EKONOMİ - 27 Aralık 2024 Cuma 10:13

İran, Suriye’nin hurdalarını alıp kandan beslendi

A
A
A
İran, Suriye’nin hurdalarını alıp kandan beslendi

Suriye’de Esad rejiminin harabeye çevirdiği evlerin hurdalarını Amerikan ambargosundaki İran’a sattığı, İran’ın da demir çelik ihracatının bu şekilde arttığı öne sürüldü. Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, "Suriye, Irak’ta PKK kontrolündeki koridordan hurdaları İran’a satmış. Bizim ülkemize o demirler gelmiyor ancak alınan demirler çekme testleriyle sıkıca kontrol edilmeli" dedi.


Amerikan ambargosundaki İran’da demir ve çelik ihracatı her geçen gün artıyor. Son edinilen verilere göre 2024 yılının ilk 6 ayında İran’ın çelik ihracatının 5 bin 897 ton olduğu öğrenildi.



İran kandan besleniyor


Ambargoya rağmen İran’ın demir ve çelik ihracatının artmasının ise Suriye’de devrilen Esad rejimi sayesinde olduğu öne sürüldü. Suriye’de bombalanarak harabeye çevrilen evlerdeki hurdaların Irak’taki PKK kontrolündeki bölgelerden İran’a geçişinin yapıldığı, İran’ın da bu hurdaları işleyip demir ve çelik yaparak yine usulsüz yollarla başka ülkelere sattığı öğrenildi.



"İnşaatçılar dikkat etmeli"


İran’dan demir ve çeliğin Türkiye’ye gelmediğini belirten sektör temsilcileri ise her ihtimale karşı inşaat firmalarının demir ve çeliklerini test etmesi gerektiğini anlattı.



"Bu kadar demir ihracatının mümkünü yok"


Konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı’na konuşan Doğu Akdeniz İnşaat Müteahhit Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Karslıoğlu, "Uzun süredir İran’a uygulanan ambargoda bu tür hırsızlıkları zaten beklemekteydik. Esad’ın askerleri ve PKK/PYD unsurları buradaki hurda demirleri yine kendi koridorlarından, İran’a sattığı aşikardır. İran’a uygulanan ambargoya rağmen İran’ın demir ihracatının arttığı gözlemlenmektedir. Her taraftan ambargo olan ülkede bu kadar demir ihracatının mümkünü yoktur. İran’daki ambargoya rağmen çevre kendi komşu ülkelerine ihracatı söz konusudur" ifadelerini kullandı.



"Demir çekme testleriyle bu ürünler kontrol edilmeli"


Demir çekme testlerinin yapılması gerektiğini vurgulayan Karslıoğlu, daha sonra şunları söyledi:


"Türkiye olarak bizim gözümüzün açık olması gerekiyor. Bu hurda demirler işleniyor ve hem profil hem köşebent hem de inşaat demiri haline getiriliyor. Ancak bunların hiçbiri standart kalitede olmuyor. Bizim ülkemize İran’dan bu ürünler gelmiyor ama yine de demir çekme testleriyle bu ürünler kontrol edilmeli. Her tarafta ambargo varken bu tür bir ihracatın gündeme gelmesi çok yanlıştır. Ayrıca devletin de sıkı denetim yapması gerekmektedir."


Öte yandan Başkan Karslıoğlu, sınır güvenliklerinin de arttırılarak bu ürünlerin giriş ve çıkışlarda kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.



