EKONOMİ - 26 Mart 2026 Perşembe 16:55

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi"

A
A
A
TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor" dedi.


TZOB Genel Başkanı Bayraktar, İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaşın ülkemizdeki tarımsal girdi piyasaları üzerine etkisini görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi.


"Başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40’lara varan oranda arttı"


Türkiye’nin, tarımsal üretimde kullanılan kimyasal gübre ve mazot hammaddelerinin yüzde 90’ını ithal ettiğini söyleyen Bayraktar, "Dolayısıyla ülkemizdeki gübre ve mazot fiyatları hem dış piyasalardaki gelişmelere hem de dolar kuruna bağlı olarak değişiyor. İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı’nda gemilerin geçişinde yaşanan aksaklıklar sonucu küresel enerji, gübre ve tarımsal gıda sistemlerine yönelik riskler arttı. Çünkü savaşın yaşandığı bölgedeki ülkeler, petrol, doğalgaz ve gübre üretiminde dünyanın önde gelen ülkeleridir. Dolayısıyla sevkiyat yollarında meydana gelen kısıtlamalar doğrudan olarak fiyatlara yansıyor. Nitekim 2025 yılının Haziran ayında İran ile İsrail arasında yaşanan çatışma sonrası başta ÜRE olmak üzere gübre fiyatları bir anda yüzde 40’lara varan oranda arttı. 28 Şubat 2026 tarihinde başlayan savaşın ardından da yine aynı senaryo gerçekleşti, gübre ve mazot fiyatları yükseldi" diye konuştu.


"Amonyum nitrat gübresinin tonu savaş sonrasında yüzde 26,5 oranında artarak 20 bin 295 liraya yükseldi"


Aynı zamanda Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:


"Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiler doğrultusunda derlediğimiz fiyatlara göre; savaş öncesinde kalsiyum amonyum nitrat gübresinin tonu 16 bin 48 lira iken savaş sonrasında yüzde 26,5 oranında artarak 20 bin 295 liraya yükseldi. Amonyum sülfat gübresi yüzde 23,3 oranında artarak 17 bin 439 liraya, ÜRE gübresi yüzde 19,5 oranında artışla 31 bin 124 liraya, DAP gübresi yüzde 9,6 artışla 38 bin 943 liraya ve 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 8,3 oranında artışla 25 bin 888 liraya yükseldi. Doğru zamanda ve doğru miktarda yapılan gübrelemenin bitkisel üretimde verim artışlarına yaptığı katkı aşikârdır. Çiftçilerimizin maliyet artışları nedeniyle yeterli gübre alamayacak olma ihtimali üretimde verim düşüşüne ve olağanüstü maliyet artışlarına yol açabilir. Yaşanabilecek bu durumdan hem üreticilerimiz de tüketicilerimiz de olumsuz etkilenecektir."



"Çiftçilerimizin büyük bir kısmı önceden gübre tedariki yapamıyor"


Serin iklim tahıllarının üst gübrelemelerinin uygulanma dönemi, sıcak iklim tahıllarında ise taban gübrelemelerinin yapıldığı ekim dönemi olduğunu ifade eden Bayraktar, "Yani ülkemizde gübreye en çok ihtiyaç duyulan dönemlerden biridir. Şunu da biliyoruz ki çiftçilerimizin büyük bir kısmı önceden gübre tedariki yapamıyor, zamanı geldiğinde bir şekilde satın almaya çalışıyor. Dolayısıyla çiftçilerimizin çoğunun deposunda gübre olmadığı için şimdi satın alacaktır. Yani uygulanacak gübrelerin çoğu savaş sonrası yüksek fiyatlardan satın alınacaktır. Öyle görünüyor ki savaş sebebiyle yüksek girdi fiyatlarıyla hem üretim maliyetleri artacak hem de çiftçilerimizin gübre kullanamamasından dolayı tarımsal ürün arzında azalma olacaktır. Doğal olarak tüketici fiyatları da bu durumdan etkilenecektir. Bu süreçte gübre piyasalarının düzenlenmesi için birtakım önlemler alındı. Gübre ithalatında gümrük vergilerinin sıfırlanması, gübre ihracatının yasaklanması ve 10 yıldır yasak olan yüzde 33’lük amonyum nitrat gübresinin kullanıma açılması gibi adımlar olumlu hamlelerdir. Fakat buradaki kritik nokta çiftçilerimizin gübreyi satın alabilmesidir. Yani fiyatların makul düzeyde olmasıdır" şeklinde konuştu.



"Mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi"


Mazotta da benzer bir durumun söz konusu olduğunu belirten Bayraktar, "Savaş öncesi litresi 61 lira 41 kuruş olan mazotun fiyatı savaşın ardından yüzde 22,3 oranında artarak 75 lira 12 kuruşa yükseldi. 80 liraya dayanan mazotun litre fiyatının yaklaşık yüzde 40’ı vergiden oluşuyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak mazot konusundaki görüşümüzü yıllardır dile getiriyoruz. Mazot tarımsal üretimin her aşamasında kullanılan, olmazsa olmaz bir girdidir. Bu sebeple çiftçilerimizin kullandığı mazottan vergi alınmamalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, üreticilerimizin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Tarımsal üretimin devamlılığı ve gıda arz güvenliğinin sağlanması için temel girdilerde çiftçilerimize yönelik desteklerin artırılması büyük önem taşıyor. Bu kapsamda ilgili kurum ve kuruluşları, savaşın uzama ihtimalini de göz önünde bulundurarak üreticilerimizin üzerindeki maliyet baskısını hafifletecek acil tedbirleri hayata geçirmeye davet ediyoruz. Özellikle gübre ve mazotta bir destek paketine ihtiyaç duyulmaktadır" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Esenyurt’ta 2 kişinin öldürüldüğü olayda gözaltına alınan 3 şüpheli adliyeye sevk edildi Esenyurt’ta bir sitede 2 kişinin silahla vurularak öldürülmesine ilişkin 1’i kadın 3 kişi gözaltına alındı. 3 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Edinilen bilgiye göre, Esenyurt Zafer Mahallesi Adile Naşit Bulvarı’ndaki bir sitede 24 Şubat’ta saat 17.00 sıralarında bir daireden gelen silah seslerini duyanlar polise haber verdi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Silah seslerinin geldiği 5’inci kata çıkan ekipler, koridorda 2 kişiyi yaralı halde yerde yatarken buldu. Sağlık ekipleri, 2 kişinin hayatını kaybettiğini belirledi. Yapılan incelemede hayatını kaybedenlerin Mehmet Eren Karamanlar (36) ile Fevzi Kılıç (33) olduğu tespit edildi. Cesetlerin yanında bir tabanca bulunurken, Karamanlar’ın 31, Kılıç’ın ise 14 suç kaydı olduğu öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, şüphelilerin kaçtığı anların sitenin güvenlik kameralarına yansıdığını belirledi. Şüphelilerin olayın ardından binadan hızla kaçtıkları ve aynı site içerisinde başka bir binada yaşadıkları tespit edildi. Polis, şüphelilerin yakalanması için teknik ve fiziki takip başlattı. Cinayetin sebebi ‘kız meselesi’ Yapılan çalışmalarda Karamanlar ve Kılıç’ın şüphelilerin kız arkadaşı Esra Ç.’yi (32) bir süre önce darbettikleri, bu nedenle taraflar arasında husumet oluştuğu belirlendi. Olay günü taraflar arasında çıkan tartışmanın ardından hayatını kaybeden 2 kişinin şüphelilerin kapısına gittikleri öğrenildi. Ellerindeki silahlarla ateş etmeye çalıştıkları ancak silahların tutukluk yaptığı, bunun üzerine şüphelilerin ateş açarak Karamanlar ve Kılıç’ı öldürdüğü tespit edildi. Şüpheliler suçunu itiraf ettiler Yaklaşık 1 ay süren fiziki takibin ardından şüphelilerin saklandığı Büyükçekmece’deki villaya operasyon düzenlendi. Özel Harekat Şube Müdürlüğü ekiplerinin de katıldığı operasyonda, termal kameralı dron ile takip yapıldı. Operasyonda olayda silah kullandıktan sonra kaçan Emre C. (30) ile Muhammed F.T. (34) gözaltına alındı. Öte yandan Esra Ç.’nin de yakalandığı öğrenildi. Asayiş Şube Müdürlüğü’nde suçlarını itiraf eden şüpheliler, "Onlara kız arkadaşımızı neden dövdüklerini sorduğumuzda aramızda tartışma çıktı. Karşılıklı restleşmenin ardından bulunduğumuz dairenin önüne geldiler. Ellerinde silah vardı. Ateş etmeye çalıştılar ancak silahları tutukluk yapınca biz de kendimizi korumak için ateş açtık. Daha sonra panik halinde kaçtık" dedi. Şüpheliler, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Öte yandan olaya ilişkin görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde şüphelilerin binadan kaçış anları, gözaltına alınma anları, polisin operasyon anı ile dron görüntüleri yer aldı.
