SAĞLIK - 17 Ocak 2026 Cumartesi 09:03

Uzmanından "Hipertansiyonda hayati yanılgı" uyarısı

A
A
A
Uzmanından "Hipertansiyonda hayati yanılgı" uyarısı

Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için ‘sessiz katil’ olarak adlandırıldığını belirterek, "Birçok hasta, ‘Tansiyonum yükselince başım ağrıyor, ağrım yoksa tansiyonum iyidir" der. Bu, hayati bir yanılgıdır’ uyarısında bulundu.


Neredeyse hiçbir belirti vermeden ortaya çıkan ve sessizce ilerleyip vücudu etkisi altına alan hipertansiyon, birçok hastalığa da yol açıyor.


Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, açıklamalarda bulundu. Modern hayatın hızı içinde çoğumuzun kalp sağlığını ihmal ettiğini belirten Baykan, "Kalp krizinde en büyük düşmanımız ‘belki geçer’ diyerek beklemektir. Avrupa Kardiyoloji Cemiyeti (ESC) kılavuzları, damar tıkanıklığında geçen her dakikanın kalp kası kaybı anlamına geldiğini vurgular. En tipik belirti, göğüs kafesinin ortasında, geniş bir alanda hissedilen baskı, sıkışma veya ağırlık hissidir. Bu ağrı sol kola, çeneye veya sırta yayılabilir. Şeker hastalarında ve kadınlarda ağrı çok hafif olabilir. Sadece ani nefes darlığı, mide bulantısı, bayılma veya açıklanamayan bir yorgunlukla kendini gösterebilir. Eğer bu şikayetler istirahatte başlıyor ve 10 dakikadan uzun sürüyorsa, kendi aracınızla değil, mutlaka tam donanımlı bir ambulansla hastaneye ulaşmalısınız" dedi.


"Asıl tehlike, COVID-19 virüsünün kendisidir"


Son yıllarda 30’lu, 40’lı yaşlarda kalp krizi vakalarıyla daha sık karşılaştıklarını belirten Baykan, "Toplumda bu artışın tek sorumlusu olarak COVID-19 aşılarını görme eğilimi var. Amerikan Kardiyoloji Derneği (ACC) verilerine göre, gençlerdeki artışın asıl nedenleri genetik/ailesel yatkınlık, erken yaşta başlayan obezite, yoğun tütün/elektronik sigara kullanımı ve kronik strestir. Aşıların çok nadir görülen kalp kası iltihabı (miyokardit) riski olduğu bilinmektedir, ancak bu durum genellikle hafiftir. Asıl tehlike, COVID-19 virüsünün kendisidir. Virüs, damar yapısında aşının oluşturduğu riskten kat kat daha fazla hasar ve pıhtılaşma riski oluşturmaktadır. Genç yaştaki ani kayıpların genellikle altında yatan asıl neden, kontrol edilmemiş genetik kolesterol yükü ve kötü yaşam alışkanlıklarıdır" ifadelerini kullandı.


"Yüksek basınç damarlarınıza, böbreklerinize ve kalbinize kalıcı zararlar verir"


Hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, "Birçok hasta ‘Tansiyonum yükselince başım ağrıyor, ağrım yoksa tansiyonum iyidir’ der. Bu, hayati bir yanılgıdır. Vücut yüksek tansiyona zamanla alışır ve siz kendinizi iyi hissedersiniz. Ancak o sırada yüksek basınç damarlarınıza, böbreklerinize ve kalbinize kalıcı zararlar verir. İdeal tansiyon 120/80 mmHg’dir. 140/90 mmHg ve üzeri mutlaka tedavi edilmelidir. Belirti beklemek, damarın hasar görmesini, kalbin büyümesini veya inme riskini göze almaktır" dedi.


