POLİTİKA - 24 Nisan 2026 Cuma 15:53

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türk Kızılay tarafından Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Millet Kütüphanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen ‘Genç Kızılay Akademi Gençlik ve Aile Araştırma Zirvesi’nde konuştu. Yılmaz, Türk Kızılay’ın devletle milleti aynı hedefte buluşturan önemli bir değer olduğunu belirterek, "Bizleri bugün bir araya getiren bu zirvenin ‘gençliğin aynasında aile, sosyal gözlemden stratejik değerlendirmeye’ teması ile düzenlenmesi içinde bulunduğumuz dönemin gerçekliğine uygun bununla örtüşen bir yaklaşım" ifadelerini kullandı.


Yılmaz, tek kişinin yaşadığı hane oranının 2024 itibarıyla yüzde 20’ye geldiğini, ortalama hane halkı büyüklüğünün 3,11 olduğunu, hanelerde kalabalık ailelerin kalmadığını aktararak, "TÜİK verileri tek kişilik hane halkı oranının arttığını, buna karşın çekirdek ve geleneksel aile oranının ise azaldığını gösteriyor. Kuşaklar arası ilişkilerden bakım yüküne, ekonomik dayanışmadan sosyal destek mekanizmalarına kadar çok boyutlu bir yeniden yapılanmayı bütüncül bir şekilde ele almak zorundayız. TÜİK verilerine göre 2015 yılında tek kişinin yaşadığı hane halkı, toplam hane halkının yüzde 14’ünü oluştururken bugün bu oran yüzde 20’ye yükselmiş durumda. 10 yıl önce yaklaşık 3,1 milyon kişi tek başına bir evde yaşarken, günümüzde tek başına yaşayanların sayısı 5,5 milyonu bulmuş durumda. Türk toplumunda en yaygın aile türü olan çekirdek ailenin oranı 2015 yılında yüzde 67 iken, 2025 yılında yüzde 63’e, geniş aile oranı ise yüzde 17’den yüzde 13’e düşmüş durumda. Boşanma sayılarındaki artış da maalesef aile dinamiklerini etkileyen diğer bir unsur" açıklamasında bulundu.



"Genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz"


Gençlerin nüfus yapısının da üzerinde durulması gereken bir konu olduğunun altını çizen Yılmaz, "15-24 yaş arası gençlerin 2015 yılında toplam nüfus içindeki oranı yüzde 16 iken 2025’te bu oran yüzde 15’e geriledi ve giderek de azalıyor. Bu eğilim devam ederse maalesef 2040’lı yıllara geldiğimizde bu yüzde 12’ye ye 2045’te yüzde 10’a kadar gerileyecek. Dolayısıyla genç nüfusun maalesef oran olarak azaldığı bir dönemden geçiyoruz. Bununla birlikte evlilik yaşı yükseliyor. Çok daha geç yaşlarda evlenmeye başladı gençlerimiz. Ve bu da çocuk sayısını azaltıyor. Nüfus niye azalıyor diye baktığımızda en önemli sebep belki bu. İnsanlar daha geç evlendiği için daha geç yaşta evlenenler geçmişte de çok fazla sayıya sayıda çocuk sahibi olamıyorlardı. Bugün de bu evlilik yaşının yükselmesi nüfusun azalmasında çocuk sayısının azalmasında en temel belirleyici" şeklinde konuştu.



"Nüfusumuz hala gençken müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım"


Bir toplumun yaşlanmadan zenginleşmesi gerektiğine dikkati çeken Yılmaz, "Gelecekte bu gençlerin enerjisini iyi değerlendirirse ileride daha farklı bir toplum haline gelir. Ama bir toplum hem yaşlı hem yoksulsa bu tam bir felaket. İşte bu duruma bir toplumun düşmemesi lazım. Yaşlanmadan zenginleşmemiz lazım. Nüfusumuz hala gençken, hala dinamikken bizim bu kalkınma süreçlerini, gelişme süreçlerini tamamlayıp, güçlü çok müreffeh bir toplum haline gelmemiz lazım" dedi.



"Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz"


Araştırma sonucundaki bulguları değerlendiren Yılmaz, bu çerçevede çok yönlü politikaları hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Gençlerimizin aile kurumuna atfettiği değerin varlığını koruduğunu memnuniyetle görüyoruz. Ancak bu değerin hayata geçirilmesinin yeni şartlara bağlı hale geldiğini de görüyoruz. Gençler için evlilik artık kendiliğinden ilerleyen bir süreç değil güvenli bir gelecek, istikrarlı bir gelir ve sağlıklı bir yaşam zemini üzerine inşa edilmesi gereken bir tercih olarak görülüyor. Aile yapısındaki değişimler yalnızca sosyal yaşam alışkanlıklarıyla sınırlı kalmamakta bireyselleşmenin artması, aile, evlilik kurumu ve değerlerde aşınma gibi unsurlarla toplumsal yapıyı da etkiliyor" diye konuştu.



"Özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak"


Yılmaz, dijitalleşmenin hız kazanmasıyla sosyal medya ve sanal ortamlarda yeni risk alanları oluştuğuna işaret ederek, "15 yaş altına sosyal medya sınırlaması geldi. Diğer birçok boyutuyla birlikte bu çok çok kıymetli ve oyunlara dönük olarak da özellikle siber zorbalık ve müstehcenlik barındıran oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak. Çocukların dijital dünyadaki mahremiyet hakları, açık rıza ilkesi ve unutulma hakkıyla yasal güvence altına alınması gibi hususlar yine burada karara bağlanmış durumda" ifadelerine yer verdi.


Yılmaz, kamu ve özel sektörde çalışan anneler için doğum izni süresinin 24 haftaya çıkarıldığını, çalışan annelerin doğum süreçlerinde çocuklarıyla daha fazla ilgilenme imkanına kavuştuğunu, babalık izninin de 5 günden 10 güne çıkarıldığını aktardı. Yılmaz, "Annelerimiz, artık çalışan annelerimiz özellikle çok daha rahat bir şekilde bu doğum süreçlerinde çocuklarıyla ilgilenme imkanına kavuşmuş olacaklar. Bu çok büyük bir fedakarlık, hakikaten çok önemli. OECD ülkeleri arasında da ilk 10 ülkeye girmiş durumdayız. Bu alınan kararla ailelerimiz için, annelerimiz için özellikle tabii ki annelerin şefkatini daha fazla görecek için görecek olan yavrularımız için hayırlı olsun diyorum" açıklamasında bulundu.



"Aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz"


Kadınların hem ev hem iş hayatını aynı anda sürdürebilmeleri adına çalışmalarını sürdürdüklerine değinen Yılmaz, "Bu çerçevede bu bakım hizmetlerini, kreşleri arttırdığımız gibi yeni çalışma modelleri üzerinde de duruyoruz. Orada da Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte daha esnek çalışma modelleri, aile hayatıyla iş hayatını birlikte sürdürmeye imkan veren modeller üzerinde de çalışmalarımızı devam ettiriyoruz" dedi.



"Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli"


Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’daki okullara yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:


"Bu hadiseleri yaşamak istemiyorsak güvenlik tedbirleri elbette önemli, onları da en üst düzeyde yapıyoruz, çalışıyoruz ama en önemlisi dirençli bir toplum olmak, sosyal bir bütünlük içinde bu sorunları çözmek. Çünkü görüyoruz ki bu olayları incelediğimizde mesele sadece belli alanlarla sınırlı değil, sosyal medyadan başlayıp daha geniş sosyal atmosfere varıncaya kadar bütün bu çok katmanlı bir mesele ile karşı karşıyayız. Çözümün de çok katmanlı, çok boyutlu, bütüncül bir çözüm olması gerekiyor. Biz de bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz."