İran, Suriye’nin hurdalarını alıp kandan beslendi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Cumalıkızık UNESCO Dünya Mirası Alanı Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi Bursa’da Cumalıkızık’ın UNESCO Dünya Mirası kimliğinin korunması, sürdürülebilir yönetim anlayışının güçlendirilmesi ve geleceğe taşınmasına yönelik kapsamlı bir değerlendirme toplantısı Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlendi. Bursa UNESCO Derneği Cumalıkızık Çalışma Gurubu tarafından organize edilen toplantıya yerel yöneticiler, akademisyenler, Bursa alan başkanı ve ekibi, sivil toplum kuruluşları, köy temsilcileri ve koruma uzmanları katıldı. Gündemde tarihi dokunun korunması, restorasyon süreçleri, artan ziyaretçi yoğunluğunun oluşturduğu baskılar, yangın ve afet riskleri, altyapı ihtiyaçları ile yerel halkın sürece aktif katılımı yer aldı. Toplantıda Cumalıkızık’ın yalnızca turistik bir destinasyon değil, yaşayan bir kültürel miras alanı olduğu vurgulandı. Katılımcılar, UNESCO Dünya Mirası unvanının korunabilmesi için koruma-kullanma dengesinin hassasiyetle yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Ziyaretçi yoğunluğu kritik boyutta Geçen yıl bir günde yaklaşık 34 bin kişinin Cumalıkızık’ı ziyaret ettiği belirtilen toplantıda, bu yoğunluğun Bursaspor maç günlerindeki stadyum kalabalığıyla kıyaslanabileceği ifade edildi. Uzmanlar, kontrolsüz yoğunluğun tarihi doku üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek sürdürülebilir turizm politikalarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıda yeterli sağlık altyapısının olmadığı, acil tahliye planlarının eksik olduğu, güvenlik ve yönlendirme sistemlerinin yetersiz kaldığı, ziyaretçi yönetiminin profesyonel şekilde yapılmadığı ifade edildi. Yapı stoğu ve restorasyon durumu endişe verici Köyde yapılan güncel yapı tespitine göre: Toplam 259 ev bulunuyor, 168’i tarihi yapı niteliğinde, 76’sı betonarme, 21’i tamamen yıkılmış, 17’si harabe ve tehlike arz eder durumda. Toplam 38 yapı oturulamaz durumda Dikkat çeken bir tespit ise kamu ve STK yapılarının neredeyse tamamı restore edilmişken, köy halkına ait tarihi evlerin yaklaşık yüzde 78’inin hâlâ restore edilmemiş olması. Köy halkının kendi imkanlarıyla restore ettiği ev sayısı yalnızca 19 olarak açıklandı. Toplamda 113 evin restorasyon beklediği, harabe durumdakilerle birlikte yaklaşık 151 yapının müdahale gerektirdiği belirtildi. "Koruma yükü köylünün üzerinde kaldı" Köydeki tarihi evlerin yaklaşık yüzde 70’inde usulüne uygun olmayan müdahaleler bulunduğu ancak bunun yalnızca "köylünün bilinçsizliği" ile açıklanamayacağı vurgulandı. Restorasyon desteğinin sınırlı kaldığı, köy halkının büyük kısmının yıllardır sıra beklediği ifade edildi. "Benim evim neden restore edilmiyor, komşumun benden ne farkı var?" düşüncesinin yaygınlaştığı belirtilirken, koruma yükünün köylü üzerinde kaldığı eleştirisi yapıldı. Toplantıda dikkat çeken bir eleştiri de önceliklerin yanlış belirlenmesine yönelik oldu. Yoğun ziyaretçi baskısı ve otopark ihtiyacı sürerken yeni piknik alanı yapılmasının yanlış öncelik olduğu ifade edildi. UNESCO alanı çevresinde turistik yükü artıracak projeler yerine altyapı ve koruma önceliği olması gerektiği vurgulandı. "Bir Günde 50 Bin Kişiye Hediyelik Eşya Üretebilecek Bir Köy Değiliz" Konuşmalarda "Bir günde 50 bin kişiye hediyelik eşya üretebilecek bir köy değiliz" sözüyle mevcut turizm baskısının gerçekçi olmadığı ifade edildi. Köy ekonomisinin ve yaşam kapasitesinin ziyaretçi yoğunluğuna göre yeniden planlanması gerektiği belirtildi. Uluslararası iş birlikleri ve tanıtım Toplantıda Safranbolu ve Avrupa’daki örnek miras alanlarıyla iş birliği geliştirilmesi, uluslararası uzmanlarla ortak çalışmalar yapılması, İngilizce tanıtım materyalleri hazırlanması ve Cumalıkızık’a özel belgesel projelerinin hayata geçirilmesi yönünde öneriler paylaşıldı. Avrupa’daki bazı UNESCO köylerinin mimariyi korumak için geliştirdiği yenilikçi yöntemlerden örnekler verilirken, amaçlarının bu örneklerden öğrenmek ve Cumalıkızık’a uygun modeller geliştirmek olduğu ifade edildi. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmalı" Toplantıda geleneksel üretim kültürünün, kadın emeğinin ve kırsal yaşam kimliğinin korunmasının UNESCO sürecinin temel parçalarından biri olduğu vurgulandı. "Köyün belleği, kadın emeği ve yaşayan kültürü korunmadan yalnızca fiziksel restorasyon yeterli olmaz" görüşü öne çıktı. Boş duran kamu yapılarının kadın üretim merkezi, sağlık destek noktası, ziyaretçi ağırlama alanı ve kültürel buluşma merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. "UNESCO unvanı sınırsız turizm değildir" UNESCO uzmanlarının geçmişte yaptığı "Sınırsız turist kabul edilemez" uyarısı hatırlatılırken, 34-50 bin kişinin bir günde gelmesinin başarı gibi sunulmaması gerektiği vurgulandı. Kontrollü ziyaretçi sistemi, rezervasyon ve zaman planlaması, kapasite yönetimi, yönlendirilmiş turizm modeli uygulanması gerektiği belirtildi. "Cumalıkızık dışarıdan gelen baskıyla yok olabilir" Toplantıdaki en önemli uyarılardan biri de Cumalıkızık’ın içeriden değil, dışarıdan gelen baskıyla yok olabileceği yönündeydi. Bursa’nın aşırı büyümesi, kent baskısının köylere dayanması, çevre yapılaşmalarının artması, rant baskısı, tarım alanlarının sanayiye dönüşmesi ve doğal alanların kaybedilmesi başlıca kaygılar olarak sıralandı. Ortak akıl vurgusu Toplantı sonunda katılımcılar, Cumalıkızık’ın geleceğinin ancak kurumlar, uzmanlar ve köy halkının ortak hareket etmesiyle sürdürülebilir şekilde korunabileceği görüşünde birleşti. Ortak akıl, şeffaf iletişim ve katılımcı yönetim anlayışının güçlendirilmesi yönünde çalışmaların devam edeceği belirtildi. "Bu mesele siyaset üstüdür. Amaç çocuklara doğru korunmuş bir miras bırakmaktır" görüşü toplantıya damga vuran mesajlardan biri oldu.