SAĞLIK - 03 Şubat 2026 Salı 11:20

Uzmanından uyarı: "Sigara, Türkiye’de en az 4-5 litre benzin parasına eşit olmalı"

A
A
A
Uzmanından uyarı: "Sigara, Türkiye’de en az 4-5 litre benzin parasına eşit olmalı"

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, sigaranın dolaylı etkilerle birlikte Türkiye’ye yıllık 23-24 milyar dolarlık maliyet oluşturduğunu belirterek uyarılarda bulundu.


Türkiye’de sigara kullanım oranını düşürmeye yönelik çalışmalar devam ediyor. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder, sigaranın ülke ekonomisine maliyeti, fiyatların caydırıcılığı, gençler ve kadınlar üzerindeki etkileri ile elektronik sigaralara ilişkin değerlendirmelerini İHA muhabirine anlattı. Toker Ergüder, Türkiye’ye yıllık 23-24 milyar dolarlık maliyet oluşturduğunu belirterek sigaranın en az 4-5 litre benzin parasına eşit olması gerektiğini ifade etti.



"Sigaranın Türkiye’ye yıllık maliyeti 23-24 milyar dolar"


Türkiye’de 2010’lu yıllardan itibaren çok önemli çalışmaların olduğunu belirten Toker Ergüder, "Sigaranın tek başına maliyetini hesaplamak çok zor. Dolaylı maliyetlere de bakıyoruz. Biz en son 23 Aralık’ta burada bir çalıştay yaptık ve yaptığımız çalışma sonucunda sigaranın Türkiye maliyetinin yaklaşık 680 milyar lira olduğunu tespit ettik. Bu da yaklaşık 17-18 milyar dolara denk geliyor ama tabii bunun üzerine de birazcık dolaylı maliyetleri de eklemek lazım. Diyelim ki siz sigara içtiniz, kalp krizi geçirdiniz, uzun süre evde kalıyorsunuz, işe gidemiyorsunuz, otobüs şoförüsünüz, akciğer kanseri oldunuz, vefat ettiniz. Sonra onun ailenize getirdiği yükleri de hesaplamak lazım. Bunların hepsini hesaplarsanız sigaranın Türkiye maliyetinin yaklaşık 23-24 milyar dolar civarında olduğunu dolaylı maliyetlerle beraber tahmin ediyoruz" dedi.



"Türk gibi sigara içmekten nasıl Türk gibi sigara içmemeyi ülkeye getirdiniz diye öğrenmeye çalıştılar"


Sigarayı bırakmanın bir aşama olduğunu söyleyen Ergüder, "Önce insanlar sigarayı bırakmayı düşünürler. Ondan sonra sigarayı bırakmaya karar verirler. Ondan sonra sigarayı bırakmak için destek alırlar. Sonra sigarayı bırakırlar ve sürdürürler. Sigarayı bırakmayı düşünmek ve karar vermek için eğitim çok önemli. Bu konuda da Sağlık Bakanlığımız çok önemli faaliyetler yapıyor. Sürekli bilgilendirme çalışmaları, aile eğitimleri sigara bırakma hizmeti vermeye başladı. Online sigara bırakma hizmeti alabiliyorsunuz. Ancak insanlarda her zaman bilgi tutum ve davranışa dönüşmez. Bizim başka önemli müdahalelere de ihtiyacımız var. Bunlardan biri de mali politikalardır. Mali politikalar sigarayı bırakmayı düşündürürler. Bununla ilgili dünyadaki en iyi örneklerden biri de Türkiye’dir. Türkiye 2008’de bu dumansız hava sahası kanunundan sonra 2008 ile 2012 arasında Türkiye’de sigara içme oranları yüzde 14’e yakın düştü. Hakikaten çok dünyaya örnek tarihi bir kampanya yaptık. Dünya Sağlık Örgütü Başkanı 3 sefer İstanbul’a geldi ve Sayın Cumhurbaşkanımızla görüştü. Türk gibi sigara içmek diye bir terim vardı eskiden. Siz, Türk gibi sigara içmekten nasıl Türk gibi sigara içmemeyi ülkeye getirdiniz diye öğrenmeye çalıştılar" diye konuştu.