"Spor yaparken göğüste ağrı veya göz kararması oluyorsa durun"


Tempolu yürüyüş ve bisikletin kalbin en sevdiği aktiviteler olduğunu belirten Baykan, "Hafta içi hiç hareket etmeyip sadece pazar günü halı sahada veya ağır bir antrenmanda kendini zorlamak, kalp krizini tetikleyebilir. Kalp, aniden binen yükü değil, düzenli ve kademeli artan aktiviteyi sever. Spor yaparken göğüste ağrı, alışılmadık bir nefes darlığı, çarpıntı veya göz kararması oluyorsa durun. Bunlar ‘zorlanma belirtisi’ değil, bir ‘dur’ ihtarıdır. Efor testi ve basit bir muayene, sporun sizin için bir risk değil, bir şifa olmasını sağlar" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep GSO Başkanı Ünverdi, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü mesajı yayımladı Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 111. yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, "Aziz atalarımız Çanakkale’de birlik, beraberlik ve eşsiz fedakarlıklarla imkansız denileni mümkün kılmıştır" ifadelerini kullandı. Çanakkale Deniz Zaferi’nin Milli Mücadelenin en büyük adımlarından birisi ve bağımsızlığa giden yolun habercisi olduğunu belirten Adnan Ünverdi, "Şanlı ecdadımız 111 yıl önce, aziz vatanımız üzerinde hain emeller etrafında birleşen ve dönemin en gelişmiş silahlarıyla topyekun saldıran düşmana karşı inancı ve üstün cesaretiyle tek yürek olmuş, tüm dünyaya örnek bir mücadele vermiştir. Büyük Önder Atatürk’ün ‘Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum’ sözüyle, tarihin en büyük siper savaşında, az sonra can vereceğini bilerek vatan uğruna gözünü kırpmadan şahadete koşan kahramanların destan yazdığı yerin adı olmuştur Çanakkale. Bugün cennet vatanımızda, ay yıldızlı bayrağımız altında özgürce yaşıyorsak bunu canları pahasına bedel ödeyen aziz atalarımıza borçluyuz. Bize düşen de son dönemde bölgemizde ve dünyada yaşanan savaş ve kaos ortamında birlik ve beraberliğimize her zamankinden daha fazla sahip çıkmaktır. Bizim en büyük gücümüz birlik, kardeşlik ve vatanımıza olan bağlılığımızdır. Tarihi kahramanlıklarla dolu şanlı ecdadımızdan aldığımız ilham ve güçle üstesinden gelemeyeceğimiz bir konu da yoktur. Bu doğrultuda bölgesinin istikrar kalesi olan ülkemizin geleceği için üzerimize düşen ne varsa elimizden geleni yapmaya, önce vatan diyerek ülkemize sahip çıkmaya, her cephede güçlü yarınlarımız için çalışmaya devam edeceğiz. Çanakkale ruhu bizim kanımızda vardır ve bu ruh nice kahramanlıklarla nesilden nesile yaşamaya devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle, Çanakkale Zaferinin 111’inci yıl dönümünde Çanakkale’yi geçilmez kılarak şanlı bayrağımız altında özgürce yaşamamızı sağlayan Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyorum" ifadelerine yer verdi.
Iğdır Ağrı Dağı’ndan kayan kayakseverler, Ağrı Dağı’nın Iğdır tarafına kayak merkezi yapılması çağrısında bulundu Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı eteklerindeki Korhan Yaylası’nda kayak yaptı. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın büyük bir kısmının Iğdır sınırları içinde bulunmasına rağmen bölgede bir kayak merkezinin olmamasının kabul edilebilir olmadığını belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Iğdır’da iki kayaksever, Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’nın eteklerinde yer alan Korhan Yaylası’na giderek kayak yaptı. Doğal kar örtüsü ve geniş alanlarıyla dikkat çeken bölgede kayak yapan sporcular, Ağrı Dağı’nın kış turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi. Dağcılar, 5 bin 137 metre rakıma sahip Ağrı Dağı’nın Türkiye’nin en yüksek dağı olmasına rağmen Iğdır tarafında herhangi bir kayak merkezinin bulunmamasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getirdi. Bölgenin hem