ASAYİŞ - 05 Mayıs 2026 Salı 20:44

Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

A
A
A
Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

Muğla’nın Marmaris ilçesinde 3 yıl önce "kaza" olarak değerlendirilip takipsizlik kararı verilen dosya yeniden açılınca, olayın cinayet olduğu ortaya çıkartıldı. Olayla ilgili 2 kişi tutuklanırken, 2 kişi de adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.


Muğla’nın Marmaris ilçesinde 28 Mart 2023’te yaşanan ve ilk etapta "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen nakliyeci Abdullah Uslu’nun ölümü, yürütülen kapsamlı soruşturma sonucunda çarpıcı bir şekilde yeniden değerlendirildi. Dosyanın yeniden açılmasıyla ve yürütülen titiz soruşturmayla ortaya çıkan deliller, olayın bir kaza değil cinayet olduğunu gözler önüne serdi.



"Kaza denilerek kapatılmıştı"


3 yıl önce Marmaris’te yaşanan olayda, 1974 doğumlu Abdullah Uslu’nun eşi ve komşularıyla ikametinde olduğu sırada, alkollü olduğu ve silahını beline takarken kazara kendini vurduğu iddiasıyla dosya "taksirle ölüme neden olma" kapsamında değerlendirilmiş ve takipsizlik kararı verilmişti. Ancak maktulün kızı Aylin Kızılca söz konusu takipsizlik kararına itiraz etti. Takipsizlik kararı Muğla 1’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından kaldırıldı ve soruşturmaya devam edildi. Yeniden başlatılan soruşturmada, tanık beyanları Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığınca tekrar alındı. Soruşturmanın derinleştirilmesiyle birlikte dosyada dikkat çeken ayrıntılara ulaşıldı. Olay günü evde bulunan kişilerin ifadeleri arasında ciddi çelişkiler olduğu, bilirkişi raporuyla ifadelerin uyuşmadığı tespit edildi. Maktulün eşi S.U., komşuları H.A. ve E.A. ile iletişim kayıtlarında adı geçen Y.K. da dosyada şüpheli olarak yer aldı.



"Silah raporu: ‘Kendiliğinden ateş almaz’"


18 Nisan 2023 tarihli kriminal rapor, olayın seyrini değiştiren en kritik bulgulardan biri oldu. Raporda, silahın düşme ya da çarpma sonucu kendi kendine ateş almasının mümkün olmadığı yer aldı. "Silah düştü patladı" yalanını çürüten bu tespitle "kaza" ihtimali ortadan kalktı, dosya cinayet soruşturmasına dönüştü.



"Olay yeri incelemesi: Her şey anlatılanın tersini söylüyor"


Olay yeri incelemesinde tüm bulguların ilk soruşturmada anlatılan hikayenin tam tersini söylediği belirlendi. Olay yerinde yapılan incelemede ikamet kapısının yan duvarında mermi izi bulunurken, şüphelilerin ölen şahsın havaya ateş ettiği beyanı çürütüldü. Yine zeminde bulunan mermi çekirdeğinin havaya ateş edildiği beyanı ile ters olduğu görüldü. Cesedin arkasında 2 boş kovan bulundu. Masa başından atılan tabancadan çıkan kovanların cesedin arka tarafındaki bulunduğu konuma gidemeyeceği tespit edildi. Tanık beyanına göre ateşlendiği varsayılırsa ikametin yan bahçe zemininde olması gereken kovanların ise cesetten yaklaşık 151 cm uzakta olması dikkat çekti. Bilirkişi raporuna göre, "masada otururken havaya ateş edildi" iddiası fiziken imkansızdı.



"Adli Tıp: Yakın mesafeden ateş"


Adli tıp bulgularıyla; Abdullah Uslu’nun 20-40 cm mesafeden vurularak öldürüldüğü tespit edildi. Bu bulgu, kazara ateş alma iddiasını tamamen çürüttü.



"Atış artıkları: Şüpheliler olayın içindeydi"


Yüz svabı (atış artığı) üzerinde yapılan incelemelerinde: H.A.’nın yüz ve iki el, S.U.’nun sol el ve E.A.’nın yüz üzerinde atış artığı bulundu. Bu durum, şüphelilerin olay anında silaha çok yakın olduğunu ya da doğrudan müdahale ettiklerini ortaya koydu. Yüz svabında atış artığına rastlanabilmesi için, yüzün ateş anında tabancaya en fazla 45 cm mesafede ve tabancanın ön kısmı, üst kısmı veya kovan tahliye yönünde bulunması gerektiği kaydedildi.



