Zonguldak’ta Ersun olarak bilindiğini ve 43 yıl sonra doğum belgesinde isminin Ergün Akbaş olduğunu gördüğünü belirten Akbaş, "Yani ben bile tanımamışım kendimi, 43 yıl ben ben olarak yaşamamışım. Ergün’se Ergün olarak değiştirilmesini istiyorum isimlerimin. Hepsinin bir araya toplanmasını istiyorum, ben ben olduğumu bileyim. Ergün Akbaş ise bu şekilde ölmek istiyorum. Mezar taşıma Ergün Akbaş olarak yazılmasını istiyorum. Mezar kazıp 4 tane ismi gömelim bir tanesi yaşasın, o da Ergün Akbaş yaşasın, ben ben olayım" şeklinde konuştu.



5 farklı isimle 60 yıl yaşadı: Kendini bulmak için açtığı davada mahkemenin kabulü umutlarını yeniden yeşertti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Kozan’da 52 karede "Güven ve Fedakârlık" sergisi Adana’nın Kozan ilçesinde, Türk Polis Teşkilatı’nın 181. kuruluş yıl dönümü etkinlikleri çerçevesinde fotoğraf sergisi açıldı. Kozan İlçe Emniyet Müdürlüğü ev sahipliğinde ilk kez düzenlenen sergide, İhlas Haber Ajansı (İHA) Muhabiri Beril Solmuşgül’ün ve Kozanlı Fotoğraf Sanatçısı Sebahattin Elbüken’in objektifine yansıyan, polislerin görev anları ile kentin tarihi ve doğal dokusunu buluşturan, 52 kare fotoğrafseverlerle buluştu. Kozan İlçe Emniyet Müdürlü önünde açılışı yapılan serginin açılışına; Adana Valisi Mustafa Yavuz, İl Emniyet Müdürü Hakan Arıkan, İl Jandarma Komutanı Coşkun Sel, Kozan Kaymakamı Bahattin Alparslan Köylü, Kozan İlçe Emniyet Müdürü Fatih Alptekin ve İlçe Jandarma Komutanı Nuh Anacık katıldı. Vali Mustafa Yavuz burada yaptığı konuşmasında il genelinde görev yapan güvenlik güçlerinin özverili çalışmalarına dikkat çekerek, "İlçe emniyet müdürlüğümüzü ve jandarmamızı ziyaret ederek Kozan’ın huzur ve güvenliği için yapılan çalışmaları değerlendirdik. 10 Nisan Polis Haftamızı kutluyorum. Emniyet teşkilatımız fedakârca görev yapıyor. Tüm güvenlik güçlerimizin Allah ayaklarını taşa değdirmesin. Onlar bu ülkenin huzuru ve güvenliği için çalışıyorlar" dedi. Sergiyi gezen şehit babası Ünlen Çabuk ise duygu dolu anlar yaşadığını belirterek, "Polis Haftası kapsamında açılan bu sergide şehitlerimizin de yer aldığı kareleri görünce çok duygulandım. Emeği geçenlerden Allah razı olsun. Güvende olmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kozanlılar da sergide yer alan fotoğrafların kendilerini derinden etkilediğini belirterek, polislerin fedakârlığını yansıtan karelerin gurur verici olduğunu dile getirdi. İHA Muhabiri Beril Solmuşgül ise, polislerin sadece güvenliği sağlayan yönünü değil, aynı zamanda kentin kültürel ve sanatsal dokusuna kattığı değerin de ortaya konulduğunu ifade ederek, "Polislerimizin sahadaki zorlu görevlerini, çocukların gülüşünden tarihi sokaklara kadar birçok farklı açıdan yansıtmaya çalıştık. Bu sergide vatan sevgisini, fedakârlığı ve huzuru bir arada anlatmak istedik. İlçemizde ilk kez açılan Kozan ve bu serginin gün yüzüne çıkması için büyük emek veren ve sergiye ev sahipliği yapan İlçe Emniyet Müdürümüz Fatih Alptekin ve polislerimize teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Sergide, operasyon anlarından günlük devriyelere, vatandaşla kurulan sıcak diyaloglardan tarihi mekânlarda görev yapan polislerin görüntülerine kadar birçok kare yer aldı. Sergi, ilçe emniyet müdürlüğü önünde Polis Haftası boyunca ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.
