SAĞLIK - 01 Nisan 2026 Çarşamba 10:44

Otizmde erken farkındalık hayatı olumlu etkiliyor

A
A
A
Otizmde erken farkındalık hayatı olumlu etkiliyor

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programlarının çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabileceğini söyledi.


Otizm, uzmanlarca çocukluk döneminde ortaya çıkan ve bireyin sosyal iletişim, dil gelişimi ve davranışlarını etkileyen nörogelişimsel bir farklılık olarak tanımlanıyor. Genellikle yaşamın ilk üç yılından fark edilen otizmin en yaygın belirtileri arasında göz teması kurmama, ismiyle seslenildiğinde tepki vermeme, konuşma gelişiminde gecikme ve sallanma ya da el çırpma gibi yineleyici hareketler yer alıyor. Bu konuda ailelerin bilinçlenmesinin ve uzman desteğine zamanında başvurmasının büyük önem taşıdığını söyleyen Medline Adana Hastanesi Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, "Dünya Otizm Farkındalık Günü" nedeni ile açıklamalarda bulundu.


Erken çocukluk döneminde ortaya çıkıyor


Prof. Dr. Altunbaşak, otizmin beynin gelişim sürecindeki farklılıklarla ilişkili olduğunu belirterek, "Özellikle erken çocukluk döneminde sinir hücreleri arasındaki bağlantıların farklı çalışması, çocuğun çevresiyle kurduğu iletişimi etkileyebilir. Bu durum, göz teması kurmama, kendi ismine tepki vermeme ve tekrarlayıcı davranışlar gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ailelerin en sık fark ettiği durumlar arasında konuşma gecikmesi, sosyal etkileşimde zorluk ve rutinlere aşırı bağlılık yer alır. Bununla birlikte bazı çocuklar oyuncaklarla alışılmışın dışında oynayabilir ya da yaşıtlarına kıyasla daha içine kapanık davranabilir. Bu belirtiler tek başına tanı koydurmaz; ancak erken değerlendirme için önemli ipuçlarıdır" dedi.


Multidisipliner yaklaşım önemli


Otizm yalnızca nörolojik bir durum olarak değerlendirilmediğini ifade eden Altunbaşak, "Tanı ve tedavi sürecinde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi başta olmak üzere psikologlar, dil ve konuşma terapistleri ve özel eğitim uzmanları birlikte çalışır. Çocuk nörolojisi, bu süreçte özellikle altta yatan nörolojik durumların değerlendirilmesi ve eşlik eden hastalıkların takibinde önemli bir rol oynar. Erken yaşta başlanan eğitim ve terapi programları, çocuğun gelişiminde belirgin iyileşmeler sağlayabilir. Beynin öğrenmeye en açık olduğu bu dönemde yapılan müdahaleler, sosyal becerilerin ve iletişim yeteneklerinin güçlenmesine katkıda bulunur. Bu nedenle ailelerin "bekleyelim, nasılsa geçer" yaklaşımı yerine uzman görüşü alması önerilir" diye konuştu.


