POLİTİKA - 21 Aralık 2025 Pazar 23:23

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2026 yılında enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmeyi, 2027 itibarıyla yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı hedefliyoruz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "2026 yılında enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmeyi, 2027 itibarıyla yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı hedefliyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Arz tarafını güçlendiren reform adımları ve talep yönetimindeki kararlılığımızla, 2026 yılında enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmeyi, 2027 itibarıyla ise yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı hedefliyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TBMM Genel Kurulunda 2026 yılı bütçe görüşmelerinin kapanış konuşması yaptı. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dünya genelinde risk ve belirsizliklerin hakim olduğu 2025 yılında, dengeli ve sürdürülebilir bir zemin üzerinde istikrarla büyümeye devam ettiğini söyleyerek, "2026 yılında dış konjonktürün büyüme ve enflasyonla mücadele bakımından nispi olarak daha olumlu olmasını bekliyoruz. AB ve MENA başta olmak üzere ticaret ortaklarımızın büyümesinde daha olumlu perspektif, petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarının ılımlı seyri, gecikmeli de olsa gelişmiş ülkelerde faiz indirim döngüsüne girilmiş olması bu alanda başlıca etkenlerdir. 2024 yılında yüzde 3,3 büyüyen ekonomimiz, 2025’in ilk dokuz ayında yıllıklandırılmış olarak yüzde 3,7’lik bir performans sergileyerek 21 çeyrektir süren kesintisiz büyüme başarısını korumuş ve üretim gücümüzün dayanıklılığını kanıtlamıştır" şeklinde konuştu.

Büyümenin enflasyondan arındırıldığını belirten Yılmaz, "Sayın Murat Emir bunu kendi partinizden bilenlere sorun. Yalan sözünü size yakıştıramadım. Asıl yalanı size o hiçbir teknik dayanağı olmayan tabloları hazırlayanlar söylüyor" diye konuştu.

Sanayi sektöründeki toparlanmanın ve sabit sermaye yatırımlarındaki artışın büyümenin kompozisyonunun daha sağlıklı bir yapıya kavuştuğunu gösterdiğini aktaran Yılmaz, "Üretim cephesindeki bu iyileşme, büyümenin sadece tüketime dayalı olmadığını; aynı zamanda geleceğe dönük üretim kapasitesini ve yatırım iştahını da beslediğini ortaya koymaktadır. Büyümenin üretim ve verimlilik kanallarından destek bulması, ekonominin sürdürülebilirliği açısından son derece kıymetlidir. Tarım sektöründe bu yıl görülen zayıflama ise, yapısal bir sorundan ziyade büyük ölçüde dönemsel etkilere dayanmaktadır. Geçen yılın yüksek baz etkisi ve bu yıl yaşanan zirai don olayları ve kuraklık gibi iklimsel faktörler, üretim üzerinde geçici bir baskı oluşturmuştur. Dolayısıyla bu tabloyu kalıcı bir daralma olarak okumak doğru değildir. Tarım sektörümüz üçüncü çeyrekte yüzde 12,7 daralmakla birlikte, dördüncü çeyrekte daha olumlu bir görünüm sergilemekte olup, yıllık olarak yüzde 6 daralma tahmin ediyoruz. Tarımda yaşanan ve dönemsel olan bu etkiler olmasa, büyümemiz daha yüksek, enflasyon oranımız ise daha düşük gerçekleşecekti. Gelecek yıl bu dönemsel etkilerin yaşanmaması halinde büyüme de enflasyon da olumlu etkilenecektir. 2026 yılında tarım ve gıda konuları başta gelen önceliklerimiz arasında olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Hizmetler sektörü ve kiralardaki fiyat katılığını hassasiyetle takip ediyoruz"

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, şöyle konuştu:

"Türk lirasının kazandığı direnç ve ekonomi yönetimindeki güçlü eşgüdüm, atılan adımların ne denli sağlam bir zemine oturduğunu kanıtlar niteliktedir. Uygulanan programın başarısı, Kasım 2025 de verilerine net bir şekilde yansımış durumdadır. Yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 31,1’e, mal grubu enflasyonunun ise yüzde 18,6 seviyesine gerilemesi, sürecin meyvelerini vermeye başladığını göstermektedir. Aralık ayında da bu düşüş trendinin sürmesini ve 2025 yılını yüzde 30’un biraz üzerinde bir rakamla kapatacağımızı tahmin ediyoruz. Ocak enflasyonu ile birlikte oranın yüzde 30’un altını, yani 20’li rakamları görmesini bekliyoruz. Mevsim etkilerinden arındırılmış veriler ve çekirdek göstergelerdeki dengelenme, fiyat artış hızındaki yavaşlamanın geçici değil, yapısal bir iyileşme eğilimine girdiğine işaret etmektedir. Mevcut kazanımlarımıza rağmen, mücadeleyi nihayete erdirmiş değiliz; beklentilerdeki gelişmeleri ve özellikle hizmetler sektörü ve kiralardaki fiyat katılığını hassasiyetle takip ediyoruz. Bu çerçevede, Aralık ayına dair öncü veriler de olumlu bir görünüm sunmaktadır. Arz tarafını güçlendiren reform adımları ve talep yönetimindeki kararlılığımızla, 2026 yılında enflasyonu yüzde 20’nin altına indirmeyi, 2027 itibarıyla ise yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı hedefliyoruz. Bu yolda para ve maliye politikalarımız tam bir ahenk içinde işlemeye devam edecektir. Bu çerçevede, yeniden değerleme oranını uygularken, enflasyonla mücadeleye destek olacak bir yaklaşım içinde olacağız."

Satın alma gücü paritesine göre, Avrupa Birliği ülkelerinin kişi başına gelirinin ortalamasıyla Türkiye verilerinin kıyaslandığında, yakınsama oranının 2002 yılında yüzde 38,3 iken 2024 yılı itibarıyla bu oranın yaklaşık yüzde 70 olarak gerçekleştişğini ifade eden Yılmaz, "Bu rakamın 2025 yılında yüzde 71’i ve 2026 yılında ise yüzde 72’yi aşması öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, 2002 yılında Avrupa’da ortalama bir vatandaş kişi başına 100 liralık bir gelire sahipken bizim vatandaşımız 38 liralık bir gelire sahipti. Son verilere göre ise 2024 yılında vatandaşlarımızın geliri 70 liraya ulaşmış olup önümüzdeki dönemde de kararlılıkla uygulanan politikalar sayesinde bu yakınsamanın devam etmesi, Türkiye’nin güçlü, rekabetçi ve yüksek gelirli ülkeler ligindeki yerini daha da sağlamlaştırması hedeflenmektedir. 2025 yılında 1,5 trilyon doları aşan bir büyüklük ile nominal bazda dünyanın 16’ncı, satın alma gücü bazında ise dünyanın 11’inci ekonomisi olmayı bekliyoruz" şeklinde konuştu.

"Hedefimiz, katma değeri ve teknoloji yoğunluğu yüksek bir ihracat yapısını kalıcı kılmaktır"

2025 yılı Kasım ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın yüzde 3,6 artışla 270,6 milyar dolar seviyesine ulaştığını belirten Yılmaz, "Pazar çeşitlendirmesi ve rekabetçi üretim gücümüzün bir yansıması olan bu tablo, sanayi ve teknoloji politikalarımızla desteklenmektedir. Hedefimiz, katma değeri ve teknoloji yoğunluğu yüksek bir ihracat yapısını kalıcı kılmaktır. İhracattaki bu ivme, cari işlemler dengesinde de belirgin bir iyileşme trendini beraberinde getirmiştir. Yılın ikinci yarısından itibaren dış dengede sağlanan başarıyla, Temmuz ayından bu yana üst üste dört ay cari işlemler fazlası verilmiş; Ekim ayında da 457 milyon dolar fazla kaydedilmiştir. Ekonomimizin yapısal kapasitesini yansıtan altın ve enerji hariç cari işlemler fazlasının yıllıklandırılmış bazda 46 milyar dolara ulaşması, dış dengedeki iyileşmenin sağlam temellere dayandığını teyit etmektedir. Cari açığın finansman kalitesi ve kompozisyonu da son derece olumlu bir seyir izlemektedir. Yıllıklandırılmış cari işlemler açığı 22 milyar dolar olurken, hizmet ihracatımız yüzde 6,1 artışla 121,9 milyar dolara ulaşmış, toplam mal ve hizmet ihracatımız ise 392 milyar doları aşmıştır. Özellikle turizm ve taşımacılık gelirlerindeki güçlü performans, cari dengenin sürdürülebilirliğine ve fazla verme eğilimine en büyük katkıyı sunan unsurlardır. Önümüzdeki dönemde temel amacımız, dış dengedeki bu iyileşmeyi derinleştirerek kalıcı hale getirmektir. Orta Vadeli Program hedeflerimizle uyumlu olarak, 2025 yılında cari açığın milli gelire oranını yüzde 1,4 seviyesinde tutmayı öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.

"Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Hicaz Demiryolunun yeniden canlanması gibi stratejik projeler ile birlikte bölgemizde de refah artacak"

Orta ve uzun vadeli büyüme perspektifine "Türkiye Yüzyılı" vizyonu kapsamında "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" sürecinin de son derece olumlu katkılarda bulunacağını söyleyen Yılmaz, "Güven ve huzur ortamı yatırım ve ticareti güçlendirecek, başta Doğu ve Güneydoğu illerimiz olmak üzere ülkemizin genel olarak potansiyeli daha yüksek oranda harekete geçirilmiş olacaktır. Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Hicaz Demiryolunun yeniden canlanması gibi stratejik projeler ile birlikte bölgemizde de refah artacak, istikrar güçlenecektir. Böylesi bir küresel konjonktürde, ekonomide uygulamakta olduğumuz istikrar programının etkileri daha net görülmeye başlanırken, işgücü piyasasında önceki yıllarda elde edilen kazanımların korunması ve güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Mevsimsel etkiden arındırılmış istihdam, üçüncü çeyrekte 65 bin kişi artmış, işsizlik oranı yüzde 8,5 olmuştur. Bu olumlu eğilim Ekim ayında da sürmüş; istihdam aylık bazda 185 bin kişi artarken işsizlik oranı 0,1 puan düşmüştür. Bu görünüm ekonomimizin dayanıklılığının somut bir göstergesidir" diye konuştu.

Yılmaz, Merkez Bankası’na ilişkin olarak, "Merkez Bankamızın brüt rezervlerine baktığımızda, 12 Aralık 2025 tarihi itibarıyla, 190,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen brüt rezervler, geçen yılın aynı dönemine göre 27,3 milyar dolarlık güçlü bir artış göstermiştir. Geçici bir süre için hayata geçirdiğimiz kur korumalı mevduat uygulamasını da bu yıl sonlandırmış bulunuyoruz ve çok kısa bir süre içinde bu kapsamdaki bakiyenin de tamamen biteceğini öngörüyoruz. Ülkemizin kredi risk priminin de uyguladığımız programla beraber ciddi bir şekilde düşmeye devam ettiğini görüyoruz. Geldiğimiz noktada 207 baz puan civarında seyreden kredi risk priminde Mayıs 2018’den bu yana en düşük seviyedeyiz. Dolayısıyla risk görünümündeki söz konusu iyileşmeyle dış borçlanma maliyetlerinin gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha fazla gerileme sağlamış olduğunu, yurt içi finansal piyasaların güçlü ve dengeli görünümünü koruyarak riskleri çok daha düşürdüğümüz bir noktada olduğumuzu ifade etmek isterim"şeklinde konuştu.