doğal yapısı hem de manzarasıyla kış turizmi için uygun olduğunu belirten sporcular, yapılacak bir kayak merkezinin Iğdır turizmine ve ekonomisine büyük katkı sağlayacağını ifade etti. Kayakseverler ayrıca, Ağrı Dağı eteklerinde kış aylarında yeterli kar kalınlığının oluştuğunu ve uygun pist alanlarının bulunduğunu belirterek, Iğdır’a kazandırılacak bir kayak merkezinin hem yerli hem de yabancı turistleri bölgeye çekebileceğini söyledi. Dağcılar, yetkililerin bu potansiyeli değerlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, Iğdır’ın kış turizminde de adından söz ettirebilecek bir şehir haline gelebileceğini ifade etti. Dağcılardan Çağatay Turhan, yaklaşık 1,5 saat süren tırmanışın ardından keyifli bir iniş gerçekleştirdiklerini belirterek, dağın yalnızca doğal güzelliğiyle değil, spor imkanlarıyla da dikkat çektiğini ifade ederek; "Bugün de burada Ağrı Dağı’nın yamaçlarında kaymak nasip oldu. Ağrı Dağı, bildiğiniz gibi birçok dinde kutsal kabul edilen bir dağ. Bana göre de çok farklı bir yere sahip. Gerçekten oldukça keyifli bir faaliyetti. Yaklaşık 1,5 saatlik bir tırmanışın ardından güzel bir iniş gerçekleştirdik. Bence insanların bu dağı daha iyi tanıması gerekiyor; açıkçası yeterince tanınmadığını düşünüyorum. Dağın güzelliğine oranla bilinirliği biraz düşük. Herkes Ağrı Dağı’nı biliyor ama burada kaç kişinin spor yaptığına, kaç kişinin kayak yaptığına baktığınızda sayı muhtemelen bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Bence buranın bir an önce turizme kazandırılması gerekiyor." dedi. Bölgede ilk kez kayak yaptıklarını dile getiren Iğdır Ağrı Dağı Arama Kurtarma ve Dağcılık Spor Kulübü Başkanı Muhammed Akkuş, amaçlarının Ağrı Dağı’nda kayak turizminin mümkün olduğunu göstermek olduğunu belirtti. Mevcut kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye ulaştığı ve Mayıs ayı sonuna kadar kayak yapılabilecek şartların sürdüğünü belirten Akkuş; " İlk defa biz burada kayak yaptık. Bugün burada amacımız şuydu: Ben bir Iğdırlı olarak, "Neden Ağrı Dağı’nda bir kayak merkezi yok? Neden kayak turizmi yapılmıyor?" sorularını gündeme getirmek istiyorum. Biliyorsunuz, Ağrı Dağı dünyaca Everest’ten bile daha çok tanınan bir dağ aslında. Çünkü Everest’i daha çok dağcılar ve yüksek irtifa sporcuları bilir; ancak Ağrı Dağı kutsal bir dağ olduğu için dünyanın birçok insanı tarafından bilinir. Bu dağın bugüne kadar turizme kazandırılmamış olması Iğdır için, bölgemiz için ve ülkemiz için büyük bir kayıp. Biz bugün burada kayak yaparak, aslında burada kayak yapılabildiğini göstermek istiyoruz. Şu anda yaklaşık 2 metre kar var ve Mayıs ayının sonuna kadar burada kayak turizminin yapılabileceğini göstermek istedik. Bugün bu noktayı seçmemizin nedeni de şuydu: Burası, Küp Gölü’nün hemen arka tarafına denk geliyor. Buraya yapılacak bir teleferik hattı sayesinde, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin buzullarıyla kesişen bir noktaya ulaşılabilir. Bu sayede insanlar hem dağ turizmini hem inanç turizmini deneyimleyebilir, aynı zamanda Cehennem Vadisi’nin şelalelerini izleme ve Küp Gölü’nü görme şansı yakalayabilir. Bu nedenle amacımız, Iğdır’da yetkililerin bir an önce burayı turizme açmasıdır. Kayak turizmi, yamaç paraşütü turizmi gibi faaliyetler burada rahatlıkla yapılabilir. Nitekim daha önce düzenlenen bir festivalde burada yamaç paraşütü de yapılmıştı. Bu bölge, yamaç paraşütü için de oldukça uygun bir yer. Buradan tüm dünya dağcılarına, kayakçılara, turizmcilere ve yamaç paraşütü sporcularına çağrımızdır: Gelin, bu eşsiz coğrafyada birlikte faaliyetler gerçekleştirelim" dedi.
