POLİTİKA - 24 Şubat 2026 Salı 10:44

MHP lideri Bahçeli: ''MEB'in ramazan genelgesini sonuna kadar destekliyorum''

A
A
A
MHP lideri Bahçeli: ''MEB'in ramazan genelgesini sonuna kadar destekliyorum''

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, ''MEB'in ramazan genelgesi sonuna kadar destekliyorum'' dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesine destek verdi. Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" hedefi, ABD-İran gerilimi ve futboldaki bahis soruşturmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.

"Ramazan ayı bizi biz yapan değerlerin şah damarıdır"

Ramazan ayının milli ve manevi hayat açısından önemine vurgu yapan Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığının 12 Şubat 2026 tarihli "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri" genelgesini desteklediğini belirtti.

Ramazan ayının dayanışma ve yardımlaşma duygusunun şahikası olduğuna dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Ramazan ayı bizi biz yapan milli ve manevi değerlerin şah damarıdır. Bilhassa Ramazan ayının mübarek adabını, muazzam ahlakını, muazzez manasını yeni yetişen nesillere öğretmek hepimizin münhasır görevi olmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı 12 Şubat tarihinde; ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri’ konulu bir genelge yayımlamıştır. Yerinde ve kıvamında bir adımla doğrusunu yapmıştır. Takdir ve tebrik ediyoruz. Yine bugünlerde dağa taşa Allah dedirten, her yaş grubunda göz kamaştıran bir akıma dönüşen "Kabe’de Hacılar hu der Allah" isimli ilahiyi ve bu ilahiyi seslendiren kardeşimizi de gönülden alkışlıyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı’nın mezkûr genelgesinde özetle; 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesine atıfla Türk milli eğitimin genel amacının; milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen, koruyan ve geliştiren; bu değerleri davranış haline getirmiş bireyler yetiştirmek olduğu kaydedilmiştir. Türk milletinin sağduyu ve vicdan sahibi hangi mensubu bu gerçekleri inkar veya ihmal edebilecektir? Genelgede yer alan bir diğer önemli ve altı çizilmesi gereken gerçek de şudur: 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 1’inci maddesi açıktır. Buna göre, ilköğretim; öğrencilerin bedeni, zihni ve ahlaki gelişimlerine hizmet eden temel bir eğitim sürecidir. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli; insanı ruh ve beden bütünlüğü içinde ele alan, bilgiyi ahlaki sorumlulukla bütünleştiren bütüncül bir eğitim sistemine dayanmaktadır. Genelgede ifade edildiği üzere, bu modelin merkezinde; erdem, değer, eylem çerçevesi, değerlerin öğrencilerimiz tarafından benimsenerek günlük yaşamlarında davranışa dönüşmesi esastır. Hülasayı kelam; Ramazan ayı boyunca, öğrencilerimizin paylaşma bilincini geliştirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etme konusunda farkındalık kazandırmaya, dayanışma duygularını güçlendirmeye yönelik eğitsel, sosyal etkinliklerin planlanarak uygulanmasının önemi anılan genelgede ifade bulmuş ve talimat mahiyetiyle de ilan edilmiştir. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz, Türkiye’nin Talibanlaştığına dair en ufak bir emare, en küçük bir delil göreniniz var mıdır? Ramazan ayı etkinliklerine Talibanlaşma ve gericilik diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değiller midir?"

"Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi gericiyiz"

"Laikliği Birlikte Savunuyoruz" başlıklı bildiriyi imzalayan 168 kişiye de tepki gösteren Bahçeli, "Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız haberiniz yok. Milli Eğitim Bakanlığı’nın az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı, Türkiye’de gerici-şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah’a iman etmek gericilikse, biz de bal gibi, buz gibi gericiyiz. Çocuklarımıza Ramazan ayının muteber ahlak ve manasını aktarmak gericilik olarak değerlendiriliyorsa biz de buna sonuna kadar ortağız" dedi.