"KOBİ’lerimiz için gelecek yıl bu desteği 3 bin 500 liraya çıkarıyoruz işçi başına"

Belediyelerin kayıp kaçağı düzeltmeleri gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Şehir içinde kayıp kaçakları düzeltecekler. Dolayısıyla gelen suyu da verimli kullanmış olacaklar. Real sektörü desteklemeye devam ediyoruz. 493 milyar lirayı bu kapsamda reel sektör destekleri için ayırmış durumdayız. İzlediğimiz istikrar programının özellikle emek yoğun sektörlerde bazı sorunlar doğurduğunun farkındayız. Sürekli iş dünyamızla da istişare içindeyiz. Dolayısıyla bu emek yoğun sektörlerimizi özellikle tekstil, konfeksiyon, deri, mobilya gibi sektörler bunları desteklemek için bu sene 2 bin 500 lira işçi başı destek vermiştik. İstihdamını koruyan KOBİ’lerimiz için gelecek yıl bu desteği 3 bin 500 liraya çıkarıyoruz işçi başına. Sadece KOBİ’ler değil büyük ölçekli işletmeleri de bu kapsama alıyoruz. Dolayısıyla emek yoğun sektörlerimizi de gözetiyoruz. Finansman koşullarının makro olarak zaten iyileşeceğini görüyoruz. Faiz oranları, faiz indirim döngüsüne girmiş durumdayız" dedi.

"Bu ayın sonunda 450 binden fazla hak sahibine anahtarları teslim edilecek"

"Bir taraftan depremin yaralarını sarıyoruz. İnşa ve ihya çalışmaları yapıyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Son 2.5 yılda dile kolay. 90 milyar dolar ekstra bir harcama yaptık. Buna rağmen bütçe disiplinini koruduk. İşte borçlanmamızın faizlerdeki bir miktar artışın en temel gerekçesi de budur. Ama bu geçici bir durum. Bu artık önümüzdeki yıllarda gündemimizden büyük oranda kalkacak bir durum. Buna rağmen yolumuza devam ediyoruz. Bu noktada şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bu ayın sonunda 450 binden fazla hak sahibine anahtarları teslim edilecek" ifadelerini kullandı.

