POLİTİKA - 09 Nisan 2026 Perşembe 19:56

Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı"

A
A
A
Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler" dedi.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, ABD ve İran arasında gerçekleşen ateşkes ve İsrail’in Lübnan’ın saldırıları hakkında konuştu.


"Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz"


Görüşmede bölgedeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını söyleyen Fidan, "Malumunuz, bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm hâlinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz" ifadelerini kullandı.


"İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir"


Bölgenin, 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Fidan, "Küresel ölçekte ciddi etkiler oluşturan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir. Ayrıca İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu.


"Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır"


Bölgede kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birinin de Suriye’nin istikrarı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarda Suriye’nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız birdir; mutluluğumuz ortaktır. Güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklıselimin gereğidir" dedi.


"İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır"


Bölgedeki barışın önünde en büyük engelin İsrail olduğuna vurgu yapan Bakan Fidan, "Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur; İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail’in Lübnan’daki işgalini sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı.


Antalya Diplomasi Forumu’na Cumhurbaşkanı Şara’nın da katılacağını duyuran Dışişleri Bakanı Fidan memnuniyet duyduklarını da ifadelerine ekledi.


"Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır"


ABD ve İran arasındaki ateşkese ve savaşın bitmesi için gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere dair de konuşan Bakan Fidan, "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olması, aslında çok uzun tartışmalardan sonra, savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus olmuştur. Biliyorsunuz, iki görüş vardı: ‘İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım, sonra ateşkes olsun’ ve ‘Önce ateşkes olsun, sonra anlaşmaya varalım’ görüşleri. Sonra ortada birleşildi. Denildi ki, ‘Ön çerçevede mutabık kalalım ve tartışacağımız konuları, ateşkesle beraber hayata geçirelim’ şeklinde bir orta yol bulundu. Bunun için de cumartesi günü görüşmeler başlayacak. Burada Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz gerek onlar sürekli sahnedeydi. ‘Nasıl açarız, nasıl daha iyi çözümler getiririz, her iki tarafı da dengeli tutabilecek, sürecin içinde tutabilecek ne yapabiliriz?’ hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç dört hafta, sürekli yoğun diplomasi ve bir akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu. Ama daha olayların çok başındayız" ifadelerine yer verdi.


"İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı"


Ateşkes ve gerçekleşecek barış görüşmelerinin sabote edilememesi gerektiğini söyleyen Fidan şöyle devam etti:


"Biliyorsunuz, dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler. Şunu hatırlatmak isterim, tartışılacak olan konular çok zor başlıklar. Bunların bir kısmı daha önce Amerika ile İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı. Burada bir yere varılmıştı, bir anlayış birliği oluşmuştu. Özellikle nükleer konularda. Ama şu anda orada bile birtakım git-gellerin olduğunu görebiliyoruz. Özellikle zenginleştirme konusunda. Ben burada şu anda bir pozisyon belirtmek istemiyorum ki taraflar bu konuda daha rahat ve esnek hareket edebilsinler. Ama nükleer konu, en fazla tartıştıkları konuydu. O konuda bile görüş farklılıkları olabilir. Onun dışında, daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceğidir. Çünkü Hürmüz Boğazı sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktasıdır. Bunu bütün dünya, son bir aylık savaş sürecinde çok net bir şekilde hissetti ve gördü."


"Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz"


Bölgesel güvenliğin sağlanmasının da önemli olduğunu belirken Bakan Fidan, "Bölge ülkeleri ile İran’ın da bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Türkiye olarak biz, son 1,5-2 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz. Bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkeleri, bir kısmı Körfez’de, bir kısmı Körfez dışında olan ülkeler, İran ile olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışları, buna mukabil İran’ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri, her zaman için bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Biz, bölgesel sahiplenme prensibinden hareketle, tarafların bir araya gelerek, bölgenin evlatları olarak, artık bölgede bulunan ulus devletlerin sınırları belli, bayrakları belli, bulundukları yerler belli olduğu bir düzende, herkesin birbirine saygıyı, egemenliğe saygıyı, toprak bütünlüğüne saygıyı deklare edeceği ve bunun etrafında güvenlik ve kalkınma gibi alanlarda iş birliğini ilerletecek bir mekanizmayı esas görüyoruz. Bunu yapabiliriz ve yapmalıyız. Esasında bu savaş çıkmasaydı, Türkiye bu konuda ileri adımlar atma yönünde ilerliyordu. Çünkü bölgedeki müttefiklerimiz de, ortaklarımız da ve dostlarımız da buna ikna olmuşlardı. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması gerekmektedir" dedi.