"Ramazan ayımızı sulandırmaya kalkışmayın"

Milli Eğitim Bakanlığının söz konusu genelgesini sonuna kadar desteklediğini belirten Bahçeli, "Müslüman Türk milletinin hassasiyetleriyle oynamayın. Ramazan ayımızı sulandırmaya, sorgulamaya, karalamaya sakın ha kalkışmayın. Haddinizi bilin, hududunuzu bilin, ayranımızı kabartmayın, tepemizin tasını attırmayın" diye konuştu.

"Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır"

Bahçeli, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına değinerek, yaklaşık 6,5 ay süren çalışmalar sonucunda hazırlanan raporun 50 üyeden 47’sinin oyuyla kabul edildiğini hatırlattı. Oylanan raporu "sefalet manifestosu" olarak niteleyenlere tepki gösteren Bahçeli, "Demokratik, katılımcı ve kapsayıcı bir anlayış ölçeğinde kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmış, ezberleri bozmuştur. Hiç kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Hiç kimse milli birlik ve kardeşliğimizi, barış ve huzur ortamıyla pekiştirme amacını perdelemeye kalkışmamalıdır. Devir Türk ve Türkiye Yüzyılı devridir. Yeni yüzyılda terörsüz ve tereddütsüz Türkiye’yi ihya etmek vatan ve millet sevgisinde buluşan herkesin müşterek gayesi olmalıdır. Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Kaldı ki bundan sonra nelerin yapılacağı anlaşılır ve açıklayıcı bir üslup hüneriyle raporda takdim ve tespit edilmiştir" şeklinde konuştu.

"ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir"

Bölgede artan gerilime dikkat çeken Bahçeli, ABD’nin İran’a yönelik muhtemel bir saldırısına ilişkin şu ifadeleri kullandı:

"ABD’nin İran’a saldıracağı tarih hususunda deyim yerindeyse bahisler oynanmaktadır. Bölgemiz tarihi bir sınamadan geçmektedir. ABD’nin olağanüstü askeri yığınağı tehlikenin cesameti hakkında az çok fikir vermektedir. Daha vurucu yeni nesil savaş senaryosu bölgesel dinamikleri, küresel ekonomi ve siyaset dengelerini olumsuz yönde ve her zaviyeden etkileyecektir. Tehdit yakın ve sıcaktır. ABD’nin İran’a saldırması coğrafyaların ayarını hepten bozacak, tahminlerin ötesinde yaygın bir savaşlar döneminin kapısını kıra kıra açacaktır."

"Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir"
İsrail yönetimine de değinen Bahçeli, "Gazze’nin yeniden imarı için Washington’da "Barış Kurulu" toplanıyorken, eşzamanlı şekilde İran’a karşı savaş hazırlığı toplantısı icra edilmiştir. İsrail yönetiminin ıslah ve terbiye edilmesi konusunda ön alması gereken Trump’ın, Siyonist lobinin dolduruşuna gelerek İran’a meydan okuması anlaşılır gibi değildir. ABD’nin İsrail büyükelçisinin teolojik ve ideolojik saplantıyla vaat edilmiş topraklar saçmalığını gündeme getirmesi; sınır aşan potansiyel hedeflerin gösterime sokulması, bölge devletlerinin egemenlik haklarının tartışmaya açılması, sonuçta Siyonist yayılmacılığın nasıl bir tehdit oluşturduğunun da deşifresidir" diye konuştu.

