EKONOMİ - 07 Mayıs 2026 Perşembe 13:02

Bakan Bolat: "2026’da dış ticarette Türkiye ve Cezayir arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır"

A
A
A
Bakan Bolat: "2026’da dış ticarette Türkiye ve Cezayir arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır"

Türkiye-Cezayir İş Forumu’nda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Her iki ülke liderleri bizlere 10 milyar dolarlık karşılıklı dış ticaret hacmine ulaşma hedefleri vermişlerdi. İnanıyoruz ki bu sene özellikle dış ticarette iki ülke arasında ciddi bir yukarı doğru atılım, ivme sağlanacaktır" dedi.


Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu tarafından Türkiye ile Cezayir arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek amacıyla Türkiye-Cezayir İş Forumu düzenledi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katılımıyla gerçekleşen forumda enerji, inşaat, tarım, tekstil ve gıda sektörleri başta olmak üzere çeşitli alanlarda iş birliği imkanları ele alındı. Programda konuşan Bakan Bolat, Türkiye ve Cezayir arasındaki güçlü bağlar sayesinde iki ülke arasındaki ilişkilerde çok güzel gelişmeler yaşandığını dile getirdi. Bolat, gün içerisinde Türkiye-Cezayir Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin ikinci toplantısının yapılacağını kaydederek, toplantı kapsamında her iki ülkenin iş insanları tarafından ikili görüşmeler yapılacağını ve anlaşmalar imzalanacağını söyledi.



"Türkiye-Cezayir Tercihli Ticaret Anlaşması görüşmelerinin yıl sonuna kadar sonuçlanması için irademizi ortaya koyacağız"


Türkiye ile Cezayir arasında görüşülen Tercihli Ticaret Anlaşması’na da değinen Bolat, "Bugünkü toplantının somut sonuçları olarak Türkiye ile Cezayir arasında müzakereleri 2 yıldır devam eden Tercihli Ticaret Anlaşması görüşmelerinin yıl sonuna kadar bir anlaşma ile sonuçlanması irademizi birlikte karşılıklı olarak ortaya koyacağız. Bunun yanında yatırımcılar için çok önemli bir husus, yatırımların teşvik edilmesi ve yatırımların korunması ve bu anlamda iki ülke arasında bir anlaşma imzalanmasına büyük bir ihtiyaç var. Bu konuda da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Cezayir Maliye Bakanlığı arasında görüşmeler devam etmektedir. Bunun da en kısa sürede anlaşma ile sonuçlanmasını gönülden arzu ediyoruz" açıklamasında bulundu.



"2026’da dış ticarette Türkiye ve Cezayir arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır"


Bolat, Türkiye ile Cezayir arasında güçlü bir ilişki olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin Cezayir’in dördüncü büyük ortağı olduğunun altını çizdi. Cezayir’in de Türkiye’nin Afrika’daki üçüncü en büyük ortağı olduğunu söyleyen Bolat, konuşmasına şöyle devam etti:


"Özellikle müteahhitlik yatırımlarında dünyada bizim yedinci büyük ortağımız. Yatırımlar noktasında da Cezayir’deki 8 milyar dolara yakın, bin 600’den fazla yatırımcımızla, iş insanlarımızla petrol ve doğal gaz haricindeki en güçlü ortak Türkiye. Bu anlamda karşılıklı dış ticaretimiz 2024’te 6,4 milyar dolardı, 2025’te ise 5,6 milyar dolar. Bu durum özellikle doğal gaz ve petrol fiyatlarının 2024 ve 2025 yılında önemli ölçüde düşmesinden kaynaklanan geçici bir düşmeydi. Oysa her iki ülke liderleri 2023 yılındaki Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi toplantısında bizlere 10 milyar dolarlık karşılıklı dış ticaret hacmine ulaşma hedefleri vermişlerdi. İnanıyoruz ki bu sene özellikle dış ticarette iki ülke arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır. Bu anlamda biz siyasi yöneticiler ve bürokrasideki arkadaşlarımız ve finans sistemindeki yöneticilerle her iki ülke dış ticaretinin yatırımlarının önündeki ortaya çıkabilen sorunları çözme konusunda güçlü bir iradeye sahibiz ve bunu da sahaya yansıtacağız."