"Kayıp güvenlik kamerası bulundu"


İlk tutanakta "çalışmıyor" denilen güvenlik kamerası sisteminin, sonradan şüphelilerle bağlantılı bir adreste bulunduğu ortaya çıktı. Üstelik cihazda olay gününe ait kayıtların olduğu belirlendi. Cihazda olay gününe ait görüntü kayıtları açılamayınca cihaz incelenmek üzere Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlar Daire Başkanlığı’na gönderildi.



"Dinlemelerde şüpheli konuşmalara ulaşıldı"


CMK 135 kapsamında yapılan dinlemelerde geçen ifadeler soruşturmayı derinleştirdi. Soruşturma kapsamında taraflar arasında şüpheli telefon görüşmeleri tespit edildi. Şüpheli Y.K. ile şüpheli H.A. arasında geçen bir görüşmede, Y.K.’nin "Senin bir ifaden onu yakar, onun bir ifadesi ise seni maddi yönden yakar" şeklindeki sözlerinin tape kayıtlarına yansıdığı ortaya çıktı. Soruşturma makamları, bu görüşmenin olayın aydınlatılması açısından önemli bir veri olduğunu değerlendirdi. Görüşmede geçen ifadelerin, şüpheliler arasında olay sonrası bir yönlendirme ya da çıkar ilişkisi bulunabileceği ihtimalini gündeme getirdiği kaydedildi. "Kendiniz öldüreceksiniz adamı ya", "En azından profesyonel katil demezler" şeklindeki konuşmalar, olayın planlı olabileceğini ortaya koydu.



"Şüpheli tapu hareketleri"


Olaydan sonra S.U.’ya ait bazı taşınmazların, H.A.’nın kızı A.T. üzerine devredildiği tespit edildi.



"Eşi konuştu, olay aydınlatıldı"


Maktulün eşi 47 yaşındaki S.U.’nun savcılıkta verdiği yeni ifade, dosyanın seyrini tamamen değiştirdi. Uslu ifadesinde "önceki beyanlarının doğru olmadığını, H.A. tarafından yönlendirildiğini, olay sırasında boğuşma yaşandığını" açıkladı.



Komşusu ile eşi arasında arbede yaşanmış


S.U., olay gecesi evde yemek yediklerini ve alkol aldıklarını ifade etti. Eşinin sarhoş olması nedeniyle komşusu H.A. ile birlikte içeri götürdüklerini anlatan S.U., olay gecesini şöyle anlattı:


"Bu sırada yemek masasındaki silahı H.A., eşimin sarhoş halde sağa sola ateş etmesini engellemek amacıyla aldı. H.A.’nın Abdullah Uslu’nun sağ koluna, bende sol koluna girdim. Kapı girişine gelindiğinde eşim silahın H.A.’nın elinde olduğunu fark etti."


S.U., Abdullah Uslu’nun silahı almaya çalıştığını ve bu sırada aralarında itiş kakış yaşandığını öne sürdü.



"Eşimin yüzünden kan geldi"


S.U., yaşanan itiş kakış sırasında eşi Abdullah Uslu’nun mermiyi silahın ağzına verdiğini ifade etti. "O sırada ikimiz de ‘Apo ne yapıyorsun?’ dedik. Aralarında itiş kakış olurken silah eşimin bel hizasında patladı" diyen S.U., silah patladıktan sonra yere düştüğünü belirterek, o an eşinin sol kolunda olduğunu, silaha herhangi bir müdahalesinin bulunmadığını savundu. S.U., olay sonrası eşinin yüzünden kan geldiğini gördüğünü, H.A.’dan ‘ay’ diye bir ses duyduğunu, ardından H.A.’nın içeri girdiğini ifade etti.



"Olay yerinde temizlik yapmadım, yapanı görmedim"


S.U., olayın ardından yardım istemeye koştuğunu, Abdullah Uslu vurulduktan sonra silaha, kovanlara, çekirdeğe ya da olay yerindeki herhangi bir delile dokunmadığını belirtti. Banyo dolabında tespit edildiği belirtilen kanlı parmak izlerinin kendisine ait olmadığını ileri süren S.U., "Ben olay yerinde herhangi bir temizlik yapmadım. Onların olay yerinde temizlik yaptığını görmedim" dedi.



