POLİTİKA - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 15:56

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çalana, çırpana, “Öğrenciler için burs topluyoruz.” diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyo

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Çalana, çırpana, “Öğrenciler için burs topluyoruz.” diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyo

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Çalana çırpana öğrenciler için burs topluyoruz diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, "Vakıflar Haftası Kutlama Programı"na katıldı. Burada konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihtiyaç sahiplerinin elinden tutmaya, milletin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerin yanında olacaklarını söyledi.


"Bir emanet olan bu kültürü korumak, tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimiz için kritik önemlidir"


Dünyanın dört bir yanında hayır ve hasenatta yarışan Allah’ın rızasından başka hiçbir karşılık gözetmeden vaktini, enerjisini ve imkanlarını iyilik ve dayanışma yoluna adayan tüm vakıf insanlarının Vakıflar Haftasını tebrik ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Mimari, zarafet, vakıf ve medeniyet temadaki bu dört kavrama baktığımızda hepsinin birbirini tamamlayıp beslediğini büyütüp zenginleştirdiğini görüyoruz. Zira tevarüs ettiğimiz tarih, kültür ve kimlik hazinesi mimariyi zarafetle buluşturmuş zarafeti vakıf hizmetleriyle taçlandırmış, vakıf müktesebatını ise dünyada eşi benzeri olmayan bir medeniyet şölenine dönüştürmüştür. Bu şölenin en coşkulu, en estetik unsurları ise üç kıtadaki ecdat yadigarı eserlerde net bir şekilde ve göz alıcı surette tecessüm etmiştir. Camilerimiz, medreselerimiz, kütüphanelerimiz, şifahanelerimiz, aynı şekilde çeşmelerimiz, su kemerlerimiz, imarethanelerimiz, hanlarımız, köprülerimiz, kervansaraylarımız ve daha nicesi insanlığa yeni bir pencere açan vakıf medeniyetimizin birer nişanesidir. Aynı zamanda bu eserler yüksek bir üslubun tekemmül etmiş bir estetiğin adaletle erdemle ahlakla yoğrulmuş seçkin bir tasavvurun ‘halka hizmet hakka hizmettir’ düsturunun en somut tezahürleri olmuştur. Kusursuz bir ilahi tasarımla yaratılmış zübde-i alem olan insana hizmeti amaçlayan vakıf kültürümüz milletimizin en güzel hasretlerinden biridir. Dolayısıyla bir emanet olan bu kültürü korumak bu eserlerin ihtiva ettiği mana ve değerler evrenini yaşatmak tüm bunları gelecek kuşaklara aktarmak hepimiz için kritik önemlidir" ifadelerini kullandı.


202 eser açılıyor


Geçen yıl Vakıf Haftası kutlamasında 101 vakıf eserinin açılışının yapıldığını hatırlatan ve bugün açılışı yapılacak olan 202 eser hakkında da bilgilendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün de yurt içinde ve yurt dışında son bir sene içerisinde restorasyonu tamamlanan 202 vakıf eserimizin toplu açılışını gerçekleştireceğiz. Birazdan canlı bağlantılarla Kahramanmaraş’taki Ulu Camii’mizin, Beyazıt Medresesi Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi’nin, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Topkapı Yerleşkesi Mühendislik Fakültesi’yle, Sanat Tasarım ve Mimarlık Fakülteleri’nin ve Kuzey Makedonya’nın Manastır Şehri’ndeki Hacı Mahmut Bey Camii’mizin kurdelelerini hep birlikte keseceğiz. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum. Bu eserlerin bakım, onarım ve yeniden ihyasında emeği geçen tüm kurlarımızı yüklenici firmalarımızı sahada fedakarca çalışan işçi ve mühendislerimizi, mimarlarımızı, proje uzmanlarımızı ayrı ayrı kutluyorum. 202 eserimizin her birinin banilerini, hamilerini bu yapılarda alın ve fikir teri olan tüm büyüklerimizi rahmetle iade ediyorum" diye konuştu.


