SAĞLIK - 24 Ekim 2025 Cuma 13:56

Prof. Dr. Esra Çöp: "Çocuklar ve ergenler, yapay zeka teknolojilerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor"

A
A
A
Prof. Dr. Esra Çöp: "Çocuklar ve ergenler, yapay zeka teknolojilerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor"

Prof. Dr. Esra Çöp: "Çocuklar ve ergenler, yapay zeka teknolojilerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Çünkü henüz gelişim çağındalar" dedi.


Teknolojinin hızla ilerlemesiyle birlikte yapay zeka, çocukların ve ergenlerin yaşamında giderek daha fazla yer almaya başladı. Eğitimden eğlenceye, sosyal ilişkilerden kişisel gelişime kadar birçok alanda etkili olan bu teknolojinin, çocukların gelişimi üzerindeki yansımalar mevcut. Uzmanlara göre yapay zeka destekli uygulamalar, doğru şekilde kullanıldığında çocukların öğrenme süreçlerini destekleyerek bireysel gelişimlerine katkı sağlıyor. Ancak bilinçsiz ve kontrolsüz kullanım, çocukların sosyal becerilerini zayıflatabiliyor ve dijital bağımlılık riskini artırabiliyor. Ebeveynlerin bu süreçte önemli bir rol üstlendiğini belirten uzmanlar, çocukların yapay zeka teknolojileriyle dengeli bir şekilde tanıştırılması gerektiğini vurguluyor. Bilinçli kullanım sayesinde çocukların hem teknolojiyi etkin şekilde öğrenebileceği hem de sağlıklı bir gelişim süreci sürdürebileceği ifade ediliyor.



"Çocukların yapay zeka teknolojisiyle temasını takip etmemiz gerekiyor"


Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde görev yapan Çocuk ve Ergen Psikiyatri Klinik Şefi Prof. Dr. Esra Çöp, yapay zeka uygulamalarının günümüzde çocuklara ve ergenlere yararı kadar zararı da olduğunu belirterek, "Yapay zeka dediğimiz şey artık akıllı asistan, sohbet robotları ya da eğitici olarak karşımıza çıkabiliyor. Günümüzde artık ekranla sadece izleyici olarak değil, aynı zamanda soru soran, etkileşime giren insanlar olarak yer alıyoruz. Çocuklar ve ergenler, yapay zeka teknolojilerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor. Çünkü henüz gelişim çağındalar, hem fiziksel hem duygusal olarak da gelişim çağındalar. O nedenle bu dönemde çocukların yapay zeka teknolojisiyle temasını takip etmemiz gerekiyor. Çocuklar ve gençlerin de yine akademik alanda, derslerine yardımcı olması amacıyla kullandıklarında yarar sağlayabiliyor" diye konuştu.



"Çocukların sosyal etkileşimini geliştirmek için yapay zekadan yararlanabiliyoruz"


Çocukların yapay zeka tabanlı uygulamaları kullanırken yanlarında ebeveynlerinin de bulunması gerektiğini vurgulayan Çöp, "Psikiyatriden bazı sosyal beceri zorluğu yaşayan çocukların bu alanlarda sosyal etkileşimini geliştirmek için de yapay zeka tabanlı uygulamalardan yararlanabiliyoruz. Bu teknolojiler uygun kullanıldığında aslında eğitim ve duygusal gelişime destek sağlayabiliyor. Riskleri neler diye bakacak olursak buradaki en büyük risk nasıl kullandığımızla ilişkili oluyor. Çocuk ve ergen büyürken ve gelişirken neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt etmeyi çevresinden, ailesinden ya da okuldan öğreniyor. İnternet ortamında da neyin doğru neyin yanlış olduğunu ya da neyin sanal neyin gerçek olduğunu yine çevresiyle gerçek dünyayla etkileşim halindeyken öğrenebilir. Ama biz biliyoruz ki küçük çocuklar özellikle sanalı ve gerçeği birbirinden ayırt etmekte zorlanabiliyorlar. Hatta bazen bunu ergenlerde ve erişkinlerde de görebiliyoruz. O nedenle bu risklerden korumak için ilk olarak çocuklar internet ortamındayken yapay zeka teknolojilerini kullanırken yanlarında anne babalarının olması çok önemli oluyor" şeklinde konuştu.