"Kameralar bozuk dediler"


İfadesinde kamera kayıt cihazına ilişkin iddialara da değinen S.U., olay günü evdeki kameraların kayıt almadığını bildiğini, çünkü yaklaşık 10 gün önce Abdullah Uslu’nun kameraların çalışmadığını fark ettiğini söyledi. Ancak kameraların olaydan bir gün önce yeniden bağlandığını kolluk ifadesi sırasında öğrendiğini belirten S.U., "Bir gün öncesinde kamera bağlandıysa olay günü kameranın açık olması lazım" dedi.



"Kamera kayıtı komşuda çıktı"


S.U., H.A.’nın kendisine kamera kayıt cihazının jandarmada olduğunu söylediğini, ancak daha sonra cihazın H.A.’nın elinde olduğunun ortaya çıktığını iddia etti. S.U., "Ben asla kamera kayıt cihazını H.A.’ya vermedim. Kendisi yalan söylüyor. Benim kameralardan ve kayıt cihazından haberim bile yoktu" ifadelerini kullandı.



"Ağız birliği yapmışlar"


Savcılık ifadesinde daha önceki kolluk beyanıyla çelişen noktalar da S.U.’ya soruldu. 28 Mart 2023 tarihli kolluk ifadesinde kasadan iki silah ve bir kutu mermi getirdiğini söylediği hatırlatılan S.U., savcılıkta "Şimdi hatırladığım kadarıyla kasadan 1 adet silah ve 1 kutu mermi getirdim" şeklinde beyanda bulundu. S.U., önceki ifadesindeki çelişkiye ilişkin olarak ise olaydan önce H.A.’nın kendisiyle konuştuğunu ve olayı belli bir şekilde anlatmasını söylediğini öne sürdü. S.U., "Ağız birliği yaptığımız için kolluk ifademde o şekilde belirttim" dedi. Ayrıca S.U., silahın yere düştüğünü görmediğini daha önce H.A.’nın söylediğini, ancak H.A.’nın olayın "silahın yere düşerek patlaması" şeklinde anlatılmasını istediğini savundu.



"Komşuları ile ortak arazi almışlar"


Soruşturmadaki arazi iddialarına da yanıt veren S.U., söz konusu arazinin olaydan önce Abdullah Uslu ile H.A.’nın kızı A. tarafından ortak alındığını, hissenin yüzde 50’sinin Abdullah Uslu’ya, yüzde 50’sinin ise A.’ya ait olduğunu öne sürdü. S.U., H.A.’nın arazinin kendisiyle ortak alındığını söylemesinin nedeninin Abdullah Uslu’nun çocuklarının pay almasını engellemek olduğunu iddia etti.



"Uslu’nun cep telefonu satılmış"


Olaydan 15 gün sonra Marmaris’ten ayrıldığını, önce Mersin Tarsus’a, ardından Ankara’ya gittiğini anlatan S.U., bunun otobüs biletleri veya telefon kayıtlarından tespit edilebileceğini söyledi. Abdullah Uslu’ya ait cep telefonunun ise kendisinde olduğunu, oğlunun telefonunun bozulması üzerine cihazı ona verdiğini, oğlunun da daha sonra telefonu Samsun’da bir telefoncuya sattığını beyan etti.



"Yuvarlak masada yemek yedik"


S.U., olay yeri fotoğraflarında gösterilen dikdörtgen masa üzerinde yemek yemediklerini de savundu. Yemeğin şöminenin yanındaki yuvarlak masada yenildiğini belirten Uslu, dikdörtgen masanın normalde mutfakta bulunduğunu, dışarı nasıl getirildiğini ve üzerine yemeklerin nasıl konulduğunu bilmediğini söyledi. İfadelerde masa çelişkisi belirlendi.



