GÜNDEM - 09 Nisan 2026 Perşembe 10:44

MSB: "Bölgemizde bir ayı aşkın süredir devam eden savaşta geçici ateşkes tesis edilmesinden memnuniyet duyuyoruz"

A
A
A
MSB: "Bölgemizde bir ayı aşkın süredir devam eden savaşta geçici ateşkes tesis edilmesinden memnuniyet duyuyoruz"

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk bölgede geçici barış imzalanan savaşa ilişkin, "Bölgemizde bir ayı aşkın süredir devam eden savaşta geçici ateşkes tesis edilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz, ateşkes şartlarının harfiyen uygulanması ve bu iki haftalık geçici ateşkes süresinin yapıcı adımlar ile değerlendirilerek kalıcı ateşkese ve barışa evrilmesi, bölgede istikrar, huzur ve güvenliğin tesis edilmesidir" dedi.

Mavi Vatan-2026 Tatbikatı’nın Fiili Atış Safhası münasebetiyle Antalya Körfezi’nde bulunan TCG Anadolu’da icra edilen Milli Savunma Bakanlığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı gerçekleştirildi. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında eğitim ve tatbikat faaliyetlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Mavi Vatan Tatbikatı, Deniz Kuvvetlerinin harekatı sevk ve idare etkinliğinin değerlendirilmesi, tatbikata katılan unsurların çok tehditli ortamda muhakeme, öngörü ve karar verme yeteneklerinin geliştirilmesi, diğer Kuvvet Komutanlıkları ile müşterek çalışabilirlik usullerinin denenmesi amacıyla 3-9 Nisan tarihleri arasında Karadeniz, Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de gerçekleştirildi.

Tatbikat kapsamında; harekata hazırlık eğitimleri, fiili silah atışları, lojistik bütünleme faaliyetleri ile çok tehditli ortamda harekat eğitimleri icra edildiğini belirten Aktürk, "Deniz Kuvvetlerinin yanı sıra Kara ve Hava Kuvvetleri ile Sahil Güvenlik Komutanlığından toplam 120 gemi, 50 hava aracı ve 15 bin personelin yer aldığı Mavi Vatan Tatbikatı’nda; TCG Anadolu’dan kalkan TB-3 SİHA ile bir kamikaze insansız deniz aracı (KİDA) ilk kez imha edildi. Milli üretim ‘AKYA Ağır Sınıf Harp Torpidosu’ Sakarya denizaltısından ilk kez ateşlendi" açıklamasında bulundu.

Aktürk, tatbikata ve daha sonra gerçekleşecek tatbikatlara ilişkin şu ifadelere yer verdi:

