ASAYİŞ - 07 Mayıs 2026 Perşembe 11:40

Darp edilerek öldürüldü, kaza süsü verildiği ortaya çıktı

A
A
A

Adana'da trafik kazasında öldüğü öne sürülen şahsın 3 kişi tarafından darp edilerek öldürüldüğü ortaya çıktı. Olayla ilgili 3 şüpheli tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, olay, 25 Nisan gecesi Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu'nda, Osmaniye-Adana istikametinde meydana geldi. İddiaya göre Oğulcan G.'nin kullandığı 01 F 3875 plakalı minibüs, yolda seyir halindeki Adil Ç. idaresindeki 42 APT 32 plakalı otomobile arkadan çarptı. Kazanın ardından sürücü Güneyer, içinde arkadaşları Efehan B. ve Berke A. ile Muzaffer Yanıkollu'nun da bulunduğu aracını durdurmadan Adana'ya doğru yola devam etti. Dinlenme tesisinde jandarmayla karşılaşan Oğulcan G., kaza yaptıklarını ve araçtaki Muzaffer Yanıkollu'nun yaralandığını öne sürdü. Bunun üzerine jandarmanın eşlik ettiği Oğulcan G., minibüsüyle Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gitti. Bilinci kapalı olan Muzaffer Yanıkollu tedaviye alınırken, 2,72 promil alkollü olduğu tespit edilen sürücü Oğulcan G. gözaltına alındı. Arkadaşları Efehan B. ile Berke A. ise herhangi bir tedavi görmeden hastaneden ayrıldı. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Oğulcan G. , çıkarıldığı mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Oğulcan G.'nin kullandığı minibüs ise yediemin otoparkına çekildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren Muzaffer Yanıkollu 28 Nisan'da kurtarılamayarak, hayatını kaybetti.

Adli Tıp Kurumu'na gönderilen Muzaffer Yanıkollu'ya yapılan otopside, vücudunda darp izlerine rastlandı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı, kazanın oluş şekli ve aracın hasar durumunu inceleyerek, meydana gelen kazanın ölümle sonuçlanma ihtimalinin düşük olduğunu değerlendirdi. Ayrıca araçtaki diğer yolcular Efehan B. ve Berke A.'nın yaralanmaması da şüpheyi artırdı. Öte yandan kaza yapan minibüsteki kamera kayıt cihazının, kablosunun kesilerek alındığı tespit edildi.

Soruşturmayı derinleştiren jandarma, kazadan yaklaşık bir ay önce Ayas Minibüsçüler ve Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi'nin, taşıma ihalesinden dolayı Yanıkollu ile Oğulcan G.'nin kavga ettiğini, bu nedenle aralarında husumet bulunduğunu ortaya çıkardı. Birbirinden şikayetçi olmadığı belirlenen tarafların, bu nedenle tekrar kavga etmek için buluşmuş olabileceği değerlendirildi.

Şüphelilerin yeniden yakalanması için karar çıkarılmasının ardından jandarma ekipleri geniş çaplı araştırma başlattı. 30 Nisan'da Çukurova Uluslararası Havalimanı'ndan uçağa binen Berke A.'nın İstanbul'a gittiği, Gürcistan'a kaçmak için uçak bileti satın aldığı tespit edildi. Yurt dışına kaçmaya hazırlanan Berke A. İstanbul Havalimanı'nda yakalandı. Jandarma ekipleri, Oğulcan G.'yi Adana'da, Efehan B.'yi ise Kayseri'de gözaltına aldı.

Jandarmadaki ifadesinde hakkındaki iddiaları kabul etmeyen Oğulcan G., "Efe'yi arayıp, içki içmek için eve çağırdım. Daha sonra araçla Berke'yi almaya gittik. Ceyhan'da bir süre gezdikten sonra tekel bayisinden içki alıp, eve döndük. 3 şişe içki içtikten sonra dolaşmak için tekrar dışarı çıktık. O sırada Muzaffer'i arayıp önce halini hatırını sordum, daha sonra buluşmayı teklif ettim. Bir kebapçının önünden Muzaffer'i aldıktan sonra Adana'ya doğru yola çıktık. Muzaffer araç içindeki koridorda çifte telli oynuyordu. Kazada savrularak uçup, ön cama başını çarptı. Berke, Muzaffer'i koridora yatırdı, ben de direkt hastaneye gittim" dedi.