"Avukatını suçladı"


Şüpheli S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat isterken, önceki avukatının kendisini yanlış yönlendirdiğini ifade etti. Eski avukatının bu şekilde ifade vermesi gerektiğini aksi takdirde kendisinin ‘katil’ diye içeri atılacağını belirten S.U., "Bu sebeple avukatı müdafim olmaktan azlediyorum" dedi. S.U., kendisine baro tarafından yeni bir avukat tahsis edilmesini istediğini, ek beyan vermek istediğini, mevcut avukatının kendisini yönlendirdiği için doğru ifade vermediğini beyan etti.



"Derin suç şüphesi var"


Marmaris’teki soruşturma kapsamında alınan şüpheli ve tanık ifadeleri, telefon inceleme tutanakları, teknik raporlar, kolluk tutanakları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildi. Şüpheliler H.A. ve S.U., hakkında kuvvetli suç şüphesinin oluştuğuna kanaat getirildi. Kararda, şüphelilerin soruşturma sürecinde verdikleri ifadelerin teknik raporlarla uyumlu olmadığı, S.U.’nun ifadelerinde değişiklikler bulunduğu ve bu nedenle inkar yönündeki savunmalara itibar edilmediği belirtildi.



"İkisi tutuklu, ikisi adli kontrolde"


Savcılık yeniden açılan dosyada Abdullah Uslu’nun eşi ev hanımı S.U., komşuları fırıncı E.A. ve eşi H.A. ile teknisyen yardımcısı Y.K.’yi gözaltına alarak yeniden ifadelerini aldı. Soruşturma çerçevesinde tutuklamalar geldi. 4 Mayıs 2026 itibarıyla S.U. ve H.A. tutuklandı. E.A. ve Y.K. adli kontrolle serbest bırakıldı. Şüpheliler hakkında "kasten öldürme" suçlamasıyla işlem yapıldı.



"Sonuç: Kaza değil, cinayet"


Başlangıçta "alkollü kazası" olarak kapatılan dosya, delillerin yeniden değerlendirilmesiyle bambaşka bir boyuta taşındı. Uzman raporları, adli tıp bulguları, iletişim kayıtları ve itiraflar bir araya geldiğinde, Abdullah Uslu’nun ölümünün basit bir kaza olmadığı, aksine güçlü şekilde cinayet şüphesi taşıdığı ortaya çıkartıldı. Marmaris’teki aydınlatılan olay, aradan geçen üç yıla rağmen dosyanın aydınlatılması ve adaletin tecellisi ettiğinin çarpıcı bir örneği olarak kayıtlara geçti.