"Türkiye, Cezayir’in dış ticaretinde önemli bir pay oluşturuyor"


Cezayir’in Afrika’nın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olduğunu, bu anlamda dış ticaretinin de oldukça yüksek olduğunu bildiren Bolat, "Bu kapsamda baktığımızda 270 milyar dolar milli geliri ve yaklaşık 96 milyar dolar dış ticareti olan bir ülke. Türkiye de Cezayir’in dış ticaretinde ihracatta ve ithalatta önemli bir pay oluşturuyor. Nüfusu 45 milyon. Bu anlamda tüketim gücü yüksek, yatırım noktasında da elverişli. Biz, bir ülkede yatırımlarımız karşılıklı hızlandıkça o ülkeyle dış ticaretimizin çok hızlı bir ivme kaydettiğini gördük. Buna ek olarak bir finans ilişkisinin olması da büyük önem taşıyor" dedi.



"Demir-çelik, kimyevi ürünler, temizlik ürünleri, tekstil sektörlerinde çok sayıda Türk yatırımcı Cezayir’de faaliyet göstermekte"


Türkiye’de geçen yılın milli gelirin yaklaşık 1,6 trilyon dolar ve mal ihracat ve ithalat toplamının ise yaklaşık 396 milyar dolar olduğunu kaydeden Bolat, "Biz birlikte büyüme, güçlenme, birlikte kazanma anlayışıyla dost ve kardeş ülkeleri de önceleyerek ekonomide entegrasyon düzeyimizi onlarla güçlendirmeye çalışıyoruz. Bugünkü Yüksek Düzeyli Strateji Konseyi toplantısı her iki ülke cumhurbaşkanlarının liderliğinde Türkiye-Cezayir ilişkilerine muazzam bir katkı yapacaktır. Yatırımlar noktasında demir-çelik, kimyevi ürünler, temizlik ürünleri, tekstil sektörlerinde ve inşallah bundan sonra yenilenebilir enerji, güneş enerjisi alanlarında çok sayıda Türk yatırımcı başarıyla Cezayir’de faaliyet göstermektedirler. Her iki ülke arasındaki ihracat, ithalat akımının da öncüleri bu şirketlerimiz" şeklinde konuştu.


Türkiye’nin petro-kimya üretimine büyük bir ivme kazandıracak olan şirketleriyle Cezayir’in Milli Petrol ve Gaz Şirketi ortaklığında yürütülen projenin de yatırımlarını hızlandırdığını kaydeden Bolat, 1-2 sene zarfında bu yatırım hizmetinin açılmasıyla Türkiye’nin çok ciddi bir petrokimya üretimine katkı yapacağını sözlerine ekledi.



"Türk müteahhit firmaları bugüne kadar Cezayir’de 687 proje üstlendiler ve tamamladı"


Bolat, Türk müteahhit firmalarının Cezayir’in altyapısı, üst yapısı ve büyük kamu projelerinde çok başarılı projelere imza attığını da belirterek, "Bugüne kadar Cezayir’de 687 proje üstlendiler ve tamamladılar. Bunların karşılığı 24 milyar dolarlık iş hacmi oldu. Ve Cezayir bizim dünyada müteahhitlerimizin en çok iş yaptığı yedinci ülke konumunda. Toplu konuttan demir yoluna, kara yolundan baraj projelerine, stadyuma, hastanelere, üst yapılara varıncaya kadar çok sayıda projede Türk müteahhitlerinin imzası var. Ve bu konuda Cezayir’in ekonomik gelişimine kalkınmasına ve altyapısının gelişmesini yaptığımız katkılardan dolayı da hem iftihar ediyoruz hem de Cezayirli dostlarımıza teşekkürlerimizi arz ediyoruz" diye konuştu.


Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 50’sine yakınını yenilenebilir enerji kaynaklarından elde ettiğini ifade eden Bolat, bu kapsamda Türk yatırımcılarının Cezayir’de yenilenebilir enerjide yatırım yapmaya hazır olduklarının altını çizdi.


Bakan Bolat’ın konuşmasının ardından Türk ve Cezayirli firmalar arasında çeşitli iş birliği ve yatırım anlaşmaları imzalandı. Programa Bakan Bolat’ın yanı sıra Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezıg, Cezayir Yatırım Geliştirme Ajansı Genel Müdürü Omar Rekkache, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu Başkanı Nail Olpak, Cezayir Ekonomik Yenileme Konseyi (CREA) Başkan Yardımcısı Reda Hechelaf ve Türkiye ve Cezayir’den birçok iş insanı katıldı.



