POLİTİKA - 07 Nisan 2026 Salı 11:52

MHP lideri Bahçeli: "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır"

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır"

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır" dedi.


Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Sözlerine partisinin kurucu Genel Başkanı Alparaslan Türkeş’in vefatının 29. yıl dönümünü anarak başlayan Bahçeli, "Türkeş Bey; Türk milliyetçiliğini teorik bir çerçeveden çıkarıp, sosyolojik bir gerçeklik ve tarihsel bir süreklilik içinde milletin vicdanında kökleştiren; onu bir ahlak nizamı, bir aksiyon disiplini ve bir medeniyet iddiası haline getiren müstesna bir devlet ve dava adamıdır. Merhum Türkeş Bey, hayatının her safhasında milli aklı esas almış; devleti "ebed müddet" şuuruyla kavramış, milleti merkeze yerleştiren bir siyaset anlayışını tavizsiz şekilde temsil etmiştir" diye konuştu.


"Yeni dünya düzeni bugün bir nizam değil bir kaos olarak karşımıza çıkmaktadır"


ABD’deki Trump karşıtı yürüyüşlere ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Savaş karşıtı yüksek rütbeli askeri hiyerarşideki tartışmalar olmak üzere, Batı kamuoyunun halk ve bürokrasi bazında, vicdanının sesini dinlemeye devam etmesi halinde, Trump yönetimi bu gerçeklikle yüzleşmek zorunda kalacaktır. Benzer bir şekilde, geçen hafta da ifade ettiğim gibi sağduyulu dünya Yahudilerinin Netenyahu’nun Siyonist ideolojik zihniyetine karşı, itirazlarını yüksek sesle dile getirmeleri beklenilmektedir.İşte bu nedenlerden dolayı;Her konuyu derinlemesine incelemek ve gerçeğe en yakın bir şekilde sonuçlar çıkarmak bir mecburiyet, milletimize karşı ilkeli ve tutarlı bir siyasetin gereğidir. Geçen yirmi yıl içinde ayak seslerini duyduğumuz ve birçok konunun içeriğini oluşturan ‘yeni dünya düzeni’ bugün bir ‘nizam’ değil bir ‘kaos’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu kaos insanlığı etkilemekte, masum insanlar ölmekte, bir istikrarsızlık dünyayı derinden sarsmaktadır" ifadelerini kullandı.


"İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir"


Bahçeli, konuşmasının devamında Amerika Birleşik Devletleri, İsrail - İran Savaşı ile ilgili "İran’a karşı yapılan saldırılar her geçen gün hem can kaybını artırmakta hem de alt yapının tahribatını giderek büyütmekte, İran, İsrail ve ABD’nin yıkıcı gücüyle bir çıkmaza sürüklenmek istenmektedir. Tüm bu çok yönlü baskı ve kuşatma girişimlerine rağmen, İran halkının mukavemeti: kararlılığı, dayanıklılığı ve toplumsal refleksiyle dünya kamuoyunun dikkatini üzerine çekmiştir. Bu direniş iradesi, uluslararası çevrelerde şaşkınlıkla karşılanmış, başta Trump olmak üzere birçok siyasi aktörün öngörülerini de boşa çıkarmıştır. Özellikle Hürmüz Boğazı odaklı çatışma, dünyada da bir taraftan enerji krizini beslemekte, diğer taraftan da tedarik zincirlerini etkilemekte, her geçen gün bu sorunu karanlık ve belirsiz bir geleceğe doğru sürüklemektedir" dedi.


"Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır"


Milliyetçiliğin Milliyetçi Hareket Partisi’nin temel felsefi dayanağı ve ilkesel olarak değişmeyecek çizgisi olduğunu söyleyen Bahçeli, "Bu zorunluluğun yüklediği tarihi misyon sebebiyle Milliyetçi Hareket Partisi, hadiseleri günübirlik gelişmelerin dar kalıpları içinde değerlendiren bir anlayışın çok ötesindedir. Bizim bakışımız; tarih şuuru ile yoğrulmuş, milli hafızayla şekillenmiş ve devletin bekasını esas alan bir bakıştır. Biz gelişmelere sıradan olaylar zinciri olarak bakmayız. Bize göre her hadise, Türk milletinin kader çizgisine temas eden bir mahiyet taşır. Görünenin ötesine bakar, perde arkasındaki niyetleri, hedefleri ve stratejik sonuçları okumaya çalışırız. Milliyetçi Hareket Partisi’nin nazarında dünya; güç çekişmesinin sertleştiği, dengelerin hızla değiştiği ve yeni bir küresel yapılanmanın sancılarının yaşandığı bir mücadele alanıdır. Bu tabloda Türkiye’nin yeri, tesadüflerle değil tarihî sorumlulukla, jeopolitik hakikatlerle ve milli iradeyle tayin edilmektedir. Bizim için esas olan; milletin birliği, devletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğüdür. Bu üç temel sütunu hedef alan her girişim, hangi kılıfa bürünürse bürünsün, karşısında Milliyetçi Hareket Partisi’ni bulacaktır" ifadelerini kullandı.


"Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır"


Enerjinin tarladaki bereketten fabrikadaki üretime, hastanelerdeki hizmetten savunma sistemlerine kadar hayatın her noktasında varlığını hissettiren, düzeni kuran ve sürdüren asli bir kaynak olduğunun altını çizen Bahçeli, "Kısacası enerji, hayatın kendisini mümkün kılan ana damar, milletlerin gücünü belirleyen stratejik bir omurgadır. İşte bu hakikatten hareketle, bugün dünyada yaşanan gelişmeler çok açık bir gerçeği ortaya koymuştur: Küresel enerji sistemi ciddi bir risk altındadır ve bu risk, sınır tanımadan tüm ülkeleri etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Artık mesele sadece enerjiye ulaşmak değildir. Asıl mesele, enerjiyi mümkün kılan yapının bütünüyle tehdit altında olmasıdır. Hürmüz Boğazı’nda son haftalarda yaşanan gelişmeler, dar bir geçiş hattına özgü sorundan ziyade, küresel enerji düzeninin ne denli hassas hale geldiğini ortaya koymuştur. Bugün enerji limanları, petrol rafinerileri, boru hatları ve depolama tesisleri doğrudan risk altındadır. Enerji sisteminin kendisi doğrudan hedef haline gelmekte ve tehdit altına girmektedir. Bu, doğrudan küresel ölçekte bir enerji güvenliği meselesidir. Türkiye, bu yeni dönemi doğru okuyan, riskleri doğru analiz eden; enerji alanında oyunu yeniden kuran, dengeyi belirleyen ve geleceği şekillendiren bir iradeyi temsil etmektedir. Çünkü enerji sadece bir kaynak değildir. Enerji, güçtür, istikrardır ve en önemlisi barışın anahtarıdır. Ve bu anlayışla açıkça ifade etmek gerekir: Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızıl Elmasıdır" diye konuştu.


"Barış; teslimiyet değildir. Barış; taviz değildir"


"Terörsüz Türkiye" süreci doğrultusunda TBMM’de yapılan komisyon çalışması sonucunda ortaya çıkan rapor ve rapordaki yasal düzenlemeler hakkında konuşan Bahçeli, "Bugün gelinen noktada, yasal düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yasa çalışması olarak taşınacak olgunluğa erişmesi memnuniyet vericidir. Dünyanın ve bölgemizin ciddi kırılmalarla, risklerle ve jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde; kendi iç bünyemizin tahkimi, milli birliğimizin güçlendirilmesi ve toplumsal dayanışmanın sağlamlaştırılması, ertelenemez bir zaruret halini almıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bu süreçte aldığı inisiyatif, millet adına son derece dikkatli, son derece titiz ve sorumluluk bilinci yüksek bir şekilde yürütülmektedir. Bu tabloyu yakından takip ediyor, yapılan çalışmaları yakından izliyor ve gereken her hassasiyetin gösterilmesini elzem görüyoruz. Bu meselede hiçbir boşluk, hiçbir ihmal ve hiçbir zafiyetin kabulü mümkün değildir. Biz diyoruz ki: Barış; teslimiyet değildir. Barış; taviz değildir. Barış; milletin onurunu koruyarak, devletin gücünü muhafaza ederek sağlanan bir dengedir. Barış; adaletin, kardeşliğin ve milli varlığın birlikte yükseldiği bir ülküdür" dedi.