Manisa Manisa’daki köpek saldırısı davasında tarihi karar Manisa’nın Yunusemre ilçesinde sahipsiz köpeğin saldırısından kaçarken otomobilin çarpması sonucu ağır yaralanan çocuk için açılan davada mahkeme kararını verdi. Mahkeme, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Yunusemre Belediyesi ve Doğa Koruma Müdürlüğü’nün toplam 10 milyon 252 bin 74 TL tazminat ödemesine hükmetti. Karar sonrası açıklama yapan baba Yücel Kılınç, "O hayvanın sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır" dedi. Olay, 24 Ekim 2022’de Yunusemre ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ilkokul öğrencisi E.K., ekmek almak için çıktığı evinin önünde sahipsiz bir köpeğin saldırısına uğradı. Köpekten kaçmaya çalışan küçük çocuk, bu sırada yoldan geçen kamyonetin çarpması sonucu ağır yaralandı. Çevredeki bir iş yerinin güvenlik kameralarına yansıyan olayın ardından ağır yaralanan E.K., hastaneye kaldırılarak yoğun bakımda tedavi altına alındı. Uzun süre yaşam mücadelesi veren küçük çocuğun hayati tehlikeyi atlattığı ancak yürüme, konuşma ve uzuvlarını kullanmasında kalıcı hasar oluştuğu belirlendi. Olayın ardından aile tarafından açılan davayı karara bağlayan Manisa 2. İdare Mahkemesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi ve Yunusemre Belediyesi’nin sahipsiz hayvanların kontrolü ve gözetimi konusunda gerekli önlemleri almadığına hükmetti. Kararda, idarenin yürüttüğü hizmeti sürekli denetlemek ve gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu belirtilerek, oluşan zarardan idarenin sorumlu olduğu ifade edildi. Mahkeme, E.K. lehine 250 bin TL’si manevi, 6 milyon 808 bin 663 TL’si maddi tazminat kararı verirken, ceza miktarının faizlerle birlikte toplam 10 milyon 252 bin 74 TL olarak ödenmesine hükmetti. "58 gün yaşam mücadelesi verdi" Pazarcılık yaparak ailesinin geçimini sağlayan baba Yücel Kılınç, yaşanan olayın ardından oğlunun ağır bir travma geçirdiğini belirterek, "O zaman Eren oğluma köpeğin kovalama sonucu bir araba çarpması meydana geldi. Oğlum o zaman ağır bir travma geçirdi. 58 gün yaşam mücadelesi verdi. Oğlumda şu an bedensel sıkıntılar var. Tedavisi uzun sürebilir diyor doktorlar. Şu an tedavi görmekte. Biz de elimizden geleni yapmaktayız. Ama bu mahkemenin 4 yıl sürmesi çok uzun bir süre oldu. Tabii ki biz maddi nedenlerle yetersiz kaldığımız için çocuğumuza yapabileceğimiz tedaviyi tam anlamıyla yapamadık" dedi. "Çocuğum hala tedavi görüyor" "Allah kimsenin başına vermesin ama gerçekten de bu sokak hayvanları büyük tehlike oluşturuyor" diyen baba Kılınç, "Geçen haberlerde izledim. Ufacık çocuğu parçalamışlar. Buna bir an önce kesinlikle önlem alınması gerekiyor. Siz siz olun çocuklarınıza sahip çıkın. Biz yaşadık böyle bir durum. Çünkü sonuçta bu hayvan canlı. Ağzı, dili yok ki. Bizim başımıza da talihsiz bir olay geldi. O hayvanın ne kadar sokakta yaşamaya hakkı varsa benim çocuğumun da o kadar yaşamaya hakkı vardır diye düşünüyorum. Ama tabii ki hayvanseverler bu duruma çok tepki gösteriyor. Başlarına gelmediği için rahat bir şekilde konuşabiliyorlar, ifade edebiliyorlar. Biz demiyoruz hayvanlar katledilsin. Sonuçta onlar da Allah’ın vermiş olduğu bir canlıdır. Benim çocuğum şu an 11’ine girecek. Benim çocuğum hala tedavi görüyor. Benim çocuğumun bunda bir suçu var mıydı?" ifadelerini kullandı. Kılınç, davayı 4 yıl sonra kazandıklarını avukatı aracılığıyla öğrendiğini sözlerine ekledi.