GÜNDEM - 06 Nisan 2026 Pazartesi 11:55

Ağrı’da 120 bin lira maaşa rağmen çoban bulunamıyor

A
A
A

Ağrı’nın Patnos ilçesinde besiciler, sezonluk 100-120 bin TL’ye kadar çıkan ücretlere rağmen çoban bulmakta zorlanıyor.

Bahar aylarına girilmesiyle Patnos’taki yaylalarda hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşlar, son yıllarda artan çoban sıkıntısından dert yanıyor.

Havaların ısınmasıyla sürüler yaylalara çıkarılırken, birçok besici hayvanlarını otlatacak deneyimli çoban bulamıyor. Yüksek ücret teklif edilmesine rağmen bu işi yapacak kişi sayısının her geçen yıl azalması dikkat çekiyor. Kimi köylü de maliyetler nedeniyle sürülerini kendi imkânlarıyla otlatmak zorunda kalıyor.

Sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar yaylada kalan çobanlar zorlu arazi şartları, çamurlu yollar ve dere geçişleriyle mücadele ediyor. Özellikle gençlerin bu mesleğe ilgi göstermemesi, bölgede çoban ihtiyacını artırıyor.

Çoban bulamadıkları için ailesine hayvan bakımında yardımcı olan Menekşe Sevinç, "Bu dönemde 100-120 bin lira arasında sezonluk ücret teklif etmemize rağmen çoban bulmak çok zor. Eskiden gençler bu işi yapıyordu, şimdi kimse yaylaya çıkmak istemiyor. Mecburen sürüyü tek başımıza otlatıyoruz. Sabah erkenden çıkıp akşama kadar dağda kalıyoruz. Hem yorucu hem de kalabalık sürülerde tek başına yetişmek zor oluyor. Gençler şehir hayatını tercih ediyor. Çobanlık zor ve emek isteyen bir iş olduğu için yapan kişi sayısı her yıl azalıyor. Hayvancılığa destek artarsa ve çobanlara özel teşvik verilirse bu meslek yeniden cazip hale gelebilir" ifadelerini kullandı.

Münevver Sevinç

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanması: Talepler reddedildi Diyarbakır’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan Narin Güran cinayetinde 4 buçuk yıl hapis cezası Yargıtay tarafından bozulan Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasında talepler reddedildi. Duruşmaya ara verildi. Merkez Bağlar ilçesinin Tavşantepe Mahallesi’nde 21 Ağustos’ta 2024’te kaybolan ve 8 Eylül 2024’te Eğertutmaz Deresi’nde cansız bedenine ulaşılan Narin Güran’ın öldürülmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a ’iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet, Nevzat Bahtiyar’a ise ’suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme’ suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin sanıklara verdiği hükmü hukuka uygun bulmuştu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Narin Güran cinayeti davasında anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet ile Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasının onanması istenmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, tutuklu sanıklar anne Yüksel, ağabey Enes ve amca Salim Güran’a verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onamış, Nevzat Bahtiyar’a verilen 4 yıl 6 ay hapis cezasını ise ’eylemin nitelikli kasten öldürme suçuna yardım’ kapsamında değerlendirilmesi adına bozmuştu. Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Mahkemede avukatların talepleri mahkeme başkanı tarafından reddedildi. "Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım" Saat 9.40’ta başlayan duruşmada, mahkeme başkanı, sanık Nevzat Bahtiyar’a bozma kararına itirazı olup olmadığını sordu. Bahtiyar, bu konuda bir şey söylemek istemedi. Mahkeme başkanı, Nevzat Bahtiyar’a olay günü ne yaptığı sorması üzerine Bahtiyar, öğleden sonra eve geldiğinde evinin sularının kesik olduğunu ardından bu durumu bildirmek için Salim Güran’ı aradığını aktardı. Bahtiyar, "Cinayetle hiçbir alakam yok, Salim Güran beni çağırdı. Tepeye gittim. Salimle birlikte Arif Güran’ın evine geldik. Narin’in cesedini orada gördüm. En sondaki soldaki oda sanırım. Bana bu cesedi götüreceksin dedi, ben götürmüyorum dedim. Sonra silah çekti beni ve oğlumu tehdit etti, önce oğlunu sonra seni öldürürüm dedi. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Ceset battaniyeye sarılıydı. Sonra bizim ahıra gittim, cesedi orada torbaya koydum. Sonra da arabaya koydum. Sonra Yüksel Güran’ı yukarda gördüm. Ağlıyordu. Sonra Salim Güran geldi. Battaniyeyi benden aldı. ‘Cesedi parça parça et kimse görmesin’ dedi. Sonra ben cesedi götürdüm. Ben cesedi yok etmedim, açığa çıkardım. Eğer Salim Güran’ın dediğini yapsaydım, ceset olmazdı, ben de burada olmazdım. Ben sadece Salim Güran’ı gördüm. Cesedi arabaya götürdükten sonra Yüksel Güran’ı gördüm, ağlıyordu. O zaman ailem güvence altında olmadığı için o ifadem doğru değil. Mahkemedeki ifadem doğru. Ben mecbur kaldım cesedi götürdüm. Pişmanım. Cesedi aldığımda çocuk ölmüştü. Ben delilleri yok etmiş olsaydım burada olmazdım’’ dedi. "Jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum" Bahtiyar’ın ardından söz alan Arif Güran, yeni keşif talebinde bulunarak, "Bu kadar eksik bir soruşturmada ben neye inanayım. Benim her şeyi öğrenmek hakkımdır. Bu insan 6 kez ifade değiştirdi. Bu adamın ifadesiyle benim ailem yok edildi. Benim kızım katledildi. İnsanda vicdan olursa birinden üzülür de söz eder. Bana diyorlar ki mahkeme ne diyorsa kabul et. Ben kabul etmiyorum. Burada Adalet mülkün temelidir deniyor. Ben bu acı ile yaşayamam. Ben keşif istiyorum, jandarma ile değil, polisle keşif istiyorum. Nevzat Bahtiyar, tehdit edildiği için konuşmadığını söylüyor. Köyde bin 700 personel vardı. Bu adam 19 gün boyunca içimizdeydi, yanımda namaz kalıyordu. O kadar jandarma vardı, istihbarat elemanı vardı. Neden tehdit edildiğini söylemedi. Salim Güran, devletten büyük müdür. Başkanım ben ölü bir insanım, ben kızımın hakkını istiyorum. Ben keşif istiyorum. Benim çekirdek ailem yok oldu. Kızımın hakkı yerde kaldı. Ben kızımın hakkını istiyorum. Yüksel Güran yapmışsa cezasını çeksin, Salim Güran yapmışsa cezası çeksin. Ben adalet istiyorum, kızımın hakkını istiyorum, keşif istiyorum. Narin gibi 4 tane daha çocuğum var. Benim çocuklarım okulu bıraktılar, benim çocuklarım okula gidemiyor. Narin’i korumak için 7’den 70’e iftira attılar. Ama Narin gibi 4 çocuğu daha öldürdüler. Havaalanı, Dara-2 üs bölgesinin kameralarını istiyorum. Bu davanın bu şekilde kapanmaması lazım ve kapanmayacak. Bir baba olarak bir ağabey bir kardeş olarak keşif istiyorum. Kızımın ölümünde kimin parmağı varsa devlet o parmağı kessin. Salim, Yüksel, Enes, Nevzat kim olursa olsun" diye konuştu. İfadelerin ardından duruşmaya ara verildi.
Muğla Muğla’da 15’inci yüzyıla ait Tevrat ele geçirildi Muğla İl Jandarma Komutanlığı, Mart ayı boyunca gerçekleştirdiği KOM operasyonlarıyla suç organizasyonlarına nefes aldırmadı. Operasyonlarda çok sayıda kaçak malzeme ve silah ele geçirilirken, tarihi eser operasyonunda ele geçirilen 15. yüzyıla ait Tevrat dikkat çekti. Muğla İl Jandarma Komutanlığı, halkın huzur ve güvenliğini sağlamak amacıyla yürüttüğü kararlı mücadelesine Mart ayında da aralıksız devam etti. 01-31 Mart 2026 tarihleri arasında il genelinde düzenlenen operasyonların bilançosu açıklandı. Jandarma Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) ekiplerince bir ay içerisinde toplam 29 KOM olayı aydınlatıldı. Bu kapsamda 51 şüpheli şahıs hakkında adli işlem başlatıldı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 10 şahıs hakkında ise adli kontrol kararı uygulandı. Tarihi eser kaçakçılarına büyük darbe Yürütülen adli arama faaliyetlerinde ele geçirilenler arasında en dikkat çeken parça, 15. yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Tevrat oldu. Tarihi eser kaçakçılığına yönelik bu önemli yakalamanın yanı sıra, kaçak kazılarda kullanılan 27 adet muhtelif malzeme de koruma altına alındı. Çalışmalarda 3 adet tabanca, 1 adet ruhsatsız av tüfeği ve 467 adet tabanca fişeği, 174 adet senet, 67 bin 370 adet içi tütün doldurulmuş makaron, 110 kg tütün, bin 588 paket kaçak sigara, 438 adet kaçak puro, 382 adet elektronik sigara, bin 39 adet kartuş, 510 adet gümrük kaçağı parfüm ve 15 adet cep telefonu ele geçirildi. Muğla İl Jandarma Komutanlığı’ndan yapılan açıklamada, vatandaşların huzur ve güvenliğinin sağlanması, suç ve suçluyla mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların il genelinde azim ve kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.
Ankara Bakan Uraloğlu: "6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara’da düzenlenen Karayolları 76. Bölge Müdürleri Toplantısı’nın açılış törenine katılarak, köprü ve viyadük uzunluğunun 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğunun ise 50 kilometreden 856 kilometreye çıkarıldığını aktardı. "30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık" Bakan Uraloğu, bölünmüş yol yatırımlarının trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığını belirterek, "Ülkemizin dört bir yanını yollarla, köprüyle, viyadükle, tünelle donatarak Türkiye’nin her bölgesini erişilir kıldık. Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak 6 bin 101 kilometre uzunluğundaki bölünmüş yol ağımızı 30 bin 51 kilometreye çıkardık. Bu tarihi başarıyı Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle kutladık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken, bugün tam 77 ilimizi bu imkanla buluşturduk. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 311 kilometreden 821 kilometreye, tünel uzunluğumuzu 50 kilometreden 856 kilometreye çıkardık. Sadece 2025 yılında 57 kilometre tünel inşa ettik. Bugün bölünmüş yollarımızın uzunluğu ülkemizin yol ağının yüzde 44’ünü oluşturmasına rağmen, bütün yol ağımızda hareket eden trafiğin yüzde 83’üne hizmet sunuyor. Bölünmüş yol yatırımlarımızla trafik güvenliğini, seyahat hızını ve konforunu arttırdığımız gibi trafik kazalarındaki ölüm oranlarında da büyük düşüş sağladık" açıklamasında bulundu. "Bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" Gerçekleştirilen yeni yol yatırımları sayesinde araçların çevreye verdiği olumsuz etkilerin en düşük seviyeye çekildiğini ifade eden Uraloğlu, "100 milyon taşıt-kilometre başına hayatını kaybeden kişi sayısını yüzde 81 azalttık. 6,55 milyon ton karbon emisyonunun da önüne geçtik. Yollarımızda seyreden araçların çevreye olan olumsuz etkilerini en aza indirdik. 2002 yılında ülkemizdeki toplam araç sayısı yaklaşık 8.5 milyon ve bölünmüş yol uzunluğumuz 6 bin 101 kilometre iken şehirlerarasındaki ortalama hızımız saatte 40 kilometreydi. Yeni yol yatırımlarımız sayesinde bugün ülkemizdeki araç sayısı 34 milyon yaklaşmasına rağmen ortalama seyahat hızımız yaklaşık 90 kilometreye çıktı. Bu, bölünmüş yollarımızın her 2 dakikadan birini tasarruf ettirdiği anlamına geliyor" diye konuştu. "Bölünmüş yol ağımızı 31 bin 250 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" Bölünmüş yollara yaptıkları yatırımın, yalnızca bugünü değil, her yılı kazanca dönüştüren güçlü bir değer olduğunu söyleyen Uraloğlu, "Zaman ve akaryakıttan sağlanan tasarruf, her yıl toplamda 405 milyar liralık bir ekonomik fayda olarak ülkemize geri dönüyor. Bu her yıl kullandığımız ödeneğin çok üzerinde bir rakam. İnşallah yeni hedeflerimiz doğrultusunda da bölünmüş yol ağımızı önce 31 bin 250 kilometreye, ardından 38 bin kilometrenin üzerine; otoyol ağımızı ise ilk etapta 4 bin 330 kilometreye ulaştırmayı hedefliyoruz" ifadelerinde bulundu. "Mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik" Uraloğlu, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, 1915 Çanakkale Köprüsü ve Avrasya Tüneli ile Asya - Avrupa arasındaki geçişleri birkaç dakikaya düşürdüklerini belirterek, şu ifadelere yer verdi: "Üretim merkezleri ile limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan İstanbul-İzmir, Kuzey Marmara, Menemen-Aliağa-Çandarlı, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli Otoyolları gibi mega karayolu projelerini tamamlayarak hizmete sunduk. Osmangazi Köprüsü, Kömürhan, Tohma, Beğendik-Botan köprüleri, Eğiste Hadimi ve Bitlis Çayı Viyadüğü, Nissibi gibi teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu bir hale getirdik. Geçit vermeyen dağları Cankurtaran, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, Salarha, Assos, Troya, Sabuncubeli, Ovit ve Zigana gibi tünellerimizle geçilebilir kıldık." Uraloğlu, sadece 2025 yılında Aydın-Denizli Otoyolu ile birlikte; Antalya Korkuteli-Elmalı Yolu, Elazığ-Harput Yolu, Pazarkule-Edirne-TEM Bağlantı Yolu, Batman-Hasankeyf Yolu, Bolu Göynük Çevre Yolu, Bursa Doğancı Tüneli, Pertek - Tunceli, Çemişgezek - Hozat ve Pertek - Hozat Yolu, Kaman-Savcılı-Kırşehir İl Yolu ve Burdur-Tefenni-Çavdır Yolu gibi önemli karayolu projelerini tamamladıklarını dile getirdi. "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık" Antalya - Alanya ve Ankara - Kırıkkale - Delice Otoyollarının çalışmalarını başlattıklarını da vurgulayan Uraloğlu, "Türkiye yüzyılı vizyonuna yakışan projeler ile hedeflerimize büyük oranda ulaştık çok şükür. Artık insanımız sevdiklerine daha kısa sürede ulaşırken; üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörler daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyet gösteriyor" dedi. "Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri Test ve Uygulamasını hayata geçirdik" Akıllı ulaşım sistemleriyle yeni bir ulaşım çağı başlattıklarını ifade eden Uraloğlu, "Geçtiğimiz haftalarda Hasdal Kavşağı ile İstanbul Havalimanı arasında 40 kilometrelik koridorda Kooperatif Akıllı Ulaşım Sistemleri (K-AUS) Test ve Uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamadan sonraki hamleyi de Ankara Çevre Otoyolu’nda daha gelişmiş düzeyde atacağız" diye konuştu. "Ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız" Yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ulaşım olduğunu söyleyen Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Orta Koridor, Kalkınma Yolu, Zengezur Koridoru ve Üç Deniz Girişimi gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Karayolları ile farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi bir konuma taşıyacağız."
İzmir İzmir’de Meslek Fabrikası tahliyesinde gerginlik İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Vakıflar Genel Müdürlüğü arasında mülkiyet tartışmalarına neden olan Meslek Fabrikası binasının tahliye işlemleri sırasında gerginlik yaşandı. Bina önünde toplanarak duruma tepki gösteren kalabalık, demir bariyeri yıkarak taşkınlığa sebep olunca çevik kuvvet ekiplerince biber gazıyla alandan uzaklaştırıldı. Mahkeme kararıyla Mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilen Meslek Fabrikası binasının çevresinde, sabahın erken saatlerinden itibaren geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis ekipleri tarafından demir bariyerle çevrilen Meslek Fabrikası’nda giriş çıkışlar kapatılarak tespit çalışmaları başlatıldı. İşlem öncesinde belediye yetkililerine herhangi bir resmi tebliğde bulunulmadığı ileri sürüldü. Durum üzerine bölgeye giden İzmir Büyükşehir Belediyesi hukukçuları, yapılan işleme usulsüz olduğu gerekçesiyle itirazda bulundu. Tahliye esnasında, binada mesleki eğitimlerde kullanılan çeşitli teknik malzemelerin uzman personel beklenmeden söküldüğü kaydedildi. Yaşanan hareketlilik üzerine Meslek Fabrikası önüne gelen belediye işçileri ve bazı vatandaşlar duruma tepki gösterdi. Bölgede artan gerginlik üzerine çevik kuvvet ekipleri, bahçede ve bina içinde bulunan kalabalığı güvenlik amacıyla dışarıya çıkardı. Cemil Tugay programını iptal etti Dünya Sağlık Örgütü’nün bir programına katılmak üzere yurt dışında bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, tahliye işleminin ardından ziyaretini yarıda keserek İzmir’e dönme kararı aldı. Tugay, sosyal medya hesabı üzerinden yayımladığı mesajda yaşanan sürece değindi. Söz konusu binanın 1926 yılından beri İzmir yerel yönetimine ait olduğunu belirten Cemil Tugay, alanın geçmişte un fabrikası olarak bilindiğini ifade etti. Mülkiyet tartışması Binanın 12 Eylül 1980 döneminden sonra bir süre Devlet Güvenlik Mahkemesi olarak kullanıldığını hatırlatan Tugay, "Tüm belgeleri ortaya koyduk. Bu bina 1926’dan beri İzmir’in yerel yönetiminin. O dönemde belediyenin birçok mülkünü farklı kullanımlara verdiler. Bu binaları da mahkeme yaptılar. Ancak o zaman bile bu binaların mülkiyetine dokunulmadı. Tapuda bir şerh yokken, tamamen tertemiz bir tapuyken hangi hakla bu binanın tapusunu alıyorsunuz?" dedi. Tahliye işlemleri sırasında bina önündeki bekleyiş sürdü. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ve CHP Parti Meclisi Üyesi İzmir Milletvekili Ednan Arslan, Meslek Fabrikası önünde sürece dair tepkilerini dile getirdi. Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkililerinin bina içerisindeki tespit çalışmaları ise devam ediyor.