EĞİTİM - 03 Haziran 2025 Salı 10:05

- ÖZEL) Bu öğrencilerin hepsi torun sahibi: Adanalı ninelerin okuma azmi

A
A
A
- ÖZEL) Bu öğrencilerin hepsi torun sahibi: Adanalı ninelerin okuma azmi

Adana Kozan’da hepsi torun sahibi yaşları 60 ile 75 arasından değişen bir çok nine, yaşamlarında büyük eksikliğini hissettikleri okuma ve yazmayı öğrenmeye başladı. 17 torunu olan nine, onları aramak için okuma yazma öğrenmek istediğini berlirtiken, bir başkası çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini kaydetti.


’Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü’ tarafından desteklenen okuma yazma kurslarından biri de Adana’nın Kozan ilçesinde Halk Eğitim Merkezi tarafından açıldı. Kursa, 60 ile 75 yaş aralğında olan bir çok kadın başvurarak eğitimlere başladı. Zaman zaman kursa torunlarıyla da gelen nineler okuma azimleri ile örnek oldu. Hayallerini gerçekleşirmek isteyen yaş almış kadınlardan kimi ehliyet almak isterken kimi de gurbetteki evlatları ve torunları arayabilmek için okuma yazmayı öğrenmeye çalışıyor.


"Okumak istiyorum"


Arkadaşlarının desteği ile kursa geldiğini aktaran Hürü Keskin (61) " Bizimde aklımız var diyerek arkadaşlarımla kursa geldik. Çocukken köyde anneme laf söylemişler, beni okutmadılar. Doktorun ismini okumak istiyorum. Hevesleniyorum. Dolmuşa binerken gideceğim yeri bilmek okumak istiyorum. Bu yaşta zor oluyor ama güzel keyifli hevesliyiz" dedi.


17 torunu var, onları aramak için okuma yazma öğreniyor


9 çocuk 17 torunu olan 75 yaşındaki Havva Doğan ise "Çok heves ediyorum. Okuyamadığım için çok üzülüyorum. Benim köyüm okullarımıza uzaktı. Kozan’ın en uzak köyünde yaşıyorduk. Okul vardı ama erkek çocukları giderdi. Benim babam hapisteydi, babaannem büyüttü. Akrabalar çok istedi ama bir ben kız çocuk olunca yollamadılar. Şimdi öğrenmek için kursa geliyorum. Torunum yardım ediyor ama yoruluyor. Öğrenmek biraz zor oluyor. Telefonumla çocuklarımı aramak istiyorum. Gurbette olunca onlar, onlar için öğrenmeyi çok istiyorum. Tüm ailemiz okumamıza destek"diye konuştu.


"Evin büyüğü olunca kapı ardında saklamışlardı"


Eğitime gelenlerden 70 yaşındaki Ayşe Köten de " Ben çocukken de çok okumayı istiyordum. Hatta öğretmenler evleri gezerdi ama en büyük ben olduğum için ’kapının arkasında dur seni yazmasınlar’ dediler. Hala içimde bir uhdedir. Okumayı öğrenmeyi evlatlarımın ismini okumayı istiyorum" ifadelerini kullandı.


Hayali şimdi ehliyet almak


En büyük hayalinin ehliyet almak olduğunu aktaran 61 yaşındaki Saliha Kayboz’da" 7 çocuğum 9 torunum var. Araba sürmeyi öğrendim. Ehliyet almak istiyorum. Şimdide okuma yazma kursuna gidiyorum. Çok istiyorum okumayı öğrenmeyi. Çok mutluyum. Yaşamayı çok seviyorum"diyerek duygularını anlattı.


Okuma yazma eğitimi veren öğretmenlerden Oğuz Cengiz’de , yaş almış öğrencilerinin azimli olduğunu ve başarıları ile örnek olacaklarını kaydetti.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.