Ahmet Umur Öztürk

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla Alparslan Türkeş vefatının 29. yılında dualarla anıldı Milliyetçi Hareket Partisi Bodrum İlçe Başkanlığı, Türk siyasetinin önemli isimlerinden Alparslan Türkeş’i, vefatının 29. yıl dönümünde düzenlenen program ve yayımlanan basın bildirisiyle andı. Bodrum Merkez Adliye Camii’nde düzenlenen Mevlit programında partililer bir araya gelerek Türkeş’in aziz hatırasını yad etti. Okunan duaların ardından gerçekleştirilen lokma hayrı ile birlik, beraberlik ve vefa duyguları pekiştirildi. Yapılan açıklamada, Alparslan Türkeş’in Türk siyaset ve fikir hayatında önemli bir yere sahip olduğu vurgulanarak, kendisinin yalnızca bir siyasi lider değil, ortaya koyduğu fikirler ve ideallerle Türk milletinin yakın tarihinde iz bırakan bir şahsiyet olduğu ifade edildi. Ayrıca Türkeş’in Türk milletinin birlik ve dirliğini esas alan anlayışı ile devletin bekasını ön planda tutan kararlı duruşunun altı çizildi. Gençliğe verdiği önemle nesiller boyu sürecek bir fikri miras bıraktığına dikkat çekildi. "Dokuz ışık doktrini Türk siyasetinde önemli bir yer edindi" Basın bildirisinde, Türkeş’in Türk siyasi hayatına kazandırdığı Dokuz Işık Doktrini’nin milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık, ilimcilik, toplumculuk, köycülük, gelişmecilik, halkçılık ile endüstricilik ve teknikçilik gibi temel prensipleri içerdiği belirtilerek, bu anlayışın Milliyetçi Hareket’in ideolojik temelini oluşturduğu kaydedildi. Alparslan Türkeş’in fikir dünyasının, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu Cumhuriyet değerleri ile Türk milliyetçiliğini birleştiren bir anlayışa dayandığı ifade edilirken Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız ve milli karakterini koruyarak geleceğe taşımayı temel hedef olarak benimsediği belirtildi. Milliyetçi Hareket Partisi Bodrum İlçe Başkanlığı, Türkeş’in Türk milletinin birliği, devletin bekası ve milli değerlerin korunması yolunda ortaya koyduğu istikametin kendileri için rehber olmaya devam edeceğini bildirdi. Açıklamada, "Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i vefat yıl dönümünde rahmet, minnet ve dualarla andık. Türk milletine adanmış bir ömrün sahibi olan Başbuğumuzun fikirleri, ülküsü ve bıraktığı izler daima yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir" ifadelerine yer verildi.
Trabzon İbrahim Hacıosmanoğlu: "Tek arzum sahada hakemi kimse görmesin, oynanan futbolu görsün" Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Trabzonspor-Galatasaray karşılaşmasıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Futbol sahada oynanıyor. Benim tek arzum sahada hakemi kimse görmesin ve oynanan futbolu görsün. İnşallah da öyle olur, hakem arkadaşlarımız da maçı iyi yönetirler. Hiç kimsenin hakkı yenmesin. Hak eden kazansın" dedi. Trendyol Süper Lig’in 28. haftasındaki Trabzonspor - Galatasaray maçı öncesinde Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. A Milli Futbol Milli Takımı’nın hedeflerinden, hakem yönetimlerine, prim tartışmalarından, teknik direktör konusuna kadar birçok konuda konuşan Hacıosmanoğlu, dikkat çeken mesajlar verdi. "Bu milli bir dava, 80 milyonla sınırlı değil" İki takıma da başarılar dileyerek sözlerine başlayan Başkan Hacıosmanoğlu, Türk futbolunun birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğini vurgulayarak, "İki takıma da başarılar diliyorum. Dünya Kupası’na katılmamızdan dolayı annem ile babamın mezarını ziyaret ettim. Türk futboluna federasyon başkanı olarak çok değerli başkanlar hizmet etti. Bu yüzden Trabzonlu diye ayırmaya gerek yok. Bu milli bir dava, hatta bunu 80 milyon olarak da düşünmeyin. Biz Türk İslam alemini temsil ediyoruz. 