"Önemli olan nasıl kullanılacağını çocuklarımıza öğretmek"


Yapay zekanın kullanımının doğru alanlarda olduğu takdirde gençlere birçok alanda yardımı dokunacağını söyleyen Çöp, "Yapılan çalışmalar göstermiş ki ergenlerde yaklaşık 40 dakikalık oyunlar sadece eğitim araçları değil oyunların bile çocuklarına dikkati artırıcı etkisi olabiliyor. Az önce de söylediğim gibi ne kadar kullanıldığı, nasıl kullanıldığı burada önemli. Uygun yaşa, uygun bilişsel özellikleri destekleyen içerikler kullanılıyorsa çocuğun dikkatini arttırabilir. Ancak çocuk, bu teknolojiyle baş başa bırakılırsa, süresiz bırakılırsa bu dikkatini dağıtıcı etki yapabilir. Aslında günlük hayattaki kullandığımız diğer teknolojik aletlerden farklı değil. Önemli olan nasıl kullanılacağını çocuklarımıza öğretmek. Yapay zeka teknolojileri birçok meslek alanında da uygulamaya giriyor" dedi.



"Çocuklar yapay zekayı bir arkadaş gibi kullanmaya çalışıyor"


Çocukların ve ergenlerin yapay zekayı yalnızlıktan kurtulma veya kendine yeni bir arkadaş bulma amacıyla kullandığını da belirten Çöp şu ifadelere yer verdi:


"Çocuklar meraklılar, yeni teknolojileri çok merak ediyorlar. Hızlı takip ediyorlar ve neler yapabileceğini görmek istiyorlar. Bu yalnızlık kısmı da işin içine giriyor. Etrafında kendi sıkıntısını paylaşabileceği bir arkadaşı yoksa, ebeveyni yoksa ya da öğretmeni ya da başka bir yetişkin yoksa onunla duygusal dünyasını paylaşarak bir arkadaş gibi kullanmaya çalışıyor. Burada yapay zeka teknolojileri insana uyum sağlamaya yönelik programlandığı için bir süre sonra gençlerin yapay zekaya karşı bağımlılığı artabiliyor. Arkadaşı yerine ya da ebeveyni yerine sadece onunla dertleşmeyi seçebiliyor. Bu da çok riskli bir durum. Diğer risklerinden biri de bu."



Prof. Dr. Esra Çöp: "Çocuklar ve ergenler, yapay zeka teknolojilerinden en çok etkilenenler arasında yer alıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul CHP’nin LGBT önerisi yeniden gündeme geldi, vatandaş tepki gösterdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2015 yılında LGBT bireylerin kamu ve özel sektördeki istihdam ve terfi haklarının korunmasına yönelik verdiği kanun teklifinin yeniden sosyal medyada gündem olması tepkileri de beraberinde getirdi. CHP’nin ilk yapması gerekenin, parti içindeki sıkıntıları sona erdirmek olduğunu ifade eden vatandaşlar, eşcinsellerin gündeme getirilmesinin tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışma olduğunu savundu. 2015 yılında aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de bulunduğu 10 milletvekilinin imzasını taşıyan ve dönemin Bursa Milletvekili Aykan Erdemir öncülüğünde hazırlanan kanun teklifi sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Teklifin gündeme gelmesi, vatandaşlar arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Eyüpsultan Meydanı’nda ’da konuya ilişkin soruları yanıtlayan vatandaşlar, CHP’nin öncelikle yapması gerekenin, parti içinde gündeme gelen yolsuzluklar ve sapkınlıkların sona erdirilmesi olduğunu ifade etti. Önerinin tekrar gündeme getirilmesinin ve sosyal medyada viral olmasının sebebinin CHP içindeki sorunların göstergesi olduğunu söyleyen bir vatandaş, "Bunlar tamamen gündem değiştirmek için Özgür Özel ve tayfasının tezgahıdır. Yani eşcinsellerin gündeme getirilmesi tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışmadır. Bu millet neyin, ne olduğunu çok iyi biliyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi eşcinsel tayfasını sokağa dökmek. Yani ülkede bir başka kaos ülkesi oluşturmak. İkincisi kendi beceriksizliğini, Özgür Özel, kendisinin de sonunun geldiğini çok iyi biliyor. Öncelikle Özgür Özel, bu işler ile uğraşacağına Muhittin Böcek’ten aldığı 20 milyon doların hesabını versin" şeklinde konuştu. Ramazan Kaya isimli bir vatandaş da, "Bu ülke hepimizin. önce bu namussuz belediye başkanları, kadınların ırzına geçen başkanları korumayı bıraksın, doğru dürüst muhalefet yapsın. Bizim derdimiz eşcinsel ya da eşcinsellik değil" ifadelerini kullandı. LGBT’nin Rusya’da yasak olduğunu söyleyen Yusuf Kütük, "Biz Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Müslüman bir ülkede yaşarken bunu bizim dinimizin emri olarak da yapmamamız gerekirken yani LGBT denen kavramı, popülist hale getirmemiz gerekir. Örneğin Rusya’da şu an LGBT ile ilgili yasaklar var. Ama biz Türkiye’de bunu hala yapamadık, nedense? Ben bunu taraftara oynamak değerlendiriyorum. Biz her kesimden kendimize yakın seçelim. Böylelikle de siyasi olarak gücümüzü korumaya devam edelim" dedi. Metin Sarıgül isimli vatandaş ise "Ben insani şekilde düşünüyorum. Biz Müslüman bir ülkede yaşadığımız için bu bize uymayan bir durum. Allah’ın kitabında, Kur’an’ında bunun olmayacağını Lut Kavminden dolayı biliyoruz. Ben Müslüman olarak kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.