"Hayır faaliyetlerimizi en güzel en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz"


Hayır ve zarafetin birbirini tamamlayan iki parça olduğunu ve birisi olmadan diğerinin anlamlı olmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Zarafetin davranış planındaki yansıması olan nezaket ve kibarlık da hayırla doğrudan ilişkilidir. Bu hakikate gönüller sultanının şu hadisi şeriflerinde sarih bir biçimde şahitlik ediyoruz, hayat ve hidayet rehberimiz Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur; ‘Kime rızktan yani nezaket ve kibarlıktan bir pay verilmişse bir kimse hayırdan nasibini almış demektir. Nezaket ve kibarlıktan mahrum olan kimse ise hayırdan nasibini alamamış demektir.’ Evet, Biz yüce Allah’ın ‘kim zerre miktarı hayır işlerse onun mükafatını görecektir’ müjdesine iman etmiş bir milletiz. Hayır faaliyetlerimizi en güzel en zarif şekilde vakıflarımız eliyle ete kemiğe bürünmüş bu alanda dünyada temayüz etmiş bir geleneğin sahipleriyiz. Bilhassa sanat ve hele hele zarafet timsali mimari yapılarımızda vakıf eserlerimizde bu özelliklerin temerküz ettiğini görürüz" ifadelerine yer verdi.


"Yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp, bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz"


Vakıf kültürünün bir diğer özelliğinin de bireysel ve toplumsal hayatın her alanına her safhasına şamil olması olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Osmanlı Devleti sınırları içinde vakıflar sayesinde bir adam vakfedilmiş evde, doğar vakfedilmiş bir beşikte büyür. Vakıf ormanlarından geçimini temin eder. Vakıf mallarından yer ve içer. Vakıf kitaplarından okur vakfedilmiş bir medresede hocalık yapar. Vakıf idaresinden ücretini alır. Öldüğü zaman da vakfedilmiş bir tabuta konur ve vakfedilmiş bir mezarlığa gömülür. Geçmişte yapılan işte bu tespit son derece yalın, çarpıcı ve isabetlidir. Divitinde mürekkep kalmayan talebelere mürekkep temin edilmesinden, şehit ve sahabe türbelerinin tamir edilmesine bitkilerin tohumların ve göç yolundaki leyleklerin korunmasından, kimsesiz hastaların tedavisine kadar bizim vakıf geleneğimiz işte böylesine güçlü bu derece kapsayıcı, kuşatıcı, kucaklayıcı bir yapıya sahiptir. Canlı cansız tüm varlıkları merkezine alan vakıflarımız çok şükür bugün bu özveriyle ve samimiyetle çalışmalarına devam ediyor. Paradan, ranttan, şahsi çıkarlarından başka siyasi kıblesi olmayanlar her fırsatta vakıf ve derneklerimizi hedef alsalar da insanlığa hizmete adanmış yürekleri bu kutlu mücadelelerinden vazgeçiremiyorlar. Milli ve manevi değerlerine bağlı bir gençliğin yetişmesinden, nerede bir mazlum varsa imdadına koşmaya farklı alanlarda inşallah faaliyet gösteren vakıflarımız milletimizin kıvanç kaynağı olmayı sürdürüyor. Çalana çırpana öğrenciler için burs topluyoruz diyerek yönettiği şehri haraca bağlayanlara ses çıkarmayıp bu milletin evlatları için samimiyetle koşturanlara engel çıkaranları sadece maşeri vicdana havale ediyoruz. Onlar ne yaparsa yapsın. Biz hükümet olarak iyilikte yardımlaşmada dayanışmada yarışanları desteklemeye aynı kararlılıkla devam edeceğiz. İnsan insanın şifasıdır. Bu inançla bir yaralı gönüle merhem olmaya, bir ihtiyaç sahibinden elinden tutmaya milletimizin istikbal davasına omuz vermeye çalışan tüm vakıf ve derneklerimizin yanında olacağız" dedi.


