POLİTİKA - 05 Mayıs 2026 Salı 12:47

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması bizim açımızdan önemlidir"

A
A
A
MHP Genel Başkanı Bahçeli: Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması bizim açımızdan önemlidir"

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.


Bahçeli, açıklamasında Türkiye’nin dış politika anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahip olduğunu vurguladı. Dış politikada Türkiye’nin gerilim arayan bir ülke olmadığını söyleyen Bahçeli, "Kıbrıs Türkünün varlık hakkını ve Ege’deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur. Fransa’nın, Yunanistan’ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ve İsrail’in Doğu Akdeniz’de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezli temaslar dikkatle takip edilmelidir. Her devlet kendi dış politikasını yürütür, kendi ittifaklarını kurar. Fakat bu ittifakların Türkiye’yi çevreleme, Kıbrıs Türkünü sıkıştırma, Ege’de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye rağmen fiilî durum üretme amacına yönelmesi hâlinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez" açıklamasında bulundu.


"Kıbrıs, Türk milletinin stratejik hafızasıdır"


Kıbrıs meselesinin bu çerçevede ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Bahçeli, "Kıbrıs yalnız müzakere başlığı veya diplomasi dosyası sayılamaz. Kıbrıs; Türkiye’nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs’ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz yoğunlaşması ve ekonomik nüfuz üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz; kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak"


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin demografik dengesi, mülkiyet yapısı, ekonomik bağımsızlığı ve güvenlik hassasiyetlerinin milli mesele olarak görülmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, "Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlık hakkını koruyacak; Doğu Akdeniz’deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak; Ege’deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir" diye konuştu.


"Terörün tasfiye edildiği Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır"


Bahçeli, dünyanın yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye’nin ihtiyacının, bütün alanları aynı hedefe bağlayan kapsamlı milli seferberlik anlayışı olduğuna dikkati çekti. Söz konusu seferberliklerin kültür, teknoloji, sanayi ve ekonomi alanlarında olması gerektiğini belirten Bahçeli, "Terörün tasfiye edildiği, güvenliğin kalıcı biçimde sağlandığı, şehirlerin ve kırsal alanların huzur iklimine kavuştuğu Türkiye’de kalkınma hamlesinin önündeki en büyük engellerden biri ortadan kalkacaktır. Bizler vatan sevdalısı Türk Milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah’ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği; kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların, kalıplara hapsolmuş kör bir taassubun değil; karanlığı yaran kudretli bir şuurun tecellisidir" diye konuştu.


"Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez"


Türk milliyetçileri olarak vatanın her karışında kardeşliği hakim kılmak arzusunda olduklarının dile getiren Bahçeli, "Bu sorumluluğun bugünkü aşaması, terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak; şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. Bu yürüyüşün adı, Terörsüz Türkiye’dir. Terörsüz Türkiye; teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye; taviz değildir. Terörsüz Türkiye; terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye; devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak, güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir. Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa; Milliyetçi Hareket Partisi’ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa; Türk milliyetçiliğinin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa gaflet zindanlarına düşmüşlerdir, basiretsizliğin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir. Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi’nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle, milletimizin duasıyla, dava arkadaşlarımızın sadakatiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez. Bilinmelidir ki Terörsüz Türkiye; Türk milletinin kanlı bir musibetten kurtulmasıdır" ifadelerini kullandı.


"Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte"


Bahçeli, İran-ABD-İsrail geriliminin Türkiye’nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek kadar büyük bir potansiyeli olduğunu söyleyerek, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan her sarsıntı, petrol tankerlerinin rotasını değiştirmekte; değişen rotalar, mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, ihracatçının rekabet gücüne, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır. Enerji arzındaki her kırılma tarımsal üretimi baskılar. Gübredeki her artış gıda güvenliğini zorlar. Lojistik maliyetlerindeki her yükseliş, pazardaki fiyat etiketinden organize sanayi bölgelerindeki üretim planlamasına kadar her alana sirayet eder. Bu nedenle dış politika ile iç politika birbirinden kopuk değildir" şeklinde konuştu.