"Deniz Kuvvetlerimiz; sahip olduğu modern, yüzer, dalar ve uçar unsurlarıyla, başta Mavi Vatanımız olmak üzere sınırlarımızın ötesinde ve dünya denizlerinde; hak ve menfaatlerimizin korunması, etkinliğimizin sürdürülmesi ve caydırıcılığımızın pekiştirilmesi amacıyla azim, kararlılık ve üstün bir görev anlayışıyla faaliyetlerine kesintisiz devam edecektir. Diğer yandan, 23 Mart-3 Nisan tarihleri arasında Karadeniz’de icra edilen Sea Shield Tatbikatı’na katılan TCG Üsteğmen Arif Ekmekçi ve TCG Ayvalık gemilerimiz aynı tarih aralığında Mayın Karşı Tedbirleri Karadeniz (MCM BLACK SEA) Görev Grubu 9’uncu aktivasyon faaliyetini başarıyla tamamlamıştır. 29 Mart-10 Nisan tarihleri arasında Isparta ve Ankara’da Türkiye-Pakistan Ortak Komando ve Özel Kuvvet (Cinnah-13), 2-22 Nisan tarih aralığında Kars’ta Türkiye-Azerbaycan Haydar Aliyev Fiili Atışlı Müşterek Tabur Görev Kuvveti, 6-17 Nisan tarihleri arasında Konya’da Uluslararası Anadolu Ankası tatbikatları icra edilmektedir. 11-17 Nisan arasında, İstanbul ve İzmir’de EFES-2026 Birleşik Müşterek Harekat Tatbikatı’nın Bilgisayar Destekli Komuta Yeri Safhası, 15-21 Nisan tarihleri arasında Doğu Akdeniz’de Dynamic Minotaur/Kurtaran Denizaltı Arama-Kurtarma tatbikatlarının icra edilmesi, 13 Nisan-1 Mayıs tarih aralığında ise Libya ve Fildişi Sahili’nde Flintlock Tabikatı’na katılım sağlanması planlanmaktadır. Yabancı askeri gemilerin limanlarımızı ziyaretlerine ilişkin olarak; NATO Daimi Deniz Görev Grubu-2 (SNMG-2) görevi kapsamında 9-12 Nisan tarihleri arasında Arnavutluk Deniz Kuvvetleri unsuru Oriku tarafından İzmir’e liman ziyareti yapılmakta, 10-15 Nisan tarihleri arasında İtalya Deniz Kuvvetlerine ait Andrea Doria ile 13-17 Nisan tarihleri arasında Fransa Deniz Kuvvetleri unsuru Provence tarafından Antalya’ya, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) görevi kapsamında, Bangladeş Deniz Kuvvetlerine ait Sangram tarafından 14 Nisan-5 Mayıs tarihleri arasında Mersin’e, liman ziyaretleri gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Somali Deniz Görev Grubu faaliyetleri kapsamında; TCG Gaziantep, TCG Bayraktar, TCG Bartın ve TCG Yzb.Güngör Durmuş ile Çağrı Bey Sondaj Gemisi ve beraberindeki destek gemilerinin yarın (10 Nisan) Mogadişu/Somali’ye ulaşması planlanmaktadır. 7 Nisan’da, Malezya Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı ve beraberindeki heyet Hava Kuvvetleri Komutanlığımızı ziyaret etmiştir. Türkiye-Suudi Arabistan Deniz Kuvvetleri İş Birliği Toplantısı, 13-17 Nisan tarihleri arasında ülkemizde gerçekleştirilecektir. 14 Nisan’da NATO Müttefik Hava Komutanlığınca Artırılmış Teyakkuz Faaliyetleri bünyesinde yürütülmekte olan Esnek Caydırıcılık Seçenekleri kapsamında, Romanya hava sahasında icra edilecek Meydan Taarruzu Eğitimi’ne 2 adet F-16 uçağımız ile katılım sağlanması planlanmaktadır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı bandomuz tarafından ‘Dünya Otizm Farkındalık Etkinlikleri’ kapsamında Sincan/Ankara’da bugün, Devlet Opera ve Balesi tarafından Tarihin İzinde ‘Mitolojik Kahramanlar’ adlı müze konseri, Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı/İstanbul’da 11 Nisan’da icra edilecektir."

"10 PKK’lı terörist daha teslim oldu"

Terörle mücadele konusuna ilişkin açıklamalarda bulunan Aktürk, sayısı ve kapsamı her geçen yıl artan tatbikatlarla karada, denizde, havada ve siber alandaki etkinlik ve caydırıcılığını daha da artıran Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, beka ve güvenliğine yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini de kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek şöyle konuştu:

"Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde; 10 PKK’lı terörist daha teslim olmuş, kalıcı güvenliği tesis etmek amacıyla sınırlarımızda ve ötesinde mayın ve el yapımı patlayıcı ile mağara, sığınak ve barınak tespit ve imha çalışmalarına devam edilmiştir. Terör örgütü tarafından kullanılan tünel sistemlerinin imhasına yönelik çalışmaların başarıyla devam ettiği Suriye Harekat Alanlarında ise Menbic bölgesinde imha edilen 1 kilometrelik tünelle birlikte imha edilen tünel uzunluğu 768 kilometreye ulaşmıştır."