Gerçekleştirilecek görüşmeler için iki haftanın yeterli olamayabileceğinden bahseden Fidan, tarafların mutabık kalmasıyla ateşkesin devam edebileceğini ve böylelikle görüşmelerinde devam edeceğini söyledi. Tüm dünyanın ilgisinin bu görüşmede olacağını dile getiren Fidan, ayrıca bu savaşın bitmesi konusunda tüm dünyanın ortak bir fikre sahip olduğunu belirtti.


"Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz"


Filistin meselesiyle ilgili sorulan bir soruya da cevap veren Fidan, "Gazze’de yürüyen görüşmelerle ilgili bu savaşın başından beri biliyorsunuz, bir konuya dikkat çektik. Bu savaş devam ederken ve buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken, lütfen dünya kamuoyu Gazze’de olup bitenden de dikkatini almasın. Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail’in suistimal etme mekanizması devreye giriyor. Biliyorsunuz, Gazze barış planının uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada, belli taraflara düşen yükümlülükler var. Ara bulucular olarak, bunların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze’den sorumlu yüksek temsilci Nikolay Miladinov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz, Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Ondan önce de Türkiye’ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu. Kendileri de bilgilendirme yaptılar. Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas, kendine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi. Ama İsrail’in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler ve bulgular var. Hamas, haklı olarak, ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcıdır. Ondan sonra ikinci aşamaya geçelim yaklaşımı söz konusudur. Bunlar nelerdir? Ağırlıklı olarak birçok konu var. Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların, söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi olmaması gelmektedir. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin sınır kapılarının açık tutulması, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına ilişkin politikanın hala istikrara kavuşmamış olmasıdır. Diğer taraftan, Gazze’lilerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze’ye girip yönetimi devralmamış olması gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular vardır. Şu anda heyetlerimiz Kahire’dedir. İkinci görüşme için tekrar bir araya gelmek üzere çalışmaktadırlar. Heyetler hem ara bulucular kendi aralarında bir araya gelmektedir hem de Hamas ile bir görüşme yapılması, mümkünse planlanmaktadır. Bu da ikinci aşamaya doğru nasıl gidileceğini görmek içindir. Biz diplomasiden, diyalogdan umudumuzu kesmiyoruz. Bütün gücümüzle bu alana asılıyoruz. Bütün ortaklarımızla beraber bu işi koordine ediyoruz. Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz"


"İstikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz"


Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de, toplantının çok zor bir süreçte gerçekleştiğini ifade ederek, "Bölgemizde farklı farklı gelişmeler görüyoruz. Özellikle Suriye’nin ileri ve gelişimi sırasında. Tabii bizim ilişkilerimiz özellikle kazan kazana bağlı bir ilişkilerdir ve stratejik ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor Türkiye ile. Ankara’da güvenilir ve bağlı bir şekilde bir işbirliği ortak bulduk. Biz de böylelikle istikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda kardeş Türkiye ülkesi ile birlikte enerji, ticaret, altyapı gibi alanlarda büyük bir işbirliği içerisindeyiz. Böylelikle bütün tehditleri de bertaraf etmekteyiz" dedi.


"Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya sadık kalacağımızı belirtmek istiyorum"


Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin enerji konusu olduğuna değinen Şeybani, Hazar Denizi ve Akdeniz’deki işbirliğinin artacağını vurguladı. Burada gerçekleştirilecek projenin önemine değinen Şeybani, "Buradaki gerçekleştireceğimiz projeler de her iki ülke için çok büyük bir önem arz etmektedir. Ülkenin müesseselerini yeniden inşa etmek, hızlı bir şekilde ilerlemekte. Ve şunu söylemem gerekir ki ilk parlamentoyu Suriyeliler için Haseke’de başlayacaktır. Böylelikle yakında bu parlamentonun ilk oturumu gerçekleştirilmiş olacağız. Biz de Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya tamamen sadık kalacağımızı buradan bir kez daha belirtmek istiyorum. Böylelikle hem sınırlar, petrol kuyularıyla ilgili tüm anlaşmaları yerine getiriyoruz" diye konuştu.