"2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak"


Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün gerek yurt içinde gerekse yurt dışında vakıf miraslarına sahip çıktığını dile getiren ve bu anlamda son zamanlarda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında da bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Asrın felaketinde hasar gören 377 vakıf eserinden 276’sının onarım ve restorasyonu tamamlandı. Geri kalan 101 eserin tadilat ve rekonstrüksiyonu inşallah bitti. Yıl içerisinde nihayete erecek. Böylece 2026 yılında 377 eserin tamamı yeniden ihya edilmiş olacak. Genel Müdürlüğümüz son dönemde çok önemli çalışmalara imza atıyor. Mimar Sinan’ın ‘Ustalık eserim’ dediği Selimiye Camii’miz, 2020’de asli hüviyetine kavuşturduğumuz Ayasofya’yı Kebir Camii Şerif’imiz, barok tarzdaki üslubuyla öne çıkan Nur Osmaniye Külliye’miz, yaklaşık 700 bir tarihe sahip olan Sungur Bey Camii’miz ve daha nice önemli eserde oldukça titiz bakım ve onarım faaliyetleri yürütüldü. Evlad-ı Fatihan diyerek başta gönül coğrafyamızda adeta bir restorasyon seferberliği başlatılarak 2012’den bugüne tam 40 eser ihya edildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kuzey Makedonya, Kosova ve Bosna Hersek’te ise 11 eserin onarımı devam ediyor. Gözümüzü kabartan milletimizin yüz akı olan bu çalışmalardan ötürü vakıflar genel müdürlüğümüze sizlerin huzurunda bir kez daha canı gönülden teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Efeler’de hıdırellez coşkusu Baharın gelişini ve bereketi simgeleyen olan Hıdırellez, Efeler Belediyesi’nin ev sahipliğinde Pınarbaşı Mesire Alanı’nda düzenlenen şenlikle kutlandı. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu ve Aydın Roman Müzisyenler Derneği iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte, Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, vatandaşların sevincine ortak oldu. Aydın Roman Dernekleri Federasyonu Başkanı Abdül Aydeniz, Aydın Roman Müzisyenler Derneği Başkanı Fehmi Yener, Kocagür Mahalle Muhtarı Orhan Akrancı ve Ilıcabaşı Mahalle Muhtarı Alim Tarım’ın katıldığı etkinlik renkli görüntülere sahne oldu. Şenliğe katılanların yoğun ilgisi ve sevgi gösterileriyle karşılanan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, hemşehrileriyle tek tek selamlaştı. Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin yaptığı konuşmada, "Emeği geçen tüm arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. Gerçekten gülümseyen yüzlere ihtiyacımız var. Zor günlerden geçiriyoruz belki ama bundan sonra çok güzel olacağına inanıyorum. Şair, ‘çiçekleri koparabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz’ diyor. 6 Mayıs da öyle bir gün. Katılan herkese, gülümseyen, baharı bekleyen, çiçekleri, doğayı seven tüm arkadaşlarıma, tüm hemşerilerine saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. Herkese iyi eğlenceler diliyorum" dedi. 6 Mayıs’ın ruhuna uygun olarak düzenlenen şenlikte; Serdar King, Can Demir, Emircan Özanit ve Dana Kerim gibi sevilen isimler sahne aldı. Hıdırellez Şenliği’nde, her yaştan vatandaş müzik eşliğinde keyifli anlar yaşadı.
