POLİTİKA - 27 Ocak 2026 Salı 14:27

DEM Parti’den CHP’ye ziyaret

A
A
A
DEM Parti’den CHP’ye ziyaret

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Partili Tuncay Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile bir araya geldi.


DEM Partili Bakırhan ve Hatimoğulları, CHP Genel Başkanı Özel’i ziyaret etti. Hatimoğulları, Bakırhan, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli’den oluşan heyeti CHP Genel Merkezi’nde CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin de aralarında olduğu heyet kapıda karşıladı. CHP Genel Merkezi’nde gerçekleşen ziyaret bir saat kadar sürdü.



"Siyaset, konuşmak ve çözüm üretmek için yapılır"


Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Özgür Özel, "Siyaset, konuşmak için ve çözüm üretmek için yapılır. Siyaset, ayrılıklar, kavgalar, çatışmalar üzerinden değil; barış, kardeşlik ve dostluk üzerinden yarınları kurmak için yapılır. Biz Türkiye’de süreç başladığı andan itibaren ve Suriye’deki gelişmeleri yakından takip ettiğimiz tüm süreçlerde Türkiye’nin barışıyla Suriye’nin barışını iç içe gördük. Bunun dışında bir şeyi düşünmek, tahayyül etmek, planlamak zaten akıl ve mantıkla bağdaşır bir durum değildir. Suriye’de bir an önce istikrarın sağlanmasından; Suriye’de hem Türkmenleri hem Arapları hem Kürtleri hem Dürzileri hem Alevileri kapsayıp anayasal güvence altına alan ve Suriye’de barışı hakim kılan bir çözümden yana olduk. Bu durum Türkiye’nin barışına da katkı sağlayacaktır. Daha önce de söyledim. Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşadığı gibi Türkmenlerin de Kürtlerin de Arapların da her birimizin akrabaları olduğunu ve onlarla aramızda oluşabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz lazım. Türkiye’de 6-8 milyon Arap yaşıyor ama zaman zaman Suriye’deki karışıklıklar, onun oluşturduğu iç göç Türkiye’deki sığınmacı problemleri yüzünden sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimiz hep birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak birlikte yaşıyoruz. İşler yolunda giderken kardeşlikten bahsedenler, birazcık ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyorlar. Nefret söylemine varan, Kürtleri kıracak, onları rencide edecek bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz" ifadelerine yer verdi.



"Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılması önemli"


Suriye’deki gelişmeleri dikkatle ve endişeyle takip ettiklerini belirten Özel, "Bir yandan Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılıyor olmasını olumlu görüyoruz. Ama orayı bu hale kim getirdi bir de ona bakmak lazım. Orada bir takım selefi yapılara yol verip de ondan sonra orada şehirler kuşatılınca, elektrikler kesilince, beş tane çocuk soğuktan donunca, insanlar açlığa sürüklenince buradan yardım tırları yollamak yerine, bunlara sebebiyet verecek kargaşaya imkan tanımayıp, hep söylediğimiz gibi diyaloğu ve çözümü ön plana almak gerekiyor Suriye’de de. Ama bir yandan da şunu söylemek lazım. Şehirlerin kuşatıldığı zamanda gidecek bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak? Yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bundan dolayı da endişeliyiz. Bu sırada içeride de görüşmede de konuştuk. Bu yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobane’ye ulaştırılmasının dışında çok daha pratik, lojistik olarak da aklın gereği olan, çok daha garanti bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapımız var. Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında zaten yardımlar ulaşması gereken yere ulaşıyor. Bir kuşatmayı geçmek zorunda kalmaksızın. Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz" dedi.



"IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir"


İdlib’de dünyanın dört bir yanından ne kadar selefi örgüt, ne kadar cihatçı varsa Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birinci hedef olarak gördüğünü vurgulayan Özel, "Yılbaşını en büyük düşman olarak görüyor. Anıtkabir’i ‘putun yattığı yer olarak’ gören kişiler İdlib’den o süreçte çıktılar, yayıldılar. Şimdi cezaevleri el değiştirecek, yok firar haberleri falan ama biri IŞİD tehlikesi sınırımızın orasında. Bu IŞİD meselesi, hepimizin tüylerini diken diken yapan, daha Yalova’da 3 polisimizi şehit edenlerin veya bir yılbaşı gecesi gidip de yılbaşının kutlandığı eğlence mekanını kana bulayanların şu anda Suriye’de rejimle birlikte operasyonlar yapmaları, birtakım yerlere bayraklarının çekmeleri, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının en üst düzeyde hassasiyeti vardır. Bu meseleye herkes dikkat etsin. IŞİD öyle herhangi bir siyasi unsur değildir. HTŞ’ye kravat giydirmekle, rejimin başına getirmekle dünyanın dört bir tarafında bu uğurda ölüp de cennete gideceğini düşünen, hepimizi düşman bilen, demokrasiyi düşman bilen, Yani sandıktan nefret eden, demokrasiyi ‘Allah’a şirk koşmak’ olarak gören bir takım zihniyetteki kişilerin hareket alanı bulacakları bir rejim, bir düzen değildir ve orada kimseye huzur yoktur. En çok da Türkiye’ye huzur yoktur" ifadelerini kullandı.



"Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz"


Türkiye’nin Suriye, Afganistan, Irak sınırlarının durumlarına bakılması gerektiğini dile getiren Özgür Özel, "Suriye’de de barış ve Türkiye’yle Suriye’nin omuz omuza kalkınması, artık İngilizlerin, Amerikalıların kazandığı, İsrail’in satranç oyununun ilerlediği bir coğrafya değil; Türklerin, Kürtlerin, Arapların ve Alevilerin birlikte kazandıkları, birlikte güçlendikleri bir coğrafyayı özlüyoruz. Öyle dış politikayı çok iyi bilenlerin, dama oynar gibi bir ileri, iki geri gidenlerin, bir sağa, bir sola gidenlerin değil; Türkiye’deki herkesin menfaatini stratejik bir akılla gözeten, bu coğrafyaya barış gelirse Kürt’ün de Türk’ün de çocuğunun geleceğinin parlak olabileceğini gören, doğru ve uzun vadeli kazanmaya, ülkesine ve ülkesindeki tüm toplumlara birlikte kazandırmaya odaklanmış bir aklın egemen olması gerekmektedir. Hiçbirimizin siyasi geleceği, Türkiye’nin ve bölgedeki tüm halkların; Suriye’nin, Ortadoğu‘nun geleceğinden, barışından ve kalkınmasından daha değerli değildir" açıklamasında bulundu.



"Feti bey bugün keşkek yapmaya karar verse uğraşması lazım"


Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız’ın Aziz İhsan Aktaş davasına yönelik değerlendirmeleri hakkındaki soruya şu yanıtı verdi:


"Teorik olarak şöyle söyleyeyim, Feti beyin değerlendirmeleri çok kıymetli. Zaman zaman sürece yönelik son derece olumlu, katkı sağlayabilecek, demokrasiden yana, adil yargılanmadan yana açıklamalar yapıyor. Bunları çok kıymetlendiriyoruz. Bir de pratikte bir şey söyleyeyim, Feti bey diyor ki ’Keşke mevzuat uygun olsaydı.’ MHP için mevzuatı uygun hale getirmek, ’keşke’ diyor ya, ’keşkek yapmaktan’ daha kolay. Feti bey bu sabah keşkek yapmaya karar verse daha çok uğraşır. Yapacakları bir tek şey var, her konuda kayıtsız şartsız destek verdikleri, her türlü siyasi riski aldıkları, emekliye sefalet ücreti verilirken bile ’iktidar değil ittifak ortağıyız, destek vermek siyasi ahlak gereğidir’ diyerek destek verdikleri Adalet ve Kalkınma Partisi’ne bu sabah bir telefon açıp, ’Sayın Bahçeli canlı yayını uygun görmüştür. Sayın Erdoğan da ’Devlet bey isabet buyurmuşlar, yerinde olur’ dediğine göre biz Meclis’in açıldığı ilk gün Cumhur İttifakı olarak davaların, eğer yargılananlar da talep ediyorlarsa canlı yayınlanmasının önünde bir engel bırakmayalım’ ki bizim yargılanacak arkadaşlarımızın tamamı talep ediyor. Çünkü tamamı, bizim iftira dediğimiz bir takım iddiaların da duyulmasını, yanıtlarının da canlı yayında verilmesini, öyle kulaktan dolma olmamasını istiyoruz. Feti bey bugün keşkek yapmaya karar verse uğraşması lazım. Öyle ’keşke’ dediği mesele bir telefonluk iştir. Biz de hemen komisyon toplantısına katılır, ertesi gün de Meclis’te ya da iki gün sonra yine Meclis’te oy birliği ile çıkmasına katkı sağlarız. O yüzden Feti beyin canı keşkek istiyorsa keşkek bizden olsun, Egeliyiz. ’Keşke’ demesin, şu kanunu getirsin."