Çorum Bakan Kurum: "Deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez" Çorum’da inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahibi kura çekiminde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hayata geçirilen "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında,Çorum’da Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahiplerinin belirlenmesi için kura töreni düzenlendi. Törene katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, tek bir ev sahibi kalmayana kadar konut projelerini sürdüreceklerini dile getirdi. "Yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Bakan Kurum, Çorum’daki yatırımlarla ilgili bilgiler vererek, "Bizim için Çorum Anadolu’ya yön veren, stratejik konumuyla da ülkemizin değerine değer katan, gerçekten eşsiz bir şehirdir. Çeyrek asırdır biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Çorum’un bu gücünü arttırmak için, bu şehrin hemen hemen her noktasına eser ve hizmet sunuyoruz. Bugüne kadar bir yandan TOKi’miz eliyle inşa ettiğimiz konutlarla sizin gibi binlerce aileyi güvenli yuvaya kavuştururken diğer yandan komşuluk kültürünü yaşatan, yaşam kalitesini yükselten mahalleler kuruyoruz. Bir taraftan da deprem riski olan şehirlerimizde can ve mal güvenliğini teminat altına alıyoruz. Bugün sadece bizim bakanlığımız eliyle yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar liralık yatırım da Çorum’un her yerinde belediyelerimizle devam ediyor. Geriye baktığımızda Çorum’un her yerinde hamd olsun hastanelerden yeni yuvalara, ticaret merkezlerinden sevgi evlerine, camilerden yeşil alanlara kadar her şeyi en güzel şekilde, milletimizin desteğiyle inşa ettik. En önemlisi de 2020’de buraya geldiğimde Çorum Meydanını gezerken, Selçuklu emaneti, Çorum’a yakışacak projeleri, hayalleri bizle paylaştılar. Biz de dedik ki ‘Çorum için yapılması gereken ne varsa sonuna kadar yanındayız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çorum’un yanındadır, Murat Kurum Çorum’un yanındadır’ dedik ve Çorum Tarihi Çöplü ve Dikiciler Arastalarını, Saat Kulesi’nin çevresindeki tüm yıpranmış yapıların restorasyonunu aslına uygun yaptık. Tarihi alanlarımızı yeniden canlandırıp Çırum’un eşsiz güzelliğine güzellik kattık. İnşallah şimdi ara sokaklara gireceğiz. O meydandaki projemizi belediyemizle birlikte daha da büyüteceğiz, milletimizle el ele verip bir taraftan alt yapı da tarih yazarak, Çorum ve Bayat içme suyunu ve arıtma tesislerimizi şehrimize sunarken, diğer yandan da şehrimize nefes aldıracak 400 bin metrekareye sahip 6 millet bahçesini hayata geçiriyoruz. Dodurga Millet Bahçemizi en kısa sürede tamamlayacağız. Kardeşlerimizin beklediği İlk Evim Arsa Projesi kapsamında tapu devir işlemlerini tamamlatacağız. İş Yerim Projesi kapsamında 225 iş yerimizin ihalesini 22 Mayıs’ta yapacağız. Özet olarak bugün Çorum’un sokaklarında planlı yerleşimleri, güçlenen alt yapıyı, yenilenen kent dokusunu ve sosyal yaşam alanlarını görüyorsanız bilin ki bu tesadüf değildir, Çorum’un bu muhteşem tablosu şehircilik vizyonumuzun sonucudur. En önemlisi de Sayın Cumhurbaşkanımızın Çorum sevdasının, bitmeyen hizmet sevdasının sonucudur" dedi. "Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir" Asrın felaketinin yaşandığı 11 ildeki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Kurum, "Bizim medeniyetimizde devlet sırtını dönen değil, elini uzatan güçtür. Devlet milletinin zor zamanda yanında olandır, dar gününde kapısını çalandır, kimsesizlerin kimsesi olandır. İşte bu anlayışla 24 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde sürdürdüğümüz hizmet siyasetinin merkezinde hep siz vardır. Birinci önceliğimiz sizin güvenliğiniz, huzurunuz ve refahınız. En büyük mücadele alanımız ise depremdir. Deprem bu coğrafyanın en önemli gerçeğidir. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız depremi hatırlayın. Saat 04.17’de hep beraber ayağa kalktık, 86 milyonun yüreği, kalbi 11 ilimizle çarptı. Asrın felaketi ülkemizin karşı karşıya olduğu riskin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koydu. 