Ev aramasında kan izlerine rastlandığı, kollarında ve yüzündeki yara izlerinin sorulması üzerine olayı itiraf eden Oğulcan G., şunları söyledi:

"Olaydan iki gün önce telefonda tartıştığım İ.A., bana ve aileme küfür etti. Arkadaşlarım Berke ve Efe'yle buluştuğumuzda bu olaya Muzaffer'in sebep olduğunu söyledim. Alkol alırken onlara, ‘Bunu alıp, dövelim mi?' dedim. Onlar da kabul edince Muzaffer ile buluştuk. Araçta alkol alırken tartıştık, Efehan Muzaffer'e yumrukla vurmaya başladı. Daha sonra Berke de arkaya geçip, Muzaffer'e vurmaya başladı. Ben aracı kullanıyordum. Daha sonra aracı sağa çektim ve direksiyona Efehan geçti. Berke ile birlikte Muzaffer'i dövmeye devam ettik. Hareket halindeyken 42 plakalı bir araca çarpınca hareket halindeyken direksiyona ben geçtim ve hastaneye gittik."

İçinde Muzaffer Yanıkollu'nun darbedildiği minibüsün, kamera kayıt cihazını yediemin otoparkındayken yakınlarıyla birlikte söküp aldıklarını da anlatan Oğulcan G., arkadaşları Berke A. ve Efehan B., adliyeye sevk edildi. ‘Kasten öldürme' suçundan mahkemeye çıkarılan 3 şüpheli, tutuklandı.