"IŞİD’in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor"


Bakırhan ise yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi:


"IŞİD sadece Kobani için bir tehdit değil. Diyarbakır için de İzmir için de tehdit. Türkiye’nin dört bir yanındaki yaşayan insanlarımızın tamamı için bir tehdittir. IŞİD’in canlandığı bir zemini iyi okumak, iyi görmek gerekiyor. Kürtler çekilince bir zafer ortaya çıktığını sananlar bence orada palazlanan, canlanan, örgütlenen, IŞİD belasını da iyi görmeliler. Yine günlerdir kimi medya, yayın organları ve kimi siyasetçiler Kürtleri kıran, ötekileştiren bir dil kullanıyorlar. Bu dilin kimseye bir yararı yok. İçinde bulunduğumuz süreç hassas. Bu süreçte Kürtleri de merkezine alan, onların demokratik haklarını da gören, barışçıl bir dile ihtiyacı var. DEM Parti olarak biz bu dili kullanmaya devam edeceğiz. Kırıcı, ötekileştirici dilin de başta medya olmak üzere, siyasetin kimi aktörleri olmak üzere vazgeçmeleri gerektiğini belirtmek istiyoruz. Bu süreci hep birlikte dayanışmayla atlatacağız. Artık bölgemiz yeterince çatışma, kan, şiddet gördü. Türkiye’de iktidara, siyasi partilere başta da bugün bulunduğumuz Cumhuriyet Halk Partisi’ne hepimize büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Başta bölge olmak üzere sorunların diyalog ve müzakere ile çözülmesi için siyasette bir rol üstlenmeli."