"PKK’nın kurucu önderinin çağrısı KCK’yı da bağlamaktadır"

Dışarda yaşanan gerginliklerden ders çıkarılarak iç siyasette birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğine işaret eden Bahçeli, "Terörsüz Türkiye hedefinin icrasında 27 Şubat 2025 tarihli açıklamasıyla PKK’nın kurucu önderinin büyük bir dahli ve payı vardır. Bu çağrı aynı şekilde KCK’yı da bağlamaktadır. Örgütün üst yapılanmasının feshi ise derhal sağlanmalıdır. Madem 27 Şubat çağrısı barışçıl arayışları destekleyen ve teşvik eden demokratik bir eşiktir; o halde bundan sonrasında planlanan hamlelerin, yapılacak düzenlemelerin gerçekleşmesi için PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır? Eğer böylesi bir sorun varsa, ki bize göre vardır, bunun çözümü nasıl olacaktır? Terörsüz Türkiye’ye hizmet eden İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır? Samimiyetle bu tartışmanın yapılarak makul, akla ve vicdana müzahir sonucuna kısa sürede ulaşılmalıdır. Diğer taraftan kayyum meselesi herhangi bir kaygı veya çekinceye kapılmadan demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli, iki Ahmet’in makamlarına oturması da sağlanmalıdır. Biz yeryüzüne Ankara’dan bakmak zorundayız. Başka başkentlerin veya merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorum ve yaklaşımları savunmak, düşürülmek istenen küresel tuzaklar için bir bahane oluşturacaktır. Ankara’nın ve Türkiye’nin güvenliği en yüksek hassasiyetimizdir."

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ve kamuoyunda futbolda bahis ve şike soruşturması olarak bilinen sürece de değinen Bahçeli, soruşturmanın önemine işaret etti. Bahis oynadığı tespit edilen yöneticilerle ilgili gerekli işlemlerin yapılması gerektiğini belirten Bahçeli, "Türk Futbol Federasyonu’nun başkanı çok sağlıklı bir adım atmıştır, cesurdur, delikanlıdır, yoluna devam etmelidir" ifadelerini kullandı.