Yozgat Yuvalarına dönen leylekler Yozgat’ta baharı müjdeledi Yozgat’ta yuvalarına dönen leylekler vatandaşları sevindirdi. İlkbaharın habercisi olan leylekler köylerde ilgiyle karşılanırken, elektrik direklerindeki yuvaları ve köyde oluşturdukları görüntüler dronla görüntülendi. Yerköy ilçesi Saray köyü ve Aydıngün köyünde yıllardır elektrik direklerine kurdukları yuvalarda yaşayan leylekler bu yıl da köylere geldi. Yuvalarına dönüş yapan onlarca leylek, köylerde dikkat çeken görüntüler oluşturuyor. Köy halkı ise leylekleri yıllardır koruyarak yuvalarına zarar verilmesine izin vermiyor. 1950-51 yıllarında Bulgaristan’dan göç ederek Aydıngün köyüne yerleşen vatandaşlar, leylekleri köyün bir parçası olarak görüyor. Bölgedeki sulak alanlar ve çayırlarda beslenen leylekler, fare, kurbağa ve çeşitli haşeratlarla beslenerek çiftçilere de fayda sağlıyor. "Leylekler bize neşe veriyor" Köy sakini Rıdvan Ayan, leyleklerin her yıl köye geldiğini belirterek, "Bu köyde çiftçilik yapıyorum. Leylekler her sene köyümüze gelirler ve giderler. Köyümüzün insanları tarafından korunur bunlar. Hiç taş falan atılmaz bunlara. Yuvalarına da dokunmak olmaz. Her sene çok şükür geliyorlar. Bize bir neşe veriyorlar. Gelenler de zaten bunlara bakıyorlar" dedi. "Çiftçiye de faydalılar" Leyleklerin doğal yaşama sağladığı katkılardan söz eden Ayan, "Fare olsun, kurbağalar olsun. Yani bütün haşeratları yiyorlar. Çiftçiye de faydalılar o bakımdan. Biraz da toplumumuz şimdi bunlar kışın göç ettikçe sıcak yerlere Suudi Arabistan’a gittiğini falan zannediyorlar. Bunlara bir kutsallık veriliyor. Biraz da ondan dolayı herhalde Hacı Leylek diyorlar" diye konuştu. Her yıl aynı yuvalarına dönen leylekler, köylerde hem doğaya katkı sağlıyor hem de ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Leyleklerin dönüşü bölgede baharın en önemli habercilerinden biri olarak görülüyor.
Ordu Başkan Güler: "Birlik ve beraberlik içerisinde Ordu’yu bir üretim merkezi haline getireceğiz" Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, sanayi sitesinde kurulan iftar sofrasında esnaflarla buluştu. Başkan Güler, birlik ve beraberlik içerisinde şehri bir üretim merkezi haline getirmek için çalıştıklarını söyledi. Ramazan ayının birlik ve beraberlik ruhu içinde geçtiği Ordu’da, Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan iftar sofralarında herkes bir araya geliyor. İlçelerde devam eden iftar programlarının yanı sıra meslek grupları ile de buluşan Başkan Güler, Büyükşehir Belediyesi’nin iftar organizasyonunda 2. Sanayi Sitesi Kooperatifi ve Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkârlar Odası esnaflarıyla bir araya geldi. Yoğun katılımın olduğu iftarda masaları tek tek gezen Başkan Güler, esnaflar ile sohbet ederek talep ve önerilerini dinledi. "Büyük bir aileyiz" Düzenlenen iftar programında konuşan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, sanayi esnafının çok kıymetli işler yaptığını söyledi. Ordu’nun bir üretim merkezi haline gelmesi için sanayi esnafı ile birlik ve beraberlik içerisinde ortak çalışma vurgusu yapan Başkan Güler, "Biz büyük bir aileyiz. Ordu üst kimliği ile güzel işler yapan esnaflarımız ile gurur duyuyoruz. Üretim ekonomisi akıl ve alın terine dayanan bir çalışma. Çok kıymetli işler yapıyorsunuz. Sizlerle ortak çalışmalar yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Bu çalışmalarla Ordu’yu çok önemli noktalara getirebiliriz. Ekonomide, üretimde iyi noktalara gelmek için bu birlik ve beraberliğe her zaman ihtiyacımız var. Sizin istekleriniz bizim için hedeftir. Bu sebeple her zaman gücümüzü birleştirip hareket ederek burayı bir üretim merkezi haline getirebiliriz. Belediyemizin tüm imkanları sizin, her şeyimizi ortak kullanabiliriz. Allah ağzımızın tadını bozmasın" dedi. Program, dualarla eşliğinde açılan oruçlar ve hep birlikte yapılan iftarın ardından sona erdi.