"Bütün Suriye oluşumlarını tek çatı altında olmasına önem veriyoruz"


Suriye’de tek ülke, tek ordu ve egemenliği inşa edeceklerini vurgulayan Şeybani, "Hem Kürt kardeşlerimize de hem de bütün Suriye oluşumlarının tek çatı altında olmasına önem veriyoruz. Hem güvenlik ve askeri cihazların da birlikte olması bizim için de gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Tabii bizim ulusal çabalarımız da uluslararası çabalarımızla bağlıdır. ABD ve İran arasındaki bu barış gerçekten çok önemlidir. Böylelikle bölgedeki istikrarı destekleyecektir. Sayın basın mensupları, Suriye 14 yıl boyunca çok büyük bir kayıp vermiştir. Ne yazık ki milyonlarca şehitler ve milyonlarca göç verdik. Bundan dolayı büyük bir etki altında kalmıştık. Ancak biz tekrar yeniden ayağa kalkmalıyız. Bu tür durumların bir daha ileride engellenmesi için çabalarımızı sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bölgedeki ülkelerin birbirlerinin egemenliğini koruması gerekiyor" şeklinde konuştu.


İsrail’in bölgede hale genişlediğine dikkati çeken Şeybani, "İsrail bazı bölgeleri halen genişlemekte. Hem havadan hem de karadan saldırılarına ve ihlallerine devam etmektedir. Tabii biz de ABD’nin arabuluculuğuyla güvenlik bir anlaşmayı sağladık. Ancak İsrail’in ne yazık ki gelişimci politikalarıyla bu da baltalanmış oldu. Biz de tekrar ABD’yi ve uluslararası toplumu 1974 anlaşmasına sadık kalmalarını davet ediyoruz. Ve nitekim böylelikle Suriye daha iyi bir şekilde önümüzdeki dönemde ilerleyecektir. Son olarak da Türkiye hükümetine bizleri stratejik bir şekilde destekledikleri için teşekkür ediyoruz. Yeni Suriye her zaman gelişmeye hazır olacaktır, yatırımlara hazır olacaktır" dedi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Erdoğan’dan "Terörsüz Türkiye" sürecinde yasal adım vurgusu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin son gelişmeler ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürecin ne kadar isabetli olduğuna dikkati çekerek, süreçte yasal adımların atılması için zamanın geldiğini de ifade ettiği öğrenildi. AK Parti MKYK toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkez binasında gerçekleştirildi. Toplantıda, ABD-İran arasında sağlanan geçici ateşkes, Terörsüz Türkiye süreci ve hobi bahçeleriyle ilgili mevcut düzenlemenin değerlendirildiği öğrenildi. Edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, küresel enerji ve tedarik zinciri krizi oluşturan ABD, İsrail- İran savaşında geçici ateşkes anlaşmasının önemli olduğuna değinerek, kalıcı barışın sağlanması temennisinde bulunduğu öğrenildi. Ayrıca Erdoğan’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından Türkiye’nin savunma sanayiinde bugüne kadar yaptığı yatırımların ne kadar önemli olduğuna da bir kez daha vurgu yaptığı kaydedildi. MKYK toplantısında terörsüz Türkiye sürecine ilişkin son gelişmelerde ele alındı. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sürecin ne kadar isabetli olduğunu vurguladığı, terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen silineceğini ifade ettiği aktarıldı. Ayrıca Erdoğan’ın terörsüz Türkiye sürecinde yasal adımların atılması için zamanın geldiğini de söylediği bildirildi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan ve hobi bahçeleri ile ilgili yaptırımlar içeren Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik’te yer aldı. Edinilen bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birçok vatandaşı etkileyecek olan yönetmelikle ilgili vatandaşların mağduriyet yaşamaması için ilgili kurum ve kuruluşlara orta yolun bulunması talimatını verdiği bildirildi. MKYK’da sunumlar yapıldı AK Parti Seçim İşleri Başkanlığı ve Teşkilat Başkanlığı