20’ye yakın ülke federasyonu aradı ’80 milyon olarak düşünmeyin, biz Türkiye’nin dünya kupasında başarısını bekliyoruz bununla gurur duyacağız’ diye. Kosova’yı eledikten sonra bile Kosova Futbol Federasyon başkanı aradı ve başarı dileklerini diledi. Allah nasip eder inşallah kupayı alır geliriz" ifadelerini kullandı. "Tek arzum sahada hakemi kimse görmesin, oynanan futbolu görsün" Trabzonspor - Galatasaray karşılaşmasına ilişkin beklentilerini dile getiren İbrahim Hacıosmanoğlu, hakem yönetimine dikkat çekerek, "Futbol sahada oynanıyor. Benim tek arzum sahada hakemi kimse görmesin ve oynanan futbolu görsün. İnşallah da öyle olur, hakem arkadaşlarımız da maçı iyi yönetirler. Hiç kimsenin hakkı yenmesin. Hak eden kazansın" dedi. "Biz çocukları eğer motive edebildiysek ne mutlu bize" Milli takım oyuncularına verileceği iddia edilen primler hakkında da konuşan Hacıosmanoğlu, "Allah bana TFF başkanlığını nasip etti. Para ne günler için lazım, bugünler için lazım. Biz çocukları eğer motive edebildiysek ne mutlu bize. Parayı mezara götürmeyeceğiz. Kimse merak etmesin biz kendi paramızla, kendi sermayemizle çocuklara veriyoruz. Eğer dünya şampiyonu olursak da oyuncularımız belki de hiç hayal etmedikleri şeylerle karşılaşacaklar. İnsanlar bir şeylerin altında başka şeyler arıyor ama ben onları duymuyorum" şeklinde konuştu. "Montella ile yola devam edeceğiz" A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın geleceğine ilişkin soruya da yanıt veren Başkan Hacıosmanoğlu, "Kendisi ile uzun süreli bir mukavelemiz var. Kosova’ya yenilseydik bile biz kendisiyle olmaya devam edecektik. Zaten ben bu federasyonun başında olduğum sürece hocamız takımın başındadır. Bu milli takımı zaten kendisi kurdu, bu aile ortamını o oluşturdu. İnşallah bu takımın başında olmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.
Erzurum Erzurumspor FK - Iğdır FK maçının ardından Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında oynanan Erzurumspor FK-Iğdır FK maçının ardından iki takımın teknik sorumluları açıklamalarda bulundu. Trendyol 1. Lig’in 33. haftasında Erzurumspor FK, konuk ettiği Iğdır FK’yı 2-1 mağlup etti. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında Erzurumspor FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta ve Iğdır FK Teknik Teknik Direktörü Hikmet Karaman mücadeleyi değerlendirdi. Serkan Özbalta: "Oyuncu ve taraflarımızla gurur duydum" Erzurumspor FK Teknik Direktörü Serkan Özbalta, milli aradan sonraki müsabakaların zor geçtiğini vurgularken, "Kolay olmuyor. Bunun üzerine Iğdır takımında da bir hoca değişimi oldu. Hoca değişiminden sonra Bandırma deplasmanında bir beraberlik aldılar, fena değildi. İçeride Çorum’a mağlup oldular. Milli arada da toparlanmak istiyorlardı. Dün de Bandırma’nın kazanması onların bugün mutlaka kazanma zorunluluğunu ortaya çıkardı. Bu da bizim işimizi biraz daha zorlaştırdı. Kadro kalitesi iyi bir takıma karşı oynadık. Amed, Çorum, Erok, Bodrum gibi kadro kalitesi üst seviyede olan, bu ligin biraz üzerinde kadrolara sahip takımlardan biriyle karşılaştık. Aslında maça fena başlamadık. Martin’in iki tane pozisyonu var hatırladığım. Eren’in çok net bir pozisyonu vardı, son anda savunma oyuncusu müdahale etti. Ortada giden bir müsabakaydı, bir anlık dalgınlıkla yediğimiz gol bizi biraz strese soktu, bunu söylemezsek doğru olmaz. Bunun yanında bizi etkileyen başka unsurlar da vardı. Maşallah, mükemmel bir seyirci vardı bugün. Onlara çok teşekkür ediyorum. İnsanların sorumluluğu artıyor, taraftarın maça ilgisi arttıkça bizlerin ve oyuncuların sorumluluğu da artıyor. Taraftarlar bunu fazlasıyla yerine getirdi. Bu da bizim sorumluluğumuzu daha da yükseltti. Son 6 hafta artık gergin geçecek maçlar oynanıyor. Sadece bizim için değil. Çorum-Bandırma maçı, yarın Sivas maçı var. Hepsi gergin geçecek. Sakin kalmak gerekiyor. 