SAĞLIK - 03 Haziran 2025 Salı 14:04

Prof. Dr. Ayşegül Karalezli: "Tütün kullanım oranlarının yüzde 28’lerden genel anlamda 35’lere çıkmış olduğunu gördük"

A
A
A
Prof. Dr. Ayşegül Karalezli: "Tütün kullanım oranlarının yüzde 28’lerden genel anlamda 35’lere çıkmış olduğunu gördük"

Ankara’da 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü dolayısıyla ‘Tütün ve Zararlarına Mültidisipliner Yaklaşım’ paneli düzenlendi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği İdare ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşegül Karalezli tütün kullanım oranının yüzde 28’lerden 35’lere çıktığını belirtirken,


Psikiyatri Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Erol Göka ise sigara bağımlılığının bir gençlik sorunu oldruğunu ve gençlerin beyin gelişimini, davranışlarını doğrudan etkileyen maddeler içerdiğini söyledi.


Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü etkinlikleri kapsamında ‘Tütün ve Zararlarına Mültidisipliner Yaklaşım’ paneli düzenlendi. Tütün bağımlılığına yeterince dikkat çekilemediği düşüncesiyle düzenlenen panelde, tütün kullanımının zararları ve psikolojik etkileri üzerinde duruldu. Moderatörlüğünü Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği İdare ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ayşegül Karalezli’nin üstlendiği programa alanında uzman doktorlar ve hastane personeli katıldı.



"Tütün kullanım oranlarının yüzde 28’lerden genel anlamda 35’lere çıkmış olduğunu gördük"


Prof. Dr. Ayşegül Karalezli, hastanede ve çevrede farkındalık oluşturmak istediklerini söyleyerek, "Bu tütünsüz gününde çeşitli aktiviteler düzenliyoruz. Tütün kullanım oranlarının yüzde 28’lerden genel anlamda 35’lere çıkmış olduğunu gördük çok yakın bir istatistikte. Buna dikkat çekmek amacıyla özellikle çalışanlarımıza yönelik bir sempozyum yapmak istedik. Çünkü genç arkadaşlarımız var. Bunların da sigara içme oranlarının arttığını düşünüyoruz. Sadece dikkat çekmek ve farkındalığı arttırarak belki sigara bırakmaya faydası olur düşüncesiyle düzenledik" dedi.


Düzenlenen sempozyumda tütün kullanımına dair farklı konuların ele alınacağı bilgisini veren Karalezli, "Psikiyatriden nikotin bağımlılığının temellerini öğreneceğiz. Tüm organlara olan kardiyoloji, kanser hastaları ve göğüs hastaları. Ayrıca elektronik sigara ve elektronik sigara gibi kullanılan diğer tütün ürünleri de var. Belki insanların bilmediği bir üçüncü el maruziyet var. Bunların da farkındalığını artıracağımızı düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



"Sigara bağımlılığının en büyük tehlikesi küçümsenmesi"


Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Psikiyatri Kliniği İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Erol Göka ise, sigara kullanımının birçok kişinin arka plana attığı, çok ciddi zararlar veren bir bağımlılık türü olduğunu aktararak, "Mesela pandemi sırasında Covid pandemisinden 7 milyon vefat oldu dört yıl içinde. Halbuki sigaradan dünyada her yıl 8 milyon ölüm oluyor. Ayrıca sigara bağımlılığı sorunu bir gençlik sorunu. Bu da gözden kaçıyor. Halbuki gençlerin beyin gelişimini, davranışlarını doğrudan etkileyen maddeler içeriyor sigara, nikotin bağımlılığı. Gençlerin sonraki ruhsal rahatsızlıklarında çok önemli roller oynadığını biz biliyoruz. Hiç gocunmadan böyle tütün bağımlılığının büyük tehlike arz ettiği bizim gibi ülkelerde bu savaşı her yerde, her alanda sürdürmek zorundayız" şeklinde konuştu.



Prof. Dr. Ayşegül Karalezli: "Tütün kullanım oranlarının yüzde 28’lerden genel anlamda 35’lere çıkmış olduğunu gördük"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.