POLİTİKA - 26 Mart 2026 Perşembe 17:00

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi.


Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’na katıldı.


Burada konuşan Erdoğan, Ramazan ayında Türkiye’nin 81 vilayetinin dört bir yanında rahmet ve bereket mevsiminin manevi atmosferini Türk milletiyle beraber yaşadıklarını belirterek, Ramazan ayı boyunca bakanlar başta olmak üzere genel başkan yardımcıları, MKYK üyeleri, milletvekilleri ve tüm teşkilatlarla beraber tam kadro sahada olduklarını ifade etti.


"Partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz herkesin başımızın üstünde yeri vardır"


AK Parti’nin, Akif İnan’ın ‘Bütün giysileri yırtsak yeridir, yeter bize vefa elbiseleri’ sözünün vücut bulmuş hali olduğunu söyleyen Erdoğan, "Kökü mazide gözü atide olan bu hareket evvel emirde bir vefa hareketidir. Çeyrek asırlık yolculuğumuzda biz daima bunu yaptık. Gençlerimizin heyecanı ve dinamizmiyle ak saçlılarımızın tecrübesi ve ferasetini harmanladık. Ağırbaşlılık, vakar ve olgunluk ile özgüveni, coşkuyu ve kabına sığmamayı aynı potada erittik. Kadrolarımızı sürekli yenilerken emektarlarımızla irtibatımızı her zaman güçlü bir şekilde muhafaza ettik. Bizi biz yapan, bizi güçlü ve özgün kılan en önemli vasıflarımızdan biri işte budur. Bu davaya omuz vermiş bu harekete katkı sunmuş partimizin çınarları ve yaşayan hafızaları olarak gördüğümüz her bir yol arkadaşımızın başımızın üstünde yeri vardır" dedi.


Şehit aileleri, gaziler, yaşlı ve engelli vatandaşlar ile Sosyal Politikalar Başkanlığı aracılığıyla iftar ve sahurlarda bir araya geldiklerini aktaran Başkan Erdoğan, Kadın ve Gençlik Kolları aracılığıyla üniversitelerde gerçekleştirilen iftarlarla yaklaşık 500 bin genç ile Ramazan sevincini yaşadıklarını kaydetti.


"Belediyelerimiz 10 milyon insanımızın kalbine dokundu"


‘İftara Beş Kala’ geleneğiyle 1 milyon 170 bin kumanyayı iftara yetişemeyenlere ulaştırdıklarını belirten Erdoğan, "Sivil toplum kuruluşlarımızla bir araya gelerek istişare ettik. 86 milyonun birlik ve beraberliğini güçlendirirken, AK Parti olarak imar ve ihya sürecindeki komşumuz Suriye’yi de elbette unutmadık. Belediyelerimizin ve teşkilatlarımızın kurduğu iftar sofralarında 250 bin Suriyeli kardeşimizin oruçlarını açmasına vesile olduk. Belediyelerimiz; yardım kolileri, alışveriş kartları, iftar programları, maddi destekler ve diğer çalışmalarıyla 10 milyon insanımızın kalbine dokundu. Sadece ‘Gönül Sofraları’ programıyla bir milyonu aşkın haneye gittik. Ramazan-ı Şerif’te Avrupa başta olmak üzere gurbeti sılaya çevirmiş vatandaşlarımızı da ihmal etmedik. Düzenlediğimiz çeşitli programlarla onların da bu mübarek ayın manevi ikliminden istifade etmesini sağladık" diye konuştu.


"Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor"


İsrail’in kışkırtmaları sonucu 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlatılan savaşın bölgeyi kan ve barut kokusuna boğmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hiçbir günahı olmayan, hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklar okullarında ders dinlerken füzelerin ve bombaların hedefi oluyor. Bölgemiz son asrın en sancılı, en meşakkatli günlerini yaşıyor. Gözünü nefret ve kin bürümüş soykırım şebekesi güya dini argümanların arkasına sığınarak coğrafyamızı büyük bir felakete doğru sürüklüyor. Nerede olursa olsun acımasızca öldürülenler bizim kardeşlerimizdir. Son nefeslerini okul sıralarında veren çocuklar bizim yavrularımızdır. Evlat acısıyla yürekleri Kerbela’ya dönen kadınlar bizim annelerimizdir" açıklamasında bulundu.


"Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız"


"Bombaların enkaza çevirdiği şehirler aynı şekilde bizim şehirlerimizdir. Tahrip edilen, yıkılan, talan ve tarumar edilen yerler bizim bölgemizdir" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"İsfahan’da, Tebriz’de, Tahran’da dökülen gözyaşlarının Erbil’de, Amman’da, Bağdat’ta, Beyrut’ta, Sana’da, Doha’da, Riyad’da ve bölgemizin diğer kardeş şehirlerinde dökülenlerden Allah aşkına ne farkı var? Katliam şebekesinin gözünde adımızın Ali, Ömer, Ayşe, Zeynep, Hasan, Hüseyin olmasının ne farkı var? İster İran’da ister körfezde olsun atılan her füzeyle zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz? Bu anlamsız savaş sebebi ile kan kaybeden bölgemizin ekonomisi değil mi? Füzeler, bombalar ve dronlar tarafından tahrip edilen milyarlarca dolarlık altyapı tesisleri bölgedeki kardeşlerimizin kaynakları değil mi? 27 gündür hiçbir ilke değer, norm gözetmeyen saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın Allah aşkına bir farkı var mı? Mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olsa da coğrafyamızın dört bir yanında akan kanlar bizim değil mi? Biz ne kardeşlerimiz ve komşularımız arasında ayrım yaparız ne de kardeşlerimizin acılarına seyirci kalırız."


"Bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları yeniden açmayı doğru bulmuyoruz"


Türkiye’nin ve Türk milletinin iyi günde dost ve kardeş bildiği halkları kötü günde yalnız bırakmayacağına dikkati çeken Erdoğan, "Hele hele bölgemizde kan gövdeyi götürürken bin yıl önceki tartışmaları tekrar gündeme taşımayı, eski defterleri yeniden açmayı, vahdete değil fitneye hizmet edecek gündemlerin peşine takılmayı asla ve asla doğru bulmadığımızı tekraren vurgulamak mecburiyetindeyiz. Sosyal medya platformları üzerinden yürütülen psikolojik harekatlara karşı son derece dikkatliyiz. Kardeş halklar arasında kırgınlıkları derinleştirecek, husumeti büyütecek, Siyonizm’in bölgemizi hedef alan böl, parçala, yönet planlarına lojistik destek verecek her türlü eylemi ve tartışmayı reddediyoruz. Dünyanın en stratejik bölgesinde Türkler, Araplar, Kürtler, Farslar olarak asırlardır bir arada yaşıyoruz. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Ortak coğrafyamızda yüzlerce yıldır acımız, derdimiz, hüznümüz bir oldu. Sevincimiz, heyecanımız, coşkumuz bir oldu. Mazimiz gibi inşallah istikbalimiz de bir olacak, beraber olacak. İçinde bulunduğumuz toz bulutu dağıldıktan sonra komşular ve kardeşler olarak biz yine birbirimizin yüzüne bakacağız. Bomba ve füzelerin ölüm saçan uğultusu inşallah kesildikten sonra biz bu coğrafyada yine birlikte yaşayacağız. Bu gerçeği kimsenin unutmaması gerektiğine inanıyorum" ifadelerine yer verdi.


"Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz"


Başkan Erdoğan, savaş’ın İsrail’in savaşı olmasına rağmen ortaya çıkan ağır faturanın bedelini önce Müslümanların ardından tüm insanlığın ödediğini belirterek, "Netenyahu hükümeti sadece komşumuz İran’ı hedef almıyor. Lübnan’ı işgal planlarını da adım adım hayata geçiriyor. İşgal güçlerinin saldırılarında iki Mart’tan bu yana 1100 Lübnanlı hayatını kaybetmiş, 1 milyon 165 bin kardeşimiz yerinden, yurdundan edinmiştir. İsrail, Suriye’yi de rahat bırakmıyor. Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal eden mütecaviz eylemlerine ısrarla devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 27 gündür kapalı tutuyor. İsrail’in kapısına kilit vurduğu Mescid-i Aksa’da 1967’den


bu yana ilk kez bayram namazı eda edilmedi. Bu kural tanımazlık, bu haydutluk her şeyden önce iki milyar Müslüman’ın inancına yapılmış küstah bir saldırıdır. Hangi bahaneyle olursa olsun Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkı gasp edilemez, engellenemez, yasaklanamaz" şeklinde konuştu.


"Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır"


"İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi asli vazifemizdir"


Mescid-i Aksa’ysa sahip çıkmanın insanlığın gereği olduğunu aktaran Erdoğan, "Bu gerçeği Kudüs şairi rahmetli Nuri Pakdil; ‘Vicdan aklını koruyabilen her insanın sadece Filistin’de değil bütün İslam coğrafyasında işlenen cürümlere karşı hiçbir şey yapamıyorsa en azından bir tavır alması, bunları içinden yargılayarak mahkum etmesi çağdaş insan olmanın gereğidir’ diye anlatıyor. Şimdi tutsak El-Aksa bütün Müslümanların inançlarını yıkmayı amaçlayan bir inanç cinayetinin suçsuz kurbanı olarak Müslümanların kalplerinde sayfaları yırtılmış kitap gibi duruyor. Tutsak Kudüs’e borcumuz Kudüs’ü savunmaktır, özgürlüğüne kavuşturmaktır. Kudüs’ü savunmak, gerçek bağımsızlığı savunmaktır. Ben de bugün diyorum ki Kudüs’ü Şerif-i ve Mescid-i Aksa’yı savunmak insanlığı savunmaktır. Güncel gelişmelerden bağımsız olarak İslam dünyasının Mescid-i Aksa’yı hedef alan devlet terörüne itiraz etmesi sesini yükseltmesi olabilecek en güçlü tepkiyi vermesi asli vazifemizdir. Türkiye bu noktada üzerine düşenleri yapmayı sürdürecektir. Kudüs’e sahip çıkmaya inşallah devam edeceğiz" diye konuştu.


"Barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız"


Türkiye’nin bölgenin her karışında barışın, adaletin ve istikrarın tesisinden yana olduğunu dile getiren Erdoğan, "Evrensel insani değerlerin, farklı kültürlerin, farklı kökenlerin, farklı inanç mensuplarının bir arada yaşama iradesinin en güçlü savunucusuyuz. Fakat her hukuksuzluğun, her türlü haydutluğun ve zorbalığın da kimden gelirse gelsin sonuna kadar karşısındayız. Şunu herkes bilsin ki devlet olarak etrafımızı saran nefret söylemlerine savaş çığırtkanlıklarına ve çatışma iklimine asla teslim olmayacağız. Tarihin ve vicdanın doğru tarafında durmanın haklı özgüveniyle hareket edecek aklıselimimizi ve soğukkanlılığımızı asla kaybetmeyeceğiz. Herkes için barış, herkes için istikrar, herkes için huzur eksenine oturttuğumuz barışçıl dış politikamızdan geri adım atmayacağız" dedi.


"Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında milletimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının gayet farkındadır"


"Ana muhalefet partisinin karikatür Genel Başkanı dışında aziz milletimiz ve bölgedeki tüm kardeşlerimiz Türkiye’nin ne yapmaya çalıştığının, neyin mücadelesini verdiğinin gayet farkındadır" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:


"Türkiye doğru yoldadır, doğru yerdedir. Doğru bir politika izlemektedir. Hem kardeş İran halkı hem kardeş körfez ülkeleri hem de tüm dünya bunun bilincindedir. Her zeminde de Türkiye’nin tavrından övgüyle bahsediyorlar. Partimize ve ittifakımıza oy versin veya vermesin; milletimiz de bu fırtınalı dönemde Türkiye’nin kaptan köşkünde bizim olmamızdan dolayı Allah’a hamd ediyor, ‘iyi ki Türkiye’yi AK Parti yönetiyor’ diyorlar. Milletimizin bu güvenini inşallah boşa çıkarmayacağız. Türkiye Partisi olmayı bir türlü beceremeyen CHP’nin bizi çekmek istediği tuzaklara düşmeyeceğiz. CHP aktörlerce körüklenen savaş çığırtkanlıklarına kulak asmayacağız. Gelinen noktada ana muhalefetin başındaki zatın aklı ile dili arasındaki bağ kopmuş, söylemlerinde tutarlılık kalmamış siyasi itibarı tamamen sıfırlanmıştır. Vesayet altında olduğu kamuoyunca bilinen bir şahsın Türkiye’nin dik ve dirayetli duruşuna dil uzatması ise kara mizah örneğidir. Ufku ve vizyonu dar olanların bizi anlamasını zaten beklemiyoruz. Dikkat ederseniz CHP Genel Başkanı’nı artık kendi seçmeni bile kale almıyor. Türk dış politikasına getirdiği eleştirilere en başta CHP’li vatandaşlarımız gülüp geçiyor. Ona buna sataşarak siyasette itibar devşirmeye çalışan bu zavallıyı biz bir kez daha kendi hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz."