Oğuzhan Halil Özbek - İbrahim Berat Yılmaz

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Zonguldak’ta yalnız yaşayan yatalak kadına komşuları sahip çıkıyor Zonguldak’ta yalnız yaşayan ve iki aydır yatağa bağımlı olan 72 yaşındaki kadına komşuları sahip çıkıyor. Yaklaşık iki ay öncesine kadar ayağa kalkabilen ancak yürüme güçlüğü sebebiyle sürekli düşen 72 yaşındaki Selvet Kalafat, son dönemde tamamen yatağa mahkum oldu. Vücudunda yaralar açılan ve beslenme güçlüğü çeken Kalafat, durumunu soranlara "Sudan başka bir şey içemiyorum" diyerek çaresizliğini dile getirdi. "Doktorlar ’evinize götürün’ dedi" Selvet Kalafat’ın bakımını yapan 60 yaşındaki komşusu Mukaddes Kamış, yaşlı kadının durumunun her geçen gün ağırlaştığını belirterek süreci şöyle anlattı: "Kendisi tek başına yaşıyor, ben gelip gidip bakıyorum. Doktora götürdük, sadece enfeksiyon çıktı. Parkinson hastası olduğu için doktorlar ’Böyle kalabilir, alın evinize götürün’ dedi. Şu an yatalak bir şekilde. İki aydır hiç kalkamıyor, ayaklarında ve vücudunda yaralar çıkmaya başladı. Eskiden az da olsa bir şeyler yiyordu ama artık yemiyor." Bakımevi için süreç devam ediyor Komşular Selvet Kalafat’ın profesyonel bir bakıma ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Huzurevi ve bakım merkezi için gerekli başvuruların yapıldığını ifade eden Mukaddes Kamış, "Başvurularımızı yaptık, süreç devam ediyor. Ben elimden geldiğince bakmaya çalışıyorum ama sürekli başında duramıyorum. Dün cenaze için şehir dışındaydım, bugün gelir gelmez hemen yanına koştum" diyerek yetkililerden yardım beklediklerini ifade etti. Sadece suyla beslenebilen ve vücudundaki yaralar nedeniyle acı çeken Selvet Kalafat için mahalle sakinleri, bir an önce bakım sürecinin hızlanmasını umut ediyor.
Ankara Devlet Memurları Konfederasyonu’ndan İçişleri Bakanı Çiftçi’ye mektup Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye, İçişleri Bakanlığı’na bağlı kamu görevlilerinin sorunlarına ilişkin açık mektup yazdı. Devlet Memurları Konfederasyonu Genel Sekreteri Tuncay Cengiz, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’ye açık mektup yazdı. Mektubunda İçişleri Bakanı Çiftçi’ye yeni görevinde başarılar dileyen Cengiz, kolluk güçlerinin sorunlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. "Asayiş Tazminatı-Fazla Çalışma Tazminatı’ sivil devlet memurlarına da verilmelidir" Cengiz, İçişleri Bakanlığı’nın kolluk güçlerindeki insan kaynağına destek olması ve ayırım yapılmadan tüm statüleri kapsayacak şekilde üniversiteler ve kolluk güçlerinde örgütlü STK’ların katılımı ile bir çalıştay düzenlemesi gerektiğini vurgulayarak, şu taleplerde bulundu: "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36’ncı Maddesinde, ’Savunma ve Güvenlik Hizmet Sınıfı’ ihdas edilmesi ile ilgili Millî Savunma Bakanlığınca yürütülen çalışmalara Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünde sivil olarak görev yapan Devlet memurları da dahil edilmeli ve destek verilmelidir. Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünde fazla çalışma karşılığında üniformalı personele verilen ’Asayiş Tazminatı-Fazla Çalışma Tazminatı’ bu kurumlarda görevli sivil Devlet memurlarına da verilmelidir. Görevleri gereği taşıdıkları riskler karşılığında yılda 45 gün olacak şekilde ’Fiili Hizmet Süresi Zammı (Yıpranma)’ verilmelidir. Terörle mücadele yürütülen kritik illerde ve sınır illerinde görev yapan personele ’Kritik ve Stratejik Bölge (Terör) Tazminatı’ verilmelidir. "Yurt dışı daimi ve geçici görevlere sivil devlet memurları da tefrik edilmelidir" Cengiz ayrıca Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında uzmanlığı sağlamak üzere; idari, mali, hukuk, sağlık ve teknik konular ile ilgili sivil personelin atanabileceği ’daire başkanı, şube müdürü, kariyer uzmanı-uzman yardımcısı’ kadrolarının ihdas edilerek, kurum içinden atama yapılabilecek şekilde sivilleşme sağlanmalı gerektiğini de sözlerine ekledi. Kolluk kuvvetleri personelinin kurum aidiyetinin sağlanmasının, çalışma barışının temini ve iş veriminin artırılması açısından elzem olduğunu belirten Cengiz, bu konuların da dahil olduğu bir çalıştay düzenlenmesi halinde, Devlet Memurları Sendikası olarak her türlü desteğe hazır olduklarını dile getirdi.