tarafından MKYK toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunum yapıldı. Edinilen bilgilere göre, AK Parti Seçim İşleri Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen sunumun ana gündem maddesi belde statüsü kazanan 7 yerleşim yerinde haziran ayında yapılacak olan mahalli idareler seçimi oldu. Yapılan sunumda analiz edilen oy oranları ve adayların belirlenmesine yönelik analizler ele alındı. Teşkilat Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen sunumda ise Ramazan ayında Başkanlık bünyesinde gerçekleştirilen çalışmaların kapsamlı bir şekilde değerlendirildiği kaydedildi. Parti tarafından üyelere yönelik ziyaret çalışmalarının başlatılacağı da öğrenildi. Ayrıca Parti teşkilatlarının daha önce AK Parti’ye üye olan ama üyeliğini iptal eden vatandaşlara yönelik de ziyaret gerçekleştireceği dile getirildi.
Karabük KBÜ, Taşkent Beşeri Bilimler Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı Karabük Üniversitesi (KBÜ) ile Taşkent Beşeri Bilimler Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı. Karabük Üniversitesi’nde gerçekleştirilen görüşmede iki rektör, akademik iş birliklerinin güçlendirilmesi ve ortak projeler üzerine fikir alışverişinde bulundu. Görüşmenin ardından; ortak araştırma projeleri, öğrenci değişimi, uluslararası eğitim programları ve konferansları kapsayan geniş kapsamlı bir protokole imza atıldı. KBÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık, imza töreni sonrası yaptığı değerlendirmede, söz konusu protokolün önemli bir adım olduğunu belirterek Özbekistan ile bilimsel iş birliklerini daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini ifade etti. Rektör Kırışık ayrıca, sosyal ve beşeri bilimler alanında yürütülen projelerle ulusal ve uluslararası düzeyde ortak çalışmaların artırılacağını vurguladı. Türkiye ile Özbekistan’ın köklü bağlara sahip iki dost ülke olduğunu ifade eden Kırışık, yükseköğretim alanındaki iş birliklerinin bu ilişkileri daha da güçlendireceğini kaydetti. Taşkent Beşeri Bilimler Üniversitesi Rektörü Kahramon Sabirov ise Karabük Üniversitesi ile özellikle sosyal ve beşeri bilimler alanında verimli projeler gerçekleştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi. Görüşme, heyetler arası değerlendirmelerin ardından hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Şırnak Şırnak Valisi Ekici: ’’Biz uyumuyoruz, Şırnak huzurla uyuyor" Şırnak’ta düzenlenen Polis Haftası etkinliklerinde konuşan Vali Birol Ekici, ’’Biz uyumuyoruz ama Şırnak huzurla uyuyor’’ dedi. Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci kuruluş yıl dönümü ve 6-10 Nisan Polis Haftası kapsamında Şırnak’ta tören düzenlendi. İl Emniyet Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Birol Ekici ve Emniyet Müdürü Volkan Sazak, kentin güvenlikte geldiği noktayı "tarihi bir başarı" olarak değerlendirdi. Vali Ekici, yıllar içinde büyük değişim yaşayan kentin artık huzur ve güvenin adresi haline geldiğini belirterek, "Belediye başkanımız 1992’den, 2016’dan bahsetti. Ben de 2000 yılından itibaren hep bu şehre gelmiş bir kamu görevlisi olarak huzur içinde, güven içinde 24 saat yaşayan bir şehri oluşturduğumuz için bütün çalışma arkadaşlarıma, polis arkadaşlarıma, kahramanlara şükranlarımı arz ediyorum" diye konuştu. Şırnak’ın Türkiye genelinde en az suç işlenen 10 il arasında yer aldığını vurgulayan Vali Ekici, bu başarının tesadüf olmadığını söyledi. Kentin İpek Yolu üzerinde bulunması nedeniyle özellikle dış kaynaklı organize suçlarla yoğun mücadele edildiğini kaydeden Vali Ekici, "Hemşehrilerimize de buradan teşekkür ediyorum. Bugün şehrimiz suç ve suçluluk oranında ilk en az suç işlenen 10 şehirden birisidir. Biz