Tanı için farklı branşlar birlikte çalışır


Prof. Dr. Şakir Altunbaşak, otizmde tanı koyma sürecinin detaylı bir gelişim öyküsü ve klinik gözlem ile başladığını kaydederek, "Çocuğun iletişim becerileri, sosyal etkileşimi ve davranış örüntüleri değerlendirilir. Gerektiğinde gelişim testleri ve nörolojik incelemeler de yapılabilir. Bu süreçte farklı branşların birlikte çalışması hem doğru tanıya ulaşmayı hem de bireye özgü bir tedavi planı oluşturulmasını sağlar. 3 yaşından önce tanı konulması ve tedaviye başlanması, tedavinin etkinliği ve sonuçları açısından son derece önemlidir. Otizmde kesin bir "ilaç tedavisi" bulunmamakla birlikte, bireyin ihtiyaçlarına göre planlanan eğitim ve terapi programları oldukça etkilidir. Davranışsal eğitimler, dil ve konuşma terapileri ile sosyal beceri çalışmaları çocuğun günlük yaşamını kolaylaştırır. Bazı durumlarda eşlik eden dikkat eksikliği veya uyku problemleri gibi durumlar için tıbbi destek de gerekebilir. Ebeveynlerin, çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi, şüpheli durumlarda zaman kaybetmeden bir uzmana başvurması büyük önem taşır. Unutulmamalıdır ki otizmde erken farkındalık, doğru yönlendirme ve disiplinler arası iş birliği çocuğun yaşam kalitesini doğrudan ve olumlu etkiler" şeklinde konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Hürmüz Boğazı’nda Türk sahipli 14 tane gemi var, 3 tane geminin çıkma talebi yok" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemileriyle ilgili, "Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok" dedi. Bakan Uraloğlu TBMM’deki AK Parti Grup Toplantısı öncesi basın mensuplarını sorularını cevapladı. Hürmüz Boğazı’ndaki Türk gemilerinin son durumu hakkındaki soru üzerine Uraloğlu, "Önümüzdeki sıkıntı devam ediyor. Dışişleri Bakanlığımızın koordinasyonunda gemileri oradan çıkarabilir miyiz diye gayret içerisindeyiz. Boğaz’da Türk sahipli 14 tane gemi var. Dolayısıyla gemilerin bütün mürettebatıyla görüşme halindeyiz. 3 tane geminin çıkma talebi yok, belli operasyonlar için orada. Enerji üretimi için gemilerimiz var. Onun haricinde diğer gemileri çıkarma ile ilgili görüşmeler devam ediyor. Henüz gemileri çıkarma imkanı olmadı. Personelle ve kaptanlarla sürekli iletişim halindeyiz. İnsani problemlerinin olmadığını söylemek isterim. Yakından takip ediyoruz" cevabını verdi. Karadeniz’de Türk sahipli geminin vurulması ile ilgili soru üzerine Bakan Uraloğlu, "Bu olay vurulma mıdır, patlama mıdır uzmanlarımız takip ediyor. Ama dıştan bir müdahale olduğunu söyleyebilirim. Bizim karasularımızın dışında olan bir olaydır. Seferler anlamında genel bir problem yoktur" dedi.
İstanbul Kibar Holding’den ABD’de stratejik yatırım Yassı alüminyum üreticisi Assan Alüminyum, ABD’de alüminyum folyo üretim tesisi satın aldı. Kibar Holding’in globalleşme vizyonu kapsamında, şirketin iştiraki Kibar Americas üstünden yapılan satın almayla, Amerika kıtasında da yerel üretici konumuna geçti. Assan Alüminyum, çatısı altında faaliyet gösterdiği Kibar Holding’in yurtdışında büyüme stratejisi kapsamında ABD’nin Batı Virginia eyaletine bağlı Fairmont kentindeki alüminyum folyo üretim tesisinin satın alma sürecini tamamladı. Tesis, Assan Alüminyum tarafından Kibar Americas üzerinden Novelis şirketinden satın alındı. Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı satın almanın, uzun süredir gündemlerinde olan globalleşme vizyonlarının doğal bir sonucu olduğunu belirtti. Kayabaşı yaptığı değerlendirmede, "Kibar Topluluğu olarak yurt içindeki güçlü sanayi temellerimizi, yurt dışı yapılanmalarla daha da derinleştirerek global ölçekte rekabet gücümüzü artırmak için adımlar atmaya devam ediyoruz. Globalleşme stratejimizin merkezinde, sürdürülebilir üretim, dijitalleşme ve çevresel sorumluluk ilkeleriyle faaliyet alanlarımızı uluslararası ölçekte güçlendirmek var" diye konuştu. Kayabaşı bu yatırımın, Kibar Holding’in alüminyum, otomotiv ve ambalaj sektörlerinde büyümeye devam eden sürdürülebilir sanayi grubu vizyonunun önemli bir halkası olduğunu da vurguladı. Yerel üretici olarak küresel oyuncu Assan Alüminyum Genel Müdürü ve Kibar Americas Yönetim Kurulu Üyesi Göksal Güngör, yatırımla ilgili şunları söyledi: "Tesis, özellikle otomotiv finstok, iklimlendirme finstok, gıdaya uygun alüminyum buruşuk kap ve endüstriyel folyo gibi alanlarda üretim yapacak. Tesisin kullanımına yönelik detaylı analizler ve değerlendirmeler yapılıyor. Bu adım, şirketimizin halihazırda hizmet verdiği sektörlerde ‘yerinde üretim’ anlayışıyla büyümesini destekleyecek." Güngör, şirketin Avrupa’dan sonra Amerika kıtasında da faaliyetlerini genişleterek, ’yerel üretici olarak küresel oyuncu’ konumunu güçlendirdiğini vurgularken, "Küresel ticaretin yeniden şekillendiği, yerel üretimin giderek daha fazla önem kazandığı bir dönemde bu yatırım, uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir yansıması. Güvenilirlik, esneklik, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temelinde oluşturduğumuz büyüme modelimizi, yeni dönemde Amerika kıtasına taşıyacağız" dedi.