1-0 geriye düştükten sonra taraftarın desteği burada çok önemliydi. Onların desteğiyle tekrar oyuna döndük, şoku atlattık, ataklarımızı hızlandırdık. Devreye girerken bulduğumuz gol moral açısından çok kritikti. Devre arasında daha sakin kalmamız gerektiğini konuştuk. Oyuncuların o gerginliği atması gerekiyordu. İkinci yarıya da iyi başladık. Ancak Sefa’nın sakatlığı, Mustafa’nın aldığı darbe ve kartlar bizi zorladı. Gerçekten enteresan bir maçtı. Kolay olmayacağını biliyorduk. Ama oyuncularım maçın üstesinden gelmeyi başardı. Hepsini tebrik ediyorum. İyi bir gidişatımız var. 5 haftamız kaldı. Belki 3, belki 2 maç kazanarak hedefimizi garantileyebileceğimiz bir noktadayız. Ama şu an tek düşündüğümüz şey 4 gün sonra oynayacağımız İstanbulspor maçı. Taraftara ayrıca teşekkür ediyorum. Gerçekten beni gururlandırdılar. Müthiş bir atmosfer vardı. İki tribün daha açıldığında burada nasıl bir ortam olur bunu hayal ediyorum. Galatasaray ve Beşiktaş maçlarındaki dolu tribünleri de gördüm, çok etkilendim. İnşallah üst lige çıkarız. Tribünler de açılır ve bu güzel taraftarla daha büyük işler yaparız. Önce bu sezonu en iyi şekilde bitirmek istiyoruz. Bu galibiyeti Erzurum halkına armağan ediyoruz. Oyuncularımla gurur duyuyorum. Gerçekten iyi bir ekip" diye konuştu. Hikmet Karaman: "Başa baş bir mücadele ortaya koyduk" Iğdır FK Teknik Direktörü Hikmet Karaman ise güzel bir maç olduğunu ifade ederek, "Oyunun ilk 45 dakikalık bölümünde 1-0 öne geçtik. Aslında ikinci golü de bulabileceğimiz çok net pozisyonlarımız vardı. Direkten dönen top ve Ahmet’in girdiği pozisyon bunlara örnek. İkinci yarıda skoru değiştirmek adına hücum oyuncularını oyuna dahil ettik. Ancak Erzurumspor’u da tebrik ediyorum. Hem teknik heyetleri hem de futbolcuları çok iyi bir mücadele ortaya koydular. Ezber bir oyun yapıları var. Fiziksel kapasiteleri yüksek ve birbirlerini çok iyi tanıyan, yıllardır birlikte oynayan bir takım görüntüsündeler. Bu da önemli bir avantaj. Bizim açımızdan ise, göreve yeni gelmiş bir teknik ekip olarak takımla antrenman süreci ve oyun oturtma işi zaman isteyen bir süreç. Şunu da söylemek lazım; Erzurum’un 80’in üzerinde gol atan bir takım olduğunu düşünürsek, bizim ise 40’ın üzerinde golümüz var. Arada ciddi bir fark var. Buna rağmen ligin lideriyle burada başa baş bir mücadele ortaya koyduk. 1-0’dan sonra ikinci golü bulabilsek maç farklı bir yere gidebilirdi. Uzatma bölümünde yediğimiz gol de sonucu etkiledi. 1-0 içeri girebilsek belki ikinci yarı bambaşka olacaktı. 1-1 olduktan sonra ise zaman zaman fiziksel anlamda, zaman zaman da gol vuruşlarında sıkıntılar yaşadık. Ben Dadaşlar’a başarılar diliyorum" dedi.
Manisa Ağrılılardan Manisa sokaklarında 404 karanfille kutlama Manisa Ağrılılar Derneği, Ağrı’nın plaka kodu olan 04’ten yola çıkarak kutlanan ‘Dünya Ağrılılar Günü’nde, vatandaşlara 404 adet karanfil dağıttı. Manisa’da faaliyetlerini sürdüren Ağrılılar Derneği, 04.04 takvimiyle simgeleşen Dünya Ağrılılar Günü’nde hemşehrilerini ve Manisalıları bir araya getirdi. Program kapsamında gerçekleştirilen lokma hayrına vatandaşlar yoğun ilgi gösterirken, Dernek Başkanı Savcı Özyolcu yaptığı basın açıklamasıyla birlik ve beraberlik vurgusunda bulundu. Ağrı’nın kültürel mirasını Manisa’da yaşattıklarını belirten Başkan Özyolcu, hemşehrilik bilincinin önemine değindi. Özyolcu açıklamasında, "Ağrı’nın köklerinden kopup Manisa’nın bereketli topraklarında filizlenen hayatlarımız; emeğimizle ve alın terimizle her geçen gün daha da güçleniyor. Bizler burada sadece aynı memleketten gelen insanlar değil; aynı hatırayı taşıyan, aynı duaya ‘amin’ diyen koca bir aileyiz" ifadelerini kullandı. Etkinliğin en dikkat çeken bölümü ise günün tarihine atıfta bulunarak gerçekleştirilen karanfil dağıtımı oldu. Dernek yönetimi tarafından vatandaşlara ve çevre esnafına 404 adet karanfil takdim edildi. Manisa’daki varlıklarının şehre değer kattığını ifade eden Özyolcu, "Yaptığımız çalışmalar ve birbirimize sahip çıkma irademiz, hemşehrilik bilincimizi daha da derinleştiriyor. Bu güzel birliktelik, Manisa’ya olan bağlılığımızı artırırken geleceğe umutla bakmamıza vesile oluyor" dedi. Program, lokma ikramı ve hemşehrilerin karşılıklı sohbetlerinin ardından sona erdi.