DEM Parti’den CHP’ye ziyaret

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Aksu’da sel ve hortum felaketi: Milyonluk tekneler parçalandı, 700 dönüm alanda seralar sular altında kaldı Antalya’nın Aksu ilçesinde son 24 saatte metrekareye 190 kilogramı aşan yağışın yol açtığı sel ve hortum felaketinde seralar, evler, iş yerleri, araçlar ve milyonlarca lira değerindeki tur ile balıkçı tekneleri zarar gördü. Aksu Çayı üzerinde oluşan hortum, bakım için karaya çekilen tekneleri metrelerce savururken, Karaçallı Mahallesi’nde yüzlerce dönüm tarım alanı sular altında kaldı. Antalya’da geceden itibaren etkili olan şiddetli yağış ve fırtına, özellikle Aksu ilçesinde hayatı olumsuz etkiledi. Kısa sürede etkisini artıran yağış nedeniyle bazı araçlar yolda mahsur kalırken, çok sayıda sera zarar gördü. Aksu Çayı çevresinde gece saatlerinde oluşan hortum ise büyük bir yıkıma neden oldu. Hortum Aksu Çayı’nı savaş alanına çevirdi Aksu Çayı üzerinde oluşan hortumda, bakım amacıyla karaya çekilen tur ve balıkçı tekneleri zarar gördü. Çayda bulunan bazı tekneler hortumun etkisiyle karaya savrulurken, karada bulunan bazı tekneler ise parçalanarak metrelerce uzağa fırladı. Bakım için yan yana bekletilen teknelerin bir kısmı birbirlerinin üzerine devrildi. "13 milyonluk teknem gitti, afet bölgesi ilan edilsin" Aksu Çayı üzerindeki teknesi hortumda zarar gören Kenan May, yaşadıkları mağduriyeti şu sözlerle anlattı: "Dün akşam teknemiz hortumdan etkilendi. Teknemiz aslında biraz daha ilerideydi, yaklaşık 5 metre. Hortumdan etkilenip ters döndü ve başka bir tekneye çarptı. Toplamda 46 tekne zarar gördü, belki 50’yi de buluyor. Sahil Güvenlik gelip baktı, halimiz bu. Vali bey geldi, destek istedik. Buranın afet bölgesi ilan edilmesini talep ettik. Devletimizden destek bekliyoruz. Bütün malımız, varlığımız bu. Geçen sene 3 milyon lira vergi ödedik. Herkes vergisini ödüyor burada. Benim bu teknem şu an 12-13 milyon lira değerindeydi, yani şu an o para gitti. Kasko yapmak isterdik ama teknenin yaşı nedeniyle yapılmıyor. Turizm yapıyoruz, kışın bakım, yazın müşteri gezdiriyoruz. Allah’tan gelen bir şey, yapacak bir şey yok ama devletimizin destek olmasını bekliyoruz." Yeni yatırım hortumda parçalandı Yaklaşık 11 yıldır turizm işletmeciliği yapan Ali İhsan Çağlar da yaşadıkları zararın boyutunu anlattı. Mevcut teknelerine ek olarak yeni bir tekne yatırımı yaptıklarını belirten Çağlar, şunları söyledi: "Eşimle birlikte yaklaşık 11 yıldır turizm işletmeciliği yapıyoruz. Çayda bulunan teknemizde bir sıkıntı yok ama yenilenmek için yeni bir tekne işine girdik. Kabuk tamamen dökülmüştü, ciddi bir yatırım yapıyorduk. Elimizde avcumuzda ne varsa koyduk, yetmedi kredi çektik. Tam yapmaya çalışırken doğal afet geldi. Tekneyi alıp parçaladı, buraya fırlattı. Karavan gitti, römork gitti, malzemeler gitti. Tersane komple silindi. Şu ana kadar bitme aşamasına gelmemiş olmasına rağmen 3,5 milyon lira civarında paramız gitti. Şu an yaklaşık 750 bin ile 1 milyon lira arasında masraf ve gecikme zararımız var. Devletin bu konuda bize yardım elini uzatmasını bekliyoruz." Karaçallı Mahallesi’nde tarım alanları sular altında kaldı 24 Ocak Cumartesi günü yaşanan şiddetli yağışların ardından Karaçallı Mahallesi’nde seraların büyük bölümü sular altında kaldı. Mahalle Muhtarı Mustafa Kara, zararın boyutunu şu sözlerle aktardı: "Büyük bir yağış sonrası seralarımızın yaklaşık yüzde 80’i sular altında kaldı. İnsanlar seralarına giremiyor. Açık ve sera olmak üzere yaklaşık 700 dönüm seramız gitti. Ayrıca 400 dönüm civarında açık tarım alanı zarar gördü; portakal, buğday, limon bahçeleri tamamen etkilendi. Mahallemiz bitmiş durumda. Bin 400 nüfuslu mahallemizde çoğu hane zarar gördü. Bu ürünlerden artık verim alamayız. Sel diz boyu girdi, mahsuller çamurun içinde kaldı. Yetkililerin çözüm üretmesini bekliyoruz." "Bir yıllık emeğimiz heba oldu" Sulama kanalları ve arkların temizlenmemesi nedeniyle felaketin büyüdüğünü savunan çiftçi Fatma Kara ise yaşadığı çaresizliği şöyle dile getirdi: "Biz çocuklarımızla değil, domatesimizle ilgileniyoruz. Ürünlerimize gözümüz gibi bakıyoruz. Şimdi seram çamur içinde. Ben buradan ekmek kazanacaktım, çocuklarımı geçindirecektim. Başka gelirimiz yok. Geçen yıl ürün para etmedi, borçlar bu yıla kaldı. Şimdi ne yapacağımızı bilmiyoruz. Banka borcunu mu düşüneceğiz, nasıl geçineceğimizi mi?" "Üç gündür çamurun içindeyiz" Karaçallı Mahallesi’nde 30 yıldır çiftçilik yapan Şükriye Eski de yaşanan zorluğu, "Sabah ekmek yemeden plastiğe geliyoruz. Üç gündür bu çamurun içinde debeleniyoruz" sözleriyle anlattı. Karaçallı Mahallesi’nde yaşayan Ayşe Koçak ise yaşanan felaketin ardından çiftçiliğe ve toprağa olan bağlılığını okuduğu şiirle dile getirdi. Günün ağarmasıyla birlikte vatandaşlar hortumun ve selin etkili olduğu bölgelere gelerek zarar tespitine başladı. Tekne sahipleri kopan parçaları çevrede ararken, çiftçiler seralarındaki ve tarlalarındaki zararı görüntüledi. Bölgede hasar tespit çalışmalarının sürmesi bekleniyor.
