POLİTİKA - 18 Mart 2026 Çarşamba 20:55

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır" dedi.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen Eğitim Ailesi ile İftar Programı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Zaferi’nin 111. yıldönümünde tüm şehitleri rahmetle ve şükranla andı. Öğretmenlere saygıda kusur edilememesi gerektiğini de söyleyen Erdoğan, öğretmenlerin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceklerinin belirtti.


"Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum"


Bir taraftan Ramazan ayını uğurlamanın burukluğunu yaşarken diğer taraftan da Ramazan Bayramı’na kavuşmanın sevincini yaşadıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bildiğiniz gibi Ramazan’a girerken duamız hep şuydu; Ya Rab bizleri Ramazan-ı Şerif’e kavuşturduğun gibi Ramazan Bayramı’na da kavuştur. Ve şimdi Ramazan-ı Şerif’i geride bırakırken hoş geldin Ramazan diyorduk, şimdi elveda Ramazan diyoruz. Ramazan Bayramının buradaki tüm kardeşlerime, ülkemize, milletimize ve İslam dünyasına hayırlar getirmesini Rabbimden niyaz ediyorum" ifadelerini kullandı.


"Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır"


Günün bir değer anlamının Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıldönümünü olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatan topraklarının şahit olduğu en büyük kahramanlık sahnelerinden biri olan Çanakkale destanının üzerinden tam 111 sene geçti. Kahramanlıkları tarihe sığmayan ordumuzun, tarih kitaplarına sığmayan Çanakkale Zaferinin 111. yılında kara toprağı al kanlarıyla sulayan tüm şehitlerimizi rahmetle şükranla iade ediyorum. Muhterem hatıralarını gönlümüzün en mutena köşesinde yaşatacağımız o serden geçtikleri merhum Mehmet Akif’in şu muhteşem mısralarıyla bugün bir kez daha selamlamak istiyorum; ‘Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker, gökten ecdad dinerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i, Bedr’in aslanları ancak bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.’ Rabbim hepsinin ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Merhum Akif İstiklal Marşımızda ‘sen şehit oğlusun, incitme yazıktır atanı’ diyerek milletimizin neredeyse her ferdenin şehit ahfadı, şehit evladı, şehit yakını olduğunu söylüyor. Anadolu her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin Anadolu, Babadolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahfadı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Conkbayırı’dır, Gelibolu’dur, Çanakkale’dir ve dost düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. Çanakkale, dünya durdukça Türk milletinin hürriyet tutkusunun, yıkılmaz iradesinin, varoluş mücadelesinin en parlak nişanesi olacaktır" diye konuştu.


"Son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak, bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız"


Türkiye’nin sadece 783 bin kilometre kareden ibaret olmadığının en büyük şahidinin Çanakkale olduğunu belirten Erdoğan, "Çanakkale’yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale’de Anadolu’nun her ili bir ilçesi vardır, Çanakkale’de Saraybosna vardır, Çanakkale’de Balkanlar vardır, Çanakkale’de Kafkaslar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale’de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim; Çanakkale, Bedir’in aslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif’in ‘Asımın nesli’ diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır. Zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda dramatik bir hikayedir. ‘Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı’ türküsü henüz bıyığı terlememiş delikanlıların lise ve Darülfünun talebelerinin türküsüdür. Bakınız 1914-1918 yılları arasında Kastamonu Abdurrahman Paşa Lisesi, İstanbul Lisesi, Yozgat Lisesi, Balıkesir Lisesi, Kayseri Lisesi talebelerinin tamamı Çanakkale’de şehit olduğu için mezun verememiştir. Milli şairimiz Akif, ‘şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda’ derken işte bu acı hakikati dile getiriyor. ‘Bir hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor’ derken sadece Türk şiirinin en güzel mısralarından birini terennüm etmiyor. Bununla birlikte aziz ve asil milletimizin umut güneşi olan gençlerin sönen ocakların destanını da haykırıyor. İnşallah son nefesimize kadar Çanakkale ruhuna sahip çıkacak bu toprakları bize vatan eyleyenlerin fedakarlıklarını asla unutmayacağız. Çanakkale Zaferimizin 111. Sene-i devriyesinde bizlere bu cennet vatanı miras bırakan bu büyük Cumhuriyeti emanet eden bütün İstiklal kahramanlarımızı bütün şehitlerimizi gazilerimizi rahmetle anıyor, aziz hatıralarını bir kez daha kemali hürmetle yad ediyorum" ifadelerine yer verdi.


"Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir"


Güçlü toplum olmanın en önemli etkenlerinden birinin güçlü eğitim sistemine sahip olmak olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bir milleti büyük yapan sadece tarihe şanla şerefle yazdırdığı zaferleri değildir. Aynı zamanda eğitimli özgüven sahibi iyi yetişmiş fertleridir. Göreve geldiğimiz günden beri bu hassasiyetle çalışıyor eğitime önem ve öncelik vermeyi imal etmiyoruz. Güçlü toplum güçlü ülke hedefini ancak insan kaynağı iyi eğitim almış, güçlü bir içtimai bünyeyle gerçekleştirebileceğimizin farkındayız. Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin kalkınmanın her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç şüphesiz nitelikli milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikli reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı vari adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık. ‘Köklerden Geleceğe’ şiarıyla hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle çalışmalarımızı daha kapsamlı bir zemine oturttuk. Ailelerimizi her yıl kırtasiye kırtasiye gezmek zorunda bırakmıyor, ders kitaplarını çocuklarımıza eğitim yılı başında ücretsiz olarak dağıtıyoruz. Eğitim kurumlarımızı spor salonları, dijital kütüphaneler, laboratuvarlar, akıllı tahtalar ile donatarak modern bir çehreye kavuşturduk. 821 binden fazla öğretmenimizin atamasını yaparak eğitim ordumuzun gücüne güç kattık. Atamaların yanı sıra öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkanlarında da kayda değer iyileştirmeler gerçekleştirdik. Daha burada saymaya kalksak belki de saatlerimizi alacak nice hizmeti öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin istifadesine sunduk" diye konuştu.


"Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir"


Türkiye’nin son 23 yılda eğitimde önemli bir mesafe aldığını ve bunun mimarlarının da öğretmenler olduğunu dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:


"Merhum Nurettin Topçu’nun öğretmenin ne manaya geldiğini anlatan şu veciz ifadelerini burada altını çizerek hatırlatmak istiyorum. Merhum Topçu şöyle diyor; ‘Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri bulunur. Devletleri ve medeniyetleri yapan da yıkan da muallimlerdir. Evet, muallimler yani öğretmenler devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte, varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir."


"Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir"