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Oyun platformlarına yönelik daha sıkı denetimler olacak"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Harabeye dönen Soğuksu Milli Parkı’nda eksikliklerin giderilmesi için çalışmalar sürüyor Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet verirken adeta harabeye dönen Soğuksu Milli Parkı’nda ziyaretçi konforunu ve alanın genel düzenini olumsuz etkileyen eksikliklerin giderilmesi amacıyla Kızılcahamam Belediyesi ekipleri çalışmalarına devam ediyor. Doğal güzellikleriyle öne çıkan ve Ankara’nın önemli turizm alanları arasında yer alan Soğuksu Milli Parkı’nın 20 Mart tarihinde Kızılcahamam Belediyesi’ne devredilmesinin ardından bölgede kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Daha önce Ankara Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren parkta yapılan incelemelerde, ziyaretçi konforunu ve alanın genel düzenini olumsuz etkileyen çeşitli eksiklikler tespit edildi. Söz konusu eksikliklerin giderilmesi amacıyla Kızılcahamam Belediyesi ekipleri sahadaki çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yürütülen çalışmalar kapsamında park içerisindeki yürüyüş yolları, dinlenme alanları, çevre düzenlemeleri ve temizlik hizmetleri başta olmak üzere birçok alanda iyileştirme faaliyetleri dikkat çekiyor. Doğal dokunun korunmasında hassasiyetle hareket edilirken, ziyaretçilerin güvenli ve konforlu bir ortamda vakit geçirmesi hedefleniyor. Öte yandan çocukların da daha güvenli ve konforlu vakit geçirebilmeleri amacıyla park içerisindeki oyun alanlarında yenileme ve bakım çalışmaları gerçekleştiriliyor. Modern, güvenli ve daha kullanışlı hale getirilen çocuk parklarıyla ailelerin milli parkı daha rahat ve keyifli bir şekilde kullanabilmesi amaçlanıyor. Kızılcahamam Belediye Başkanı Süleyman Acar, sürecin titizlikle yürütüldüğünü belirterek, milli parkın doğasına uygun, sürdürülebilir ve kaliteli hizmet anlayışıyla yeniden yapılandırıldığını ifade etti. Acar, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda devam edeceğini ve parkın en kısa sürede modern ve düzenli bir görünüme kavuşacağını vurguladı.
İstanbul Aleyna Kalaycıoğlu ve Alaattin Kadayıfçıoğlu’na müebbet hapis talebi Ümraniye’de Kars36 Spor futbolcusu Kubilay Kaan Kundakçı’nın öldürülmesine ilişkin soruşturma kapsamında iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianamede, Alaattin Kadayıfçıoğlu ve Aleyna Tutuş hakkında müebbet hapis cezası, İzzet Yıldızhan’ın ise "Suçluyu kayırma" suçundan 5 yıla kadar hapsi istendi. Olay, 19 Mart gecesi Ümraniye Sıddık Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, rapçi Canbay & Wolker grubundan Vahap Canbay, bir süre önce ayrıldığı şarkıcı Aleyna Kalaycıoğlu ile yeniden barışmak istedi. Canbay, araları iyi olduğu öğrenilen arkadaşı Kubilay Kundakçı’dan (21) yardım istedi. Kubilay Kundakçı, Vahap Canbay ve arkadaşlarıyla birlikte, Aleyna Kalaycıoğlu’nun bulunduğu stüdyonun önüne gitti. Grup araç içerisinde beklediği sırada, iddiaya göre olay yerine çakarlı lüks araçlarla gelen şüpheliler saldırı gerçekleştirdi. Şüphelilerden Alaattin Kadayıfçıoğlu, araç içerisindeki gruba ateş açtı. Kurşunların hedefi olan 21 yaşındaki futbolcu Kubilay Kundakçı ağır yaralandı. Hastaneye kaldırılan genç, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma tamamlandı Soruşturmada, güvenlik kamerası görüntülerinin bilirkişi incelemesine göre, maktul Kubilay Kaan Kundakçı’nın içinde bulunduğu aracın önüne iki araç yanaştığı, araçtan inen şüpheli Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun belinden silah çıkardığı, maktulün bulunduğu aracın ön yolcu kapısını açarak ateş ettiği ve tek kurşunun ölümcül yaralanmaya neden olduğu kaydedildi. Adli Tıp raporunda, mermi çekirdeğinin iç organ ve büyük damar