GENEL - 01 Haziran 2023 Perşembe 01:20

İletişim Başkanlığından Uşak’ta Suriyelilerin Türk vatandaşını bıçaklaması haberlerine yalanlama

A
A
A
İletişim Başkanlığından Uşak’ta Suriyelilerin Türk vatandaşını bıçaklaması haberlerine yalanlama

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi “Uşak’ta Suriyeliler Türk vatandaşını bıçakladı” iddialarını yalanladı.

İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi “Uşak’ta Suriyeliler Türk vatandaşını bıçakladı” iddialarını yalanladı.


Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine “Uşak’ta Suriyeliler Türk vatandaşını bıçakladı” iddialarının gerçek olmadığını açıkladı. Olayın geçtiğimiz şubat ayında Aydın’ın Efeler ilçesinde meydana geldiği ve olayda ismi geçen şahısların Türk vatandaşı olduğu belirtildi.


İletişim Başkanlığından konu ile ilgili yapılan açıklamada, “İddiaya konu görüntülerdeki olay Aydın’ın Efeler ilçesinde, geçtiğimiz Şubat ayında yaşanmıştır. Olayın hapisten yeni çıktığı tespit edilen T.E. ile uyuşturucu ve diğer suçlar olmak üzere çeşitli sabıkalarının bulunduğu öğrenilen A.Y. arasında meydana gelmiştir. Emniyet Müdürlüğü ekipleri, şüpheli T.E.’yi kısa sürede yakalayarak gözaltına alırken yaralanan A.Y. hastaneye kaldırılmıştır. T.E. çıkartıldığı adli makamlarca tutuklanarak cezaevine gönderilmiş, Yaralanan A.Y. ise tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Olaya karışan şahıslar Suriye uyruklu değildir. Görüntüler daha önce de ‘İstanbul’da öldürülen Suriyeli’, ‘Suriyeli şahıs bir Türk vatandaşını öldürdü’ iddiasıyla paylaşılarak provokasyon yapıldığı tespit edilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Kocaeli’de bir ayda 77 bin sürücüye trafik cezası kesildi Kocaeli’de nisan ayında terör ve kaçakçılık operasyonlarında 10 kişi tutuklanırken 199 silah ele geçirildi, trafik denetimlerinde ise 457 bin araç kontrol edilerek 77 bin sürücüye idari ceza uygulandı. Kocaeli Valisi İlhami Aktaş Genişletilmiş İl Güvenlik ve Asayiş Koordinasyon Kurulu değerlendirme toplantısında nisan ayında kent genelinde yürütülen güvenlik çalışmalarına ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadeleden uyuşturucu operasyonlarına, ruhsatsız silah ve kaçakçılıktan trafik denetimleri ile düzensiz göçle mücadeleye kadar birçok başlıkta çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirten Vali Aktaş, emniyet ve jandarma ekiplerince gerçekleştirilen operasyonlarda 8’i DEAŞ terör örgütü mensubu olmak üzere 10 terör örgütü mensubunun tutuklandığını, uyuşturucuyla mücadele kapsamında ise 64 kişinin cezaevine teslim edildiğini açıkladı. 10 terör örgütü mensubunun tutuklandı Nisan ayında terörle mücadele, asayiş suçları ve ruhsatsız silahlarla ilgili yürütülen çalışmalara ilişkin verileri paylaşan Aktaş, "Emniyet ve jandarmamızın, terörle mücadele kapsamında yaptığı operasyonlarda; 8’i DEAŞ terör örgütü mensubu olmak üzere, 10 terör örgütü mensubunun tutuklanması sağlanmıştır. Asayiş suçlarıyla mücadele kapsamında jandarma ve il emniyet müdürlüğümüzün çalışmalarında hem kişilere karşı işlenen suçlarda hem de