"Hududu geçemeden engellenen kişi sayısı 19 bin 992 olmuştur"

Kesintisiz devam eden hudut güvenliği faaliyetleri çerçevesinde son bir haftada; sınırlardan yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 127 şahsın yakalandığını vurgulayan Aktürk, bin 95 şahsın ise hududu geçemeden engellendiğini söyledi. Aktürk, "Böylece, yıl içerisinde sınırlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı bin 822, hududu geçemeden engellenen kişi sayısı da 19 bin 992 olmuştur" ifadelerini kullandı. Aktürk, ABD/İsrail-İran Savaşı’nda ateşkes ilan edilmesine dair de konuşarak, "Bölgemizde bir ayı aşkın süredir devam eden savaşta geçici ateşkes tesis edilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Temennimiz, ateşkes şartlarının harfiyen uygulanması ve bu iki haftalık geçici ateşkes süresinin yapıcı adımlar ile değerlendirilerek kalıcı ateşkese ve barışa evrilmesi, bölgede istikrar, huzur ve güvenliğin tesis edilmesidir. Öte yandan İsrail’in, Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden ve bölgedeki istikrarsızlığı derinleştiren saldırılarının da derhal durdurulmasını bekliyoruz. Ayrıca İsrail’in yöneticileri tarafından Mescid-i Aksa’ya yapılan baskınları kınıyor, Mescid-i Aksa’nın ibadete açılması ve Kudüs’te ibadet özgürlüğünü engelleyen tüm kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini vurguluyoruz" ifadelerini kullandı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güçlü, modern ve etkin savunma kapasitesinin yerli ve milli savunma sanayi ürünleriyle geliştirilmesi çalışmalarına da devam edildiğini aktaran Aktürk, şu ifadelere yer verdi:

"Bu kapsamda; Kara Kuvvetleri Komutanlığımızca muhtelif miktarda, TB-3 SİHA ile ilk kez olmak üzere Elektronik Devreli El Yapımı Patlayıcı Düzeneklerini Tespit ve Zararsız Hale Getirme Sistemi, Hava Kuvvetleri Komutanlığımızca ise; çeşitli miktarda Aksungur ve Akıncı insansız hava araçları ile CATS Elektro-Optik/Kızılötesi Kamera Sistemi, muayene ve kabul faaliyetleri tamamlanarak envantere alınmıştır. 8 adet temin edilmesi planlanan ‘Yeni Tip Çıkarma Gemisi Projesi’ kapsamında 3 Nisan’da ikinci gemi hizmete alınmış, üçüncü geminin liman kabul testleri tamamlanmıştır. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz (MKE) ile ASFAT tarafından 7-12 Nisan tarihleri arasında Şili’de düzenlenen Uluslararası Hava ve Uzay Fuarı’na (FIDAE) katılım sağlanmaktadır."