"Önceliğimiz savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden halkımızı korumaktır"


Önceliklerinin savaşın olumsuz ekonomik etkilerinden Türk halkını korumak olduğunu bildiren Erdoğan, "Belirsizliğin ve tedirginliğin küresel düzeyde tırmandığı mevcut şartlarda piyasalarda dalgalanmaların yaşanmasını doğal karşılıyoruz. Dönemsel sıkıntılarımız olabilir. Geçici olarak bazı zorluklarla karşılaşabiliriz. Dönemsel ya da küresel şoklar sebebiyle ortaya çıkan durumlar Allah’ın izniyle bizi hedeflerimizden alıkoymayacaktır. Hedeflerimize bağlıyız. İnşallah eninde sonunda menzile vasıl olacağız. Türkiye ekonomisi hamdolsun bu güce, bu kapasiteye ve dayanıklılığa fazlasıyla sahiptir. 23 yıl boyunca karşılaştığı onca engele, bölgesinde yıllardır eksik olmayan krizlere ve çatışmalara, içeride FETÖ’den belediyeleri haraca ve rüşvete bağlayan suç örgütlerine kadar nice kifayetsiz muhteristen yediği darbelere rağmen yıkılmayan, sendelemeyen tam tersine kaya gibi sağlam duran bir Türkiye gerçeği var. Kimse bu Türkiye’ye diz çöktüremeyecek. Göreceksiniz, inşallah kazanan Türkiye olacak. Kazanan 86 milyon mensubuyla Türk milleti olacak. Kazanan kardeşlik, barış, adalet, barışı savunanlar olacak. Kazanan AK Parti ve Cumhur İttifakı gibi zor zamanda yine tarihin doğru tarafında akıl, izan ve vicdanın safında yer alanlar olacak. Hem ülkemiz içinde hem de bölgemizde dengeli, mutedil ve makul siyaset çizgisinden ayrılmayacağız" açıklamasında bulundu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velilerinden tepki Ankara’nın Çankaya ilçesinde devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri, karara tepki gösterdi. Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından devir kararı verilen Mimar Kemal Ortaokulu öğrenci ve velileri karara itiraz ederek, tepki gösterdi. Sabah saatlerinde herhangi bir ön bilgilendirme yapılmaksızın İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin okula gelerek, "Bu okul kapandı, artık burası bizim" dediği iddia edildi. Yetkililerin çocukların kullanmakta olduğu bilişim sınıfına kendi eşyalarını yerleştirdiği ve bu nedenle 5/A, 5/B, 5/C sınıflarındaki öğrencilerin derslerini işleyemediği öne sürüldü. "Bu karar bid asırlık eğitim kültürünün ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır" Mimar Kemal Ortaokulu’nun bir eğitim kurumu olmaktan çıkarılmak ve hizmet binasına dönüştürülmek istendiğini belirten bir veli, "Bu karar sadece bir okulun kapatılması değildir. Bu karar 1 asırlık eğitim kültürünün, hafızanın ve çocukların geleceğinin yok sayılmasıdır. Saraçoğlu Projesi kapsamında binasını kaybeden Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çözümü bir okulu kapatmakta bulması kabul edilemez. Üstelik bu girişim ilk değildir. Haziran 2023’te de benzer bir niyetle okulumuz, öğrencilerimizin elinden alınmak istenmiş bugün ise aynı yaklaşım yeniden gündemi getirilmiştir. Kamuoyunda ve veliler arasında oluşturulan güçlü kanaat şudur ki, Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Kızılay’da hizmet verme ısrarı ve personelinin bu bölgede çalışma isteği bu kararın arkasındaki temel nedenlerden biri olarak görülmektedir. Eğitim gibi hayati bir konuda idari konforun çocukların eğitim hakkının önüne geçmesi kabul edilemez. Son yıllarda bu kararın zemini bilinçli bir şekilde hazırlanmıştır. Sınıf mevcutları yapay olarak artırılmış, sınıflar boşaltılarak okul mevcudu az algısı oluşturulmuş, anasınıfı kapatılmış, bilişim sınıfı kaldırılmış, özel eğitim sınıfı bodrum katına taşınmış, okulun bakım ve iyileştirme çalışmaları bilinçli bir şekilde ihmal edilmiştir" diye konuştu. "Devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" Kapatma gerekçesinin Kızılay bölgesinin öğrenciler için uygun olmadığı iddiası olduğunu kaydeden veli, "Burası Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinin merkezi, en güvenli noktalarından biridir. Okulumuz bakanlıklara, resmi kurumlara ve güvenlik noktalarına birkaç yüz metre mesafededir. Yüzlerce özel okul ve eğitim kurumu aynı bölgede faaliyet göstermeye devam ederken, devlet okulunun güvenlik gerekçesiyle kapatılması inandırıcı değildir" ifadelerini kullandı.