"İnsanların gelirlerinden sigaraya ayrılan oranı yüzde 4,8’den 1,8’e düştü"


Aynı zamanda Ergüder, şu ifadelere yer verdi:


"Eskiden insanlar ceplerindeki paraların, yıllık gelirlerinin sigara almak için yüzde 4.8’ini harcarken son 1 yılda bu yüzde 1.8’e düştü. Türkiye’de sigaralar çok ulaşılabilir oldu. Bu da özellikle çocuk ve gençleri daha çok etkiliyor. Çocuk ve gençler sigaralar ucuz olduğu sürece sigaraya daha kolay erişiyorlar ve nikotin bağımlısı hale geliyorlar. Bazen bana kızıyorlar bunları söyledikçe ama sonuçta ben bir halk sağlığı profesörüyüm, tıp doktoruyum, hekimim ve insanların sağlık ve iyilik halleri için bir şeyler söylemeye çalışıyorum. Onların akciğer kanserine yakalanmalarını önlemeye çalışıyoruz. O yüzden de bu söylediklerimizin hepsi onların sağlık ve iyilikleri hali. Türkiye’de şu anda sigara fiyatları diğer ürünlerle kıyaslandığında ucuz kaldı."



"Sigaranın Türkiye’de en az 4-5 litre benzin parasına eşit olması lazım"


Dünya genelinde 1 paket sigaranın bir menü hamburger parası veya 4-5 litre benzin parasına eşit olduğunu ifade eden Ergüder, "Fiyat söyleyince bana çok kızıyorlar. Sonuçta Türkiye’de de o parayı verirken markette düşündürecek, beyinde sigarayı bırakmaları için tetikleme oluşturacak bir fiyatın olması lazım. Bizim de öngörümüz sigaranın Türkiye’de en az 4-5 litre benzin veya bir hamburger parasına eşit olması lazım. Bununla ilgili de çok çalışmalarımız var. 2004 yılında Türkiye’de 1 paket sigara parasıyla bir hamburger alınabiliyormuş. Şu anda 4 paket sigara ile bir hamburger alabiliyorsunuz. 4-5 litre benzin parası Türkiye’de yaklaşık 250-300 liraya denk geliyor. Türkiye’de 90 liraya sigara satılıyor. Biz ne yazık ki 90 liraya sigara satıldığı sürece akciğer kanserlerini, kalp krizlerini önlemede bir sürü zorluk yaşıyoruz" şeklinde konuştu.



Tütün endüstrisinin hedefi kadınlar


Toker, sigara firmalarının son yıllarda özellikle genç kadınları hedef aldığını belirterek, Türkiye’de genç kadınlarda sigara kullanımının son 10 yılda ciddi oranda arttığını söyledi. Bu artışın sürmesi halinde gelecek yıllarda kadınlarda akciğer kanseri ve kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin ciddi şekilde yükselebileceği uyarısında bulunan Toker, kadınları tütün endüstrisinin etkisine karşı dikkatli olmaya çağırdı.



Elektronik sigaralar ve vakalar


Toker, slim sigaraların ardından elektronik ve ısıtılmış sigaraların piyasaya sürüldüğünü belirterek, bu ürünlerin de nikotin bağımlılığına yol açan ve ciddi sağlık riskleri taşıyan zararlı ürünler olduğunu söyledi. Toker, ABD’de yaşanan ölümleri hatırlatarak Türkiye’de de vakaların görülmeye başladığını ve kullanıcıların dikkatli olması gerektiğini vurguladı.