Malatya Tüfenkci: "En büyük gücümüz milletimizin desteğidir" AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Sütlüce Mahallesi’nde Mahalle muhtarı, Mahalle başkanı ve vatandaşlarla bir araya gelerek hem ülke gündemine hem de Malatya’daki yeniden inşa çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Sütlüce Mahallesi’nde muhtar ve mahalle sakinleriyle bir araya geldi. Programda konuşan Tüfenkci, Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik açıdan zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, bu sürecin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve milletin desteğiyle aşılacağını vurguladı. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik türbülanslara ve bölgedeki gelişmelere dikkat çeken Tüfenkci, AK Parti’nin kurulduğu günden bu yana gücünü yalnızca milletten aldığını ifade etti. Tüfenkçi, "AK Parti bugüne kadar ne halkın ne de hakkın dışında hiçbir güçten destek almıştır. Vesayet odaklarıyla mücadele ederek bugünlere geldik. Milletimizle birlikte darbelere de krizlere de karşı koyduk" dedi. "İstikameti her zaman millet çizdi" Siyasette her zaman milletin iradesini esas aldıklarını dile getiren Tüfenkci, zor zamanlarda sandığı milletin önüne koymaktan çekinmediklerini belirterek, "Ne zaman başımız dara düşse milletimize gittik. Millet bize yol gösterdi, millet bizi krizlerden çıkardı. Bu kadrolar milletin içinden çıkan kadrolardır ve biz bu millete hizmetkâr olmaya talibiz" ifadelerini kullandı. 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen çalışmalara da değinen Tüfenkci, muhalefetin karamsar söylemlerine rağmen hükümetin güçlü bir irade ortaya koyduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Biz bunu başarırız" diyerek sürece sahip çıktığını belirten Tüfenkci, gelinen noktada verilen sözlerin bir bir yerine getirildiğini ifade etti. Malatya’da yeniden inşa çalışmaları hız kesmeden sürüyor Malatya’nın depremden en ağır etkilenen illerin başında geldiğini hatırlatan Tüfenkci, şu ana kadar 70 bine yakın konutun kurasının çekildiğini, kırsal konutların büyük oranda tamamlandığını ve yaz aylarına kadar hak sahiplerine teslim edileceğini açıkladı. Çarşıların ve iş yerlerinin de daha modern şekilde yeniden inşa edildiğini belirten Tüfenkci, yaklaşık 1000 iş yerinin teslim edildiğini, kalanlarının ise peyderpey tamamlanacağını söyledi. Yapılan çalışmaların yalnızca üstyapıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Tüfenkci, altyapı yatırımlarına da dikkat çekti. Bu yıl için 35 milyar TL’lik altyapı ihalesinin gerçekleştirildiğini ifade eden Tüfenkci, İkizce başta olmak üzere yeni yerleşim alanlarının su, kanalizasyon ve arıtma altyapılarıyla birlikte planlandığını kaydetti. Programın sonunda vatandaşlara teşekkür eden Tüfenkci, "Rabbim devletimize zeval vermesin. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Malatya’mız için gece gündüz çalışmaya, üretmeye devam edeceğiz" diyerek konuşmasını tamamladı
Gaziantep TCMB Başkanı Dr. Fatih Karahan, Gaziantep’te iş dünyasıyla buluştu Gaziantep Valiliği, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Gaziantep Sanayi Odası (GSO) iş birliğinde, ‘’Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm Toplantısı’ Gaziantep’te gerçekleştirildi. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Merkez Bankası’nın devam eden faiz indirimi kararlarının memnuniyet verici olduğunu belirterek, üretim ve ticaretin sürdürülebilirliği ile makroekonomik denge için politika faizindeki düşüşlerin devam etmesi ve bankacılık sektörünün yapılan indirimleri hızla devreye alması gerektiğini söyledi. Şehitkamil Sanat Merkezi’nde düzenlenen toplantıda, Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeler, para politikası uygulamaları ve makroekonomik görünüm kapsamlı şekilde ele alınırken, Merkez Bankası Başkanı Dr. Fatih Karahan iş dünyasının sorularını yanıtladı. "Gaziantep, köklü sanayi kültürü, güçlü üretim altyapısı ve yüksek ihracat