Fatih Keçe

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Cengiz Yönet: "Kupa finalinin Antalya’da oynanmaması için hiçbir sebep yok" Konyaspor Genel Sekreteri ve Basın Sözcüsü Cengiz Yönet, Ziraat Türkiye Kupası finalinin Antalya’da oynanmaması için hiçbir sebebin olmadığını belirterek, "Önceden belirlenmiş olan kurallara bağlılık hem hukuk düzeninin hem de düzenli hayatın gerekliklerinin bir parçası. Burada bir yanlışlık olduğunu düşünmüyorum" dedi. Ziraat Türkiye Kupası’nda yarı finalde Beşiktaş’ı deplasmanda mağlup ederek finale yükselen Konyaspor’da Genel Sekreter ve Basın Sözcüsü Cengiz Yönet, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine bu başarıları ve final hakkında açıklamalarda bulundu. Her sene değişen Türkiye Kupası statüsünün bazı takımlar için avantaj, bazı takımlar için dezavantaj olabildiğini söyleyen Yönet, "Biz tek maç oynanan sistemde Fenerbahçe’yle sahamızda oynadık. Bizim açımızdan bir şanstı. Ama yarı final gibi bir maçı Beşiktaş’ın sahasında tek maç olarak oynayıp, oradan galip gelmek ve kazanmak bizim için büyük bir mutluluk oldu. Biz o buraya çıktığımızda dezavantajlı durumdaydık. Çünkü Beşiktaş’ın seyircisi gerçekten son derece ateşli, 90 dakikanın sonuna kadar destek verdiler. Beşiktaş gibi bir armayı, Beşiktaş gibi bir takımı yendiğimiz için gerçekten çok mutluyuz. Beşiktaş ligde istediği hedeflere ulaşamadı. Kupa elinde kalan tek hedef gibi görünüyordu. Onun için o maçı kazanmak için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Ancak bizim takımımız gerçekten bir inanç koydu, bir karakter koydu. Sahada son derece disiplinli şekilde hareket etti. Son düdük çalınana kadar mücadeleyi bırakmadı ve son dakikalarda gelen bir penaltı golüyle de galip gelerek adımızı finale yazdırdık" dedi. "Biz Konyaspor’uz, iyi bir takımız" Konyaspor’un geçmişte bu kupayı aldığını belirten Cengiz Yönet, "Bu kupada daha önce yarı final oynadık. Bu sene tekrar Allah bizlere final oynamayı nasip etti. Böyle bir şans elde ettik. Antalya gibi dünyanın en güzel şehirlerinden birinde, turizm cennetinde, turizm şehrinde, güzel bir maç seyrettirmek istiyoruz. Finalistlerden biri olarak kupanın bir kulpundan tutmuş bir takım olarak, taraftarlarımızın sahaya güzel ambiyanslar oluşturmasını bekliyoruz. Onların güzel enerjisine ve desteğine çok ihtiyacımız var. Beşiktaş maçında da Konya’dan gelen taraftarlarımız vardı. Onlar yeşil-beyaz formalarıyla güzel bir görüntü oluşturdu. Coşkuyla takımlarına destek verdi. Onun çok daha fazlasını Antalya’daki oynayacağımız final maçında göstermek istiyoruz. Taraftarlarımızın Konya’dan, Antalya’ya bir konvoy olmasını istiyoruz. Yeşil-beyaz bayraklarla, yeşil-beyaz formalarla Konya-Antalya arasında bir görsel şov oluşturmak istiyoruz. Bu görsel şovun Konya’dan başlamasını istiyoruz. Antalya’ya kadar uzanmasını, maç ve maçtan sonra da devam etmesini istiyoruz. Kupayı elimize alarak Konya’ya dönmek istiyoruz. Gençlerbirliği - Trabzonspor maçının galibini bekliyoruz. Bu maçtan çıkacak olan sonuca göre rakibimiz belli olacak. Hem Gençlerbirliği hem Trabzonspor, ligimizin çok önemli takımları, önemli kulüpleri. Konyaspor olarak her iki kulübümüzün de son derece güzel saygı çerçevesinde ama rakip olduğunu bilerek bir ilişki içerisindeyiz. İyi olan takımın karşımıza finalist olarak çıkmasını istiyoruz. Biz Konyaspor’uz, iyi bir takımız, iyi bir takım olduğumuz için de karşımıza en iyi takımın çıkmasını istiyoruz. Futbol seyircisinin futbola doymasını sadece maçın güzelliklerinin konuşulmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Maçın Antalya’da oynanmaması için hiçbir sebep yok" Kupa finalinin başka bir şehre alınmasına yönelik bir talep gelmesi halinde Konyaspor’un tavrının ne olacağıyla ilgili soru üzerine Yönet, "Böyle bir talebin bize geleceğini düşünmüyorum, başkanımız da bu konuda bir açıklama yaptı. Bu konudaki tavrımız son derece kesin ve net. Oyun oynanırken, maç oynanırken kurallar değiştirilmez. Finalistlerin kim olduğu daha belli olmadan kupa maçının finalinin oynanacağı şehir belirlenmişti. Dolayısıyla biz federasyonun almış olduğu kararın arkasında duracağını çok net olarak ifade ediyoruz. Maçın Antalya’da oynanmaması için hiçbir sebep yok. Önceden belirlenmiş olan kurallara bağlılık hem hukuk düzeninin hem de düzenli hayatın gerekliklerinin bir parçası. Burada bir yanlışlık olduğunu düşünmüyorum" diye cevap verdi.
