EKONOMİ - 16 Ekim 2025 Perşembe 18:22

Ankara Kalkınma Ajansı ve KOOP Market arasında ‘Bereketin Kadınları’ işbirliği protokolü imzalandı

A
A
A
Ankara Kalkınma Ajansı ve KOOP Market arasında ‘Bereketin Kadınları’ işbirliği protokolü imzalandı

Kadın girişimciliğini ve tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla Ankara Kalkınma Ajansı ile KOOP Market arasında ‘Bereketin Kadınları’ işbirliği protokolü imzalandı.


Ankara Kalkınma Ajansı ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatif Market (KOOP Market) arasında kadın girişimciliğini ve tarımsal kalkınmayı desteklemek amacıyla ‘Bereketin Kadınları’ iş birliği protokolü imzalandı. Ankara’da bir otelde düzenlenen törene Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan ve KOOP Market Genel Müdürü Varol Halepli katıldı. Proje kapsamında, kadın girişimlerinin kurumsal kapasitelerinin geliştirilmesi, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sağlanması ile kooperatif ürünlerinin KOOP Market raflarında satışa sunulması hedeflendi.



"En önemli aşama pazarlama"


Kadın girişimciliğindeki pazarlamanın öneminden bahseden Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan, "Ankara’nın kuzeyinden güneyine, doğu ucundan batı ucuna kadar inanılmaz bir zenginliği var. Ben tabii taşrada belediye başkanlığı yaptığım için Ankara’nın kadınlarının ne kadar üretken olduğunu, çok güzel şeyler ürettiklerini birebir vakıf olma imkanım olmuştu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ‘Anadolu’dakiler’ isimli bir programı var. Bu Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde yapılan bir program. Yakın zamanda New York’ta, Türk Evi’nde dünya liderlerinin eşlerine Anadolu’nun zenginliğini gösterme imkanı bulduk. New York’ta, Ankara’nın ürünleri de anlatıldı. Dünyanın dört bir tarafından gelen liderlerin eşleri de bu zenginliğe şahit olma imkanı buldu. Kooperatifin kurulması kolay değil. Bunun üretimin yapılması, satışların yapılması, biz bu zorlukların hepsine birebir şahit olduk. Bence en önemli aşaması pazarlama. Elinizde çok kıymetli bir ürün var ve çok ciddi emek harcamışsınız. Siz aile ekonomisine katkı sağlayabilmek için çaba sarf ediyorsunuz ama kime satacaksınız bunu? Pazarlama boyutu, satış boyutu bu zincirin en önemli halkası. İşte burada Genel Müdürümüze çok teşekkür ediyorum. Ankara kadınlarına böyle bir imkan sağladığı için ve önümüzdeki süreçte sizlerin ürünlerinin reyonlarda daha fazla yer alabilmesi, kooperatiflerimizin kapasitelerinin, kurumsal yapılarının güçlendirilmesini biz çok önemsiyoruz. Bu iş birliği bizim açımızdan çok kıymetli" açıklamalarında bulundu.



"Türkiye’de kadının emeğine en fazla değer veren perakendecilerden biriyiz"


‘Bereketin Kadınları’ ile kadın girişimcilere daha fazla fırsat vermek istediklerini belirten KOOP Market Genel Müdürü Varol Halepli, "Ankara’da 65 tane kooperatif var. Bütün Türkiye’de bin 200’ün üzerinde. Şimdi bizim mal verdiğiniz raflarda ürünlerinizin nasıl yer aldığını görmek için marketlerimizi ziyaret ediyorsunuzdur. Bu kadar kooperatifin talebini bu raflarda değerlendirmemiz mümkün değil. Burada ürün çeşitliği çok önemli. Sürekli salça, erişte, mantı, bu çeşitliliği farklı yerlere getirmeniz lazım ki biz de raflarımızda çeşitli ürünlere yer açalım. Bu işin ticari kısmı, öbür tarafta ‘Bereketin Kadınlar’ ile sizlere daha fazla fırsatlar vermek istiyoruz. Bu minvalde vaade talepleri var. Ham maddeleri bizden alırsanız biz de size bu ham maddeleri bizden aldığınız zaman birtakım vadeler vererek bu anlamda sizi finansman olarak destekleyebiliriz. Bununla ilgili çalışmalarımız olacaktır. Karşılıklı kazan kazan prensibiyle bu operasyonları götürmek istiyoruz. Bizim bu projede ticari olarak hiçbir beklentimiz yok. Bu projede bizim size fırsat ve ürünlerinizi değerlendirme anlamında destek olmak, bununla beraber de her anlamda ürünün üretilmesi, pazarlanması, ambalajı, finansman ve muhasebe konularında da destek olmak ana hedefimiz. Bu projeyi çok geliştireceğiz. Türkiye’de kadının emeğine en fazla değer veren perakendecilerden biriyiz. Bu da bizim için çok önemli bir gurur kaynağı. Bundan gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.



Ankara Kalkınma Ajansı ve KOOP Market arasında ‘Bereketin Kadınları’ işbirliği protokolü imzalandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.