Adana TZOB Genel Başkanı Bayraktar: "Üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor" Türkiye Ziraat Odalar Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Adana’da 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Afetten zarar gören çiftçilerimiz için bir destek bekliyoruz" dedi. TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Adana’da 18-22 Mart tarihleri arasında etkili olan sağanak yağışta sular altında kalan tarım arazilerinde incelemelerde bulundu. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan ile birlikte Yüreğir ilçesinde zarar gören arazileri gezen Bayraktar, daha sonra basın mensuplarına açıklama yaptı. Bayraktar, "Birkaç yıldan beri doğal afetler tarım sektörüne önemli ölçüde zarar veriyor. Biliyorsunuz geçen yıl büyük afetler yaşadık, 65 ilimiz don felaketi ile karşı karşıya kaldı. Üreticilerimiz ve ürünlerimiz büyük ölçüde zarar gördü. Onun arkasından gelen kuraklık afeti de yine birçok bölgede, birçok ilimizde üreticimizi olumsuz etkiledi. 2026 yılına afetler açısından daha olumlu başlamak isterdik. Ama 2026 yılı geldi, afetler yine artarak devam ediyor. Belli ki bu yıl da yine afetlerle uğraşacağız. Üreticilerimiz bölgedeki savaşlar nedeniyle artan üretim maliyetleriyle boğuşuyor. Girdi maliyetlerimiz arttı, gübre ve mazot olmak üzere bütün girdilerimizde artış var. Üreticilerimiz her türlü doğal afete maruz kalarak üretim yapmaya çalışıyor. Bu da üreticimize çok ciddi bir maliyet" ifadelerini kullandı. "36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan zarar gördü" 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alanın zarar gördüğünü vurgulayan Bayraktar, "Adana’da 18-22 Mart tarihlerinde etkisini gösteren kuvvetli sağanak yağış sonucu bazı ilçelerimizde tarım alanlarında su baskınları yaşandı. Yumurtalık ilçesinde 7 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 900 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı ve zarar gördü. Yüreğir ilçemizde 15 mahallede sel felaketi etkili oldu. Yaklaşık 5 bin 500 dekar mısır alanı, bin 800 dekar buğday alanı, 200 dekar hasat edilmemiş portakal, 300 dekar hasat edilmemiş mandalina olmak üzere 7 bin 800 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Karataş ilçemizde 26 mahallede sel etkili oldu. 14 bin 356 dekar mısır alanı, 5 bin dekar buğday alanı, 2 bin 715 karpuz, 300 dekar sebze, 500 dekar hasat edilmemiş narenciye olmak üzere 22 bin 865 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı. Yağışlar üç ilçede 48 mahallede etkili oldu. Mısır, buğday, arpa, narenciye, yem bitkisi, karpuz ve sebze olmak üzere toplam 36 bin 566 dekar ekili ve dikili alan su altında kaldı" diye konuştu. "Çukurova’dan Türkiye’nin bütün vilayetlerine ürünler gidiyor" Çiftçilere nakdi yardım yapılması gerektiğini dile getiren Bayraktar, "Tarsim kapsamında olan üreticilerimiz bir miktar zararlarını tazmin edecekler. Ama Tarsim kapsamında olmayan üreticilerimize muhakkak nakdi yardım yapılması gerekiyor. Burada önemli olan şu; çiftçilerimize sahip çıkmak zorundayız. Doğal afetler sonucunda çiftçilerimizin bazı ihtiyaçlarını karşılayamazsak, bunlara nakit yardımı yapmazsak, bu üreticilerimizin tarlada kalması için gerekli fedakarlığı göstermediğimizde bu bölgeler göç veriyor. İnsanlarımız bu bölgede belki tekrar göç edecekler. Çukurova bölgesi önemli bir bölge. Sadece bu bölgenin ürettikleriyle bu bölgenin gıda güvenliğini sağlamıyor. Türkiye’nin bütün vilayetlerine buradan ürünlerimiz gidiyor. Türkiye’nin gıda güvenliğinin sağlanmasına bu bölge çok büyük katkıda bulunuyor. Bu bölgede üretimin sürdürebilir olması için gayret içinde olmamız önemli. Afetten zarar gören çiftçilerimize bir destek bekliyoruz" diye konuştu.