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla SANCAR SİDA hizmete alındı HAVELSAN SANCAR Silahlı İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma, Tesisler Temel Atma ve Açılış Töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımlarıyla; SANCAR SİDA İnsansız Deniz Aracı Hizmete Alma Töreni, HAVELSAN Simülatör Üretim ve Entegrasyon Tesisi Temel Atma Töreni, HAVELSAN KAAN Teknoloji Merkezi ile Deniz Savaş Yönetim Sistemi Merkezi Ek Binası Açılış Töreni gerçekleştirildi. HAVELSAN Teknoloji Kampüsü’nde düzenlenen törene; Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Hava Kuvvetleri Komutanı Ziya Cemal Kadıoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Ercüment Tatlıoğlu da katıldı. Törende, SANCAK SİDA’nın tanıtım filminin ardından açılış konuşmalarına geçildi. HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, HAVELSAN’ın kara, hava ve deniz platformlarında geliştirdiği sistemlere ilişkin açıklamada bulundu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile birlikte geliştirilen ağ destekli veri entegre savaş yönetim sistemi ADVENT’i donanmanın hizmetine sunup gemilere entegre ettiklerini ve dört kıtaya ihracatının da gerçekleştirildiğini aktaran Nacar, "ADVENT, yalnızca bir yazılım değil denizlerdeki milli aklımızın dijital tezahürüdür. TCG Anadolu’nun SİHA gemisi konseptine dönüşmesinde ADVENT’in sağladığı kabiliyetler belirleyici olmuştur. Bayraktar TB 3’ün ADVENT’e entegre şekilde sergilediği üstün performansın son NATO tatbikatında tüm dünyaya göstermiştir" ifadelerini kullandı. Savunma Sanayii Başkanlığı Başkanı Haluk Görgün, günümüz güvenlik ortamının veri, ağ ve yazılım temelli yeni bir döneme taşındığını belirterek, "Bu dönüşümün merkezinde yapay zekâ yer almaktadır. Yapay zekâ; sensörlerden, ağlardan ve platformlardan gelen büyük veriyi anlamlandırarak komuta-kontrol zincirinde daha hızlı, daha isabetli ve daha öngörülü karar üretmeyi mümkün kılan stratejik bir çarpan olarak öne çıkmaktadır" dedi. Görgün, savunma sanayii alanındaki yeni tesislerin açılış ve temel atma töreninde yaptığı konuşmada, platformların caydırıcılığının artık yalnızca fiziki kabiliyetleriyle değil, yazılım ve entegrasyon yetenekleriyle ölçüldüğünü ifade etti. Bu yeni dönemde "akıllı" ve entegre sistemlerin önemine işaret eden Görgün, "Platformların caydırıcılığı, onların ‘aklı’ ile, yani yazılım ve entegrasyon kabiliyetiyle daha da büyümektedir. Tam da bu sebeple sahada akıllı ve entegre sistemler geliştirmek kadar; bu kabiliyeti besleyecek yerli yazılım ve yapay zekâ ekosistemini, veri güvenliğini ve yetkin insan kaynağını bütüncül bir anlayışla güçlendirmek zorundayız" diye konuştu. HAVELSAN’ın platformlara zekâ kazandıran, sahaya çeviklik sunan ve karar süreçlerini hızlandıran projeler yürüttüğünü dile getiren Görgün, başarının kalıcılığının sahaya yansıyan ürünler ve büyüyen altyapıyla güçlendiğini vurguladı. "Önemli kilometre taşlarına tanıklık ediyoruz" Görgün, savunma sanayiinin denizden havaya ve kritik komuta-kontrol altyapılarına uzanan bütüncül dönüşümünün somut adımlarına tanıklık edildiğini belirterek, şunları kaydetti: "SANCAR SİDA’mızın hizmete alınması, havacılık ve uzay ekosistemimizin üretim kabiliyetini derinleştirecek Simülatör Entegrasyon ve Üretim Tesisi altyapısının temellendirilmesi ve KAAN Teknoloji Tesisi ile Deniz Savaş Yönetim Sistemi Merkezi’nin açılışı; yerli-millî mühendisliğimizin geldiği seviyeyi ve önümüzdeki döneme dair iddiamızı aynı çizgide buluşturan önemli kilometre taşlarıdır." KAAN Teknoloji Tesisi’nin TUSAŞ Yerleşkesi içinde, KAAN projesi