SAĞLIK - 04 Haziran 2025 Çarşamba 09:51

Uzmanından kurban eti tüketimi önerisi

A
A
A
Uzmanından kurban eti tüketimi önerisi

Bayram sofralarında etin ölçüsüzce tüketilmesinin kalp-damar, gut, hipertansiyon ve böbrek hastaları için tehlike oluşturabileceğine dikkat çeken Diyetisyen Pakize Gizem Akgül, "Kırmızı et içerdiği bazı B grubu vitaminler, folik asit ve demir içeriği sayesinde faydalı olsa da her gün ve her öğün tüketildiğinde sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir" dedi.


Kurban Bayramı öncesi uzmanlar, ilk gün dinlendirilmeden yenilen etin zararlarına dikkat çekti. Öğünlerde genellikle ölçünün kaçabildiği Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme prensiplerini hatırlatan Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, İhlas Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu.



"Etin çiğnenmesi zor olur"


Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından zararlı olduğuna işaret eden Diyetisyen Akgül, "Bayramın ilk günü sabah saatlerinde kesilen etler, öğlen sofralarda yerini alıyor. Ancak kesildikten hemen sonra tüketilen et sağlık sorunu yaşamanıza neden olabilir. Yeni kesilmiş et serttir ve sindirimi zordur. Çiğnemesi zordur, mideyi yorar. Etin hem yumuşaması hem de lezzetinin oturması için en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerekir" diye konuştu.



"Dinlenmeden pişirilen et sindirim sorunlarına neden olur"


Etin bekletme süresinin hem mide-bağırsak sistemi hem de pişirme kalitesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Diyetisyen Akgül, "Dinlenmeden pişirilen et hem lezzet açısından yetersiz kalır hem de hazımsızlık, şişkinlik gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Özellikle yaşlı bireyler ve mide hassasiyeti olanlar bu noktaya dikkat etmelidir" ifadelerini kullandı.


Kurban Bayramı’nda mangalın sık tercih edilen bir pişirme yöntemi olduğunu hatırlatan Akgül, "Mangalda pişirme sırasında etin yüzeyinin yanması, protein yapısının bozulmasına ve sağlıksız birleşiklerin oluşmasına neden olur. Bu yüzden etin ateşe çok yakın temas etmemesi gerekir. Kızartma ve kavurma gibi yöntemlerden uzak durulmalı, mümkünse etler ızgara, haşlama veya fırında pişirilmelidir. Ayrıca ete pişirme sırasında yağ eklenmemeli, kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar hem kolesterolü yükseltiyor hem de kalp hastaları için ciddi bir risk oluşturuyor" diye konuştu.



"Kronik hastalığı olanlar tek öğünle sınırlandırmalı"


Kurban Bayramı boyunca etin günde üç öğün tüketilmesinin yaygın ancak sağlık açışından çok önerilmeyen bir alışkanlık olduğuna değinen Akgül, "Bayramda neredeyse her öğün et tüketiliyor. Ancak bu özellikle kalp, şeker, gut ve böbrek hastaları için son derece tehlikeli. Kırmızı etin proteini önemli olsa da fazlası vücudu zorlar. Kronik rahatsızlığı olan bireylerin et tüketimini günde bir öğünle sınırlandırması daha sağlıklı bir tercih olacaktır" şeklinde konuştu.



"Etler soğuk havada saklanmalı"


Etin sebzeler ve salatayla dengelenmesi gerektiğini belirten Akgül, etin uygun şartlarda saklanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:


"Etin yanında bol yeşillik, salata, yoğurt ya da zeytinyağlı sebze yemekleri tüketilerek hem besin çeşitliliği sağlanır hem de sindirim kolaylaşır. Kurban eti mutlaka eksi 18 derecede dondurucuda saklanmalı. Etin buzdolabına konulmadan önce bir süre dışarıda bekletilmesi, sıcak ortamda kalması bakteri üremesine zemin hazırlar. Bu da ciddi gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Etler yemeklik porsiyonlara bölünmeli, yağlı kağıda ya da buzdolabı poşetine sarılarak derin dondurucuya konulmalı. Bu şekilde eksi 18 derecede 6 ila 12 ay arasında güvenle saklanabilir. Ancak çözdürülen et kesinlikle yeniden dondurulmamalı. Çözdürme işlemi oda sıcaklığında değil, buzdolabının alt rafında yavaş yavaş yapılmalı."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.