11 ilimizde çok ağır yıkımlar, çok büyük acılar yaşandı, 50 binden fazla canımızı toprağa verdik. Milletçe tarif edilemeyecek büyük bir acı yaşadık. Acımız gücümüz oldu, milletimizle el ele verdik. Her hafta arkadaşlarımla deprem bölgesindeki şehirleri, mahalleleri bir bir gezdik, milletimizi bir an olsun yalnız bırakmadık. Yıkılan hayatları, umutları ve hayalleri orada yeniden filizlendirmek için 11 ilimizde eş zamanlı, dünyada eşi ve benzeri yok, saatte 23, günde 550 konut ürettik. Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı 2 yıl gibi kısa sürede ayağa kaldırdık. Bütün konut ve iş yerlerini, oradaki tarihi hanları, camileri, meydanları hepsini aslına uygun bir şekilde yaparak 500 bine yakın evi tamamladık, tam 3 bin 481 şantiyede bunu yaptık. 2 milyondan fazla vatandaşımızı evlerine kavuşturduk. Hep birlikte, milletimizle birlikte topyekün şehirlerimizi ayağa kaldırdık. Hamd olsun verdiğimiz her sözün arkasında durduk. Devletimizin gücü, milletimizin desteği ve kararlı yönetim anlayışıyla bu süreci anlımızın akıyla tamamladık. Bugün gururla ifade ediyorum ki yeniden inşa süreci Türkiye’nin kapasitesinin ve kararlılığının göstergesidir. Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir. Asrın inşası Türkiye’nin başarısıdır, asrın inşası Türkiye’nin yüz akıdır" diye konuştu. "2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız" 100 Yılın Konut Projesiyle ilgili konuşan Bakan Kurum, "Asrın inşasındaki tecrübemizi 81 ilimize yayıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 81 ilimizde büyük bir heyecana koşturan 100 Yılın Konut Projesiyle güzel milletimize, azi vatandaşlarımıza tam 500 bin yeni sosyal konut daha kazandırıyoruz. Şu ana kadar 79 ilimizin kurasını çektik ve 403 bin hak sahibimizi belirledik. Bugün Çorum’da 2 bin 867 konutumuzun sahiplerini burada büyük heyecan ve coşkuyla belirliyoruz. Bu konutlarımızın bin 200’ünü Çorum merkezde, 300’ünü Alaca’da, 200’ünü Bayat’ta, 300’ünü İskilip’te, 63’ünü Kargı’da 26’sını Laçin’de, 28’ini Mecitözü’nde, 300’ünü Osmancık’ta, 400’ünü Sungurlu’da, 50’sini Uğurludağ’da inşa edeceğiz. Evlerimizi merkezden ilçelere kadar milletimizden gelen talep doğrultusunda inşa ederek hemşehrilerimizi güvenli, sağlam ve konforlu yuvalara yerleştirmiş olacağız. Bu projelerin ayrılmaz haline getirdiğimiz mahalle konaklarımız var, orada annelerimiz çocuklarını, evlatlarını kreşe bırakabilecekler, taziye evlerinde taziyelerimizi, nişanlarımızı, düğünlerimizi yapabileceğiz, komşuluğumuzu güçlendireceğiz. Aile sağlığı merkezimizi hemen sitenin içinde yaparak sosyal yaşam alanlarını birlikte inşa edeceğiz. İstanbul’daki kuramızı da çektikten sonra hızlıca temelleri atacağız. Bugüne kadar 1 milyon 757 bin konutu bitirdiysek, 2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız, sizlere sözümüzü tuacağız. 2 yıl içinde anahtarları vermeyi planlıyoruz. Ev sahibi Türkiye hedefimizle dar gelirli kardeşlerimiz en güzel evde oturacaklarımız, çocuklarımız güvenli yuvada büyüyecekler, ailelerimiz burada huzur içinde yaşayacak" şeklinde konuştu. "Bizim ölçümüz sadece ortaya koyduğumuz iştir, tamamlanan projedir, yükselen konuttur, teslim edilen anahtardır" ifadelerine yer veren Bakan Kurum, "Bu millete verdiğimiz anahtarlar sadece bir yuvanın kapısını açmaz. O anahtarların her biri bu milletin alın teridir, bu ülkenin üretimidir, gençlerimizin istihdamıdır, büyük ve güçlü Türkiye’nin teminatıdır. İnanıyorum ki sizler o yeni yuvalarınızın anahtarını çevirdikçe bu ülkenin bileğini limse bükemez, bizim karşımızda hiçbir beşeri güç duramaz. Biz bu şuurla koştuk ama bizi eleştirenler oldu. ‘Yapamazlar, bitiremezler, bu enkazın altında kalırlar’ diyenler oldu. Biz ise cevabı hep sahada verdik. Çizmeyi giydik, arkadaşlarımızla birlikte baretimizi taktık, montu giydik yükselen vinçlerle cevabımızı verdik, gece gündüz çalışan iş makineleriyle verdik, anahtar teslim törenlerinde mutlulukta göz yaşı döken annelerimizle verdik. Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz. Türkiye yüzyılı vizyonumuz da tam bu duruşta kendini bulmaktadır. Meydanlarda gelirler, ‘şu işi yapacağız, şu işi bitireceğiz’ derler. Hamd olsun 24 yıldır verdiğimiz her sözü tutuyoruz. Eğer bir söz veriyorsak gerçekleştiriyoruz. İşin sonunda da milletin duasını alıyorsak, hayır duasıyla bizi bir kardeşi, bir evladı görüyorsa rabbime hamd olsun. Allah bize nasip ediyor, bu güzel millete hizmet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren ülkedir" Türkiye’nin dünyadaki gücüne dikkat çeken Kurum, "Türkiye bugün, krizlerle, çatışmalarla çevrili bir coğrafyada güven veren, istikrar üreten bir ülke olduysa bu vizyonu ortaya koyan güçlü iradenin sayesindedir. Bu güç kendiliğinden ortaya çıkmış güç değildir. Bu güç son çeyrek asırda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlılığın ve ona güvenen millet iradesinin eseridir. Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren, yol çizen, küresel ölçekte söz söyleyen, sözüne itibar edilen ülkedir. Nitekim ülkemizin Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesine ev sahipliği yapacak olması Türkiye’nin artık çevre ve iklim alanında da dünyaya yön veren bir aktör oluşunun resmidir" dedi.
Mersin Başkan Özyiğit’ten operasyon açıklaması: "Hukuka güvenimiz tam" Mersin’in merkez ilçe Yenişehir Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyonla ilgili Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit yazılı bir açıklama yaptı. Özyiğit, hukuka olan inançlarının tam olduğunu belirterek sürece şeffaflık ve iş birliği içinde yaklaştıklarını ifade etti. Başkan Abdullah Özyiğit açıklamasında, bazı basın yayın organları ve sosyal medya platformlarında Yenişehir Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleştirilen operasyona ilişkin çeşitli haberlerin yer aldığını belirtti. Yenişehir Belediyesi olarak hukuka olan inançlarının tam olduğunu vurgulayan Özyiğit, Türkiye Cumhuriyeti’nde hiç kimsenin ya da hiçbir kurumun kendisini hukukun üstünde göremeyeceğini kaydetti. İlgili kurumlar tarafından talep edilen her türlü bilgi ve belgenin eksiksiz şekilde paylaşıldığını ifade eden Özyiğit, sürece tam bir şeffaflık ve iş birliği içerisinde yaklaştıklarını belirtti. Belediyenin kamu kaynaklarının doğru, etkin ve şeffaf kullanımı konusunda hassasiyetini her zaman koruduğunu aktaran Özyiğit, idari süreçlerin ve iç denetim mekanizmalarının titizlikle işlemeye devam ettiğini dile getirdi. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına gelişmeler oldukça gerekli açıklamaların yapılacağını belirten Özyiğit, vatandaşlardan teyit edilmemiş ve spekülatif bilgilere itibar etmemelerini rica etti. Öte yandan, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince Yenişehir Belediyesine yönelik rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve irtikap iddiaları kapsamında operasyon düzenlendiği, aralarında belediye başkan yardımcıları, şube müdürleri ve bazı şirket yetkililerinin de bulunduğu yaklaşık 30 kişi hakkında gözaltı kararı verildiği öğrenildi. Belediye binasında arama çalışmalarının yapıldığı, yakalama işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
İstanbul CHP’nin LGBT önerisi yeniden gündeme geldi, vatandaş tepki gösterdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2015 yılında LGBT bireylerin kamu ve özel sektördeki istihdam ve terfi haklarının korunmasına yönelik verdiği kanun teklifinin yeniden sosyal medyada gündem olması tepkileri de beraberinde getirdi. CHP’nin ilk yapması gerekenin, parti içindeki sıkıntıları sona erdirmek olduğunu ifade eden vatandaşlar, eşcinsellerin gündeme getirilmesinin tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışma olduğunu savundu. 