mal varlığına karşı işlenen suçlarda geçen aylarla sayılar aynı gitmekle birlikte, o aydınlatma oranları da yüzde 100’lere yakın bir seviyede devam etmektedir. Geçtiğimiz dönem içerisinde ruhsatsız silah ve silah kaçakçılığı ile ilgili yapılan işlemlerde 199 silah ele geçirilmiş, 176 kişi hakkında işlem yapılmıştır" dedi. "Gençlerimizin zehirlemesine fırsatları ortadan kaldırılmıştır" Kaçakçılık ve uyuşturucuyla mücadele kapsamında yapılan operasyonlara değinen Vali İlhami Aktaş, "Kaçakçılıkla mücadele kapsamında arkadaşlarımızın yaptığı operasyon ve işlemlerle 6 kişinin tutuklanması sağlanmış; bu operasyonlarda çeşitli miktarlarda makaron, tütün, elektronik sigara ele geçirilmiştir. Uyuşturucuyla mücadele noktasında gençlerimizin korunması, insanlarımızın bu uyuşturucuya bulaşmaması noktasında hem arz noktasında hem talep noktasında kamu kurum kuruluşlarımızın çalışmaları devam etmekte. Uyuşturucuyla mücadele ederken gerek bu kullanıcı ve diğer suçları, gerek imal ve ticaretini yapanlarla ilgili operasyonlar da hız kesmeden devam etmektedir. Geçtiğimiz ay içerisinde yine emniyet ve jandarmamızın yaptığı operasyonlarla 64 kişinin tutuklanarak cezaevlerine teslimi sağlanmış, bu kişilerin gençlerimizin zehirlemesine fırsatları ortadan kaldırılmıştır. Bu operasyonlarda da yine değişik miktarlarda narkotik madde ele geçirilmiştir" ifadelerini kullandı. 457 bin araç denetlendi, 77 bin sürücüye idari para cezası uygulandı Trafik denetimlerinin kent genelinde ve Kocaeli’den geçen ana arterlerde sürdüğünü aktaran Aktaş, "Geçtiğimiz dönem içerisinde 457 bin araç denetlenmiş, bunlardan 77 binine idari para cezası uygulanmıştır. Bu araç sayısı Kuzey Marmara, TEM, devlet yollarında geçen tüm araçları kapsamaktadır" dedi. 328 göçmen sınır dışı dışı edildi Düzensiz göçle mücadelede kolluk kuvvetleri, İl Göç İdaresi Müdürlüğü ve mobil göç noktalarında yürütülen denetimlere dikkat çeken Aktaş, "Jandarma ve emniyetimizin yaptığı denetimlerin haricinde 7 mobil göç noktamızda aynı denetimler sürmektedir. Bu dönem içerisinde 10 bin 500 kişiye denetim yapılmış, 287 kişi düzensiz göçmen olarak tespit edilmiştir. Bunları organize ettiği değerlendirilen kişilere yönelik yapılan operasyon ve işlemlerde de 6 organizatörün tutuklanması sağlanmıştır. Yine ilimizde Geri Gönderme Merkezi’nde bulunan ve bu süreç içerisinde zaman zaman oraya teslim edilen düzensiz göçmenlerden 328 düzensiz göçmen de kolluk kuvvetlerimiz ve İl Göç Müdürlüğümüzün koordinesinde sınır dışı edilmiştir" diye konuştu. 478 aranan şahıs tutuklandı Aranan şahısların yakalanmasına yönelik çalışmaların nisan ayında da yoğun şekilde sürdüğünü belirten Aktaş, kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişilerin infaz kurumlarına teslim edildiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Kesinleşmiş hapis cezası olan 478 kişi yakalanarak cezalarını çekmek üzere infaz kurumlarına teslim edilmiştir. Yine bu dönem içerisinde haklarında ifade almak, adli işlem yürütmek için araması bulunan bin 310 kişinin de adli birimlere teslim edilmesi sağlanmıştır."