"Terörü bitirmek artık farz olmuştur"


Türkiye’nin geleceğini bugünün tartışmalarına göre değil; Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın idrakine, 2053’ün ufkuna, 2071’in kavrayışına göre değerlendirdiklerinin altını çizen Bahçeli, sözlerine şu şekilde devam etti:


"Terörsüz Türkiye ile etnik tahrikçilerin çapsız siyasetlerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhep simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz. Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafatası boyutlarına göre değil; Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, Sünni’nin, Arap’ın Süryani’nin doğulunun, batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz. Terörsüz Türkiye; komşunun komşuya güvenmesidir. Terörsüz Türkiye; annenin evladını okula huzurla göndermesidir. Terörsüz Türkiye; esnafın kepengini endişesiz açması, çiftçinin tarlasına korkusuz gitmesi, öğretmenin sınıfa başı dik girmesi, yatırımcının Anadolu’nun her köşesine güvenle erişmesidir. Terörsüz Türkiye, iç mukavemetimizin çelikten bir duvar gibi, kol kola, el ele ve tek vücut halinde milletçe ilmek ilmek örülmesidir. Hudutlarımızda canımıza kasteden, sivillerimizi hedef alan, karakollarımıza çıkartma yapan, köylerimizi yağmalayan, evlatlarımızı kaçıran; analarımızı gözü yaşlı, çocuklarımızı yetim, bacılarımızı dul bırakan terörü bitirmek artık farz olmuştur."


"Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter"


Terörsüz Türkiye’nin güvenlikten kalkınmaya, acıdan umuda, korkudan huzura, kayıptan üretime geçişin adı olacağını savunan Bahçeli, "Doğu ve Güneydoğu Anadolu yalnızca İçişleri Bakanlığımızın özel ilgi alanı, Millî Savunma Bakanlığımızın uzmanlık sahası, Milli İstihbarat Teşkilatımızın güvenlik raporlarının konusu olmamalıdır. Terörsüz Türkiye ile tarımın, hayvancılığın, yenilenebilir enerjinin, sınır ticaretinin, lojistik koridorların, kültür turizminin, girişimciliğin, sanayinin ve teknoloji yatırımlarının merkezleri haline gelmelidir. Sulama barajlarıyla, göletlerle, modern sulama sistemleriyle, tarımsal desteklerle, hayvancılık kredileriyle, organize sanayi bölgeleriyle donatılmış Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu düşlüyoruz. Terörün bittiği yerde bereketin izleri başlar. Terörün sustuğu yerde çocukların neşesi duyulur. Terörün çekildiği yerde fabrikaların bacası tüter. Terörün gölgesinden arınan yerde istihdamın yolu açılır. Terörün tasfiye edildiği yerde ovalar hayat bulur. Terörsüz Türkiye ile Diyarbakır denildiğinde evlat nöbeti tutan annelerin feryatları değil; kültür turizminin, gastronominin merkezi akla gelecektir" ifadelerine yer verdi.


"Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır"


Bahçeli, Terörsüz Türkiye sürecinde Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun tarihi bir vazife üstlendiğini aktaran Bahçeli, "Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır. Günlük siyasi kazançların, küçük hesapların telaşıyla bu tarihi yükümlülüğe sırt çevrilmemelidir. Kalabalıkları galeyana getirmek, kitleleri yönlendirmek uğruna bu mühim dönemeçte milletimizi kutuplaştırma gafletine düşülmemelidir. Kimse şehitlerimizin aziz hatıralarını istismar etmemeli, kimse gazilerimizin fedakarlıklarına gölge düşürmemeli, kimse anaların gözyaşı üzerinden siyaset devşirmemeli, kimse kardeşliğimizi, birliğimizi, dirliğimizi zehirleyecek sözlerin, söylemlerin, sözde siyasetlerin peşine takılmamalıdır. Terörsüz Türkiye, Türkiye’nin ortak mesajı olmalıdır" şeklinde konuştu.