2015 yılında aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in de bulunduğu 10 milletvekilinin imzasını taşıyan ve dönemin Bursa Milletvekili Aykan Erdemir öncülüğünde hazırlanan kanun teklifi sosyal medyada yeniden gündeme geldi. Teklifin gündeme gelmesi, vatandaşlar arasında tartışmaları da beraberinde getirdi. Eyüpsultan Meydanı’nda ’da konuya ilişkin soruları yanıtlayan vatandaşlar, CHP’nin öncelikle yapması gerekenin, parti içinde gündeme gelen yolsuzluklar ve sapkınlıkların sona erdirilmesi olduğunu ifade etti. Önerinin tekrar gündeme getirilmesinin ve sosyal medyada viral olmasının sebebinin CHP içindeki sorunların göstergesi olduğunu söyleyen bir vatandaş, "Bunlar tamamen gündem değiştirmek için Özgür Özel ve tayfasının tezgahıdır. Yani eşcinsellerin gündeme getirilmesi tamamen CHP içinde patlayan lağımların örtbas edilmesi konusunda yapılan bir çalışmadır. Bu millet neyin, ne olduğunu çok iyi biliyor. Bunun iki sebebi var. Birincisi eşcinsel tayfasını sokağa dökmek. Yani ülkede bir başka kaos ülkesi yaratmak. İkincisi kendi beceriksizliğini, Özgür Özel, kendisinin de sonunun geldiğini çok iyi biliyor. Öncelikle Özgür Özel, bu işler ile uğraşacağına Muhittin Böcek’ten aldığı 20 milyon doların hesabını versin" şeklinde konuştu. Ramazan Kaya isimli bir vatandaş da, "Bu ülke hepimizin. önce bu namussuz belediye başkanları, kadınların ırzına geçen başkanları korumayı bıraksın, doğru dürüst muhalefet yapsın. Bizim derdimiz eşcinsel ya da eşcinsellik değil" ifadelerini kullandı. LGBT’nin Rusya’da yasak olduğunu söyleyen Yusuf Kütük, "Biz Müslüman bir ülkede yaşıyoruz. Müslüman bir ülkede yaşarken bunu bizim dinimizin emri olarak da yapmamamız gerekirken yani LGBT denen kavramı, popülist hale getirmemiz gerekir. Örneğin Rusya’da şu an LGBT ile ilgili yasaklar var. Ama biz Türkiye’de bunu hala yapamadık, nedense? Ben bunu taraftara oynamak değerlendiriyorum. Biz her kesimden kendimize yakın seçelim. Böylelikle de siyasi olarak gücümüzü korumaya devam edelim" dedi. Metin Sarıgül isimli vatandaş ise, "Ben insani şekilde düşünüyorum. Biz Müslüman bir ülkede yaşadığımız için bu bize uymayan bir durum. Allah’ın kitabında, Kur’an’ında bunun olmayacağını Lut Kavminden dolayı biliyoruz. Ben Müslüman olarak kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.
Çorum Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum: "Deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez" Çorum’da inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahibi kura çekiminde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz" dedi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca hayata geçirilen "Yüzyılın Konut Projesi" kapsamında,Çorum’da Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından inşa edilecek 2 bin 867 sosyal konutun hak sahiplerinin belirlenmesi için kura töreni düzenlendi. Törene katılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum, tek bir ev sahibi kalmayana kadar konut projelerini sürdüreceklerini dile getirdi. "Yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Bakan Kurum, Çorum’daki yatırımlarla ilgili bilgiler vererek, "Bizim için Çorum Anadolu’ya yön veren, stratejik konumuyla da ülkemizin değerine değer katan, gerçekten eşsiz bir şehirdir. Çeyrek asırdır biz de Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Çorum’un bu gücünü arttırmak için, bu şehrin hemen hemen her noktasına eser ve hizmet sunuyoruz. Bugüne kadar bir yandan TOKi’miz eliyle inşa ettiğimiz konutlarla sizin gibi binlerce aileyi güvenli yuvaya kavuştururken diğer yandan komşuluk kültürünü yaşatan, yaşam kalitesini yükselten mahalleler kuruyoruz. Bir taraftan da deprem riski olan şehirlerimizde can ve mal güvenliğini teminat altına alıyoruz. Bugün sadece bizim bakanlığımız eliyle yatırım miktarımımız Çorum’da 61 milyar liraya ulaşmış durumda. Yaklaşık 9 milyar liralık yatırım da Çorum’un her yerinde belediyelerimizle devam ediyor. Geriye baktığımızda Çorum’un her yerinde hamd olsun hastanelerden yeni yuvalara, ticaret merkezlerinden sevgi evlerine, camilerden