yaralanmasına bağlı iç kanamaya yol açarak ölüme neden olduğu belirtildi. Olay sırasında araçta bulunan tanık Yalçınay Yıldız ifadesinde, olay öncesinde Aleyna Tutuş ile görüntülü görüşme yaptıklarını, Aleyna’nın annesinin görüşme sırasında tehdit içerikli ifadeler kullandığını öne sürdü. Yıldız, saldırı anında şüphelinin araç kapısını açarak "Bir daha sizi burada görmeyeceğim" dediğini ve hemen ardından ateş ettiğini anlattı. Yaralanan Kundakçı’nın "vuruldum" diyerek karnını tuttuğunu, saldırganların olay yerinden iki araçla kaçtığını ifade etti. Tanık Vahap Canbay ifadesinde, olayın eski ilişki ve kıskançlık eksenli geliştiğini düşündüğünü belirtti. Canbay, olaydan önce Aleyna Tutuş’un annesinin görüntülü aramaya dahil olup "Herkes haddini bilecek" dediğini, bu konuşmanın ardından saatlerce araçta beklediklerini ve saldırının bu bekleyiş sonrasında gerçekleştiğini anlattı. Bilirkişi raporlarında, şüphelilerin olaydan saatler önce bölgeye gelip gittikleri, araç hareketleri ve telefon trafiğinin incelendiği, saldırının spontane değil planlı olabileceğine yönelik kuvvetli şüphe oluştuğu ifade edildi. Müebbet hapis talebi Hazırlanan iddianamede, sanık Alaattin Kadayıfçıoğlu’nun, "kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası, sanıklar Aleyna Tutuş (Kalaycıoğlu) ve Zuhal Kalaycıoğlu’nun ise "kasten öldürmeye azmettirme" suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi. Sanıklar, Hüseyin Can Avcı, Mustafa Rece ve Bilal Kadayıfçıoğlu’nun ise "kasten öldürmeye yardım etme" suçundan 10’ar yıldan 15’er yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması talep edildi. İddianamede, Metin Kadayıfçıoğlu’nun "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "suçluyu kayırma" suçlarından1 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istendi. Sanıklar, İzzet Yıldızhan ve Ahmet Özkoç’un ise "suçluyu kayırma" suçundan 6’şar aydan 5’er yıla kadar hapsi istendi.
Kocaeli Nesli tehlike altındaki bitkinin yumrularını söken kişiye yarım milyonluk ceza Kocaeli’de Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri, doğadan izinsiz toplanan yaklaşık 15 kilo salep orkidesi yumrusuna el koydu. Nesli tehlike altındaki bitkiye zarar verdiği belirlenen kişiye 699 bin 245 lira idari para cezası uygulanırken, ele geçirilen yumrular ekiplerce yeniden doğal ortamına dikildi. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ekipleri, Kocaeli’nin Gebze ilçesinde salep orkidesine yönelik izinsiz doğadan söküm yapıldığı ihbarı üzerine harekete geçti. Yapılan incelemelerde, doğadan yaklaşık 15 kilogram salep orkidesi yumrusunun usulsüz şekilde toplandığı tespit edildi. Ekiplerce ele geçirilen yumrulara el konulurken, canlılığını koruyan bitkisel materyalin zarar görmemesi için hızlı şekilde müdahale edildi. DKMP personeli, toplanan yumruları yeniden doğal yaşam alanına, alındığı bölgeye uygun şekilde geri dikti. 699 bin 245 lira ceza Yapılan tespitler doğrultusunda, yumruları doğadan izinsiz şekilde topladığı belirlenen şahsa ilgili mevzuat kapsamında 699 bin 245 lira idari para cezası uygulandı. Yetkililer, benzer olayların önlenmesi amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti. Nesli tehlike altında Yetkililer, salep orkidesinin nesli tehlike altında olan bitki türleri arasında yer aldığını, özellikle bilinçsiz ve kontrolsüz sökümlerin doğadaki popülasyonu ciddi şekilde azalttığını belirtti. Salep orkidesinin hem ekosistem dengesi hem de biyolojik çeşitlilik açısından kritik öneme sahip olduğu vurgulandı. Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri, vatandaşlara özellikle endemik ve koruma altındaki bitki türlerinin doğadan koparılmaması, bu tür ihlallerin ise hem ağır idari yaptırımlara hem de ekosistemde geri dönüşü zor tahribata yol açtığı konusunda uyarıda bulundu.