İpek Yolu’nun üzerinde olduğumuz için Türkiye’nin en çok uyuşturucu miktarını yakaladığımız oldu. Onun için de polis kardeşlerime, arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Vatandaşların güvenlik güçleriyle kurduğu güçlü bağa da dikkat çeken Vali Ekici, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ayda yaklaşık 46 bin çağrı yapıldığını aktararak, ’’112’yi 46 bin kere arayarak kendilerine yardım etmemiz için bize fırsat oluşturuyorlar. Ben bunun için Şırnaklı hemşehrilerime hassaten teşekkür ediyorum. Kamu düzen ve güvenini, hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi bu şehirde geliştiren, her hareketiyle, yolda yürüyüşüyle, vatandaşlarımızla temasıyla ve görev anlayışıyla bu anlayışı geliştiren başta emniyet müdürümüz olmak üzere her derecedeki, her rütbedeki polis arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" dedi. "Biz uyumayacağız ki vatandaşımız huzurla uyusun" diyen Vali Ekici, polis, jandarma ve askerin omuz omuza verdiği mücadelenin kenti bugünlere taşıdığını ifade ederek, "Bu şehri hep birlikte gülistan haline getireceğiz. 24 saat uyumayacağız vatandaşlarımız rahat uyusun diye. 24 saat görevimizin başında olacağız vatandaşlarımız istediği saatte istediği yere gidebilsin diye. Biz birlikte çalışıyoruz; vatandaşımız, güvenlik görevlilerimiz ve memurlarımızla birlikte; tacirlerimizle, esnafımızla birlikte çalışıyoruz. Ve birlikte çalışarak bu güzel Şırnak’ı birlikte inşa ediyoruz" diye konuştu. Şırnak İl Emniyet Müdürü Volkan Sazak ise, Türk Polis Teşkilatı’nın 181 yıllık şanlı geçmişine vurgu yaparak, teşkilatın milletin huzuru için gece gündüz görev başında olduğunu söyledi. Şırnak genelinde 4 bin 780 personelle görev yaptıklarını belirten Sazak, "Sahadaki güçlü polis varlığımız sayesinde vatandaşlarımız devletin güven veren yüzünü her an hissetmektedir. Kamu düzenine olan güven, her geçen gün daha da artmaktadır" şeklinde konuştu. Türk polisinin "kanun ordusu" olduğunu ifade eden Sazak, görevlerini hukukun üstünlüğü çerçevesinde sürdürdüklerini belirtti. AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, törene katılamadığını belirterek, Türk Polis Teşkilatı’nın 181’inci yıldönümünü kutladı. Şırnak Belediye Başkanı Mehmet Yarka da törende yaptığı konuşmada polis teşkilatının gününü kutladı. Tören sonrası Polis Evi’nde düzenlenen resepsiyonda, 2025’te başarılı olan polis memurlarına teşekkür belgesi verildi. Vali Birol Ekici, polis memuru ve şehit yakınları ile birlikte pasta kesti.
Mersin Anamur’da hacı adaylarına Kabe maketiyle uygulamalı eğitim Mersin’in Anamur ilçesinde 2026 yılı hac organizasyonu kapsamında düzenlenen eğitim seminerleri tamamlandı. Diyanet İşleri Başkanlığı koordinasyonunda Anamur İlçe Müftülüğü tarafından gerçekleştirilen programda, hacı adaylarına Kabe maketi eşliğinde uygulamalı eğitim verildi. Mus’ab Bin Umeyr Erkek Kur’an Kursunda iki gün süren eğitim programında, hac ibadetinin tüm aşamaları detaylı şekilde anlatıldı. İlçe Müftüsü Mehmet Fidan tarafından hac ve umre menasiki Kabe maketi üzerinden uygulamalı olarak gösterilirken, tavaf, sa’y ve ihram gibi ibadetlerin usulüne uygun şekilde nasıl yapılacağı sahada anlatıldı. Müftü Fidan, hac ibadetinin sadece şekli bir görev olmadığını belirterek, ihlas, samimiyet ve niyetin önemine dikkat çekti. Haccın sabır, tevazu ve kardeşlik bilincini pekiştiren yönlerine vurgu yapılan eğitimlerde, ibadetin manevi boyutunun da altı çizildi. Program kapsamında Cezaevi Vaizi Hidayet Güvercin tarafından Mekke ve Medine’deki ziyaret yerleri hakkında bilgi verildi. Murakıp Hamidullah Uysal hac hazırlıkları ve bir arada yaşama bilincini anlatırken, Din Hizmetleri Uzmanı