yeşil alanlara kadar her şeyi en güzel şekilde, milletimizin desteğiyle inşa ettik. En önemlisi de 2020’de buraya geldiğimde Çorum Meydanını gezerken, Selçuklu emaneti, Çorum’a yakışacak projeleri, hayalleri bizle paylaştılar. Biz de dedik ki ‘Çorum için yapılması gereken ne varsa sonuna kadar yanındayız, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çorum’un yanındadır, Murat Kurum Çorum’un yanındadır’ dedik ve Çorum Tarihi Çöplü ve Dikiciler Arastalarını, Saat Kulesi’nin çevresindeki tüm yıpranmış yapıların restorasyonunu aslına uygun yaptık. Tarihi alanlarımızı yeniden canlandırıp Çırum’un eşsiz güzelliğine güzellik kattık. İnşallah şimdi ara sokaklara gireceğiz. O meydandaki projemizi belediyemizle birlikte daha da büyüteceğiz, milletimizle el ele verip bir taraftan alt yapı da tarih yazarak, Çorum ve Bayat içme suyunu ve arıtma tesislerimizi şehrimize sunarken, diğer yandan da şehrimize nefes aldıracak 400 bin metrekareye sahip 6 millet bahçesini hayata geçiriyoruz. Dodurga Millet Bahçemizi en kısa sürede tamamlayacağız. Kardeşlerimizin beklediği İlk Evim Arsa Projesi kapsamında tapu devir işlemlerini tamamlatacağız. İş Yerim Projesi kapsamında 225 iş yerimizin ihalesini 22 Mayıs’ta yapacağız. Özet olarak bugün Çorum’un sokaklarında planlı yerleşimleri, güçlenen alt yapıyı, yenilenen kent dokusunu ve sosyal yaşam alanlarını görüyorsanız bilin ki bu tesadüf değildir, Çorum’un bu muhteşem tablosu şehircilik vizyonumuzun sonucudur. En önemlisi de Sayın Cumhurbaşkanımızın Çorum sevdasının, bitmeyen hizmet sevdasının sonucudur" dedi. "Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir" Asrın felaketinin yaşandığı 11 ildeki çalışmalarla ilgili konuşan Bakan Kurum, "Bizim medeniyetimizde devlet sırtını dönen değil, elini uzatan güçtür. Devlet milletinin zor zamanda yanında olandır, dar gününde kapısını çalandır, kimsesizlerin kimsesi olandır. İşte bu anlayışla 24 yıldır Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde sürdürdüğümüz hizmet siyasetinin merkezinde hep siz vardır. Birinci önceliğimiz sizin güvenliğiniz, huzurunuz ve refahınız. En büyük mücadele alanımız ise depremdir. Deprem bu coğrafyanın en önemli gerçeğidir. 6 Şubat 2023’te yaşadığımız depremi hatırlayın. Saat 04.17’de hep beraber ayağa kalktık, 86 milyonun yüreği, kalbi 11 ilimizle çarptı. Asrın felaketi ülkemizin karşı karşıya olduğu riskin büyüklüğünü bir kez daha ortaya koydu. 11 ilimizde çok ağır yıkımlar, çok büyük acılar yaşandı, 50 binden fazla canımızı toprağa verdik. Milletçe tarif edilemeyecek büyük bir acı yaşadık. Acımız gücümüz oldu, milletimizle el ele verdik. Her hafta arkadaşlarımla deprem bölgesindeki şehirleri, mahalleleri bir bir gezdik, milletimizi bir an olsun yalnız bırakmadık. Yıkılan hayatları, umutları ve hayalleri orada yeniden filizlendirmek için 11 ilimizde eş zamanlı, dünyada eşi ve benzeri yok, saatte 23, günde 550 konut ürettik. Avrupa ülkesi büyüklüğündeki alanı 2 yıl gibi kısa sürede ayağa kaldırdık. Bütün konut ve iş yerlerini, oradaki tarihi hanları, camileri, meydanları hepsini aslına uygun bir şekilde yaparak 500 bine yakın evi tamamladık, tam 3 bin 481 şantiyede bunu yaptık. 2 milyondan fazla vatandaşımızı evlerine kavuşturduk. Hep birlikte, milletimizle birlikte topyekün şehirlerimizi ayağa kaldırdık. Hamd olsun verdiğimiz her sözün arkasında durduk. Devletimizin gücü, milletimizin desteği ve kararlı yönetim anlayışıyla bu süreci anlımızın akıyla tamamladık. Bugün gururla ifade ediyorum ki yeniden inşa süreci Türkiye’nin kapasitesinin ve kararlılığının göstergesidir. Deprem bölgesi, devlet, millet dayanışmasının en güçlü örneğidir. Asrın inşası Türkiye’nin başarısıdır, asrın inşası Türkiye’nin yüz akıdır" diye konuştu. "2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız" 100 Yılın Konut Projesiyle ilgili konuşan Bakan Kurum, "Asrın inşasındaki tecrübemizi 81 ilimize yayıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı, 