GÜNDEM - 10 Şubat 2026 Salı 15:54

Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"

A
A
A
Bakan Güler: "YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"

Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 11’inci Hudut Tugay Komutanlığında görevli personele hitap ederek hudut güvenliğinin Türkiye’nin bekası açısından öncelikli görev olduğunu vurguladı. Güler, Suriye’de terör örgütlerinin entegrasyona mecbur kaldığını belirterek YPG-SDG’nin mutabakatlara eksiksiz uyması gerektiğini söyledi.


Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Kilis’te 6’ncı Kolordu Komutanlığına bağlı 11’inci Hudut Tugay Komutanlığını ziyaret ederek görevli personele hitap etti. Küresel güvenlik ortamının giderek karmaşıklaştığı bir dönemden geçildiğini belirten Bakan Güler, özellikle Türkiye’nin güneyinde kritik gelişmeler yaşandığını dile getirerek "İçinde bulunduğumuz hassas süreçte ülkemizin bekası, asil milletimizin huzuru ve sınırlarımızın güvenliğinin sağlanması hepimizin öncelikli görevidir. Bu bilinçle Türk Silahlı Kuvvetlerimiz karada, denizde ve havada icra ettiği tüm faaliyetlerde hak ve menfaatlerimizi en güçlü şekilde korumak için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. Bu bütüncül güvenlik anlayışımızın sınır hattındaki temsilcileri de sizlersiniz. Nitekim 11’inci Hudut Tugay Komutanlığımız kritik önemdeki Kilis ve Gaziantep hudutlarımızın korunması, yasa dışı geçişlerin ve terörist sızmaların önlenmesi hususunda büyük bir özveriyle görev yapmıştır ve yapmaya da devam etmektedir. Unutmayınız ki sizler, üstlendiğiniz hudut görevi ile asil milletimizin huzur içinde olmasına büyük katkılar sağlamaktasınız" ifadelerini kullandı.


Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü dönemde hudut hattının ciddi tehditlerle karşı karşıya kaldığını anımsatan Güler, "Tehditleri bertaraf etmek için şanlı ordumuz sınır ötesi operasyonlarını emsalsiz bir kahramanlıkla icra ederek tesis ettiği güvenli bölgeler sayesinde hudutlarımızın emniyetini ileriden sağlamış, bu sayede Kilis dâhil sınır şehirlerimiz huzur ve istikrara kavuşmuştur. Geldiğimiz bu noktada terör örgütünün hareket kabiliyeti büyük ölçüde sınırlandırılmıştır. Devletimiz de terörle mücadelede kaydedilen bu önemli aşamayı dikkate alarak millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirmek ve terörü tamamıyla sona erdirmek için Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini başlatmıştır" şeklinde konuştu.


Örgütün mutabakatlara uymadığını söyleyen Güler, "Suriye Ordusu icra ettiği başarılı operasyonlarla geniş bir alanı örgüt unsurlarından temizlemiş, böylelikle örgüt ateşkes istemeye ve entegrasyonu kabul etmeye mecbur kalmıştır" dedi.


"YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur"


Suriye yönetimiyle yakın koordinasyon içinde çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Güler, şu ifadelere yer verdi:


"YPG-SDG’nin 10 Mart ve 18 Ocak Mutabakatları’nın gereklerine koşulsuz ve eksiksiz olarak uyması bir zorunluluktur. Buna yönelik çalışmaların başlamasını memnuniyetle karşılıyor, entegrasyon sürecinin Suriye’nin siyasi birliği ile tek ordu esaslarını güçlendirecek şekilde uygulanmasını bekliyoruz. Suriye Yönetimi’yle bu konuda yakın bir koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Bu süreçte elbette sınır hattında görev yapan siz kıymetli silah arkadaşlarımın üstlendiği caydırıcılık rolü de son derece kritiktir. Her türlü senaryoya karşı sergilediğiniz teyakkuz ve sorumluluğunuza tevdi edilen görevleri hassasiyetle yerine getirmeniz hak ve menfaatlerimizin kararlılıkla korunmasının açık bir göstergesi olmuştur. Bundan sonra da ülkemizin güvenliğini tehdit edecek en küçük riske dahi fırsat tanımayacak sahadaki tüm gelişmeleri dikkatle izleyerek Suriye yönetimine destek olmaya devam edeceğiz. Zira Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile tek devlet, tek orduya dayalı idare ve güvenlik yapısının tesis edilmesi, sınırlarımızın kalıcı emniyeti açısından vazgeçilmezdir."


Konuşmasında Gazze’ye de değinen Güler, Türkiye’nin kalıcı ateşkesin sağlanması ve yeniden imar sürecinin başlatılması için aktif rol üstlendiğini belirtti.


Gazze Deklarasyonu’na imzacı taraflardan biri olduklarını hatırlatan Güler, Barış Kurulunda Türkiye’nin kurucu üye olarak yer almasının ülkenin katkısının somut göstergesi olduğunu söyledi.


Bulunulan coğrafyada gevşemeye ve rahatlığa yer olmadığını vurgulayan Güler, hudutlarda görev yapan personelin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da görevlerini büyük bir özveriyle yerine getireceğine inandığını söyledi.


