SAĞLIK - 12 Ağustos 2025 Salı 09:38

Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Bu yıl içerisinde anne ölümlerimiz 100 binde 11’e kadar geriledi"

A
A
A
Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Bu yıl içerisinde anne ölümlerimiz 100 binde 11’e kadar geriledi"

Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "2000’li yılların başında anne ölümlerinde 100 binde 64 civarı bir rakamımız vardı. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlığın gelişmesi ve vatandaşlarımızın sağlığının korunması kapsamında çok önemli yol katedildi ve bu yıl içerisinde anne ölümlerimiz 100 binde 11’e kadar geriledi" dedi.


Yüksek Riskli Gebelik Bilim Kurulu tarafından 50 riskli tanı başlığı belirlendi. Belirlenen tanılardan birine sahip gebeler sistem tarafından otomatik olarak ‘yüksek riskli gebe’ olarak işaretleniyor. Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, yapılan düzenlemeye ilişkin yaptığı açıklamada, yüksek riskli gebeleri yakından izleyecekleri bu programla çok daha etkin sonuçlar almayı hedeflediklerini belirtti.


Anne ölümleriyle ilgili olarak, ilgili genel müdürlüklerle iş birliği içerisinde önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini belirten Demirkol, yüksek riskli gebeleri yakından izleyecekleri programla çok daha etkili sonuçlar almayı hedeflediklerini vurguladı.


"Bu yıl içerisinde anne ölümlerimiz 100 binde 11’e kadar geriledi"


Demirkol, "2000’li yılların başında anne ölümlerinde 100 binde 64 civarı bir rakamımız vardı. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sağlığın gelişmesi ve vatandaşlarımızın sağlığının korunması kapsamında çok önemli yol katedildi ve bu yıl içerisinde anne ölümlerimiz 100 binde 11’e kadar geriledi. Burada en önemli hedefimiz bu rakamı hızlıca 10’un altına indirebilmek" şeklinde konuştu.


Anne ölümlerini en aza indirmek için yoğun bir şekilde çalıştıklarına dikkati çeken Demirkol, bu kapsamda hayata geçirdikleri projeyle yüksek riskli gebeleri daha yakından takip edeceklerini anlattı.


Demirkol, il ve ilçelerdeki koordinatörleriyle yüksek riskli anneleri yakından takip edeceklerini bildirerek, "Bu kapsamda sağlık bilgi sistemlerimiz ve kamu hastaneleri genel müdürlüğümüzle birlikte Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü olarak çalıştay yaptık ve bu çalıştay kapsamında bilimsel veriler ışığında, yine bilim insanlarımızın da destek verdiği bu komisyonlarda yeni 49 tanımızı belirlemiş olduk. Bu 49 tanımız bizim yüksek riskte gebe olarak bir annenin, anne adayının takip edilmesini sağlayacak tanılar" ifadelerini kullandı.


İl ve ilçelerde kurmuş oldukları sistemler çerçevesinde gebelik sürecinde ve onun ardındaki lohusalık döneminde annelerin yakından takip edileceğini bildiren Demirkol, "Gebelik süresince 4 kez ve yine anne ölümlerinin en yoğun olduğu lohusalık dönemi yani doğumdan sonraki ilk 6 haftada da yakından aranarak süreçler takip edilecek, gerekirse evlerinde ziyaret edilecek. Bu kapsamda belirlenmiş sayılarda gebelik sırasında en az 4 kez, gebelik sonrasında en az 2 kez bu yüksek riskli etiketlenmiş anne adaylarımız takip edilmiş olacak, aranacaklar, gerekirse evlerine gidilecek ve en ufak bir sağlık ihtiyaçlarında da ekiplerimiz yanlarında olacak" açıklamasında bulundu.


Sağlık ile ilgili tüm desteklerin nasıl yapılacağı konusundaki algoritmaları belirlediklerini söyleyen Demirkol, "Başta 8 branş olmak üzere bu yüksek riskli gebelerimiz hem gebelik süreçlerinde hem de lohusalık süreçlerinde randevusuz bir şekilde bu belli 8 branşa gidebilecekler. MHRS’de öncelikli tanınmış oldu tüm branşlar için ve yüksek riskli gebelerimizin hem il ve ilçelerimizde belirlenmiş koordinasyon ekiplerimizle aranmaları, hem hastaneye geldiklerinde ve aile hekimliklerine gittiklerinde çok daha yakından takip edilebilecekleri sistemleri geliştirmiş durumdayız" diye konuştu.