kapsamında HAVELSAN’ın yürüttüğü mühendislik çalışmaları için inşa edildiğini aktaran Görgün, bu merkezde KAAN’ın dijital yeteneklerini büyütecek, mühendislik hızını yükseltecek ve doğrulama-test disiplinini güçlendirecek faaliyetlerin icra edileceğini söyledi. Deniz Savaş Yönetim Sistemi Merkezi’nin ise Pendik Tersane Komutanlığı arazisinde artan ihtiyaçlara cevap verecek şekilde inşa edildiğini belirten Görgün, merkezde yapay zekâ, ağ destekli yetenek, komuta-kontrol ve karar destek sistemleri alanlarında Ar-Ge ve ürün projeleri yürütüleceğini ifade etti. Simülatör Entegrasyon ve Üretim Hangarı’nın da her türlü simülatör ve bileşenin geliştirilebileceği, eğitimlerin icra edilebileceği ve fiziki koşul testlerinin yapılabileceği kapsamlı bir üretim tesisi olacağını kaydeden Görgün, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu yatırımlar, altyapımızı güçlendirirken insan kaynağımızın niteliğini de büyüten; ekosistemimizin özgüvenini ve üretim hızını artıran mühim adımlardır." Güler: "Hava araçlarıyla başlayan insansız sistemlerdeki başarımızı denizlerde de görmekten gurur duyuyoruz" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, SANCAR SİDA’nın hizmete alınması ve savunma sanayii tesislerinin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yerli ve millî savunma sanayii hamlesi sayesinde tarihi bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirtti. Güler, "Sancar SİDA’nın ve tesislerimizin ülkemize, asil milletimize ve kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Hava araçlarıyla başlayan insansız sistemlerdeki başarımızı denizlerde de görmekten gurur duyduğumuzu özellikle belirtmek istiyorum" ifadelerini kullandı. Savunma sanayiinin kara, hava ve deniz platformlarında eş zamanlı yürütülen projelerle küresel ölçekte dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını ifade eden Güler, bu gelişimin Türkiye’yi savunma teknolojilerinde söz sahibi bir konuma taşıdığını belirtti. Savunma sanayiindeki ilerlemenin güvenlik mimarisini daha sağlam ve sürdürülebilir bir zemine oturttuğunu dile getiren Güler, kriz dönemlerinde dışa bağımlılığın oluşturabileceği risklerin de en aza indirildiğini söyledi. Deniz sistemleri alanındaki üretimlerin bu ilerlemenin en somut göstergelerinden biri olduğuna işaret eden Güler, "MİLGEM’le başlayan projelerimiz, amfibi hücum gemilerimizden hava savunma muhriplerine, milli denizaltılarımızdan insansız deniz araçlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede kararlılıkla sürdürülmektedir" diye konuştu. Bugün hizmete alınan SANCAR SİDA’nın söz konusu birikimin yeni ve güçlü bir halkasını teşkil ettiğini belirten Güler, Deniz Kuvvetleri bünyesindeki araştırma merkez komutanlığı ile HAVELSAN tarafından geliştirilen ağ destekli veri entegre savaş yönetim sisteminin milli deniz platformlarına entegre edileceğini kaydetti. Bu sistemle donanmanın harekât kabiliyetinin ve caydırıcı gücünün daha da artırılacağını vurgulayan Güler, Türk Deniz Kuvvetleri’nin yerli ve millî platformlar sayesinde hem "Mavi Vatan"daki hak ve menfaatlerin korunmasında hem de uluslararası görevlerde barış ve istikrara katkıda etkinliğini her geçen gün pekiştirdiğini ifade etti. Güler, bu başarının nitelikli ve disiplinli personelin gayretleri ile yüksek teknik donanımın birleşimi sayesinde mümkün olduğunu belirtti. Konuşmasının sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür eden Güler, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda daha büyük ve daha güçlü Türkiye için atılan adımların hayata geçirilmesindeki kararlı tutum ve direktifleriniz nedeniyle zatı devletlerine şükranlarımı arz ediyorum. Başarının durağan bir hedef değil, sürekli gelişim gerektiren bir yolculuk olduğu bilinciyle daha ileri teknolojiler geliştirmeye, daha güçlü platformlar üretmeye ve denizlerdeki etkinliğimizi kararlılıkla artırmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu.