ASAYİŞ - 01 Nisan 2025 Salı 13:30

Atatürk Barajı’nda bir kişi kayboldu

A
A
A
Atatürk Barajı’nda bir kişi kayboldu

Adıyaman’ın Kahta ilçesinde Atatürk Baraj kenarındaki bir tekneyi denemek için binip baraja açılan Hasan Yılmaz’ın (45) daha sonra kaybolduğu öğrenildi.


Edinilen bilgilere göre, Hasan Yılmaz dün akşam saatlerinde 2 arkadaşıyla birlikte Kahta ilçesine bağlı Böloren Köyü yakınlarındaki Atatürk Barajı kenarına indi. Kıyıdaki tekneyi test etmek amacıyla bir süre gezinti yapan grup, daha sonra kıyıya yanaştı. İddiaya göre, Hasan Yılmaz, arkadaşlarını kestirme bir yoldan ana yola ulaşmaları için kıyıya bırakarak, tekneyi park edip arabasıyla onları alacağını söyledi. Ancak her iki arkadaş da Hasan Yılmaz’ın bir süre sonra buluşma noktasına gelmediğini fark etti. Bunun üzerine tekrar baraj kenarına inen arkadaşları, Hasan Yılmaz’ın aracının olay yerinde olduğunu ve teknenin ise kıyıya yanaşmış halde olduğunu gördü. Hasan Yılmaz’a ulaşamayan arkadaşları durumu hemen jandarma ve sahil güvenlik ekiplerine bildirdi. Bölgeye gelen ekipler, Hasın Yılmaz’ı bulmak için arama çalışmalarına başladı.


Hasan Yılmaz’ın yakınlarının baraj kenarında endişeli bekleyişi de sürüyor.



Atatürk Barajı’nda bir kişi kayboldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Sağlık çalışanlarının sessiz yürüyüşü 73. haftasında Sağlık çalışanlarının Gazze’de yaşanan zulmü protesto için haftalardır Erzurum’da sürdürdüğü yürüyüş bu haftada devam etti. Lala Mustafa Paşa Cami avlusunda toplanan sağlık çalışanları, yürüyüş sonrası Yakutiye Medresesi önünde basın açıklaması yaptı. 73 haftadır bir araya gelen sağlıkçıları adına konuşan Tıp Fakültesi Öğrencisi Hakan Sümbül, Gazze halkına "Selam olsun" diyerek sözüne başladı ve "Bunca vahşete rağmen canlarıyla, kanlarıyla, imanlarıyla mücadele eden; her yıkımın karşısında Allah’a tam teslimiyet gösteren Gazze halkına. Selam olsun soğuk sıcak demeden, bayram seyran dinlemeden 73 haftadır buraya gelen sebat ehli insanlara Selam olsun kim var diye arkasına sağına soluna bakmayan, ben varım Allahım diyerek öne atılan diğergam insanlara. Bugün burada; önümüze hazır sunulan sahte gündemlerden kurtulup asıl konumuzu hatırlamak için toplanmış bulunmaktayız. Bir yanda futbolun konuşulduğu evlerden yükselen gol sesleri, diğer tarafta uluslararası yapılan güçlü boykotumuza "işe yaramaz" diyen küçük topluluğun yeni boykot girişimleri konuyu yine Filistin’den saptırdı. "Her hafta burada hatırlamak için buluşuyoruz" Hakan Sümbül, konuşmasına daha sonra şöyle devam etti, "Peki nasıl bu kadar kolay sapıyoruz hayatımızın merkezinde olması gereken gündemden? Çünkü biz insanız ve insan; kökünü "nisyan"yani unutmak kelimesinden almıştır. Bizler görünürde Gazze’lilerin ama aslında bizim imtihanımız olan bu olaylar silsilesinde yer almadıkça unutuyoruz yaşananları. Kafası bedeninden kopmuş bebeğini tutan babayı, çocuklarının cesetlerini pirinç çorbalarına koyup taşıyan yiğit adamı, evlatlarının kanı ellerine bulaşmış olan anneyi, dedesinin ruhumun ruhu diye sevdiği Rim’i, 355 kurşunla katledilen Hind’i unutuyoruz. İşte bu yüzden her hafta burada yeniden hatırlamak için bir araya gelip sessizce haykırıyoruz. Bu kadar gürültünün içerisinde sesimiz duyulur mu demiyoruz, belki bir duyan olur diye konuşmaya devam ediyoruz. Zulüm gören halkın yaşadıklarını ve zulme sessiz kalmayanların uğradıkları haksızlıkları da konuşuyoruz. Evet zulme sessiz kalmamak da bir bedel ödetiyor. Geçtiğimiz haftalarda sözde özgürlükler ülkesi olan Amerika’da Filistin’i desteklediği için özgürlüğü elinden alınan bir Türk kadınımızdan bahsedeceğiz: Rümeysa Öztürk. ABD’de doktora yapan Rümeysa, 25 Mart 2025 tarihinde iftara giderken sivil giyimli, maske takmış yetkililer tarafından ters kelepçe ile gözaltına alındı. Bu durumun sebebi ise Rümeysa Öztürk’ün israili eleştirdiği bir makale yazmış olması. Ortada alenen işlenen bir suç var ve bu suça ses çıkaran insanlar suçlu ilan edilerek içeri alınıyor. Zulme karşı dik duruşu sebebiyle alkışlanması gereken kişiler tutuklanırken, tutuklanıp hapse atılsa bile ceza olarak yeterli gelmeyecek katiller ise meclis kürsüsünde alkışlanıyor; bu çok düşündürücü değil mi? Yapılan zulüm hem destek görüyor hem de muhalefet kabul etmiyor. Bayramlık kıyafetleri ile sokakta oynayan çocukları hedef alıp katledenlerin değil, bu caniliği dile getirenlerin özgürlüğü kısıtlanıyor. Bu hangi adalete, hangi demokrasiye sığar? Bu süreçte sahte demokrasileri, sahte insan haklarını, sahte ifade özgürlüklerini gördük ve iğrendik. Artık Allah’tan başka hiçbir kural koyucunun kurallarının samimi olmadığını bildik ve yüzümüzü Allaha döndük. Şimdi dua ederek O’na yakarma vakti... Rümeysa Öztürk gibi, Dr Hussam Ebu Safia gibi adını bildiğimiz ve bilmediğimiz, haksız yere zindanlara atılan kardeşlerimizi özgürlüklerine kavuştur"