İstanbul Espressolab sosyal medya yarışmasının kazananları ödüllerini aldı Kahve zinciri Espressolab’in 1 milyon TL ödüllü sosyal medya yarışması kazananını buldu. Kahvenin enerjisini en farklı şekilde yansıtan genç ödülün sahibi oldu. Kazananlar, ödüllerini Espressolab Roastery’de düzenlenen törenle teslim aldı. Espressolab’in 8 Ocak’ta başlattığı 1 milyon TL ödüllü TikTok yarışmasının kazananları açıklandı. Yaklaşık 3 ay boyunca #EspressolabVibes etiketiyle toplanan başvurularda pek çok genç; kahvesiyle dans ettikleri anları, sabah rutinlerini, arkadaşlarıyla paylaştıkları enerjik buluşmaları ve günlük hayatın coşkulu kesitlerini farklı videolara dönüştürdü. Kazananlar markanın sosyal medya hesaplarından duyurulurken ödüller Espressolab Roastery’de düzenlenen törenle sahiplerini buldu. 500’ü aşkın içerik arasından kahvenin enerjisini en güçlü ve özgün biçimde yansıtanlar ödüllerin sahibi oldu. Yarışma kapsamında paylaşılan tüm videolar; dans eğitmeni Aydan Uysal, oyuncu ve yönetmen Muharrem Uğurlu, içerik üreticisi Eda Yön ve Espressolab CMO’su Ersin Kefeli’den oluşan jüri tarafından üreticilik, enerji, anlatım akışı ve kahveyle başlayan iyi hissin aktarımı kriterleri doğrultusunda değerlendirildi. Jüri değerlendirmesinde üreticiliği, özgün anlatımı ve kahve enerjisini en güçlü biçimde aktaran içerikler öne çıktı. Kübra Çelebioğlu, içeriğiyle yarışmanın birincisi oldu. 1 milyon TL’lik ödülü Espressolab CMO’su Ersin Kefeli takdim etti. Şeyma Arslan 250 bin TL ikincilik ödülünü, Özkan Öngel ise 100 bin TL üçüncülük ödülünü kazandı. "Kahveyle başlayan ilham binlerce videoya yansıdı" Yaklaşık 3 ay boyunca süren yarışmaya Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce genç katıldı. Dans ve hareketle kahve enerjisini yansıtan içeriklerden günlük anları farklı hikâyelere dönüştüren videolara uzanan geniş bir yelpazede çok sayıda içerik yarışmaya dahil oldu. Yarışmanın sonuçlarını değerlendiren Espressolab CMO’su Ersin Kefeli şunları söyledi: "Paylaşımları incelediğimizde, kahvenin insanlarda oluştuduğu o gerçek enerjiyi ve coşkuyu görmek son derece etkileyiciydi. Gençlerin bu enerjiyi bu denli özgün ve farklı içeriklere dönüştürmesi bizim için çok kıymetliydi. Kahveyle başlayan ilham binlerce videoya yansıdı ve bu bizi derinden mutlu etti. Espressolab olarak gençlerin üreticiliğine ve enerjisine destek olmak, bu buluşmalara zemin hazırlamak bizim için çok değerli. Kazananlarımızı tebrik ediyor, emeği geçen her katılımcıya teşekkür ediyoruz. Üretilen her video, bu enerjinin ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu." Binlerce genç kahve enerjisini içeriğe dönüştürdü Jüri değerlendirmesinde birinci olan içerik kahvenin günlük hayata kattığı enerjiyi dinamik bir kurguyla harmanlayarak izleyiciye tam anlamıyla hissettirmesiyle fark oluşturdu. Özgün anlatımı, akıcı kurgusu ve kahve enerjisini doğal bir şekilde yansıtmasıyla jürinin en yüksek puanını aldı. İkincilik ve üçüncülük ödüllerine uzanan içeriklerde ise kahveyle başlayan sabah enerjisi, arkadaşlık anları ve günlük rutinin coşkulu kesitleri işlendi. Her iki videonun da farklı kurgusu ve izleyiciyle kurduğu samimi bağ dikkat çekti. Marka, bu yarışma ile binlerce gencin farklı fikirlerini ve özgün bakış açılarını farklı içeriklere dönüştürmesine zemin hazırladı. Gençlerin üreticiliğine ve enerjisine alan açmayı hedefiyle ilerleyen şirket, kahve kültürünü üretimle buluşturmaya devam ediyor.
Denizli DENİB Başkanı Uğurlu üniversitelilerle deneyimlerini paylaştı Denizli’de üniversiteli gençlere yönelik düzenlenen kariyer sohbetlerine konuk olan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, öğrencilerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı. DENİB’in etkin bir şekilde tanıtımını gerçekleştiren DENİB Başkanı Osman Uğurlu, yapılan çalışmalar ve faaliyetler hakkında bilgi verdi. Bunun yanı sıra, ülkemizin ve Denizli’nin ihracat hacmi, ihraç pazarlarımız, ürün çeşitliliğimize ilişkin kapsamlı bir sunum yapıldı. Kendi kariyer basamaklarını paylaşan Başkan Uğurlu, iş dünyasının ihtiyacı olan niteliklere değinerek öğrencilere ilham veren mesajlar aktardı. Öğrencilik zamanında yakındaki fırsatları görmenin bazen zor olduğuna değinerek fırsatları iyi değerlendirme konusunda farkındalık oluşturdu. Okul yıllarında özellikle sahada elde edilen tecrübenin çok kıymetli olduğunu belirterek öğrencilerin geleceğe uzanan yolculuklarına ışık tuttu. Öğrenciler sorularını doğrudan yöneltme fırsatı bularak interaktif bir şekilde keyifli bir sohbet gerçekleştirildi. Gençlere özellikle küresel vizyon kazanmaları yönünde tavsiyelerde bulunan Başkan Uğurlu, "Denizli’nin üretim kültürünü geleceğe taşıyacak olan sizlersiniz. Yeni teknolojileri etkin kullanan, dünyayı yakından takip eden, yabancı dil bilen ve küresel düşünebilen gençler, ihracatın dönüşümünde kritik bir rol üstlenecek" ifadelerini kullandı. Denizli Organize Sanayi Bölgesi Teknik Koleji öğretmenleri ve öğrencilerinin de katılım gösterdiği, yoğun ilgi gören program; DENİB Başkanı Osman Uğurlu’ya, Prof. Dr. Tülay Metin tarafından teşekkür belgesi takdim edilmesiyle sona erdi.