Bakan Bolat: "2026’da dış ticarette Türkiye ve Cezayir arasında ciddi bir yukarı doğru atılım sağlanacaktır"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Alanyalı hayırseverden ALKÜ’ye bina bağışı Alanyalı hayırsever Alirıza Bacaksız tarafından Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi’ne (ALKÜ) bağışlanan bina için protokol imzalandı. Geçtiğimiz yıl kurulan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Destek ve Yardım Vakfı’na (ALKÜDEV) bağışlar devam ediyor. ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan öncülüğünde kurulan ALKÜDEV’e Alanyalı hayırsever Alirıza Bacaksız tarafından Çarşı Mahallesi Kaleyolu mevkiindeki bir bina bağışlandı. ALKÜ Senato Salonu’nda Rektör Türkdoğan ve hayırsever Bacaksız tarafından bağış için imzalar atıldı. Rektör Türkdoğan, eğitime yapılan her katkının geleceğe bir yatırım olduğunu belirterek, "ALKÜDEV’in kurulmasıyla birlikte üniversitemiz adına eğitim ve öğretime yapılan katkılar devam ediyor. Bacaksız ailesi tarafından eğitime verilen bu destekle vakfımız ve üniversitemiz gücüne güç katacak. Bu anlamlı bağışı bulunma erdemi gösteren Alirıza Bacaksız ve ailesine yürekten teşekkür ediyor, bağışın ülkemiz adına hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Hayırsever Alirıza Bacaksız da, aile olarak eğitime büyük önem verdiklerini dile getirdi. Ülkenin daha hızlı kalkınması adına bu tür bağışların fazlalaşması gerektiğini belirten Bacaksız, "Alanya’mız adına yaptığımız bu bağıştan dolayı büyük bir gurur yaşıyoruz. Bağışın milletimize, ülkemize hayırlı olmasını dilerim" dedi. Konuşmalar ve imzaların atılmasının ardından tören, hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi. İmza törenine Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, ALKÜ Genel Sekreteri Hüseyin Er, bağışçı Alirıza Bacaksız’ın yakınları katıldı.
Ankara HÜDA-PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu: "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir" Hür Dava Partisi (HÜDA-PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" dedi. HÜDA-PAR Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Yapıcıoğlu, TBMM’de gazetecilerle bir araya geldi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yapıcıoğlu, ’Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin, "Kimine göre aslında asıl mesele Kürt meselesidir veya kimine göre bu bir demokratikleşme meselesidir. Eğer bazı adımlar atılırsa zaten diğerleri kendiliğinden yoluna girmiş olacaktır. Dolayısıyla farklı tanımlar olduğu için çözüm önerileri farklılaşabiliyor. Ve herkesin beklediği çözüm farklı olduğu için sürecin ilerleyip ilerlemediği konusundaki yorumlar da farklılaşabiliyor. Bize göre süreç uzarsa tıkanma riski o zaman doğacaktır. Mümkün olan en yakın zamanda, en geniş şekilde bu sorunlarımızı çözmemiz gerekiyor. Sorun ile meseleyi birbirinden ayırmak, yani şiddet sorunuyla Kürt meselesini birbirinden ayırmak gerekir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Öcalan’ın statü meselesinin konuşulması önemli" sözleri hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Tabii ki şu son dönemde sıkça tartışılan MHP lideri Bahçeli’nin son çıkışından sonra iyice tartışılan bir mesele vardı. Abdullah Öcalan’ın statüsüyle ilgili, statüsü ne olacak diye veya bir statü gereklidir diye. Sayın Bahçeli’nin çıkışı eğer önceki söyledikleriyle MHP’nin Komisyon’a sunmuş olduğu raporla birlikte değerlenebilirse bence o zaman daha sağlıklı bir değerlendirme yapılmış olur. MHP’nin Komisyon Başkanı’na sunmuş olduğu rapora göre Türkiye’de Kürt meselesi yoktur, sadece şiddet sorunu var. Eğer sorun sadece şiddet sorunuysa elbette bu sorun şiddeti bırakıp, siyasi yol ve meşru yöntemlerle bundan sonra yoluna devam etmeleri isteniyorsa, kimin şiddeti bırakması isteniyorsa onunla konuşulur. Bu gayet doğal ve