Bursa Bursa Milletvekili Mesten’e hem destek hem tehdit Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım sonrası hem tebrik hem de tehdit mesajları aldığını belirten AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, "Sokakta hiçbir başıboş köpek kalmaması hedefi konulmasına rağmen, hiçbir kurum ve belediye bunun önüne geçemiyor. Köpek ise tabiatı gereği çoğaldıkça çeteleşiyor. Kendisinden daha zayıf gördüğü özellikle çocuklara, yaşlılara, kadınlara saldırıyor. Onun doğası, köpeğe söyleyecek bir sözümüz yok. Ancak, hayvanseverlik adı altında bu işten rant devşiren bir kesim olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Milletimiz buna çok ciddi bir tepki gösteriyor. Halkın arasında çekilmez bir boyuta geldi. Ancak öncelikle bizim dilimizi düzeltmemiz gerekiyor. Köpek, ’it’tir. ’can dost’ veya ’patili dost’ değildir. Nasıl bir inekten, kuzudan, koyundan ya da başka bir hayvandan bahsederken ‘dostumuz’, ‘yavrumuz’, ‘evladımız’ demiyorsak, buna bu ismi vermiyorsak, köpeğe de köpek ismi vermek ne hakarettir ne de ona olumsuz yaklaşmaktır" dedi. AK Parti Bursa Milletvekili Osman Mesten, sosyal medya üzerinden ’Önce zihnimizi, dimağımızı, dilimizi necasetten taharet ile temizleyelim’ başlığı yaptığı paylaşım dikkat çekti. Paylaşımında Mesten şu cümlelere yer verdi; "Can dost, çocuk değil, köpek/it. Hayvansever değil köpeksever/mizantrop. Mama değil hayvan yemi/yal. Hayvan hakları değil hayvanları koruma. Mama lobisi değil köpekçi terörü. Türkiye, köpekçi terörüne teslim olmayacak!" Milletvekili Mesten tarafından yapılan bu açıklamanın ardından birçok kişi hem tehdit, hem de tebrik yorumları yaptı. Bunun üzerine bir açıklamada bulunan Mesten, "Bilindiği gibi uzun süredir ülkemiz, milletimiz başıboş sokak köpekleriyle uğraşmakta, başı dertte. Bununla ilgili yaklaşık iki yıl önce sokakta hiçbir köpek kalmaması amacıyla bir kanun çıkarıldı. Meclisimiz tarafından ve yönetmelik yayınlanmak suretiyle belediyelere ve ilgili devlet kurumlarına yetki ve görev verilmek suretiyle sokakta hiçbir başıboş köpek kalmaması hedefi konulmuş idi. Ancak bugün geldiğimiz noktada görüyoruz ki sokakta başıboş köpekler halen devam ediyor. Köpek tabiatı gereği çoğaldıkça çeteleşiyor. Kendisinde daha zayıf gördüğü özellikle çocuklara, yaşlılara, kadınlara saldırıyor. Onun doğası, köpeğe söyleyecek bir sözümüz yok. En son dört gün önce malumunuz Van’da Hamza evladımızı söylemeye dilimiz varmıyor. Parçalamayı geçtik, açıkça çocuğu yemiş köpekler. Kalan parçalarını aile derleyip toparlayıp bir sandukanın içerisine koymak zorunda kaldı. Bu manzara tek değil. Bu gidişle tek de olmayacak, devam da edecek. Nitekim iki gün önce de yine bir amcamıza saldırdı. Allah’tan ölüm vakası olmadı. Şöyle bir göz gezdirdiğimizde her yıl yaklaşık 100 kişi bu sokak başıboş köpekleri yüzünden hayatını kaybediyor. Gerek sebep oldukları trafik kazaları gerek doğrudan saldırmaları sebebiyle, kuduzdan, kazalardan ve diğer şartlardan dolayı pek çok evladımızı da kaybettik. İşte Mahra hadisesini hatırlayacaksınız, çok ses getirmişti. Ve zaten o olay üzerine bu kanun çıkartıldı. Yine Tunahan evladımız var. Saymaya kalksak yüzlerce sayacağız. Bunun dışında köpekler aşı, hijyen, ilaç ve diğer konulardan da mahrum oldukları için hakikaten sokaklarda, çarşılarda, caddelerde mikrop saçıyorlar, mikrop yuvaları" dedi. "Milletimiz bu durumdan rahatsız" Köpekler sebebiyle insanların rahat hareket edemediğini belirten Mesten, "Parkları işgal ediyorlar. Çocuklarımız parklara gidemiyor. Milletimiz bundan kurtulmak istiyor. Ancak ne yazık ki hayvanseverlik adı altında bu işten rant devşiren bir kesim olduğunu ne yazık ki görüyoruz. Milletimiz buna çok ciddi bir tepki gösteriyor. Halkın arasına indiğimizde, köyde, mahallede, çarşıda, bizzat kendi yaşadıklarımıza da buna ilave