81 ilimizde büyük bir heyecana koşturan 100 Yılın Konut Projesiyle güzel milletimize, azi vatandaşlarımıza tam 500 bin yeni sosyal konut daha kazandırıyoruz. Şu ana kadar 79 ilimizin kurasını çektik ve 403 bin hak sahibimizi belirledik. Bugün Çorum’da 2 bin 867 konutumuzun sahiplerini burada büyük heyecan ve coşkuyla belirliyoruz. Bu konutlarımızın bin 200’ünü Çorum merkezde, 300’ünü Alaca’da, 200’ünü Bayat’ta, 300’ünü İskilip’te, 63’ünü Kargı’da 26’sını Laçin’de, 28’ini Mecitözü’nde, 300’ünü Osmancık’ta, 400’ünü Sungurlu’da, 50’sini Uğurludağ’da inşa edeceğiz. Evlerimizi merkezden ilçelere kadar milletimizden gelen talep doğrultusunda inşa ederek hemşehrilerimizi güvenli, sağlam ve konforlu yuvalara yerleştirmiş olacağız. Bu projelerin ayrılmaz haline getirdiğimiz mahalle konaklarımız var, orada annelerimiz çocuklarını, evlatlarını kreşe bırakabilecekler, taziye evlerinde taziyelerimizi, nişanlarımızı, düğünlerimizi yapabileceğiz, komşuluğumuzu güçlendireceğiz. Aile sağlığı merkezimizi hemen sitenin içinde yaparak sosyal yaşam alanlarını birlikte inşa edeceğiz. İstanbul’daki kuramızı da çektikten sonra hızlıca temelleri atacağız. Bugüne kadar 1 milyon 757 bin konutu bitirdiysek, 2 yılda 455 bin konutu teslim ettiysek 500 bin konutumuzu hızlı bir şekilde yapacağız, sizlere sözümüzü tuacağız. 2 yıl içinde anahtarları vermeyi planlıyoruz. Ev sahibi Türkiye hedefimizle dar gelirli kardeşlerimiz en güzel evde oturacaklarımız, çocuklarımız güvenli yuvada büyüyecekler, ailelerimiz burada huzur içinde yaşayacak" şeklinde konuştu. "Bizim ölçümüz sadece ortaya koyduğumuz iştir, tamamlanan projedir, yükselen konuttur, teslim edilen anahtardır" ifadelerine yer veren Bakan Kurum, "Bu millete verdiğimiz anahtarlar sadece bir yuvanın kapısını açmaz. O anahtarların her biri bu milletin alın teridir, bu ülkenin üretimidir, gençlerimizin istihdamıdır, büyük ve güçlü Türkiye’nin teminatıdır. İnanıyorum ki sizler o yeni yuvalarınızın anahtarını çevirdikçe bu ülkenin bileğini limse bükemez, bizim karşımızda hiçbir beşeri güç duramaz. Biz bu şuurla koştuk ama bizi eleştirenler oldu. ‘Yapamazlar, bitiremezler, bu enkazın altında kalırlar’ diyenler oldu. Biz ise cevabı hep sahada verdik. Çizmeyi giydik, arkadaşlarımızla birlikte baretimizi taktık, montu giydik yükselen vinçlerle cevabımızı verdik, gece gündüz çalışan iş makineleriyle verdik, anahtar teslim törenlerinde mutlulukta göz yaşı döken annelerimizle verdik. Hep dedik ki şehircilik siyaset, hamasetle yapılmaz, kentsel dönüşüm, deprem dönüşümü sosyal medya paylaşımıyla gerçekleşmez. Afetlere karşı dirençli şehirler kurmak istiyorsanız, milletin canını, malını korumak istiyorsanız, bunu sloganla değil, planla, projeyle ve kararlı bir iradeyle kurabilirsiniz. Türkiye yüzyılı vizyonumuz da tam bu duruşta kendini bulmaktadır. Meydanlarda gelirler, ‘şu işi yapacağız, şu işi bitireceğiz’ derler. Hamd olsun 24 yıldır verdiğimiz her sözü tutuyoruz. Eğer bir söz veriyorsak gerçekleştiriyoruz. İşin sonunda da milletin duasını alıyorsak, hayır duasıyla bizi bir kardeşi, bir evladı görüyorsa rabbime hamd olsun. Allah bize nasip ediyor, bu güzel millete hizmet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren ülkedir" Türkiye’nin dünyadaki gücüne dikkat çeken Kurum, "Türkiye bugün, krizlerle, çatışmalarla çevrili bir coğrafyada güven veren, istikrar üreten bir ülke olduysa bu vizyonu ortaya koyan güçlü iradenin sayesindedir. Bu güç kendiliğinden ortaya çıkmış güç değildir. Bu güç son çeyrek asırda Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu kararlılığın ve ona güvenen millet iradesinin eseridir. Türkiye artık içine kapanan değil, bölgesine yön veren, yol çizen, küresel ölçekte söz söyleyen, sözüne itibar edilen ülkedir. Nitekim ülkemizin Antalya’da düzenlenecek olan COP31 Zirvesine ev sahipliği yapacak olması Türkiye’nin artık çevre ve iklim alanında da dünyaya yön veren bir aktör oluşunun resmidir" dedi. (MK-