Güler, sabır ve disiplinin vazgeçilmez iki temel ilke olduğunu belirterek elde edilen başarıların korunması ve ileriye taşınmasının önemine dikkati çekti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Trabzon’da Ukraynalı şüphelinin kaza sonrası kaçışı uyuşturucu operasyonuna dönüştü Trabzon’un Arsin ilçesinde meydana gelen trafik kazası uyuşturucu operasyonuna dönüştü. Kazanın ardından kaçan yabancı uyruklu sürücünün izini süren jandarma ekipleri, ormanlık alanda bırakılan çanta içinde 11 kilo 133 gram metamfetamin ele geçirirken, firari yakalanarak tutuklandı. Trabzon’un Arsin ilçesinde önceki gün Ukrayna plakalı bir aracın karıştığı trafik kazasının ardından sürücünün olay yerinden kaçması, jandarma ekiplerini alarma geçirdi. Arsin İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından yapılan araştırmada sürücünün Ukrayna uyruklu V.S. (23) olduğu belirlendi. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı doğrultusunda bölgede geniş kapsamlı çalışma başlatan jandarma ekipleri şüpheli V.S.’nin sırtında bir çantayla Yolüstü Mahallesi’ndeki ormanlık alana doğru kaçtığını tespit etti. Olay yerine intikal eden ekipler, şüphelinin bir şantiye alanına bıraktığı çantayı buldu. Yapılan kontrolde çanta içerisinde 11 paket halinde toplam 11 bin 133 gram metamfetamin ile türevi uyuşturucu maddeler ele geçirildi. Firari şüpheli Arsin ilçesi Güneyce Mahallesi’nde jandarma ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesinin ardından Trabzon Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen V.S., "Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma ve Sağlama" suçundan tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Şanlıurfa Şanlıurfa’da elektriğin yarısının kaçak kullanıldığı iddiası Dicle Elektrik’in 2025 yılı verilerine göre, Şanlıurfa’da tüketilen elektriğin yaklaşık yarısı kaçak yollarla kullanıldı. Kaçak tüketimin büyük bölümü, ekimine izin verilmemesine rağmen yetiştirilen mısırın sulamasından kaynaklandı. Sulamada kimi yerlerde 850-900 metrelerden kaçak elektrik kullanılan motopomplarla çekilen su nedeniyle ekonomik olarak 15 milyar TL’lik kayıp oluştu. Şanlıurfa’da gerçekleşen 5 milyar kilovatsaatlik kaçak kullanım, 13 ilin toplam 1 yıllık elektrik tüketimine denk geliyor. Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde hizmet veren Dicle Elektrik, Şanlıurfa’daki kaçak elektrik kullanımıyla ilgili dikkat çeken veriler paylaştı. 2025 yılında kentte toplam 9 milyar 850 milyon kilovatsaat (kWh) elektrik tüketildi. Bu tüketimin yaklaşık 5 milyar kWh’lik kısmı kaçak yollarla gerçekleştirildi. Böylece kentte tüketilen elektriğin yaklaşık yarısının kayıt dışı olduğu ortaya çıktı. Kaçak elektrik kullanımının en önemli nedenlerinin başında tarımsal sulama geliyor. Özellikle bölgede ekilmesi yasak olan mısırın yetiştirilmesinde kullanılan suyun yer altından motopomplarla çekilmesi ve bu cihazların elektrik ihtiyacının da kaçak yollardan karşılanmasını ekonomik olarak da büyük zarara yol açıyor. Sadece bir yılda Şanlıurfa’da kullanılan kaçak elektrik, Türkiye ekonomisini milyarlarca Türk Lirası kayba uğratırken; aralarında Bayburt, Ardahan, Tunceli, Iğdır, Gümüşhane, Kilis, Sinop, Hakkari, Artvin, Bartın, Çankırı, Bitlis ve Muş’un bulunduğu 13 ilin toplam 1 yıllık elektrik tüketimine eşit geliyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, "Yasağa rağmen ikinci ürün olarak mısır ekimi sürüyor. Bu ürünün yetiştirilmesi bir yandan enerji arzını tehlikeye atarken diğer yandan da yer altı sularının hızlı bir şekilde tükenmesine yol açıyor. Sadece 2025 yılında Şanlıurfa’da çoğunluğu tarımsal sulamada kullanılan kaçak elektriğin ekonomik karşılığı 15 milyar TL’yi buldu. Bu kaynakla her yıl iki şehir hastanesi yapılabilir, yüzlerce okul inşa edilebilir ya da büyük ölçekli altyapı projeleri hayata geçirilebilirdi. Ekonomik boyutunun yanı sıra kaçak kullanım nedeniyle sistemde ani yüklenmeler yaşanıyor. Bu da arızalara, kesintilere ve sürdürülebilir enerjide aksamalara yol açıyor. Hem bölgesel hem de ulusal ölçekte ekonomik ve çevresel dengeyi korumak için mutlaka bu tablonun önüne geçilmesi gerekiyor" dedi. Dicle Elektrik, kırsal alanlarda başlattığı yeni şebeke güçlendirme ve modernizasyon projeleriyle hem kayıtlı kullanım oranını artırmayı hem de enerji kalitesini iyileştirmeyi planlıyor.