potansiyeliyle ülkemizin lokomotif şehirlerinden birisidir" Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeler, para politikası uygulamaları ve makroekonomik görünüm kapsamlı şekilde ele alındığı toplantında açılış konuşmasını gerçekleştiren Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Gaziantep’in sanayi altyapısı, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle ülke ekonomisine önemli katkılar sunduğunu belirterek, "Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanımız Fatih Karahan’ı şehrimizde ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Para politikaları ve ekonomik gelişmelerin doğrudan, yetkili ağızdan ele alınması, iş dünyamız açısından son derece kıymetlidir. Bugün burada gerçekleştirilen bu toplantı, sanayicilerimizin ve ticaret erbabımızın geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemesine önemli katkılar sunacaktır. Gaziantep, köklü sanayi kültürü, güçlü üretim altyapısı ve yüksek ihracat potansiyeliyle ülkemizin lokomotif şehirlerinden birisidir. Bugün burada açıklanacak veriler, yapılacak istişarelerle birlikte verilecek mesajların ülkemiz ekonomisi ve iş dünyası için çok değerli sonuçlarının olacağına inanıyorum’’ ifadelerini kullandı. "Ülke kalkınması ve makroekonomik denge için sanayiyi geliştirecek yeni adımlar bekliyoruz" GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi de konuşmasında, para politikalarındaki iyileşme sürecine işaret ederek, ‘’Artan küresel riskler ve iç piyasa şartları nedeniyle ekonomide zor günlerden geçiyoruz. Türkiye’nin en büyük organize sanayi bölgesine sahip ve yıllık 10 milyar dolar ihracatıyla ülke ekonomimizin bel kemiği niteliğindeki şehrimiz de sanayicisi, üreticisi ve ihracatçısıyla bu süreci atlatabilmek için olağanüstü mücadele veriyor. Bu doğrultuda; özellikle böylesi kritik dönemlerde finansal istikrarın sağlanmasında piyasa düzenleyicisi olan merkez bankalarının kararları büyük önem taşıyor ve gelecek vizyonunu belirliyor. İş dünyası olarak, Başkanımızın yönetiminde Merkez Bankası’nın yürütmüş olduğu para politikası ve çalışmaları ülkemiz ekonomisinin gelişmesi, iç piyasa ve küresel piyasalardaki güvenilirlik ve makroekonomik dengeler açısından tüm güçlüklerimize rağmen memnuniyet verici buluyoruz’’ dedi. Ünverdi, ‘’Ekonomik istikrarın kaybolduğu bir dönemin ardından Merkez Bankası Başkanımız ve ekonomi yönetiminin yürütmüş olduğu politikalar ile en büyük sorun haline gelen; enflasyonla mücadele ve fiyat istikrarı konusunda önemli mesafeler kat edilmiş olup, dezenflasyon süreci devam etmektedir. Reel sektör olarak, enflasyonla mücadele ve maddi sıkılaştırma politikalarının başarıya ulaşması için elimizden gelen çabayı gösteriyor, Merkez Bankası’nın son aylardaki faiz indirimlerini çok olumlu ve yerinde buluyoruz. İndirimlerin önümüzdeki aylarda da devam etmesinin, üreten ve ticaret yapan herkesin öncelikli beklentisi olduğunu da buradan belirtmek istiyorum. İşletmelerimizin ve yatırımların sürdürülebilirliği için finansman maliyetlerinin bir an önce makul seviyelere gelmesi gerekiyor. Politika faizindeki indirimlerin devamıyla birlikte bankacılık sektörünün de kredi faizlerine bunu hızla yansıtması gerektiğinin altını çiziyoruz’’ ifadelerini kullandı. Ülke kalkınması ve makroekonomik denge için sanayiyi geliştirecek adımlar atılması gerektiğine vurgu yapan Adnan Ünverdi, ‘’ Ülkemiz yüksek faiz kıskacından kurtulmalı, paradan para kazanma cazip olmaktan çıkmalıdır. Sıkılaştırma politikalarından en olumsuz etkilenen kesim reel sektör olmuştur. Finansmana erişim, artan maliyetler, iç ve dış piyasadaki olumsuz şartlar sanayicilerimiz üzerindeki baskıyı artırmış ve büyük bir daralmaya sebep olmuştur’’ şeklinde konuştu. Sanayici ve Gaziantep iş dünyası olarak Merkez Bankası’ndan, üretim ve ticarette darboğazın aşılmasına yardımcı olacak ve dolayısıyla ülke ekonomisine katkıda sağlayacak beklenti ve önerileri de aktaran Ünverdi, "OBİ kredilerine yönelik büyüme sınırlamalarının, ekonomi programına zarar verdiğini ve arz daralmasına yol açarak enflasyonist baskı oluşturduğunu üzülerek görüyoruz. Firmalarımızın üretimlerini ve ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için uygun şartlarda ticari kredi kullanımı artırılmalıdır. Bu sebeple ivedilikle KOBİ kredilerine ve ticari kredi kartlarına ilişkin büyüme sınırları kaldırılmalıdır. Reeskont kredi hacminde son dönemde ciddi artışlar sağlanmasından dolayı müteşekkiriz ancak, buna devam edilmeli ve 3 aylık ihracata denk şekilde 65-70 milyar dolar seviyesine çıkarılmalıdır. Reeskont kredilerinde teminat mektubu şartı kaldırılmalıdır. Merkez Bankası Döviz Dönüşüm Desteği hem yeterli gelmiyor hem de şartları çok ağır. Bu uygulama daha basit hale gelmeli, miktarı ve süresi artırılmalıdır. Enflasyon ile döviz kur arasındaki makas açılmış olup, dengenin sağlanması bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bununla birlikte ihracatçılar için kur destekleri artırılmalıdır. İhracatçıların döviz gelirini bozdurma zorunluluğunun tümüyle kaldırılmasını istiyoruz. 