edersek çekilmez bir boyuta geldi. Ancak bu benim paylaşımımda da bahsettiğim mama lobisi değil, köpekçi terörü lobisi. Çok etkili olduğu için insanları da maalesef korkutmaktadırlar. Zehirli, necis dilleriyle, çocukları savunan, sokaklarda çocuklarımızın, insanımızın güvenliğini savunan insanlara, devlet yöneticilerine, belediyelere saldırmakta, hakaret etmekte, beddualar etmektedirler. Ben de bir baba olarak, bir milletvekili olarak, milletimizden yetki almış, milletimizin sesini duyurmakla görevli olan bir vatandaş olarak buna kayıtsız kalamazdım" dedi. "Milli güvenliğimizi ilgilendiren, Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonu" Yaptığı paylaşımla birçok şeyi açıklamaya çalıştığını belirten Mesten, "Öncelikle kavram konusuna temas etmek istedim. Çünkü bu öyle bir lobi ki dilimizdeki, dimağımızdaki kavramlarla oynadılar. Çocukla köpeği eşitlediler. Köpek annesi olunabileceğini savundular. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, gayet isabetle mücadele ediyor, güzel açıklamalarda bulundu. Köpeğin insan evladı yerine konulamayacağını, bunun Türk aile sistemine dinamit koymak olduğunu ifade etti. Biz de bu görüşteyiz. Bu mesele sadece başıboş köpek hadisesi değildir. Milli güvenliğimizi ilgilendiren, dışarıdan bir takım projelerle Türk aile yapısını da hedef alan büyük bir terör organizasyonudur diye haykırmak istiyorum. Ben bu duygu ve düşüncelerle böyle bir paylaşımı yaptım. Milletimize tercüman oldum. Tebrik telefonları, mesajları ve yorumları aldım. Tabi o itçi lobisi de boş durmuyor. Hakaretler, beddualar, tehditler bini bir para. Olsun, artık milletimiz uyanmıştır. Milletimiz gerçeğin farkındadır" diye konuştu. AK Parti olarak nasıl kanunu çıkarttılarsa, aynı şekilde uygulanmasının da takibini milletin beklediğini belirten Mesten, "Bu çerçevede ben özellikle AK Partili belediye başkanlarımıza buradan seslenmek istiyorum. Lütfen kanunun emredici hükümlerini uygulayın. Biz gönül belediyeciliği dedik. Biz milletin gönlünü almak durumundayız, köpeklerin değil. Milletin refahını artırmak durumundayız, köpeklerin değil. Lütfen ama lütfen belediye başkanlarımıza, ilgili devlet kurumlarımıza, ilgili sorumlu kişilere buradan seslenmek istiyorum. Lütfen ‘can dost’ edebiyatını bırakın. Hakaret değil, bunun tabii adı köpektir. Lugattaki asıl Türkçe ismi ‘it’tir. Bugün o lobi, köpeğe ‘it’ diyeni bile hakaret kabul ediyor. Artık köpeği tamamen kişileştirmiş, gerçekten kendi evlatları haline getirmişlerdir" şeklinde konuştu. "Hayvan düşmanlığı değil, düzen talebi" Kendi iç dünyalarına kimsenin karışamayacağını belirten Mesten, "Sözümüz, sahiplenip ona gönlünce bakan, onunla oynayan, onu seven insanlara değildir. Bu millet köpek düşmanı değil. Herkesin, her köylünün, Türk milletinin ta tarihten bugüne köpek düşmanı olmadı, hayvan düşmanı zaten olmadı ki. Biz de değiliz, ben de değilim. Ben de bir köy çocuğuyum. İhtiyaç varsa evde, avluda, bahçede, başka yerlerde çoban köpeği olarak tabii ki kullanılabilir. Ya da seversin, evinde de besleyebilirsin. Ama garibanın evinin önünde yüzlerce köpeği beslemek akıl işi değildir. AK Parti, 3-5 meczubun peşinden gidecek bir parti değildir. Köpekçi terörünün peşinden gidecek parti de değildir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, kanun çıktığı zamanki grup toplantılarındaki konuşmalarını net bir şekilde tekrar hatırlatmak istiyorum. Sokakta bir tek köpek kalmayana kadar mücadelemiz sürecek. Ben de milletin tercümanı olarak gerek Meclis’te gerek devlet kurumları nezdinde bu sözümü söylemeye devam edeceğim" dedi. Geniş kapsamda meseleyi ele aldığını belirten Mesten, "Tabii adı köpektir, ‘it’tir. ‘Can dost’ değildir, ‘patili dost’ değildir. Nasıl bir inekten, kuzudan, koyundan ya da başka bir hayvandan bahsederken ‘dostumuz’, ‘yavrumuz’, ‘evladımız’ demiyorsak, buna bu ismi vermiyorsak, köpeğe de köpek ismi vermek ne hakarettir ne de ona olumsuz yaklaşmaktır. Bunun yanında ‘mama’ tabiri gerçekten çok ilginçtir. Üzerinde oturulup araştırmalar yapılması gereken bir meseledir. Bize bilinçaltımızda köpeğin yiyeceğinin ‘mama’ olduğunu ezberleterek bebeğin yiyeceğinin mama olmasıyla eşitlemektedirler. Köpek ve bebek eşittir algısını bu millete yutturmak istemektedirler. Onun için mama değil, ‘yal’ diyoruz. Köpek yemi diyoruz. Hayvansever değil, köpeksever diyoruz. Sadece köpek seviyorlar nedense. Sadece köpek, başkaları yok. Arada garnitür olarak kediyi de katıyorlar ama gerçekte asıl dertleri köpek. Yüz binlerce kişi her yıl kuduz aşısı oluyor Türkiye’de. Yaklaşık 500 bin kişi kuduz şüphesiyle, büyük bölümü köpek ısırma vakalarıyla hastanelere başvuruyor. Dört doz üzerinden hesaplarsak, kuduz aşısı tek doz olmuyor biliyorsunuz, yaklaşık yıllık 2 milyon doz kuduz aşısı yapılmaktadır. Bu millet kuduz aşısı olmak zorunda değildir. Bu millet hastanelerinde, okullarında, okul önlerinde vahşi köpek sürüleriyle muhatap olmak zorunda değildir" diye konuştu.
Ankara Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi Toplantısı Ankara’da gerçekleştirilecek Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi’nin 3’üncü toplantısı yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi’nin 3’üncü toplantısı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan Al-Suud’un eş başkanlıklarında yarın Ankara’da gerçekleştirilecek. Konsey bünyesinde ‘Siyasi ve Diplomatik Komite’, ‘Askeri ve Güvenlik Komitesi’, ‘Kültür, Spor, Medya ve Turizm Komitesi’, ‘Sosyal Kalkınma, Sağlık ve Eğitim Komitesi’ ve ‘Ticaret, Sanayi, Yatırım, Altyapı ve Enerji Komitesi’ olmak üzere, iki ülkeden ilgili kurumların katıldığı 5 alt komite de yer alıyor. Toplantı vesilesiyle, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Diplomatik ve Hususi Pasaport Hamillerinin Vize Yükümlülüğünden Karşılıklı Olarak Muaf Tutulmasına İlişkin Anlaşma’nın imzalanması da öngörülüyor. Bu çerçevede bakanlık kaynaklarından edinilen bilgilere göre söz konusu toplantı kapsamında; Türkiye ile Suudi Arabistan arasında her alanda gelişen ilişkileri daha da ileri seviyeye taşıyacak iş birliği imkanlarını kapsamlı biçimde ele alması, Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi bünyesindeki komitelerin çalışmalarını gözden geçirmesi, bölgedeki mevcut gelişmelerin, bağlantısallık alanındaki iş birliğinin stratejik önemini bir kez daha teyit ettiğine dikkat çekmesi, bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın tesisi için bölgesel sahiplenme anlayışının güçlendirilmesinin elzem olduğuna işaret etmesi, ABD ile İran arasında süren temas ve görüşmelerin kalıcı barışla sonuçlanmasını teminen, Türkiye’nin yapıcı bir çerçevede katkı sağlamayı sürdürdüğünü ifade etmesi, Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin yeni gerilim ve provokasyonlara yol açmasının önlenmesi gerektiğinin altını çizmesi, Netanyahu hükümetinin Gazze’de süren ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria’daki hukuksuz eylemleri karşısında iki devletli çözüm vizyonunun kararlılıkla savunulmasının önemine işaret etmesi, Gazze barış anlaşmasının ikinci aşamasına yönelik olarak yürütülen görüşmeler ile Barış Kurulu’nun çalışmaları hakkında istişarelerde bulunması, İsrail’in Lübnan’daki işgali karşısında, uluslararası toplumun daha caydırıcı bir tutum sergilemesi gerektiğini vurgulaması ele alınacak. İki ülke arasındaki ilişkileri tüm boyutlarıyla kurumsal bir çerçevede takip etmek amacıyla 2016 yılında Dışişleri Bakanlarının başkanlığında kurulan bir iş birliği ve istişare mekanizması olan konseyin ilk toplantısı 7-8 Şubat 2017 tarihlerinde Ankara’da, ikincisi toplantısı 18 Mayıs 2025 tarihinde Riyad’da gerçekleştirilmişti.