Öğretmenlere saygının bir gelenek olduğunu ve onlara yönelik şiddetin her daim karşısında olacaklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kültürümüzde anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük. Öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir. En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarının lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi, bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır; Öğretmene kalkan el geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur, olamaz ve asla olmayacaktır. Sayısı azalmakla birlikte zaman zaman karşılaştığımız şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz. Türkiye’nin aydınlık yarınlarını, kızıl elmamız olan Türkiye Yüzyılını inşallah sizlerle birlikte inşa edeceğiz" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Muğla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kaya: "Türkiye mazlumların sesi olmaya devam edecek" AK Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, Muğla’da düzenlenen iftar programında şehit aileleri ve gazilerle bir araya geldi. Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümüne vurgu yapan Kaya, Gazze’deki zulme ve Türkiye’nin milli duruşuna dair mesajlar verdi. AK Parti Sosyal Politikalardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya, İl Başkanlığı Sosyal Politikalar Başkanlığı tarafından Menteşe Kapalı Spor Salonu’nda organize edilen iftar programına katıldı. Şehit yakınları ve gazilerin onur konuğu olduğu programda konuşan Kaya, Türkiye’nin bölgesel bir güç olarak mazlumların sesi olmaya devam edeceğini vurguladı. Konuşmasına tüm şehitleri rahmetle, gazileri ise minnetle selamlayarak başlayan Kaya, iftar sofrasının bereketinin Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü gururuyla birleştiğini belirtti. Çanakkale’nin sadece askeri bir başarı olmadığını ifade eden Kaya, "Çanakkale, imanlı yüreklerin emperyalistlere ’asla geçit verilmeyeceğini’ tarihin kalbine kanla kazıdığı yerdir. Bugün eğer dünyaya bağımsızlık konusunda örnek oluyorsak, bu sönmeyen Çanakkale ruhu sayesindedir. Şuna tüm kalbinizle inanın. Onların iman gücüyle vatanımız bugün dimdik ayaktadır ve ebediyen ayakta kalacaktır" dedi. "Gazze’de bir cinnet hali yaşanıyor" Dünyadaki gelişmelere ve Gazze’deki insanlık dramına dikkat çeken Kaya, İsrail’in bölgedeki saldırılarını "barbarlık" olarak nitelendirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "hukuk tanımayan savaş" vurgusunu hatırlatan Kaya; "10 Ekim’den beri Gazze’de masum yavruları katleden bu barbarlık, sadece bir güvenlik meselesi değildir. Bu, ’vadedilmiş topraklar’ hezeyanıyla sahneye konulan bir cinnet halidir! Türkiye olarak biz, bu hukuksuzluğa karşı ’dur’ diyen tek gücüz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, tavizsiz ve kararlı bir politikayla bu süreci yönetiyoruz" şeklinde konuştu. Muhalefete "lakatylık" tepkisi Bölgedeki kritik sürece rağmen iç siyasetteki tutumları eleştiren Kaya, muhalefetin Türkiye’nin bekasıyla ilgili bir derdi olmadığını belirterek, "Etrafımızda füzeler uçuşurken içerideki muhalefetin lakaytlığını milletimizin takdirine bırakıyorum. Tek dertleri polemik üretmek olanların, ne kanlı savaşlar umurlarında ne de milli bir duruşları var" dedi. Kaya, "Kimse bizi sınamaya kalkmasın. Biz Çanakkale’de yedi düveli sulara gömenlerin torunlarıyız. Gök kubbe çökmedikçe bu bayrak inmeyecek, yer yarılmadıkça bu ezan susmayacak. Türkiye, mazlumun umudu, ümmetin sesi ve zalimin kabusu olmaya ilelebet devam edecektir" ifadelerini kullandı. Program, okunan duaların ardından Sayan Kaya’nın çocuklara hediyesi ve hatıra fotoğrafı ile son buldu.
Manisa Manisa’da feci kaza: 2 ölü, 5 yaralı Manisa’nın Salihli ilçesinde 3 otomobilin karıştığı zincirleme kazada 2 kişi hayatını kaybetti, 2’si çocuk 5 kişi yaralandı. Kaza, İzmir-Ankara D300 Karayolu Durasıllı Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Kula yönünden, Salihli istikametine giden Samet Ulusoy (33) yönetimindeki 45 ZB 9240 plakalı otomobil, sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu karşı şeride geçip, Salihli yönünden Kula yönüne giden Ali Karakurt’un (35) kullandığı 35AFJ 740 plakalı otomobil ve Hasan E. (44) yönetimindeki 34 CDT 249 plakalı otomobille çarpıştı. Can pazarının yaşandığı kaza sonrası kaza yerine çok sayıda sağlık, itfaiye, polis ve jandarma ekibi sevk edildi. Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde otomobil sürücülerinden Samet Ulusoy ve Ali Karakurt’un olay yerinde hayatını kaybettiği belirlenirken, her 3 araçta bulunan yolcular Sinem K. (29), Esra K. (28), Elisa K. (3), Aras K. (1) ve Adile E. (34) yaralandı. Yaralılar, sağlık ekipleri tarafından yapılan ilk müdahalenin ardından ambulanslarla Salihli Devlet Hastanesi ile Medigüneş Hastanesine kaldırıldı. Yaralılardan Sinem K., Esra K., Elisa K., Aras K.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Samet Ulusoy ve Ali Karakurt’un cansız bedenleri ise sıkıştıkları yerden itfaiye ekipleri tarafından çıkarıldıktan sonra hastane morguna kaldırıldı. Kaza ile ilgili soruşturmanın sürdüğü öğrenildi.