2025 yıl sonu enflasyonu tahminin aralığı yüzde 25-29 hedeflenirken yüzde 30,89 olarak gerçekleşmiştir. Bu sürecin politika faizindeki düşüş eğilimini olumsuz etkilememesini arzu ediyoruz. Kasım ayındaki enflasyon raporu sunumunda, enflasyon konusunda reel sektör beklentilerine ağırlık verdiği belirtilmiştir. Ancak girdi maliyetlerimiz çok yüksek ve kamu tarafından da hem üreticilerimizin nefes almasını sağlamak hem de dezenflasyona katkıda bulunmak için maliyetlerimizi sübvanse edecek yeni destek mekanizmalarına ihtiyaç duyuyoruz. Reel sektör ve ticaret yapan kesim, büyük bir sabırla mücadelesini sürdürürken kamu tarafında da mali disiplin ve kamuda tasarruf konusunda daha etkin bir süreç yönetilmesini bekliyoruz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından TCMB Başkanı Fatih Karahan katılımcılara para politikası, makroekonomik görünüm, güncel faiz oranları ve ekonomik gelişmelerin yer aldığı "‘Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm" sunumunu gerçekleştirdi. Toplantı katılımcıların görüş ve önerilerinin yer aldığı soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Toplantıya kimler katıldı Toplantıya; Gaziantep Valisi Kemal Çeber, TCMB Başkanı Dr. Fatih Karahan, Vali Yardımcıları Bülent Uygur ve Hüseyin Kaptan, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Halil Uğur, Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, GSO Onursal Başkanı Abdülkadir Konukoğlu, GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Meclis Başkanı Hilmi Teymur, GTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, Nizip Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt, Gaziantep İl Emniyet Müdürü Celal Özcan, Gaziantep İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Halil Şen, GSO Yönetim Kurulu Üyeleri, Oda, Borsa, kurum ve kuruluşların yetkilileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
Bursa Kirazlıyayla’da binlerce ton kimyasal atık doğaya karıştı Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Kirazlıyayla’da maden atık barajının çökmesi üzerine bölgeye giderek yerinde incelemelerde bulundu. Başkan Özel, yaşanan çevre felaketiyle ilgili "Gereği fazlasıyla yapılacak" mesajı verdi. Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla Mahallesi’nde, uzun süredir tartışmalara konu olan Meyra Madencilik’e ait atık barajı çöktü. Çökmeyle birlikte barajda biriken binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atığın, dere ve toprağa karıştığı belirtildi. Çöken barajda depolanan atıkların; kurşun, çinko, bakır ve çeşitli kimyasal bileşenler içeren tehlikeli maddeler olduğu iddia ediliyor. Bu tür ağır metallerin toprağa ve suya karışmasının, uzun vadede ekolojik dengeyi bozabileceği ve insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturabileceği vurgulandı. "Ciddi çevresel riskler barındırıyor" Olayın ardından Kirazlıyayla’ya giderek mahalle muhtarı Hasan Açar’la birlikte incelemelerde bulunan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, yaşanan durumun bir çevre felaketi boyutunda olduğunu söyledi. Çökmenin ilerleyebileceğine dikkat çeken Başkan Özel, "Bu felaket yalnızca bugünü değil, önümüzdeki ayları da ilgilendiriyor. Binlerce ton kimyasal ve ağır metal içerikli atığın toprağa ve suya karışması kabul edilemez. Bu durum ciddi çevresel riskler barındırıyor" dedi. İnsan sağlığı ve tarım tehdit altında Ağır metal içerikli atıkların doğaya yayılmasının telafisi güç zararlar doğuracağını belirten Başkan Ercan Özel, bölge halkının endişelerinde haklı olduğunu vurguladı. Başkan Ercan Özel, "Kurşun, çinko ve bakır gibi ağır metaller yalnızca toprağı değil, insan sağlığını da doğrudan tehdit ediyor. Tarım alanlarımız, suyumuz ve geleceğimiz risk altındadır" ifadelerini kullandı. Başkan Özel köylülerle omuz omuza Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Meyra Madencilik’e karşı hukuk mücadelesinde Kirazlıyayla halkının yanında yer aldığını hatırlatarak, "Burada