anlaşılır bir şeydir. Ama eğer sorun değil, mesele konuşulacaksa yani Kürt meselesi konuşulacaksa, ki MHP’ye göre böyle bir meselemiz yoktur, bize göre var olan bir meseledir" dedi. "Bize göre Türkiye yeni bir Anayasa’ya ihtiyaç duyuyor" Yeni Anayasa tartışmaları hakkında da konuşan Yapıcıoğlu, "Yeni bir yüzyıla giriyoruz. Cumhuriyetin 2. yüzyılında bütün ağırlıklarından kurtulmuş, sorunlarını çözmüş, kendi iç barışını tam anlamıyla sağlamış, kardeşliğini pekiştirmiş, iç cepheyi tahkim etmiş bir şekilde girmek zorundayız. Bu da bir tercih değil, bir zorunluluktur. Ya hep beraber birbirimize sıkıca kenetleneceğiz, aramızdaki sorunları adaletle çözeceğiz. Ya da işte çevremizdeki ateş çemberlerini görüyoruz. Bu durum artık herhangi bir izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Dolayısıyla bizim kendi bütün meselelerimizi ve sorunlarımızı, halkın bütün meşru taleplerini karşılayacak tam bir toplumsal mutabakat ile mümkün olan yine en yüksek seviyede bir katılım ile yeni bir Anayasa’ya Türkiye’nin ihtiyacı var. Türkiye, 1980 askeri darbesinin sonucunda yapılan 44 yıllık bir darbe anayasasıyla yönetildi. 44 yıldır bu Anayasa’da 20’den fazla kez değişiklik yapıldı. Anayasa’nın belki yarısından fazlası değişti ama hala o darbeci ruh anayasaya sinmiş durumdadır. Bize göre yeni bir Anayasa’ya Türkiye ihtiyaç duyuyor ve Türkiye’nin vakit geçirmeksizin bunu sakin bir şekilde sükunetle, birbirini anlamaya çalışarak tartışmasının zamanı gelmiştir, hatta geçmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Hayvan saldırgansa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir" Başıboş köpek sorunu hakkındaki soru üzerine Yapıcıoğlu, "Uzun bir süredir Türkiye’nin gündeminden çıkmış ama bir kez daha başıboş köpeklerle ilgili bir gündemimiz oluştu. Maalesef 5 yaşındaki bir yavrumuz köpek saldırısında hayatını kaybetti. Ben bir kez daha ailesine sabır diliyorum. İnşallah bir daha benzer bir olay yaşanmasın. Şimdi bu sorunlar gündeme getirildiğinde birileri sanki bu sorunları gündeme getirenler için bütün hayvanlara düşmanlık yapıyor ya da merhametsizce bütün hayvanların öldürülmesini istiyor gibi bir propaganda yapıyor. Bu doğru değil. Elbette hayvana merhamet gerekir. Hayvan aç bırakılmamalı, susuz bırakılmamalıdır. Hatta hasta ise tedavi edilmeli. Lakin o hayvan eğer insan sağlığını tehdit eder bir noktaya gelmişse o zaman durum farklılaşır. Mutlaka insanların zarar görmeyeceği bir tedbir almak gerekir. Bu tedbir nedir? Neyse o. Eğer o hayvanı insanlardan uzaklaştırmak, bir yere kapatmak gerekiyorsa, hayvan saldırgansa, iyileştirilemiyorsa, tedavi edilemiyorsa, gerekirse itlaf da edilmelidir. Yani bir tek çocuk öleceğine yüz köpek ölsün" cevabını verdi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir merkez haline getireceğiz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, katılım finans sektörünün Türkiye ekonomisinin stratejik bir bileşeni haline geldiğini belirterek, "2018’de 2,5 trilyon dolar olan küresel İslami finans varlıklarının 2029’da 9,7 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. İstanbul’u bu alanda küresel bir merkez yapma kararlılığımızı sürdürüyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen Katılım Finans Zirvesi’ne katıldı. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) ve Anadolu Ajansı iş birliğiyle, Ziraat Bankası Oditoryumu’nda gerçekleştirilen programda Yılmaz; sektörün dünü, bugünü ve geleceğine dair kritik veriler paylaştı. "Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor" Katılım finansın risk paylaşımını esas alan ve reel ekonomiyi destekleyen yapısına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye’nin bu alandaki yükselişini rakamlarla özetledi. Yılmaz, "İslami Finans Gelişim Endeksi’nde 2012 yılında 23. sırada olan ülkemiz, 2025’te 10. sıraya yükselmiştir. Yaklaşık 127 milyar dolarlık varlık büyüklüğüyle Türkiye, dünyada 9. sırada yer alıyor. 