"Annelerimizin bebeklerini kucaklarına alıp onları büyütmeleri için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz"


Demirkol, geliştirilen yazılımların çok daha iyi yerlere geleceğini vurgulayarak, "Özellikle bilimsel veriler ışığındaki yeni tanılarla birlikte de artık yüksek riskli gebelerimizin yakından takip edildiği, aile hekiminden hastaneye, hastaneden aile hekimine dijital entegrasyonla tüm klinik bilgilerinin notlarının gönderildiği, ihtiyacı olan tüm branşlarda randevusuz bir şekilde hastaneye geldiğinde hemen muayene olmaları, en doğru yere en doğru ve hızlı şekilde gitmelerini sağlayacak bu sistemimizin hayırlara vesile olmasını diliyoruz. Düşük rakamın çok daha aşağılara gelmesi ve bizim tarafımızdan sadece bir vakanın bile kabul edilemediği bir sistem içerisinde annelerimizin sağlık içerisinde doğumlarını yapmaları, bebeklerini kucaklarına alıp en güzel şekilde onları büyütmeleri noktasında yine Halk Sağlığı olarak da elimizden gelen tüm gayreti göstermeye devam edeceğiz" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Başkan Memduh Büyükkılıç: "Üretenin yanında yer almaya özen gösteriyoruz" Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, büyükşehir belediyesi tarafından arıcılıkta üretimi destekleme adına 750 üreticiye 2’şer kovan arı desteğinin verildiğini söyleyerek, "Üretenin yanında yer almaya özen gösteriyoruz" dedi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, arıcılıkta üretimi destekleme adına 750 üreticiye 2’şer kovan arı desteğinde bulundu. Belediye tarafından toplam bin 500 kovan arının dağıtıldığı destek programına Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç da katıldı. 3 bin başvurunun arasında kura ile seçilen 750 üreticiye arılar teslim edildi. Kadir Has Kongre Merkezi otoparkında düzenlenen dağıtıma vatandaşlar erken saatlerde gelerek, sıra aldı. Otoparkın neredeyse tamamı arı desteği almak için alana gelen üreticilerin araçlarıyla doldu. Belediye personelinin de yardımıyla sırası gelen vatandaş arılarını alarak, alandan ayrıldı. Üreticilerin araçlarıyla dolan otopark havadan dronla görüntülendi. Alana gelerek, vatandaşlarla konuşan ve üretimlerinde bereket dileyen Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Bugün görüldüğü gibi sabahın erken saatlerin de arılar uyanmadan, güneş doğmadan dağıtımını sağlamak amacıyla vatandaşlarımızın araçlarına yüklemek suretiyle çalışmalarımızı yapıyoruz. Bu yıl 750 vatandaşımıza arıcılık desteğini vermek üzerine çabamızı sürdürdük. Destekten faydalanacak vatandaşlarımızın, ya sertifikası olacak ya Tarım İl Müdürlüğü’nde kaydı olacak ya da bu işin yüksekokulunda mezun olmuş olacak. Önüne gelene arıları dağıtma mantığında bir yaklaşım söz konusu değil. Amacımız üretenin hizmetkarı olmak. Üretenin yanında yer almak. Şükürler olsun, tarım ve hayvancılığa en çok destek veren büyükşehir olarak arıcılıkla ilgili çalışmalarımızı da sürdürmeye devam ediyoruz. Vatandaşımız biraz önce söyledi. ‘Arıcılıkta bu hizmeti tek yapan bir belediyeden bahsediyoruz’ diyor. Tarım ve hayvancılıkta ön plana çıkan bir il olmaya başladık. Kayseri denince ticaret ve sanayi akla gelir ama artık tarım ve hayvancılıkta bizde varız mantığı ve anlayışı içerisinde şehrimizi iyi bir noktaya taşımaya özen gösteriyoruz. Üretenin yanında yer almaya özen gösteriyoruz. Yapılan çalışmalar hayırlı ve uğurlu olsun" ifadelerinde bulundu. Üreticiler de büyükşehir belediyesinin yapmış olduğu üretim desteğinde ötürü ilgililere teşekkür etti.
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.