POLİTİKA - 10 Ocak 2026 Cumartesi 11:41

Psikososyal Destek Ekipleri sıfırıncı dakikadan itibaren vatandaşın yanında

A
A
A
Psikososyal Destek Ekipleri sıfırıncı dakikadan itibaren vatandaşın yanında

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Psikososyal Destek Ekipleri, afetin ilk anından itibaren sahaya inerek vatandaşların hem temel ihtiyaçlarını gideriyor hem de ruhsal dayanıklılığını güçlendiriyor.


Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı psikososyal destek ekipleri, Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde afet ve acil durumlardan etkilenen vatandaşların yanında olmaya devam ediyor.


Depremden sele, yangından kitlesel göçlere kadar pek çok olayda travma yaşayan vatandaşlara destek olan ekipler, 2025 yılında da sahada hizmetlerini sürdürdü. İlk andan itibaren vatandaşlarla birebir iletişim kuran ekipler, bunun yanı sıra destek için başvuran vatandaşların da hem temel ihtiyaçlarını karşılıyor hem de ruhsal dayanıklılığına katkı sunuyor.


Travmatik olayların ardından vatandaşların korku, çaresizlik ve belirsizlikler yaşadıklarını aktaran Afet ve Acil Durumlarda Psikososyal Destek Daire Başkanı Gülşah Alakara Özcan, ekiplerin ilk temasının sahada durum tespiti yapmak olduğunu ifade etti.


Vatandaşın bulunduğu yere giderek hizmet verdiklerini aktaran Özcan, olay sonrasında ekiplerin anında bölgeye konuşlanabildiğini belirtti.


Travmanın 3 temel kaybı


Bireylerin yaşadıkları olayların ardından kendilerini güvensiz hissettiklerini dile getiren Özcan, "Travma yaşayan bireylerin 3 temel kaybı olur. Kontrol kaybı, güven kaybı ve günlük işlevselliğin kaybı. Arkadaşlarımız ilk temaslarında zaten vatandaşı öncelikle güvende hissetmesini sağlarlar. Güvenli bir alana alırlar, kendilerini tanıtırlar ve akabinde stabilizasyon dediğimiz kişiyi şimdi ve buradaya getiren, o korkularını stabilize eden, en azından indiren teknikleri kullanırlar. Kişi şimdi ve buradaya geldikten sonra artık iletişim başlar, ihtiyaçlarını tespit ederler, o ihtiyaçları karşılamaya odaklanırlar ve kaynakla buluştururlar" açıklamasında bulundu.


Özcan, travma sonrası psikososyal desteğin önemine dikkati çekerek, "Eğer insanlar travmatik olay yaşadıktan sonra hemen psikososyal destek ekipleri ve psikososyal destek hizmeti devreye girmezse, o yaşadıkları stres ve travma birikiyor, birikiyor ve ileride bir psikiyatrik rahatsızlığa sebep olabiliyor. Eğer psikososyal destek hizmeti verilirse o zaman işte biz psikiyatrik rahatsızlık yaşayan insan sayısını azaltmış oluyoruz" ifadelerini kullandı.


"Kendinize de bir nevi hizmet ediyorsunuz"


Çalışanlara da çalışan destek hizmeti verildiğini ifade eden Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Psikososyal desteğin içerisinde çalışan destek hizmeti de var. Çünkü bu tarz olaylarda, travmatik olaylarda görev alan her meslek grubu, bizler de dahil buna, yani psikologlar, sosyal hizmet uzmanları da dahil ya da arama kurtarmacılar ya da güvenlik personelli de dahil, hepimiz bu olaylardan etkileniyoruz. Çünkü biz de insanız ve etkilenmiyorum diyen aslında yanılmış olur. Bu noktada biz kendimiz için ne yapıyoruz? Bir kere bu olaylara daha müdahale etmeden önce özellikle çalışanların kendisini çok iyi bilmesi ve tanıması gerekiyor. Yani ben stresimle nasıl baş edeceğim? Stres tepkilerimi anlayabiliyor muyum sahada? Eğer o olaydan etkilendiysem bedenimde ne oluyor? Duygularımda ne oluyor? Bunu tanımam lazım. Mola vermem lazım gerektiğinde. Aile bağlarımı güçlü tutmam lazım sahadayken. Çünkü bir şekilde o depomuzu, kaynaklarımızı çalışanlar olarak doldurmamız gerekiyor. Akşamları çalışanlar bir araya gelip grup çalışması yapmamız gerekiyor. Biz gün içinde nasıl etkilendik, nasıl baş ettik diye. Eğer kendimizi sağaltmazsak devam edemeyiz yola. O zaman da hizmetimiz sürdürülebilir olmaz. Kendinize de bir nevi hizmet ediyorsunuz."