Antalya Antalya Büyükşehir Belediyesi davasında tanıklardan "altın" ve "Rolex" ifadeleri Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında, aralarında belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı davada tanıklar dinlendi. Tanık Erhan Kantar iddianamede bahsi geçen Rolex saat alımına ilişkin, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi" ifadelerini kullandı. Tanık Yavuz Can İmirgi ise Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendiğini söylediği dairedeki proje çalışmasına ilişkin, "2 defa bir mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım" dedi. Antalya Büyükşehir Belediyesine yönelik yürütülen rüşvet ve yolsuzluk soruşturması kapsamında açılan davanın görülmesine Antalya 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, aralarında Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek’in de bulunduğu 3’ü tutuklu toplam 41 sanığın yargılandığı dosyada tanıkların ifadeleri alınmaya devam edildi. "Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok" Bir döviz bürosundan yapılan işlemle ilgili tanık olarak dinlenen İsmail Hilmi Şanlı, 25 yıldır döviz bürosunda çalıştığını belirterek, yüklü miktarda alım satım işlemlerine ilişkin bilgisi olmadığını söyledi. Şanlı, "Müşteri geldiği zaman altın isteyen olursa başka firmaya yönlendiririz. Yüklü miktarda alım satım olduğundan bilgim yok. Mustafa A. ve Erkan A. bizim işlerin başında durur. Bülent Ç.’yi tanımıyorum, hiç görmedim. Zeynep Kerimoğlu ile ilgili işlem hakkında hiçbir bilgim yok. Kasada hiç altın görmedim. Bir kuyumcu dükkanı ile döviz bürosunun ortaklığı var" ifadelerini kullandı. "Zuhal M.’ye 900 bin TL gönderdim" Gökhan Böcek’in eşi Zuhal Böcek’e araç alımına ilişkin tanık olarak dinlenen Erdem Eylem, 2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey’in kendisinden vekalet çıkarmasını istediğini anlattı. Eylem, "2023 yılının ocak ayında Çağrı Bey benden vekalet çıkarmamı istedi, araç alış vekaleti çıkardım. Çağrı Bey’in vermiş olduğu 730 bin TL parayı aracı satan kişiye havale yaptım. Bir ay sonra bana aracı devredeceğini söyledi, 16. Notere yönlendirdi. Ben de gidip aracı devrettim. Verilen parayı Çağrı Bey’in hesabına gönderdim. Birkaç gün sonra Zuhal M.’ye para göndermemi istedi. Verdiği hesaba ben de 900 bin TL gönderdim" dedi. Eylem, ifadesinin devamında 2023 yılı mart ayında yaşanan para hareketine ve dükkanların gösterilmesi sürecine ilişkin de beyanda bulundu. Eylem, "2023 Mart ayında da Çağrı Bey, bir bankanın şubesinden para alacağımı söyledi. 7 milyon para aldım, 5 milyonunu Çağrı Bey’in hesabına gönderdim, 2 milyonunu kasaya koydum. Daha sonra 3 tane anahtar verdi, ‘Belediyeden birileri gelecek, 3 tane dükkan var onları göster’ dedi" ifadelerini kullanarak bir şirketten birilerinin geldiğini, kent lokantası yapacaklarını söylediğini ve dükkanlara baktığını söyledi. "554,5 gram altın karşılığı para yatırılması" Kuyumcu dükkanı aracılığıyla başka bir kuyumculuk dükkanı üzerinden altın alım satımı gibi gösterilerek, Muhittin Böcek’in kız arkadaşı M.K.’nın hesabına o günkü altın kuru üzerinden 554,5 gram altın karşılığı para yatırıldığı iddiasına ilişkin tanık İhsan Özkoç dinlendi. Özkoç, "Halil A. müşterimizdir. O gün de altın satmak için dükkanımıza gelmişti. Kasamız müsait olmadığı için başka bir dükkana yönlendirdik. Telefonla arıyoruz, fiyat soruyoruz, ‘550 gram altın var’ diyoruz. Uygunsa yanımızdaki çocukla altını gönderiyoruz. Altını gönderdik, 1 milyon 800 bin TL’ye karşılık geldiğini hatırlıyorum" diyerek Halil A.’nın vermiş