Diyarbakır Baba ve oğlunun cesedinin bulunması davasında zanlı suçunu itiraf etti Diyarbakır’da yanmış kamyonette cesetleri bulunan baba ve oğlunun duruşmasında zanlılardan biri suçunu itiraf ederken, tutuklu bulunan 4 sanık tahliye edildi. Diyarbakır’ın Sur ilçesine bağlı Kuşburnu Mahallesi’nde 19 Mayıs 2025’te Remzi (49) ve oğlu Muhammet Sati’nin (15) cesetleri yanmış kamyonette bulunmuştu. Olayın ardından 4 kişi tutuklanmıştı. 5’i tutuklu 7 sanığın bulunduğu duruşmanın ilki Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinde başladı. Duruşmaya tutuklu sanıklar A.M.İ, İ.K, M.D, M.K, tutuksuz sanıklar A.Ö. ve O.K, Remzi Sati’nin eşi Filiz Sati, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ile taraf avukatları mahkemede, sanık A.İ. ise tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS yöntemi ile katıldı. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık A.M.İ., Remzi’ye hayvan sattığını, nişanlanacağını ve olay günü kendisini arayarak para istediğini söyledi. A.M.İ., "Ödeme konusunda tartıştık. Tekrar aradım, ona kum ocağında seni bekliyorum dedim. Oğlu vardı yanında. Oğlunun orada olduğunu görünce yalnız konuşmak istedim. O konuşmayı sürdürdü. Tutamadım kendimi ve aracın içerisinde vurdum. Aracı hemen olayın ardından yaktım. Ortada delil bırakmak istemedim. Yaklaşık 15 dakika olay yerinde kaldım, sonra eve döndüm. Olayı kimseye söylemedim. Suçumu kabul ediyorum" dedi. Remzi Sati’nin eşi Filiz Sati ise sanık A.M.İ. ile eşinin ortak olduğunu bildiğini söyledi. Filiz Sati, "Olaydan önce A.M.İ. bir hayvanı izinsiz satmış. Onunla ilgili bir problem olmuştu. Daha sonra da A.M.İ. 6-7 hayvanı eşimden habersiz satmıştı. Olay günü A.M.İ. onu aradı. Eşim, ’eğer yakalarsan haber verirsin’ diyerek telefonu kapattı. Oğluma, ’çayın yakınında manda bulundu onu almaya gidelim’ dedi. Oğlum da uyumak istediği için gitmek istemedi. Eşim hemen bakıp geliriz dediği için beraber çıktılar. Eşime, oğlumu götürme dememe rağmen götürdü. Sanığı da ilk kez görüyorum. Hepsinin parmağı vardı bu işte. Hepsinin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Eşimle ortaktın, çocuğumdan ne istedin? Ciğerim paramparça oldu. Oğlumun suçu neydi? Artık kolu kanadı kırılan bir kadınım" diye konuştu. Savunmaların ardından mahkeme, tutuklu sanıklar İ.K., M.D., M.K. ve A.İ.’nin tahliyesine, tutuklu sanık A.M.İ.’nin ise tutukluluk halinin devamına karar verdi. Duruşma haziran ayına ertelendi.
Kilis Kilis’te 6 Şubat depreminde hasar gören 3 vakıf eseri ibadete açıldı Kilis’te 6 Şubat depremlerinde hasar gören 3 vakıf eseri cami, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmaların ardından, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla yeniden ibadete açıldı. Kilis’e çeşitli temaslarda bulunmak üzere gelen Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 6 Şubat depremlerinde hasar gören vakıf eserlerinin açılış programına katıldı. Bakan Ersoy, Cumhuriyet Caddesi’nde vatandaşlarla buluştu, Sabunhane Müzesi’ni ziyaret ettikten sonra, vakıflara ait eserleri açılışına gitti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında onarılan Kara Kadı Camii, Hacı Devriş Camii ve Tabakhane Camii düzenlenen törenle yeniden ibadete açıldı. Depremin ardından başlatılan restorasyon ve güçlendirme çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte yeniden ibadete açılan camilerde dualar edildi. Bakan Ersoy açılışta yaptığı konuşmada, "Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz 3 camiyle birlikte toplam 24 vakıf eserinin 12’sini aslına uygun şekilde onararak yeniden hizmete açmış olacağız. Kalan eserlerimizin büyük bölümünü mayıs ayında, tamamını ise haziran ayında bitirerek depremde hasar gören tüm vakıf eserlerini vatandaşlarımızın hizmetine sunacağız" diye konuştu. Açılışa Kilis Valisi Ömer Kalaylı, Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürü Erdoğan Tunç, Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen ile il protokolü ve vatandaşlar katıldı.