Özcan, afet ve acil durumlarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı psikososyal destek ekiplerinin Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde hemen sahaya çıktığını dile getirdi.


Daha küçük çaplı olaylarda ise vatandaşların başvuru yaparak hizmet alabileceğini de belirten Özcan, "Sosyal hizmet merkezlerimiz ve il müdürlüğümüz her daim psikososyal destek ekipleriyle hazır buralara başvurular olabiliyor. Doğrudan hizmeti buralardan da alabiliyor. Psikososyal destek hizmetlerinin dışında hatta psikososyal destek hizmetleri bittikten sonra bakanlığımızın daha uzun vadeli danışmanlık hizmetleri var. Bireysel danışmanlık var, aile danışmanlığı var. Bunları da doğrudan yine sosyal hizmet merkezlerimiz aracılığıyla alabiliyorlar. E-devletten başvuru yapabiliyorlar ya da birebir kendileri başvuru yapıp randevu oluşturabiliyorlar" diye konuştu.


2025 yılındaki faaliyetlerine ilişkin bilgi veren Özcan şunları kaydetti:


"Biz 43 tane olay yaşamışız. Yangınlar, seller, deprem olduğu noktada ve bu 43 olayda da yerel ekiplerimiz hep aktif olarak çalışıyor. Balıkesir depremi, İstanbul oldu 6.2. Gerçekten bunlar yıkım yaşatmasa dahi insanlarda ciddi bir korku, çaresizlik ve panik yaşatıyor. Çünkü daha büyüğü olacak mı korkusuyla. Mesela İstanbul’da yaşayan insanlarımız gerçekten sürekli bir tetiklenme halinde. Ya da 2025’in başında Bolu otel yangınını yaşadık. Uzun süre oradaki etkilenen vatandaşlarımıza hizmet verdik. Akabinde Balıkesir depremi, İstanbul depremi dediğimiz gibi güneydeki yangınlar da dahil olmak üzere birçok olay yaşadık. Bu noktada ekiplerimiz bizim sıfırıncı dakikada harekete geçerler. Can havliyle evinden çıkan vatandaşa anında müdahale edip yanlarında olarak aslında o yanınızdayız devlet olarak mesajını çok net verirler."