atık barajı yapılmasına Kirazlıyayla Mahalle sakinlerimizle birlikte karşı durduk. Yıllar önce buranın çökebileceğine, çevreye ve halk sağlığına karşı riskler oluşturduğunu özellikle belirttik. Tarih ne yazık ki bizi haklı çıkardı. Bugün gelinen noktada, kimyasal ve ağır metal içerikli atık toprağa ve suya karıştı. Yenişehir Belediyesi olarak hukuki ve idari tüm süreçleri yakından takip etmeye devam edeceğiz. Çevre kirliliğine neden olan ihmaller zincirinin üzeri örtülemez, hemşehrilerimizin sağlığı ve doğamız için tüm ilgili kurumlarımızca gereği neyse fazlasıyla yapılıyor" diyerek maden faaliyetlerine karşı bölge halkıyla omuz omuza durarak kararlı duruşunu sürdürdü.
Ağrı Ağrı’da ikinci dönem hazırlıkları değerlendirildi Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek başkanlığında "İlçe Milli Eğitim Müdürleri Toplantısı" düzenlendi. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek’in yanı sıra Eğitim Müfettişleri Başkanı İbrahim Gökalp, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcıları Edip Erdoğan ve Selahattin Bilgiç, ilçe milli eğitim müdürleri ile şube müdürleri katıldı. Toplantının açılışında konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, 2025-2026 eğitim öğretim yılı ikinci dönemine yönelik hazırlıkların büyük önem taşıdığını vurguladı. Kökrek, ikinci dönem başlamadan önce tüm okullarda fiziki şartlar, eğitim ortamları, güvenlik tedbirleri ve akademik hazırlıkların eksiksiz şekilde tamamlanması gerektiğini belirterek, yapılan çalışmaların titizlikle kontrol edilmesini istedi. Eğitimde kaliteyi artırmaya yönelik adımların sahada karşılık bulmasının önemine vurgu yapan Kökrek, "Eğitim öğretim sürecinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için okullarımızın her açıdan hazır olması büyük önem taşıyor. Öğrencilerimizin güvenli, temiz ve nitelikli ortamlarda eğitim alması önceliğimizdir. Bu kapsamda ilçelerimizde yapılan tüm hazırlıkların yerinde incelenmesini, varsa eksikliklerin ikinci dönem başlamadan giderilmesini istiyoruz."dedi. İkinci dönemin başlamasıyla birlikte ilçeleri ziyaret edeceğini ifade eden Kökrek, öğretmen ve öğrencilerle bir araya gelerek sahadaki çalışmaları yerinde gözlemleyeceğini belirtti. Kökrek, "Öğretmenlerimizle istişare etmek, öğrencilerimizin beklentilerini dinlemek ve eğitim ortamlarını yerinde görmek bizler için çok kıymetli. Eğitimi sahada, omuz omuza çalışarak birlikte inşa edeceğiz." dedi. Toplantıda ayrıca mesleki ve teknik eğitimdeki kontenjanlar, taşımalı eğitim uygulamaları, ortaöğretimdeki kontenjan durumu, temel eğitim düzeyinde İstiklal Marşı yarışması, mesleki uygulamalar ile devam eden ve planlanan proje ve yarışmalar ele alındı. İlçe milli eğitim müdürleri, kendi bölgelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Toplantı, karşılıklı görüş alışverişi ve değerlendirmelerin ardından sona erdi.
Kocaeli Kocaeli’de tedavi gören misafirlere ücretsiz konaklama ve yemek imkanı Kocaeli’nin İzmit ilçesinde bulunan konaklama merkezi, il dışından kente tedavi amacıyla gelen hasta ve yakınlarına hizmet veriyor. Bolu’dan Kocaeli’ye tedavi görmek üzere gelen ve merkezde konaklayan Mustafa Dursun, "Bu yaşıma geldim, Türkiye’de ilk defa böyle bir organizasyonla karşılaşıyorum. Burada bir ay kalacağım" dedi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından İzmit Kemalpaşa Mahallesi Şahabettin Bilgisu Caddesi’nde hizmete kazandırılan merkezde, kahvaltı, öğle ve akşam yemeği imkanı sunulurken; misafirlerin ihtiyaçlarına yönelik öz bakım hizmetleri de sağlanıyor. Kocaeli Üniversitesi’nde oksijen tedavisi görmek üzere Bolu’dan gelen Mustafa Dursun, konaklama merkezinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Dursun, "Bu yaşıma geldim, Türkiye’de ilk defa böyle bir organizasyonla karşılaşıyorum. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanımızdan personele kadar herkese teşekkür ediyorum. Bu hizmetin tüm belediyelere örnek olmasını istiyorum. Her şey dört dörtlük" dedi. Dursun, sözlerine şöyle devam etti: "Bu hizmet sadece Kocaeli halkına değil, dışarıdan tedavi için gelen herkese sunuluyor. Sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemekleri, temizlik, personelin çalışkanlığı ve güler yüzü gerçekten takdire şayan. Buraya gelen vatandaşlar mağdur olmaktan kurtuluyor. Ben Bolu’dan geldim, kalacak yerim yoktu ve maddi imkanım sınırlıydı. Burada bir ay kalacağım. Belediyenin bu hizmetini duyunca başvurdum ve kabul edildim. Allah hepsinden razı olsun."