Fatma Fidan ise haccın hikmeti, sembolleri, çevre bilinci ve kadınlara özgü dini konular üzerine sunum yaptı. Uzman Doktor Fazıl Koçaş da hac sürecinde dikkat edilmesi gereken sağlık tedbirleri hakkında bilgilendirmede bulundu. Hac yolculuğu öncesinde sağlık hazırlıkları kapsamında hacı adaylarına yönelik aşı uygulamasının 10 Nisan 2026 tarihinde Anamur İlçe Sağlık Müdürlüğü binasında yapılacağı bildirildi. Mersin İl Müftülüğü koordinasyonunda oluşturulan 240 kişilik ’Çukurova 5. Kafile’de Anamur’dan 20 hacı adayının yer aldığı belirtildi. Hacı adaylarının 6 Mayıs 2026 tarihinde saat 04.30’da Anamur Otogar Camii önünde toplanacağı, saat 05.00’te Çukurova Havalimanına hareket edeceği kaydedildi. Kafilenin aynı gün saat 14.55’te uçakla Cidde’ye gideceği, dönüşün ise 11 Haziran 2026 tarihinde Medine’den yapılacağı ifade edildi. Yetkililer, düzenlenen eğitimlerin hac ibadetinin bilinçli, düzenli ve güvenli şekilde yerine getirilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Erzurum Rektör Hacımüftüoğlu, 2’nci Türk dili konuşan devletler onkologlar kongresine katıldı Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Özbekistan’ın Semerkant şehrinde düzenlenen "2’nci Türk Dili Konuşan Devletler Onkologlar Kongresi"ne katılarak uluslararası bilimsel iş birliği platformunda üniversiteyi temsil etti. Türk dünyasından çok sayıda bilim insanı, hekim ve sağlık yöneticisinin bir araya geldiği kongrede, kanserle mücadelede ortak akıl, bilgi paylaşımı ve stratejik iş birlikleri ele alındı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun da iştirak ettiği kongrede, sağlık alanında ülkeler arası iş birliğinin güçlendirilmesi, onkoloji alanındaki güncel gelişmelerin paylaşılması ve ortak projelerin geliştirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Kongrede yapılan konuşmalarda, kanserle mücadelede başarının; erken teşhis, etkili tedavi yöntemleri ve güçlü bir uluslararası koordinasyon ile mümkün olabileceği vurgulandı. Rektör Hacımüftüoğlu: "Üniversitemiz tüm imkanlarıyla uluslararası iş birliklerine açıktır" Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, kongrenin yalnızca bilimsel bir buluşma olmanın ötesinde, Türk dünyası ülkeleri arasındaki köklü bağların güçlendirilmesi açısından da büyük önem taşıdığını ifade etti. Atatürk Üniversitesinin sağlık bilimleri alanındaki birikimi, araştırma altyapısı ve nitelikli insan kaynağıyla uluslararası iş birliklerine açık olduğunu belirten Hacımüftüoğlu, özellikle onkoloji alanında yürütülen çalışmaların bölgesel ve küresel ölçekte katkı sunmayı hedeflediğini dile getirdi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen temaslarda, sağlık turizmi, dijital sağlık sistemleri, ilaç ve tıbbi cihaz üretimi ile bilimsel araştırma projelerinde ortak hareket etme konuları da gündeme geldi. Türk Devletleri arasında sağlık alanında sürdürülebilir iş birliği mekanizmalarının kurulmasının önemine dikkat çekilen görüşmelerde, üniversitelerin bu süreçte üstleneceği rolün kritik olduğu vurgulandı. Program çerçevesinde Özbekistan’daki sağlık kurumlarıyla da temaslarda bulunan Rektör Hacımüftüoğlu, Semerkant’ta yürütülen sağlık hizmetleri ve altyapı çalışmaları hakkında yerinde incelemelerde bulundu. Ziyaretlerin, Atatürk Üniversitesi ile kardeş ülkelerdeki yükseköğretim ve sağlık kurumları arasında geliştirilecek ortak projelere zemin hazırlaması bekleniyor. Atatürk Üniversitesi, uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda bilimsel etkinliklere aktif katılım sağlayarak, küresel ölçekte bilgi üretimine katkı sunmaya ve Türk dünyası başta olmak üzere dost ve kardeş ülkelerle akademik iş birliklerini güçlendirmeye devam ediyor.