Çorum Çorum’da Puduhepa anısına görsel eserler sanatseverlerin beğenisine sunuldu Çorum’da bu yıl 3’üncüsü düzenlenen Puduhepa Kadın Kültür Festivali kapsamında Hitit İmparatorluğu’nun güçlü kadın figürlerinden Puduhepa anısına hazırlanan görsel sanatlar sergisi sanatseverlerle buluştu. Çorum’da Hitit İmparatorluğu’nun güçlü kadın figürlerinden Puduhepa’nın adı verilen Kadın Kültür Festivali’nin bu yıl 3’üncüsü düzenleniyor. Festivalde tarihi Veli Paşa Hanı önünde 34 sanatçının görsel eserleri katılımcılara sunuldu. Program, Hitit dönemini yansıtan kostümler giyen figüranların geçişi ve açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdelesi kesilen sergi ziyarete açıldı. Etkinliğe katılanlar, tarihi hanın atmosferi eşliğinde eserleri tek tek inceleme fırsatı buldu. Program, eserleri oluşturan sanatkarlara protokol üyeleri tarafından teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle sona erdi. "Sanatçılarımızın kıymetli eserlerini bugün kent meydanında halkımızla buluşturduk" Serginin açılışında konuşan Çorum Belediye Başkan Yardımcısı İsmail Yağbat, "34 sanatçımızın birbirinden kıymetli eserlerinden oluşan çok değerli bir etkinlik gerçekleştiriyoruz. Çorum’daki kadın ve erkek değerli sanatçılarımızın katılımıyla oluşturulan bu organizasyonla bugüne kadar birçok etkinliğe birlikte imza attık. Bu etkinlik de onlardan biri. Sanatçılarımızın kıymetli eserlerini bugün kent meydanında halkımızla buluşturduk" dedi.
Bartın Bartın’da geçen yıl yanan ormana 400 fidan dikildi Bartın’da geçtiğimiz yaz çıkan orman yangınında kül olan yaklaşık 3 hektarlık alana 400 fidan dikildi. Bartın’ın Kayadibi Çavuş köyünde geçtiğimiz yıl ağustos ayında çıkan orman yangınında kül olan 3 hektarlık alanda fidan dikim programı düzenlendi. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü nedeniyle gerçekleşen fidan dikimine Bartın Valisi Nurtaç Arslan, Zonguldak Orman Bölge Müdürü Hasan Keskin, Bartın Orman İşletme Müdürü Temel Nadir, il protokolü, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Ormanların önemine dikkat çeken Bölge Müdürü Hasan Keskin, "Yanan orman alanlarını kaderine terk etmedik, etmiyoruz. Aynı yıl içerisinde yeniden ağaçlandırıyoruz. Yanan alanlara bir kayıp olarak değil, yeniden yeşerteceğimiz bir emanet, yeniden ayağa kaldıracağımız bir vatan parçası olarak bakıyoruz. Bu alanda geçen yıl yaşanan yangın afetinde zarar görmüştü. Yaptığımız çalışmalarla 3,5 hektarlık alanda 3 bin 500 fidan dikimi gerçekleştireceğiz. Bugün ise 200 adet defne, 200 adet kızılcık olmak üzere toplam 400 fidanı toprakla buluşturuyoruz’’ dedi. Vali Arslan ise, "Son yıllarda küresel ısınmayla beraber travma sonucu maalesef, ki bunu çok fazla yaşadık, ciğerlerimiz yandı. Çok fazla orman yangınlarıyla karşı karşıya kaldık. Bizim bilinçli ve sorumlu bir şekilde davranmamız, gelecek nesillere sağlıklı bir çevre miras bırakmak için bizlere önemli görevler düşmektedir. Fidan dikimi gerçekleştireceğimiz bu alanda da maalesef geçen yıl bir orman yangını meydana gelmişti. Temennimiz, beklentimiz tüm vatandaşlarımızdan duyarlı olmalarıdır. Hepimizin bilinçle ormanlarımıza sahip çıkmamız gerekmektedir. Bizim sadece devlet olarak aldığımız önlemler yeterli değil. Hepimizin ormanlara sahip çıkması gerekiyor" diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından fidan dikimi gerçekleştirilerek, can suyu verildi. Program, protokol ve öğrencilere yapılan ikramın ardından sona erdi.