Uzmanından uyarı: "Sigara, Türkiye’de en az 4-5 litre benzin parasına eşit olmalı"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aziz İhsan Aktaş davasınında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı: "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Aziz İhsan Aktaş davasında savunma yapan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı Ali Rıza Yılmaz, "Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı" dedi. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi. Aziz İhsan Aktaş davası 5’inci gününde devam ediyor. Duruşmada görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz savunma yaptı. Duruşmada savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkan Yardımcısı tutuklu sanık Ali Rıza Yılmaz, "Ben Beşiktaş Belediyesi siyasi başkan yardımcısıyım. Hayata tutunmak için bütün ömrüm boyunca mücadele ettim. 70 yaşındayım, Ömrümde suç örgütleriyle, çetelere karşı mücadele vererek geçti. Bu konuda ciddi bedeller ödedim. Daha da bedelleri ödemeye de devam ediyorum. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum. 2019 yılında Beşiktaş Belediyesi’nde meclis üyesi olarak seçildim. Belediye Başkanımız Rıza Akpolat beni belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirdi. Bu görevlendirmede yalnızca destek hizmetleri müdürlüğü birimi bana bağlı değildi. 6-7 tane birim bağlıydı. Haksız, adaletsiz ve hukuksuz, tek taraflı olarak hazırlanan bir iddianame ile ilgili görüşlerim olacaktır. Ben 10 aydır bugünü bekliyorum, 10 aydır tutukluyum. Haksız, hukuksuz, adaletsiz olarak tutuklandım. Bizim yönetim anlayışımız katılımcı, şeffaf, hesap verilebilir, kamu menfaati ve çıkarını düşünen bir yerel yönetim anlayışıdır. Çünkü yerel yönetimler demokrasinin beşiğidir. Ben bürokrat değilim, ben teknokrat değilim. Ben seçilmiş meclis üyesiyim ve siyasi başkan yardımcısıyım. Sayıştay müfettişleri 2 senede bir gelmesi gerekirken, bizim belediyemize her sene gelirlerdi. Mülkiye müfettişleri her sene genel denetime gelirlerdi. Yapılan denetimlerde hiçbir suçlamayla karşılaşmadık. Bu suçlamalardan alnımızın akıyla çıktık. Eğer devletin bu kurumlarının yaptığı denetimlerin verdiği raporların bir anlamı yoksa o zaman bu kurumları yok sayacaksak ne anlamı var? Biz bu süreçlerde ne ben ne de arkadaşlarım herhangi bir suç işlemedik" ifadelerini kullandı. "Benim bir suç işlemediğimi bilirkişiler biliyor" Savunmasının devamında suç işlemediğine vurgu yapan sanık Yılmaz, "Bir sene önce Belediye Başkanımız tutuklandı. Belediye Başkanından sonra yani 10 ay önce de ben tutuklandım arkadaşlarımla beraber. Evimde arama yapıldı. Ben suçlu değilim ki veya bir suç işlemiş değilim ki, evimde benim gizli saklı neyim olabilir? Ben ihaleye fesat karıştırmaktan tutuklandım. Bilirkişi raporlarına baktığımızda benim sadece o ihalelere olur verdiğim görülecektir. Zaten sayın savcılık beni mahkemeye sevk ettiği zaman da ihalelere olur verdiğim şeklinde beni suçlayarak gönderiyordu. Buradan haykırarak söylemek istiyorum, olur vermenin anlamı nedir? Savcılık olur vermenin anlamının ne olduğunu bilmiyor mu? Şimdi bu bilirkişi raporları neden hazırlanır? Bu bilirkişi raporları neden alınır? Bilirkişi raporlarını hazırlayanlar, bilirkişiler onlarca, yüzlerce bu ihaleleri denetliyorlar. Kendi konularında mevzuata hakimler, ihale yasası ve mevzuatı konusunda deneyimli insanlar. Benim attığım imzanın karşılığının ne olduğunu biliyorlar. Bundan dolayı benim bir suç işlemediğimi de bilirkişiler biliyor. Bu konuda raporu, dört tane ihaleyle ilgili raporu savcılığa bildiriyorlar. Savcılık bunu kesinlikle göz önünde bulundurmuyor. Ben bunun nedenini çok merak ediyorum. Bu ön yargı neden? Ben siyasi olduğum için mi, Cumhuriyet Halk Partili olduğum için mi bu ön yargı var? Kesinlikle bunu kabul etmiyorum. Peşinen suçlu ilan edildim, aleyhimde onlarca ifade verildi" şeklinde konuştu. "İhalelerin yapılması sürecinde bunları bilmiş olsaydım kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım" Savunmasına devam eden sanık Yılmaz, "Ayrıca yine bilirkişi raporlarında ihaleleri alan firmalarla ilgili bir organik bağımın ve bir ilişkimin olduğu, onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında tespitte bulunulmamıştır. Dolayısıyla bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. İhaleyi alan firma ve firmalarla ilgili bir organik bağımın olduğuna ve onlarla temasta bulunduğuma dair bilirkişi raporlarında bir tespitte bulunulmamıştır. Bu ihale süreçlerinde kesinlikle tarafıma yazılı ve sözlü olarak bir bildirim söz konusu değildir. Bu ihalelerin yapılması sürecinde eğer ben bunları bilmiş olsaydım veya bu konuda yazılı veya sözlü bir şikayet gelmiş olsaydı, kamunun zararı ve menfaati için ne gerekiyorsa yaparım. İftiracılar kendilerini kurtarmak için beni suçladı. Attıkları yalan iftiralar, beyanlar soyut ve mesnetsizdir, kesinlikle kabul etmiyorum. Mustafa Mutlu’nun geçmişini bilmem. Mustafa Mutlu kim ki bana talimat verecek? Mutlu’nun himayesinde çalışan birisi değilim. Bu konuda somut olarak suçu teşkil edildiğine dair iddianamede bir delil, beyan var mıdır? Bu suçlamayı kesinlikle reddediyorum. Genel anlamda Belediye Yasası mevzuatı ile ilgili, Kültür Bakanlığı’ndan, Valilikten, Kaymakamlıktan bir evrak geldiğinde, hukuksal olarak bir problem olduğunda Mutlu’ya danışmış ve soru sormuş olabilirim ama ben ihaleleri şöyle yapalım böyle yapalım veya o bana ihaleleri organize edelim diye herhangi bir şey yapmadım. Benim öyle bir yetkim, sorumluluğum yok" dedi. "Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur" Savunmasında, Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini tehdit etmediğini belirten Yılmaz, "Bir gün Ozan İş beni aradı, bana, ‘başkanım neredesin ne yaptın’ dedi. Belediyede çalıştığımı ve yoğun olduğumu söyledim. O da bana, ‘misafirim var geleceğim’ dedi. Aziz İhsan Aktaş geldi, ben bütün misafirlerime merhaba dedim, karşıladım. Kesinlikle Aziz İhsan Aktaş‘ı bir zorlama bir tehdit etme, böyle bir şey söz konusu olamaz. Bana, rüşvet, kişisel menfaat diye bir suçlama iddianamede yok. Ozan İş’in uydurması bir yalanı şimdi bir adama malı zorla satacaksınız, tehdit edeceksiniz, ondan sonra açıktan bir menfaat edecek. Böyle bir şey olabilir mi? Yapılan usulde bir hata var mı, kamu zararı söz konusu mudur? Bunların kesinlikle söz konusu olmadığı görülecektir. Önder Gedik ifadesinde, bu süreci kimlerle yürüttüğünü açıklamıştır. Ozan İş, bu sürecin sorumlusudur. Bu süreci yürüten, Ozan İş’tir ama Ozan İş, kendisini kurtarmak için kesinlikle benim şahsıma iftira atmaktadır. Aziz İhsan Aktaş‘a da sorulmasını isterim, bu gayrimenkulün satışında bana Mustafa Mutlu‘ya Alican’a ne menfaat sağlamış? Bu soru Aktaş’a sorulsun, bunun cevabını versin Aktaş" diye konuştu. Duruşmaya, yaklaşık 1 saat ara verildi.
Adıyaman Deprem sonrası Adıyaman’da eğitim altyapısı güçlendi 6 Şubat depremlerinde yüzlerce dersliğin kaybedildiği Adıyaman’da yürütülen yeni okul yapımları ve güçlendirme çalışmalarıyla eğitim altyapısı yeniden ayağa kaldırılırken, kent genelinde derslik sayısı deprem öncesine göre 624 artış gösterdi. Adıyaman’da 6 Şubat depremlerinde 16 okul yıkılırken, 7 okul acil yıkılacak durumda olduğu için, 56 okul da ağır hasarlı olduğu için yıkıldı. Adıyaman’da çoğunluğu okul olmak üzere pansiyon, spor salonu, öğretmenevlerinin de içinde bulunduğu 56 bina orta ve az hasarlı olduğu için güçlendirilmeye başlandı. Yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren İl Milli Eğitim Müdürü Ali Tosun, "Asrın felaketinin yaşandığı depremlerin üçüncü seneyi devriyesi için hazırlıklar yapılıyor, anma törenleri planlanıyor. Biz de eğitim camiası olarak asrın felaketinde 6 bin 247 dersliğimizden 930 dersliğimizi kaybetmiştik. Bunun yerine 104 yeni, 21 de güçlendirilmiş okul olmak üzere toplam 125 okulumuzu eğitim öğretim hizmetine sunduk. Çocuklarımız daha dirençli, daha güvenli okullarda eğitim öğretimlerine devam ediyorlar. Bugün itibariyle 6 bin 870 derslikle eğitim öğretimimize devam ediyoruz. Deprem öncesine göre 624 derslik fazlamız var. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Güçlü bir ülkenin vatandaşı olma gururunu hep beraber yaşıyoruz. Millet, devlet milletle el ele vererek şu anda okullarımızın deprem öncesine göre çok daha iyi bir noktaya gelmesinin haklı gururunu ve mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.