Fazlı Çolak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Nevşehir Avanos’ta kayıp şahsın ölümüyle ilgili davada tahliye kararı çıktı Nevşehir’in Avanos ilçesinde kaybolduktan 11 gün sonra cansız bedeni bulunan Azerbaycan uyruklu Hüseyin G.’nin ölümüyle ilgili davada tutuklu yargılanan sanık, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Sanık savunmasında "Alkol aldığım zaman sızıp kalıyorum. Bu nedenle hiç bir şey hatırlamıyorum" dedi. Olay, geçtiğimiz Eylül ayında Avanos ilçesinde meydana geldi. Azerbaycan uyruklu Hüseyin G.’den haber alamayan işvereni M.H., 5 Eylül’de polis merkezine giderek kayıp başvurusunda bulundu. Başvurunun ardından ekipler, cumhuriyet savcısının talimatıyla geniş çaplı arama ve kamera inceleme çalışması başlattı. Yapılan çalışmalarda Hüseyin G.’nin en son Yeni Mahalle’de arkadaşı İ.T.F. ile birlikte alkol aldığı tespit edildi. Saha çalışmalarını sürdüren ekipler, Hüseyin G.’nin cansız bedenini ilçe yakınlarındaki bir vadide buldu. Olayın ardından arkadaşı İ.T.F., "kasten öldürme" suçlamasıyla tutuklandı. Nevşehir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın duruşmasına tutuklu sanık İ.T.F., avukatları ve yakınları katıldı. Mahkemede savunma yapan sanık İ.T.F., olay günü alkollü olduğunu belirterek, "Hüseyin’i evinden aldım. Birlikte alkol almaya devam ettik. Ben aracımda sızıp kalmışım. Uyandığımda Hüseyin yanımda yoktu. Ne olduğunu hatırlamıyorum. Kayıp olduğunu iki gün sonra öğrendim. Polise giderek birlikte alkol aldığımızı söyledim. Yapılan çalışmalarda, son bulunduğumuz yerin yakınında kayadan düşmüş olarak bulundu. Bu olayda herhangi bir kastım yok. Arama çalışmalarına da katıldım. Beraatımı talep ediyorum" dedi. Tanık olarak dinlenen kişiler de sanığın sık sık alkol aldığını ve alkol aldıktan sonra bulunduğu yerde sızıp kaldığını ifade etti. Sanık avukatları ise müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, "Kayıp ile cesedin bulunması arasında 11 gün bulunmaktadır. Müvekkilimiz bu süre içerisinde delilleri yok edebilirdi. Ancak emniyetle sürekli irtibat halinde olmuş ve arama çalışmalarına destek vermiştir. Tahliyesini talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık İ.T.F.’nin adli kontrol şartıyla, günde iki kez imza vermek suretiyle tahliyesine karar verdi. Duruşma ileri bir tarihe ertelendi.
Ankara İletişim Başkanı Duran: "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, "Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Burhanettin Duran, İletişim Başkanlığı ile Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ortaklığında düzenlenen ‘NATO’nun Ankara Zamanı: Dayanıklı Bir İttifak İçin Stratejik Konumlanma’ başlıklı panele katıldı. Burada açış konuşmasını yapan Duran, günümüzde uluslararası sistem açısında yeni bir konjonktürle karşı karşıya olunduğunu belirterek "NATO ittifakı tekrar güçlü bir dönüşüm baskısıyla karşı karşıyadır. Ortaya çıkan tabloya baktığımızda birbiriyle farklı başlıklarda kesişen çok sayıda krizin aynı anda yaşandığını; uluslararası sistemi ayakta tutan yapılarda ciddi kırılmaların meydana geldiğini görüyoruz. Diğer bir ifadeyle, uluslararası düzen, çok boyutlu ve derin bir kırılma yaşamaktadır. Geçici bir kriz döneminden çok kalıcı ve yapısal bir dönüşüm evresi olarak tanımlayabileceğimiz bu süreç; yeni sorunları beraberinde getirdiği gibi, doğal olarak da yeni çözümlere olan ihtiyacı da perçinlemektedir" ifadelerini kullandı. "Türkiye, NATO’ya ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir" Duran, Türkiye’nin NATO’ya katkı sunabilecek güçte olduğunu vurgulayarak "NATO’nun yapısal savaş ortamında kendini dönüştürerek dayanıklılığı, caydırıcılığı ve kriz yönetimini merkeze alan güçlü ve bütüncül bir yaklaşımı benimsemek zorundadır. Türkiye, bu bağlamda NATO’ya, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok ciddi katkılar yapabilecek güç ve kapasiteyi haizdir. Aynı şekilde NATO da Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması noktasında çok önemli bir ittifaktır" değerlendirmesinde bulundu. ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın küresel sistemde bir eskalasyon endişesini doğurduğunu belirten Duran, süren gerilimin, dünyanın farklı noktalarındaki krizleri de etkilediğini ve bu krizlerin çatışmalara evrilme ihtimalini canlı tuttuğunu ifade etti. "BM çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır" Duran, "Birleşmiş Milletler (BM), çatışmalara müdahale etme, onları durdurma ya da önleme noktasında işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Sözünü ettiğimiz bu gelişmeler NATO’nun kendi içindeki dayanıklılığını ve iş birliğini tahkim etmesinin ne denli hayati olduğunu bizlere göstermektedir. NATO güçlü olduğu ölçüde müttefiklerinin güvenliğini temin edebilecek; dayanıklılığını geliştirdiği nispette krizlere yapıcı çözümler sunabilecektir. Türkiye bu anlamda NATO’nun en stratejik paydaşlarından biridir. Türkiye, ittifaka ‘istikrar’ başta olmak üzere farklı bağlamlarda kritik katkılar sağlayan bir ülkedir" diye konuştu. "Türkiye, NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır" Türkiye’nin jeopolitik konumu ve tarihsel bağlamı nedeniyle Ortadoğu’da sözü geçen bir aktör konumunda olduğunu aktaran Duran, "Aynı zamanda Türkiye, benimsediği 360 derece güvenlik perspektifiyle modern tehditleri yönetme konusunda NATO üyesi ülkelere örnek teşkil edebilecek bir pozisyondadır. Bu güvenlik perspektifiyle ülkemiz; askeri, siyasi, ekonomik ve teknolojik alandaki tehditlerle iletişim sahasında oluşan riskleri bütüncül biçimde ele almakta, sert güç ve yumuşak gücünü entegre biçimde kullanarak güvenliğini tesis etmektedir" açıklamasında bulundu. "Her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz" Duran, Türkiye’nin, barış ve istikrarı esas alan dış politikasıyla bölgesinde bir bir barış yurdu olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, ABD ile İran arasında 2 haftalık ateşkesin sağlanmasına da ciddi katkılarda bulunmuştur. Aslında Türkiye, krizin savaşa evrilmemesi için diplomasinin tüm imkanlarını en baştan itibaren devreye sokmuştu. Liderler arasında diyalog kurma girişimi de dahil olmak üzere farklı inisiyatifleri ortaya koyduk. Tarafları İstanbul’da bir araya getirerek çatışma iklimine meydan vermemenin, barışı sağlamanın mücadelesini gösterdik. Bölge ülkeleriyle temasa geçerek farklılıkları minimum seviyeye düşürmeye çalıştık. Savaş başladıktan sonra ise, ABD ve İran ile doğrudan görüşmeler de dahil geniş bir diplomatik seferberlik ilan ettik. Savaşın bölgeye yayılmaması için bölge ülkeleriyle ikili temaslar gerçekleştirdik. 20’nin üzerinde küresel aktörle ikili temaslar gerçekleştirdik. Bundan sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, her türlü krizin çözümünde adaleti merkeze alan bir çözüm için diplomasinin tüm imkanlarını kullanmaya devam edeceğiz." "Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyoruz" Bölgede sağlanan ateşkese rağmen Netanyahu hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırıları ile barış ve istikrarı tesis etmeye yönelik uluslararası adımları hedef aldığını anlatan Duran, "Türkiye olarak Lübnan’ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün muhafazasına güçlü desteğimizi yineliyor, uluslararası toplumu bir an evvel harekete geçmesi gerektiğinizi hatırlatıyoruz Buraya kadar ele aldığımız tüm süreçler, Türkiye’nin küresel barış ve istikrar açısından ne kadar önemli bir aktör olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda NATO Zirvesi’nin bu yıl Ankara’da gerçekleşecek olması da ayrıca anlamlıdır. Böylesi stratejik önemi haiz bir ülkenin başkentinde liderlerin vereceği mesajlar, NATO’nun geleceği açısından büyük ölçüde belirleyici olacaktır" dedi. "Barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır" Dezenformasyon, algı yönetimi, yapay zeka tabanlı sahte içerikler ve daha nice unsurların çatışma ve savaşların bir parçası haline geldiğine dikkati çeken Duran, şu ifadeleri kullandı: "İletişim alanında hibrit tehditler ve bunların karşısında devletler, enformasyon trafiğinin tamamını kapsayacak bütüncül bir stratejik yaklaşımı ortadadır ve bunu benimsemek zorundayız. NATO da üye ülkelerin stratejik iletişim kapasitelerinin arttırılmasını öncelikleri arasına almıştır. Bugün NATO kapsamında dayanıklılığın pekişeceği yeni bir stratejik konumlanmadan söz edeceksek, mevcut küresel krizleri iletişim bağlamında da derinlemesine irdelememiz; bu alanda geliştirilecek iş birliği imkanları üzerine fikir teatilerinde bulunmamız gerekmektedir. Zira modern çağda barış ve adaleti tesis edecek küresel güvenlik mimarisi, mutlaka ama mutlaka hakikat temelli bir iletişim alanına ihtiyaç duymaktadır." Panel, açış konuşmalarının ardından ‘NATO ve Değişen Güvenlik ortamı’ ve ‘74’üncü yılında Türkiye-NATO Ortaklığı’ oturumlarıyla devam edecek.