Psikososyal Destek Ekipleri sıfırıncı dakikadan itibaren vatandaşın yanında

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Dilovası’ndaki yangın davasında faciadan önce işçiden dikkat çeken söz: "İçimde kötü bir his var" Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangınına ilişkin davada, tanık olarak dinlenen çevre sakinleri patlama seslerinin peş peşe geldiğini, içeride kalanlara müdahale edemediklerini ve iş yerinin daha önce defalarca şikayet edildiğini öne sürdü. Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen davanın duruşmasında, aralarında şirket yetkililerinin de bulunduğu 8’i tutuklu, 9 sanığın savunmaları ile müşteki ifadelerinin dinlenmesi tamamlandı. Sıra tanıkların dinlenmesine geçildi. "Patlamalar peş peşe oldu" Tanık Cemil Düzgüner, yangının çıktığı fabrikanın evine çok yakın olduğunu belirterek, "Yanan fabrika evime yaklaşık 10 metre mesafedeydi. Patlama sesi duydum. Dışarı çıktığımda Tuncay’ın yandığını gördüm. Hürol’un ise onu söndürmeye çalıştığını gördüm. Hemen hortumla müdahale ettik. Çocukların ve kadınların içeride olduğunu öğrendik. Alevlere yaklaşamadık. Onları kurtarma imkanımız olmadı. Patlamalar peş peşe oldu. Altay ve İsmail’i iş yerinde gördüm. Çalışanlar kaldırımda yemek yiyordu, çalışma şartları kötüydü" dedi. "İkinci patlamadan sonra içeriden ses gelmedi" Tanık Mehmet Düzgüner ise olay günü yaşananları anlatarak, "Olay günü gümleme ve çığlık sesleri duydum. Yanan birini gördüm. Abim Cemil ile altlı üstlü oturuyoruz. Hemen hortumu çektik ve şahsı söndürdük. İkinci bir patlamadan sonra içeridekilerin sesi kesildi. Orası daha önce başka bir iş yeriydi, lazer işleri yapılıyordu. Sonrasında parfüm üretimi yapılmaya başlandı. Kurtuluş’u tehlike konusunda uyardığımda bana ‘Biz önlemlerimizi aldık’ dedi" diye konuştu. "Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım" Olay gününden bahseden İlhan Altan, "Olay yerine 50-60 metre mesafemiz vardı. Patlama sesi duyunca olay yerine gittim. Elimden geldiğince yardım etmeye çalıştım ancak çok da yapabileceğim bir şey yoktu" ifadelerini kullandı. "Sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı" Tesisin elektrik işleriyle ilgilenen tanık Adem Çukan, "Elektrik işleri ile uğraşıyorum. Kurtuluş Bey beni çağırdı, üst katta dağıtım panosunu yaptım. Elektrik kablosu çektim. Ben işlemleri yaptığımda sadece yukarıdaki ofiste elektrik vardı. Kaçak akım rölesi çektim" dedi. "Bir işçi ‘İçimde kötü bir his var’ dedi" Tanık Gökçe Şadiye Sağlam, "Raviva’da ön muhasebe işlerini yapıyordum. Hafta sonu mesaisine gittim, Tuncay ve Hürol ürün yapıyordu. Bir işçi, ‘İçimde tarif edemediğim bir sıkıntı var’ dedi. Kısa bir süre sonra patlama meydana geldi. Eski yerde de tesise kadar çalıştım. Olaydan bir hafta önce Kurtuluş çağırdı, yeni yerde öylece çalışmaya başladım. Sheliq marka krem ve Shauran markalarına ait parfüm yapılıyordu. Dosyada yer alan iş yeri müracaat kontrol müessese açma ruhsatı gösterildi. Atılan imzaların kendisine ait olmadığını söyledi" ifadelerini kullandı. "Eşyalarını almaya gittiler, çıkamadılar" Kıvılcımın karıştırıcıdan çıktığını belirten tanık Hürol Eroğlu, "Olay günü Tuncay ile iş yerine geldik. O gün yapmamız gereken karışımlar vardı. Ben krem, Tuncay ise kolonya karışımı yapıyordu. Birden patlama oldu. Alevlerin içinden Tuncay geldi, onun üzerini söndürmeye çalıştım. Komşu hortum uzattı, onunla söndürdük. 112’yi aradım, içeri giremedim. Kurtuluş’u aradım, ‘Yangın var, hemen gel’ dedim. Sonra itfaiye geldi. 4-5 aydır orada çalışıyordum, geçici süreliğine orada işe başladım. Tuncay, yaralıyken ‘Karıştırıcıda kıvılcım çıktı’ dedi. Ataşehir’deki merkez ofiste Kurtuluş’un çocukları kalıyordu. Ayten’e olay günü, ‘Nasıl oldu da sen yangından çıkabildin, diğerleri çıkamadı?’ diye sorduğumda bana, ‘İşçiler telefon ve çantalarını almaya gitti’ dedi" ifadelerini kullandı. "Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz" Müşteki avukatı, "Tanık, bizim sorduğumuz sorulara düşünerek; sanık avukatlarının sorularına ise soluksuz ve düşünmeden cevap verdi. Tanık Hürol Eroğlu’nun yalancı şahitlik yaptığını düşünüyoruz. Bu sebeple hesap hareketleri ile HTS kayıtlarının incelenmesini talep ediyoruz. Kendisi hakkında suç duyurusunda bulunacağız" dedi. Duruşma, avukatların savunmasının alınması ve ara karar verilmesi amacıyla yarına ertelendi.