Marmaris’te kaza diye kapatılan dosya yeniden açılınca cinayet çözüldü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Blaz Kramer: "Umarım kupayı Konya’ya getiririz" Konyasporlu futbolcu Blaz Kramer, Ziraat Türkiye Kupası’nı Konya’ya getirmek istediklerini söyledi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 1-0’lık skorla mağlup ederek finale yükseldi. Müsabakanın ardından Konyasporlu futbolcu Blaz Kramer, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Çok yoğun duygular yaşadıklarını dile getiren Sloven futbolcu, "Şu an kelimeleri bir araya getirmek zor ama bence sonuçta bunu hak ettik, kolay olmadı. Tüm sezonun ne kadar zor geçtiğini biliyoruz, çok mücadele ettik. Kötü zamanlarımız oldu, iyi zamanlarımız oldu. Ama sonuçta son aylarda ne kadar iyi bir karakterimiz olduğunu, ne olursa olsun beraber kaldığımızı gösterdik. Ve sonuçta finale yükseldik, bu hepimiz için, kulüp için ve taraftarlar için çok büyük bir an. Finale gidiyoruz çünkü her gün final oynamıyorsunuz. Kupayı kazanmak için oraya gideceğiz, umarım kupayı Konya’ya getiririz" ifadelerini kullandı. "Finale hak etmiş bir şekilde takım olarak gidiyoruz" Bu sezon Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı yendiklerinin hatırlatılması üzerine 29 yaşındaki oyuncu, "Açıkçası son dakikada bulmuş olduğumuz golleri tam anlamıyla şans olarak da değerlendiremeyiz. Son dakikalarda bulduğumuz gol demek, aslında tüm takımca tüm maç boyunca odaklandığımızı da gösteriyor. Ve nitekim bulmuş olduğumuz gol sonrası da hak ettiğimiz bir galibiyet anlamına geliyor. Bu galibiyetleri hak ettiğimizi düşünüyorum. Finale hak etmiş bir şekilde takım olarak gidiyoruz" şeklinde konuştu.
İstanbul Adil Demirbağ: "Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak istiyorum" Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş’ı 1-0 yenerek finale yükselen Konyaspor’da 28 yaşındaki futbolcu Adil Demirbağ, takım kaptanı olarak kupayı kazanmak istediğini söyledi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor, deplasmanda karşılaştığı Beşiktaş’ı 1-0’lık skorla mağlup ederek finale yükseldi. Müsabakanın ardından Konyaspor’un kaptanı Adil Demirbağ, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak istiyorum" Takım arkadaşlarıma teşekkür eden Adil, "Ben onlara yardımcı oluyorum, onlar bana yardımcı oluyor takım kaptanı olarak. Çünkü benim bir hedefim var, hedefimi gerçekleştirmek için onlar bana yardımcı oluyorlar. Tekrardan teşekkür ediyorum. Benim bir hayalim var, bunu arkadaşlarıma defalarca söyledim. Sağ olsunlar, gerçekleştirmem için yardımcı oluyorlar. Türkiye Kupası finalinde karşımıza gelecek takım hiç fark etmeksizin Konyaspor’un kaptanı olarak kupayı kazanmak, kupayı kaldırmak istiyorum. Bugün de çok önemli bir camiaya karşı galibiyet aldığımız için çok mutluyum. İnanılmaz mücadele ettik. Tabii ki yani sonuçta bu statta kazanmak kolay değil. Çok iyi mücadele ederek, zaman zaman kontra ataklarla, zaman zaman set oyunuyla hücumlar, pozisyonlar yakaladık. Tabii ki tekrar ediyorum, büyük camialara karşı pozisyon da veriyorsunuz. Kalemizi iyi savunduk, kazandığımız için de çok mutluyum" dedi. "Konyaspor’umuzun her daim en iyi yerde sezonu bitirmesini istiyoruz" Teknik Direktör İlhan Palut’un takıma geldikten sonra ilk olarak mental anlamda dokunuşlar yaptığına değinen 28 yaşındaki futbolcu, "İlhan Hocamız daha önce de çalışmış, çok iyi tanıyan biri olarak; ilk geldiğinde tabii bizim analizimizi yapmış. Çok mental olarak düşük bir takımı devraldı. İlk dokunuşları mentalimizi yükseltmek, öz güvenimizi yükseltmek oldu ve bunu başardı. Ben de kendisine yardımcı oldum, diğer arkadaşlarımız da yardımcı oldular. İlk önceliğimiz tabii ki orada hiçbirimiz sonuçta Süper Lig’de ve Konyaspor gibi büyük bir camiada oynuyorsak kötü futbolcular değiliz. Mental düşüşler zaman zaman oluyor. Mental düşüşü yukarı çekmek hocamıza düştü. Kaptan olarak ben yardımcı olmaya çalıştım ve mentali yukarıya, ivme olarak yukarıya taşıdık. İnşallah bundan sonraki maçlarımızda ve final maçımızda ivmeyi yukarıda tutup biz kupayı almak istiyoruz. Ligde de iki maçımız var, inşallah