olduğu IBAN numarasını belirtilen kuyumcu dükkanına gönderdiğini açıkladı. Saat alımı Rolex saat alımına ilişkin dinlenen tanık Erhan Kantar, Berkan Genç’in şoförü olduğunu ve plaj açıldığında plajda çalışmaya başladığını söyledi. Kantar, "Berkan Bey bana bir kredi kartı verdi. ‘Lara’da bir saat var, onu alıp gelirsin’ dedi. Lara’da Rolex mağazasına gidip Berkan Bey’in gönderdiğini söyledim. Kredi kartıyla ödeme yaptım, saati aldım. Daha sonra ‘Saati Ali Altun’a bırak’ dedi. Ben de saati Ali Bey’e bıraktım" ifadelerini kullandı. Kantar, olaydan birkaç gün sonra siyah bir poşet verildiğini de belirterek, "‘Bunu Serkan T. alacak’ dedi. 2 kat sonra geldi, ona poşeti verdim, alıp gitti. İçinde ne olduğunu bilmiyordum. İki hafta sonra Berkan Genç yine siyah poşet verdi, ‘Gelip alacaklar’ dedi. Berkan Bey’in gönderdiğini söyleyerek biri geldi, ona da o poşeti verdim" dedi. "Dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu emniyette öğrendim" Muhittin Böcek’in evine yapılan tadilata ilişkin konuşan tanık Yavuz Can İmirgi, mimar olduğunu belirterek, bir daire için proje hazırlamasının istendiğini söyledi. İmirgi, "Mimarım, bir daire için proje hazırlamam istendi. Dairenin kime ait olduğunu bilmiyordum. Emniyette verdiğim ifadede dairenin Muhittin Böcek’e ait olduğunu öğrendim. Projenin gerçekleşme aşaması 2-3 ay sürdü. 2 defa Kupa Kızı adlı mekana giderek Berkan Genç’ten 1 milyon TL elden para aldım. Daha sonra 2 parça halinde 200 bin TL aldım. Serkan T. teyzemin oğlu olur. Ödemeye dair fatura almadım. Daire sahibiyle proje aşamasında hiç görüşmedim" diye konuştu. "Babamın talimatıyla bankadan para çekerek elden teslim ettim" Ekpa Sitesi’nden Muhittin Böcek’e 3 adet ve diğer belediye çalışanlarına maliyeti karşılığında 2 adet dükkan alınması eylemine ilişkin tanık Elvan Köysüren de beyanda bulundu. Köysüren, "Dükkanlarla ilgili işlerin içinde değilim. Bir dükkanla ilgili para transferim gerçekleşti. Belirtilen tarihlerde babam Sezgin Köysüren’in talimatıyla bankadan para çekerek elden Fırat Akyürek’e teslim ettim" dedi. "Oğlum Kaan evi üzerine aldı" İsmail E. tarafından Muhittin Böcek’e ait olduğu iddia edilen evi üzerine alması istenen tanık Cihangir Karbukan, İsmail E.’yi 20 yıldır tanıdığını ve kendisiyle birçok kez ticaret yaptığını söyledi. Karbukan, "2002 yılından beri Antalya’da bir şirketin sahibiyim. İsmail E.’yi 20 yıldır tanırım, kendisiyle birçok kez ticaret yapmıştık. Ankara’da iş seyahatindeyken, ‘Alacak verecek sıkıntısı olan bir yer var, bir süreliğine üzerine alır mısın?’ dedi. Ben de vaktimin olmadığını, oğlum Kaan Karbukan’a yönlendireceğimi söyledim. Kaan’ı arayıp bilgi verdim. Daha sonra oğlum Kaan üstüne aldı. Bir süre sonra İsmail beni arayarak Tuncay S.’nin evi Kaan’ın üzerinden devralacağını söyledi. Sonra da Tuncay S., Kaan’ın üzerinden evi devraldı" şeklinde konuştu. "Mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi" Tutuksuz yargılanan Özlem Yıldız K.’nın eski çalıştığı iş yerinde mimar olduğunu belirterek, mimari projelerde kendi imzasının kullanılmasına ilişkin tanık Nilay Gizem Altay, beyanda bulundu. Altay, "Özlem Yıldız K. eski çalıştığım iş yerinde mimardı. Eşi belediyede çalıştığı için mimari projelerde benim imzamın olmasını istedi. Projelerden biri Demir Demir’e aitti, diğerlerini hatırlamıyorum" diye konuştu.