2026 Mart itibarıyla sektörün aktif büyüklüğü 4,7 trilyon TL’ye ulaşırken, katılım bankacılığının toplam sektör payı yüzde 9,5’e çıkmıştır" ifadelerini kullandı. Borsa İstanbul’un üçte biri ‘Katılım’ endeksinde Sektörün derinleştiğine vurgu yapan Yılmaz, sermaye piyasalarındaki tabloyu şu sözlerle aktardı: "Borsa İstanbul’da işlem gören 605 şirketten 258’i Katılım Endeksi’nde yer alıyor. Bu şirketlerin toplam piyasa değeri 6,5 trilyon TL ile tüm endeksin yüzde 33’ünü oluşturuyor. Ayrıca 2026 Nisan itibarıyla 92 yatırım fonu ’Katılım Şemsiye Fonu’ altında işlem görürken, 65 emeklilik fonunun büyüklüğü 894 milyar TL’ye ulaştı." Yeni strateji belgesi yolda: 2026-2029 vizyonu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz ayrıca, sektörün yapısal sorunlarına çözüm üretecek yeni bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını müjdeledi. 2026-2029 dönemini kapsayacak olan Katılım Finans Strateji Belgesi hazırlıklarının sürdüğünü belirten Yılmaz, İstanbul Finans Merkezi’nin bu vizyonun en büyük kaldıracı olacağını vurguladı. "Finansal kümelenmenin ötesinde bir vizyon" Son olarak İstanbul Finans Merkezi’nin sadece bir bina topluluğu değil, "Türkiye Yüzyılı"nın finansal vizyonu olduğunu söyleyen Yılmaz, "İstanbul’u küresel ölçekte öne çıkan bir katılım finans merkezi haline getirme kararlılığındayız. Atacağımız adımlarla bu alandaki kurumsal yapıyı güçlendirerek, Türkiye’nin küresel finans sistemindeki yerini sağlamlaştıracağız" ifadelerine yer verdi. Zirveye İstanbul Valisi Davut Gül, TCMB Başkanı Fatih Karahan, Cumhurbaşkanlığı Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve çok sayıda sektör temsilcisi katılım sağladı.
Antalya 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali başlıyor Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde 8-10 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde lezzet buluşması yaşanacak. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla bu yıl 5’incisi gerçekleştirecek Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, gastronomi dünyasını Antalya’da bir araya getirecek. 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nin resmi açılışı 8 Mayıs Cuma günü saat 17.00’de Karaalioğlu Parkı’nda gerçekleştirilecek. "Her Sofra Bir Hikaye" temasıyla gerçekleştirilecek gastronomi festivalinde katılımcılar Akdeniz yeşillikleri ve endemik bitkileri daha yakından tanıyacak. Festival süresince yerel ve uluslararası şeflerin düzenleyeceği atölye çalışmaları, tadım etkinlikleri, gastronomi yarışmaları, paneller, söyleşiler ve birçok aktivite olacak. Katılımcılar Antalya mutfağını da yakından tanıma şansı bulacak. Yanık dondurmanın hikayesi tanıtılacak Gastronomi festivalinde Antalya’nın örtü altı tarımdaki potansiyeli, zengin gastronomisi ve tescil edilmiş 19 coğrafi işaretli ürünü ile şehrin gastronomi kimliği ön planda olacak. Antalya’nın tanınmış restoran ve işletmeleri festival alanında açacakları stantlar ile eşsiz lezzetlerini Antalyalılarla buluşturacak. Türkiye’nin ünlü şefleri, otel ve restoran profesyonelleri, yatırımcılar, lokal ve uluslararası gıda firmaları, yeme-içme profesyonelleri, gastronomi, tarım ve turizm yazarları ile vatandaşlar bir araya gelecek. Antalya’nın meşhur yanık dondurmasının hikayesi de festivalde katılımcılara tanıtılacak. Ünlü şefler Antalyalılar ile buluşacak 5. Uluslararası Foodfest Antalya Gastronomi Festivali’nde Refika Birgül, Mehmet Akdağ, Hazer Amani, Elif Korkmazel, Mehmet Yalçınkaya, Ömür Akkor, Arda Türkmen, Türev Uludağ, Rafet İnce, Somer Sivrioğlu gibi Türkiye’nin tanınmış şefleri gastronomi severlere ile bir araya gelecek. Ünlü şefler Antalya’nın lezzetlerinden hazırlayacakları özel sunumlar vatandaşlarla deneyimlerini paylaşacak.