"Ay-yıldızlılarımız, Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun"


Konuşmasının sonunda Dünya Kupası’na katılmaya hak kazanan A Milli Futbol Takımı’nın tebrik eden Bahçeli, Bu kutlu yürüyüşte sorumluluk üstlenen Türkiye Futbol Federasyonunun muhterem Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu başta olmak üzere yönetimini de samimiyetle kutluyorum. Millî formayı büyük bir onur ve inançla taşıyan futbolcularımızın sahaya yansıttığı azim, mücadele ruhu ve fedakârlık; teknik heyetimizin kararlı ve disiplinli çalışmalarıyla birleşerek milletimize umut vermektedir. Hepsinden öte, Dünya Kupası’nda yeniden mücadele etme imkânı bulan bu güzide kadroya inancını esirgemeyen, duaları ve desteğiyle her daim yanında olan büyük Türk milletine şükranlarımı sunuyorum. Temennim odur ki; ay-yıldızlılarımız, tarihine yakışır bir başarıyla milletimizin göğsünü kabartsın, birlik ve beraberliğimizin sahadaki nişanesi olup Türk’ün sesini sahalardan tüm Cihan’a duyursun" şeklinde konuştu. (HT

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Kul Dilemma’ filminin galası ilgiyle karşılandı Beyoğlu’ndaki Tarihi Atlas Sineması’nda ‘Kul Dilemma’ filminin galası yapıldı. 10 Nisan’da vizyona girecek filmin galasını oyuncular ve davetliler birlikte izledi, film ilgiyle karşılandı. Beyoğlu’nda bulunan Tarihi Atlas Sineması içerisinde 10 Nisan’da izleyiciyle buluşacak olan ve izleyenlere farklı türden gerilim yaşatmayı hedefleyen "Kul Dilemma" filminin galası gerçekleşti. Galaya filmin Yönetmeni Mehmet Emin Yıldırım, Yapımcı Tufan Şengül, filmin oyuncularından Mustafa Konak, Yiğit Çelebi, Gürkan Öz, Özlem Çınar, Sadi Celil Cengiz, Tayfun Sav ve çok sayıda davetli katıldı. 3 gün sonra vizyonda olacak film, gösterimde katılımcılardan büyük beğeni aldı. "Çok güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum" Mehmet Fetihler Sultanı dizisiyle ekranlarda bilinen genç ve yetenekli oyuncu Mustafa Konak, filmdeki oynadığı karaktere ve film sürecine değindi. Konak, "Karakter güzel bir karakterdi yani hiç konuşmamasına rağmen o sahnedeki derinlikleriyle beni etkileyen bir karakter oldu. Bu role uygun görüldüm, bu sayede şu an buradayım. Böyle bir filmde yer almak benim için çok kıymetli bir deneyim. Yani Kemal karakterinden bahsedecek olursam konuşmayan, filmde de hiç konuşmuyor zaten, daha böyle kendi kafasında hayat yaşayan bir karakter. Ekipteki herkes çok güzeldi. Çok güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Emeği geçen tüm ekibe, yönetmenimize, yapımcımıza herkese çok teşekkür ediyorum" dedi. Mehmet Fetihler Sultanı dizisi hakkında kendisine yöneltilen soruya ise Konak, "Orası hakkında konuşmasak daha iyi olur çünkü şu an Kul filmine geldik madem, burayla konuşalım o zaman hiç oraya girmeyelim" yanıtını verdi. Sanatçı Tayfun Sav ise oynadığı karaktere ve filmin diğer projelerden farklı olduğuna değinerek, "Bu rol gerçekten benim arzu ettiğim bir karakterdi ve kasta uygun bir rol. Okuma provasında baktığımız zaman gerçekten insanlar kendi karakterlerin içindeki