ikisini de kazanıp Konyaspor’umuzun her daim en iyi yerde sezonu bitirmesini istiyoruz" diye konuştu. "Dünya Kupası’nda Amerika’da olacağıma inanıyorum" Bu yaz düzenlenecek olan 2026 FIFA Dünya Kupası’nda mücadele edecek A Milli Futbol Takımı’nın aday kadrosuna seçileceğine inandığını sözlerine ekleyen Adil Demirbağ, "Benim bir hayalim var, herkesin hayali olduğu gibi. Ben Allah nasip ederse Dünya Kupası’nda Amerika’da olacağıma inanıyorum. Çünkü ben buna gerçekten kalpten söylüyorum, çok büyük fedakarlıklar yapıyorum. Yukarı çıkmak çok zor, yukarıda tutunmak daha da zor. Ben zaman zaman, benim iki çocuğum var, iki kızım var; küçük oldukları için zaman zaman maçlardan sonra ya da maça bir gün iki gün kala kendimi kampa alıyorum, tesise gidip yatmak zorunda kalıyorum. Eşim çok olgunlukla karşılıyor bunu. Çünkü benim bir hayalim var, kendisi beni en iyi tanıyan biri olarak bana yardımcı oluyor. Ekstra çalışıyorum, ekstra hocalarım var. Mentörümüz var zaten Konyaspor’da. Bana herkes seferber olmuş halde yardımcı olmaya çalışıyor, ben de onların başını yere eğmemeye çalışıyorum. Milli takımımız için tekrar söylüyorum; Montella Hocamızın kararı ama ben Amerika’da olacağıma inanıyorum" ifadelerini kullandı. "Vincenzo Montella ile hiç görüşmedim" A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile hiç görüşmediğini aktaran Adil, "Ama yardımcısıyla görüştüm tabii ki. Konyaspor’umuzu ziyarete geldiğinde görüştüm. Sonuçta bir havuz var, Milli takımın havuzu var bildiğim kadarıyla. Sonuçta ben bir Türk oyuncu olarak o havuzun içerisindeyim ama orada seçilenleri hocamız belirliyor ekibiyle beraber. Ben sadece hayal ediyorum ve hayalimin gerçek olması için dua ediyorum, çalışıyorum, çabalıyorum. Amerika’da olacağıma inanıyorum" diyerek sözlerini noktaladı.
İstanbul Berkan Kutlu: "Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur" Konyaspor oyuncusu Berkan Kutlu, Beşiktaş’ı saf dışı bıraktıkları Ziraat Türkiye Kupası yarı final maçı sonrası yaptığı açıklamada, "Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur" dedi. Ziraat Türkiye Kupası yarı final maçında deplasmanda Beşiktaş ile karşılaşan Konyaspor, uzatma dakikalarında penaltıdan bulduğu golle rakibini 1-0 mağlup ederek finale yükseldi. Yeşil-beyazlılarda deneyimli oyuncu Berkan Kutlu, müsabakanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Takım olarak iyi bir mücadele örneği gösterdiklerini aktaran 28 yaşındaki oyuncu, "Çok iyi mücadele ettik. Çok savaştık. Evinde, taraftarının önünde oynadığı için tabii ki Beşiktaş daha dominant taraftı. Onlar da maç içerisinde çok aksiyonlar üretti. Ama biz iyi defans yaparak bunlara iyi karşılık verdik. Müsabakanın son dakikalarında da iyi bir kontra atak sonrası penaltıyı kazandık ve golü attık. Çok mutluyuz" diye konuştu. "Konyaspor’a geldiğim için mutluyum" Konyaspor’a transfer olduğu için mutlu olduğunu dile getiren Berkan Kutlu, "Son yıllarda Galatasaray ile birlikte kupa kazanmak benim için bir alışkanlık olmuştu. Konyaspor camiasında da kupa kazanmak benim için çok özel olur. Çünkü Anadolu takımlarıyla bunu gerçekleştirmek çok daha zor. Burada Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı eleyip iyi işler yaptığımızı düşünüyorum. Trabzonspor’u da yendik. Galatasaray’ı da iç sahada yendik. Konyaspor pes etmiyor. Konyaspor’un bence çok iyi bir hocası var. Çok iyi bir takım ruhu var. Bu arada çok iyi insanlarla tanıştım, Konyaspor’a geldiğim için mutluyum" şeklinde konuştu. Ziraat Türkiye Kupası finalinde hak eden takımın rakipleri olmasını istediğini söyleyen Berkan, "Final maçları da tek maç, çok zor. Hak eden takım finalde rakibimiz olsun. Güzel bir maç olsun. Hata olmayan iyi bir maç olmasını bekliyorum. Özellikle bir takım tercihim yok açıkças" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul Sergen Yalçın: "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız" Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, taraftarın kendisini ve yönetimi istifaya davet etmesini anlayışla karşıladığını söyleyerek, "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız. Ondan şüpheleri olmasın" dedi. Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde Beşiktaş, sahasında Konyaspor’a 1-0 mağlup olarak turnuvaya veda etti. Mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulunan Beşiktaş Teknik Direktörü Sergen Yalçın, "Üzgünüz. Kupayı kazanmaktı elimizde kalan son hedef. Onu beceremedik. Oyunu yorumlamaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Rakibin kaleye tek isabetli şut atmadığı maçı kaybettik. Futbolda bunlar başınıza gelebiliyor. Oyun canlı bir oyun. Üzgünüz, umarım üzgünlüğümüz de belli olmuştur. Oyuncularım da çok üzgünler. Onlar da çok konsantre olmuşlardı, final oynamayı istiyorlardı. Bugün itibarıyla hedeften koptuk. Ligde 2 maç kaldı. Onlar da hedef maçı değil" ifadelerini kullandı. "Hakemin rakibi oyuna sokma çabasını daha önce de yaşadık" Takımın final için çok konsantre olduğunu yineleyen Yalçın, "Oyunun tamamında üstün oynayan bir görüntü verdik. Rakip takımın tek isabetli şutu penaltı. Çocuklar iyi mücadele ettiler. Futbolda şans faktörü de önemlidir. Bu penaltı işine de alıştık. Derbilerde de başımıza geliyor. Hakem arkadaşların bu kadar art niyetli olmasını da normal karşılamıyorum. Hakemin rakibi oyuna sokma çabasını daha önce de yaşadık. Hakemlerin bu kadar olumuz olması, rakipleri oyunda tutmaya çalışması çok enteresan. Oynayan takımla ve zaman geçirmeye çalışan takım arasında oynana bir maçtı. İlk defa elenmiyoruz. Bu tür sonuçları doğal karşılamak lazım. Taraftarın tepkisini normal karşılıyorum. Taraftar kupa kazanmak istiyor ama her zaman istediklerimizi başaramıyoruz hayatta" şeklinde konuştu. "Kadro derinliğimiz çok yok" 53 yaşındaki teknik adam, kısıtlı bir kadro derinliğine sahip olduklarını ve bunun da oyunda gerilemeye yol açabileceğini belirtti. Yalçın, "Kadro derinliğimiz çok yok. Sürekli aynı oyuncularla oynuyoruz. Gaziantep maçında rotasyon yaptık, orada da tepki aldık. Maalesef şok eleştiri var. Ben işimi yapmaya çalışıyorum. Beşiktaş devre arasında çok ciddi değişim yaşadı. Belki tarihte böyle bir değişim yaşanmamıştır. Kolay bir sezon geçirmeyeceğiz diye daha önce de söyledim. Zamanla işlerin düzeleceğini düşünüyorum. İyi oyuncular aldık. Sonuçlar gelmeye başladı. Hedefin uzağında kaldık ama bunu söylemiştim. Taraftarımız kısa metraj başarı istiyor. Beşiktaş’ın hedefi her zaman kupa kazanmak. Bu sene öyle bir pozisyonumuz yoktu" diye konuştu. "Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız" Taraftarın hem kendisini hem de yönetimi istifaya davet etmesine ilişkin ise Sergen Yalçın, "Başarısızlıkta sorumluluğu benim ve yönetimin alması normal. 2 hafta var. 2 haftada bırakıp gitmek olmaz. 2 maçı oynamak durumdayız. Taraftarımız bırakmamızı istiyorsa bırakırız. Ondan şüpheleri olmasın" dedi.
Mersin Bozyazı’daki faciada AFAD’dan zehirli madde taraması Mersin’in Bozyazı ilçesinde aynı aileden 2 çocuğun hayatını kaybettiği olayla ilgili soruşturma çok yönlü olarak sürdürülüyor. Anamur Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla bölgeye sevk edilen AFAD ekipleri, olay yerinde kapsamlı inceleme gerçekleştirdi. Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru Musa Tülü (39), eşi Ebru (33) ve çocukları Azra (7) İLE Ömer Selim (4), hafta sonu memleketleri olan Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi’nde rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Kusma ve mide bulantısı şikayetleriyle tedavi altına alınan çocuklar., yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Anne ve baba ise ileri tetkik ve tedavi amacıyla Mersin Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Mersin’den gelen AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ekipleri bölgede ’hava kalitesi ve zehirli madde’ taraması yaptı. Çalışmalar çerçevesinde ailenin kaldığı konut, evin çevresi ve seyahat ettikleri araç detaylı şekilde incelendi. Uzman ekipler, özel ölçüm cihazlarıyla ortamda zehirli gaz ya da kimyasal bir madde bulunup bulunmadığını araştırdı. Yapılan incelemelere ilişkin hazırlanan teknik raporun savcılığa sunulmasının ardından olayın kesin nedeninin netlik kazanması bekleniyor. Soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğü bildirildi.