"Abdullah Öcalan için statü açığı Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır"


Bahçeli PKK terör örgütünün kurucu lideri Abdullah Öcalan’ın statü meselesinin konuşulmasının önemli olduğunu kaydederek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa; bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, Terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır. Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun, özü açık olmalıdır: Bu mekanizma; toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir. Bu tartışmalara son vermek için bunun adının "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" olmasını öneriyorum. Fakat elbette başka alternatifler de üretilebilir. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır. Çünkü meselenin esası; terörün tamamen tasfiye edilmesi, silahların susması, terörün gündemimizin dışına kesin biçimde çıkarılması, siyasetin terör vesayetinden arındırılması ve toplumsal bütünleşmenin sağlanmasıdır" şeklinde konuştu.


"Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister"


Cumhur İttifakı’nın, yalnız seçim dönemlerinde kurulan sandık birlikteliği olmadığını kaydeden Bahçeli, "Kabine, bürokrasi ve Cumhur İttifakı unsurları aynı hedefe bakmalı, aynı istikamete yürümeli, aynı tarihî sorumluluğun ağırlığını taşımalıdır. Her bakanlık bir cephe, her kurum bir mevzi, her karar Türkiye’nin büyük yürüyüşünün parçası olarak görülmelidir. İç siyasetin dili, seviyesi ve sorumluluk anlayışı da aynı ciddiyete ulaşmalıdır. Dünya ağır bir belirsizlik döneminden geçerken Türkiye’nin iç siyaseti ve Terörsüz Türkiye vizyonu küçük hesaplara, günlük çekişmelere ve dar parti menfaatlerine sıkıştırılamaz. Türkiye’yi yönetmek ciddiyet ister. Türkiye’yi yönetmeye talip olmak dirayet, azamet ve ağır bir mesuliyet ister. Millî meseleler, kişisel çıkar siyasetinin gölgesinde konuşulamaz. Milletin kaderi, devletin bekası ve vatanın istikameti böylesi bir hafiflikle taşınamaz" değerlendirmesinde bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Eyüpsultan’da kurban kesim alanında feci ölüm: Arkadaşını ziyarete geldi yanarak can verdi İstanbul Eyüpsultan’da bulunan kurban satış kesim alanında gece saatlerinde çıkan yangında Bekir Yazıcı konteynır içerisinde yanarak can verdi. Bekir Yazıcı’nın arkadaşını ziyarete geldiği öğrenilirken, cenazesi Adli Tıp Kurumuna kaldırıldı. Olayla ilgili Bekir Yazıcı’nın arkadaşı gözaltına alındı.Yangın, gece saatlerinde Eyüpsultan Gaziosmanpaşa Caddesi üzerinde meydana geldi. İddiaya göre kurban satış ve kesim yerinde bulunan esnafın kaldığı konteynırda henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Yangın kısa sürede tüm alana yayıldı. Alevleri fark eden vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri olay yerine gelerek müdahalede bulundu. Alevlerin yükseldiği yangın kontrol altına alınarak soğutma çalışması yapıldı. Bekir Yazıcı’nın arkadaşının ise gözaltına alındığı öğrenildi.Çıkan yangında 1 kişi hayatını kaybettiİtfaiye ekipleri, konteyner içerisinde bir kişinin cansız bedenini buldu.Yapılan çalışmada satış yerinde çalışan arkadaşını ziyarete gelen Bekir Yazıcı’nın yanarak can verdiği öğrenildi. Bekir Yazıcı’nın cenazesi yapılan incelemenin ardından Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.Kurban satışı yapan Başaran Demir isimli kişi, “ Misafir olarak arkadaşı gelmiş. Çay ve kahvelerini içmişler. Akşam on gibi evimize gidiyoruz. Saat 03.00 gibi arkadaşlar bizi arıyor. Yangın var deniyor. Cenaze var dediler biz de şaşırdık. Biz de şok olduk. Yaşamadığımız bir durum. Elektrikten mi başka bir durumdan mı olduğunu bilmiyoruz. Kesin net bilgi biz de bilmiyoruz. Biri demiş ki ben markete gidip geleyim sonra buralar alev almış” dedi. Alevlerin geceyi aydınlattığı yangın ise itfaiye ekiplerinin yaptığı soğutma çalışmalarının ardından tamamen söndürüldü. Yangın ile ilgili inceleme sürüyor.