rollere cuk oturuyordu. Küçük oyuncumuz da çok şekerdi, çok sevimliydi. Bir de sürpriz oyuncularımız var. Hayatın parçasında olan renklerden bir tanesi. Rolüm biraz müzik gibiydi. O müziğin içinde şartlar ve koşullar insanı olduğu için performansımız daha da güzel oldu. Takdir seyircinin. Korku ve gerilim filmi Türkiye’de korku üzerine kuruluyor. Bu bir tık üstü, gerilimin daha farklı bir versiyonu. Seyirci gerilime yönelirse aralanan hikayeler çok daha farklı oluyor. Gizemli, ihtiyacı olan bir film bu ve benim düşünceme göre biz bir ilki başlattık. Devamı da gelir başka yapımcılar tarafından" dedi. "Farklı farklı türlerde işler yapmak istiyoruz" Farklı türden işler ortaya koymak istediğini dile getiren filmin yapımcısı Tufan Şengül, "Bu bizim ilk projemiz, heyecan doluyuz. Amacımız sektörde yetenekli işler yapmak. Farklı farklı türlerde işler yapmak istiyoruz ve kendimizi sektöre farklılıklar getireceğiz. Birincil amacımız bu" dedi. "Mustafa yakışıklı, işini bilen, işinde gerçekten büyük şeyler yapan bir kardeşimiz" Genç oyuncu Mustafa Konak’ın içerisinde bulunduğu projeyi desteklemek amacıyla galada bulunduğunu söyleyen oyuncu Mustafa Kaya ise, "Vallahi biz şu an Şehzade Mustafa’nın yeni çektiği projeye destek amaçlı buradayız. İzlemedik, inşallah güzel bir iş çıkmıştır. Yani herkese emeğine sağlık. Gerçekten inanıyorum, güzel bir proje olmuştur. Mustafa bizim canımız. İnşallah iyi bir izlenim bırakır. Mustafa yakışıklı, işini bilen, işinde gerçekten büyük şeyler yapan bir kardeşimiz" şeklinde konuştu. "Mustafa burada da elinden gelenin en iyisini yapmıştır" Mustafa Konak’a desteğini belirten oyuncu Ümit Çırak ise, "Ben bugüne kadar Mustafa’nın bir sürü projesinde kendisine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Bu projede birlikte çalışmadık ama bundan önceki bir sürü projesinde birlikte çalıştık. Kendisine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım. Bu yıllardır devam eden birliktelik, epey bir yıldır birlikte devam ediyoruz. Biliyorum ki Mustafa burada da elinden gelenin en iyisini yapmıştır. Umarım bütün seyirciler de onun yeteneğini ve oyunculuğunu beğenirler. İyi seyirler diliyorum" dedi. "Türkiye seyircisinin çok alışık olmadığı bir şeyi yapmaya çalışıyorum" Son olarak konuşan filmin yönetmeni Mehmet Emin Yıldırım, "Bu projenin en önemli özelliği Türkiye’de gerilim yapmaya çalışmak. Tam korku değil, dramatik anlatı yapısını kullanıyorum ama birilerini korkutmaya da çalışmıyorum. Arada böyle gerginlik oluşturarak Türkiye seyircisinin çok alışık olmadığı bir şeyi yapmaya çalışıyorum. Bence en büyük farkı bu. Mustafa çok yakışıklı bir çocuk. Yüzü çok güzel. İki tane farklı ifadeyi kullanabilir. Hem güzel yüzlülüğü yakışıklı, kastına uygun hem de isterseniz onun gözlerini büyük gösterip daha iyi bir oyunculukla korku ve gerilim filmlerinde oynatabilirsiniz. Dramatik anlatıyı istediğiniz gibi yönlendirebileceğiniz bir yüze sahip. Ayrıca iyi bir oyuncu. Bizim filmimizde oynadığı için çok teşekkür ederim, çok mutluyum. Bence güzel iş yaptık" dedi.