Ankara İşletmeler için depozito sistemine kayıt süreci başladı Türkiye genelinde 1 Temmuz itibarıyla hayata geçecek Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) uygulamasına işletmelerin kayıt süreci başladı. Ambalajlı içecek satan veya servis eden tüm işletmeler, "dbys.gov.tr" üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıt olarak operatörlerini seçebilecek. Türkiye’de Sıfır Atık Hareketi kapsamında hayata geçirilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülen DOA uygulaması, 1 Temmuz itibarıyla tüm Türkiye genelinde başlayacak. Piyasadaki plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye geri kazandırılmasını hedefleyen sistemin ülke genelinde yaygınlaşmasıyla ekonomiye yıllık 30 milyar lira doğrudan katkı sağlanmasının öngörüldüğü belirtildi. 1 Temmuz’dan itibaren DOA logolu içecek satışı yapan market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerin depozito iade noktası haline geleceği ifade edildi. İşletmeler operatörlerle yaptıkları anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken, iade için yeniden gelen müşteriler sayesinde artan müşteri trafiği ile ek gelir ve rekabet avantajı sağlayacağı açıklandı. Bunun yanı sıra alışveriş merkezi, havalimanı ve hastane gibi işletmelerin de iade noktası olabileceği aktarılırken, depozito sistemine dahil olmak isteyen işletmelerin 1 Temmuz tarihinden önce dbys.gov.tr web sitesi üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne (DBYS) kayıtlarını tamamlaması ve iade süreçlerini yönetecek yetkili operatörlerden birini seçmesinin gerektiği belirtildi. "Geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz" Zaman içinde iade ve geri kazanım odaklı yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini söyleyen TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk, "DOA ile Türkiye genelinde güçlü bir geri dönüşüm seferberliği başlatıyoruz. Ambalajlı içecek satışı yapan işletmelerimiz, bu sistemin sahadaki en önemli paydaşlarından olacak. Market, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafelerimizin DBYS’ye kayıtlarını tamamlayarak sisteme dahil olmaları, ambalajların doğru şekilde toplanıp geri dönüşüme kazandırılması açısından kritik rol oynuyor. Tüm işletmelerimizi çevresel hedeflerimize ulaşmamız ve döngüsel ekonomiyi güçlendirmemiz açısından büyük önem taşıyan bu dönüşümün bir parçası olmaya davet ediyoruz" dedi. İşletmeler, DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçecek Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla kademeli olarak devreye alınan DOA uygulaması, üretimden geri dönüşüme uzanan sürecin dijital olarak izlenebildiği, dünyaya örnek oluşturacak entegre bir model sunuyor. Sistemle döngüsel ekonomi yaklaşımının önemli bir unsuru olarak atıkların doğaya karışmasının önlenmesi, ambalajların yeniden ekonomiye kazandırılması ve doğal kaynak kullanımının azaltılmasının hedeflendiği dile getirildi. Sistemin sahadaki işleyişinin satış noktaları üzerinden kurulacak iade altyapısı ile yürütüleceği, öncelikle işletmelerin DBYS’ye kayıt yaptırarak yetkili operatörlerden birini seçeceği açıklandı. Büyük mağazalar ile zincir mağazalar statüsündeki satış noktalarında depozito iade makinesi kurulumu zorunlu olurken; diğer işletmelere ambalaj kaydı için el terminalleri, depolama için şeffaf poşetler ve barkodlu klipsler seçtikleri operatörler tarafından ücretsiz olarak sağlanacak. HOREKA (otel, restoran ve kafe) işletmeleri ise kendi bünyelerinde tüketilen içecek ambalajlarını biriktirerek, seçtikleri operatöre teslim edecek. Yeniden hammaddeye dönüştürülecek İşletmelerde toplanan ambalajların operatörler tarafından düzenli olarak teslim alınarak sayma ve doğrulama merkezlerine götürüleceği, ardından geri dönüşüm tesislerinde işlenerek yeniden hammaddeye dönüştürüleceği belirtildi. Sistem kapsamında tüketicilerin ambalaj iade bedellerini "DOA" logolu ambalajları iade noktalarına veya depozito iade makinelerine teslim ederek alabileceği kaydedildi. DOA mobil uygulaması üzerinden kullanıcı hesaplarına aktarılan ambalaj iade bedellerinin banka hesabına transfer edileceği açıklanırken, bu bedeller ATM’den çekilebilecek veya alışverişlerde kullanılabilecek. 2026 itibarıyla yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor Depozito yönetim sistemleri, çevre bilincinin güçlenmesiyle dünya genelinde hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Bugün 20’den fazla ülkede uygulanan ve 350 milyonu aşkın nüfusu kapsayan sistemlerin 2026 itibarıyla 70 ülke veya eyalette yaklaşık 750 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Türkiye de bu dönüşümde güçlü bir adım atarak, hayata geçirdiği uçtan uca dijital altyapısı ile uluslararası ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymayı hedefliyor.