GÜNDEM - 15 Şubat 2025 Cumartesi 11:34

Manisa’da 12 yaşında başladığı berberliği 57 yıldır sürdürüyor

A
A
A
Manisa’da 12 yaşında başladığı berberliği 57 yıldır sürdürüyor

Manisa’nın Demirci ilçesinde berber Hasan Erşahin ilerlemiş yaşına rağmen 12 yaşında başladığı berberlik mesleğini 57 yıldır sürdürüyor.


12 yaşında başladığı berberlik mesleğini 57 yıldır sürdüren 69 yaşındaki Berber Hasan Erşahin, 1979 yılında kendisine ait açtığı Camiatik Mahallesi’ndeki küçük dükkanında tek başına yıllardır çalışıyor. Her sabah erkenden dükkanını açan Hasan Erşahin, günlük rutin temizliğini yaptıktan sonra müşterilerini bekliyor. İlerlemiş yaşına rağmen hiç vazgeçemediği makas ve tarağı ile müşterilerini saç ve sakal tıraşını özenle yapan berber Hasan Erşahin’in en büyük üzüntüsü ise gençlerin bu mesleğe heves etmiyor olması.


Mesleğe 12 yaşında ustası Berber Mehmet Taşlı’dan öğrendiğini söyleyen Hasan Erşahin, "İlkokulu bitirdikten sonra rahmetli babam beni berber çıraklığına verdi. 4 yıl çıraklık yaptım. Sonra askere gidene kadar da kalfa olarak çalıştım. Askerliğimi yaptıktan sonra 1979 yılında kendi dükkânımı açtım. Berberliği ilk öğreninceye kadar zorluğu var. Öğrendikten sonara güzel bir meslek. Ben berberlik mesleği sayesinde çok çevre edindim. Mesleğimle yaşıt müşterilerim var. 46 yıldır aynı müşterilerim gelir. Eskisi gibi çırak yetişmiyor. Yetiştirdiğim çıraklar bu mesleği yapmadı. Şimdiki gelen çıraklar bana ‘mesleği öğret’ demiyor, ‘kaç para vereceksin’ diyor. Meslek öğrenme hevesi yok şimdiki gençlerde. Bizim zamanımızda babam çıraklığa verdiği zaman ustamıza ’eti senin kemiği benim’ diye verirdi. Ustamın yanında meslek öğrenirdik. Para verirse verirdi, vermezse de çalışmaya devam ederdik. Eski yıllarda elektrikli tıraş makineleri yoktu. El kuvveti ile yapılan makineler vardı. Elektrikli makineler çıkınca bileklerimiz yorulmadan tıraş yapıyoruz. Sakal tıraşında da usturalar vardı. Kayışla bilenir tıraşlar öyle yapılırdı. Sonralarda ise jiletli modelleri çıktı" dedi.


Eski yıllara göre berberlik mesleğini daha kolay olduğunu söyleyen berber Hasan Erşahin, "Çıraklık yıllarımızda giderler yoktu. Musluğun giderinin altına teneke koyardık. Tıraş suları dolunca gider dökerdik. Bayram zamanı gelince arife günleri sabahlara kadar çalışırdık. Bayram namazına iş yerimizden giderdik. Şimdi bayram arifelerinde akşam namazı sonrası kapatıyoruz. Mesleğimi yıllardır severek yapıyorum. Sağlığım müsaade ettiği sürece devam edeceğim. Anne babalar okuyamayan çocukları, mesleğe hevesli çocukları çıraklığa versinler. Berberlik de bir meslek, bir okul bu meslek gibi başka meslekleri öğretsinler. Berberlik eskisine göre şu an çok iyi ve güzel" dedi.



Manisa’da 12 yaşında başladığı berberliği 57 yıldır sürdürüyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı İşeri’den buruk bayram mesajı Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, İslam coğrafyasında yaşanan acılara ve Gazze’deki zulme dikkat çekerek, "Yüreğimiz yangın yeri, bu bayramı boynu bükük ve buruk karşılıyoruz" dedi. Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı. Mesajında bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren müstesna günler olduğunu belirten İşeri, başta Gazze olmak üzere İslam dünyasının maruz kaldığı acılar nedeniyle bu bayramın sevinçten ziyade hüzünle karşılandığını vurguladı. İslam coğrafyasının zorlu bir imtihandan geçtiğini ifade eden Başkan Mustafa İşeri, "Bizleri bir Kurban Bayramı’na daha ulaştıran Yüce Mevla’ya hamdolsun. Ancak ne yazık ki, İslam coğrafyasının dört bir yanından yükselen feryatlar, özellikle de aylardır Gazze’de gözlerimizin önünde yaşanan soykırım ve vahşet, bayram sevincimizi gölgelemektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın gölgesinde, kundaktaki bebeklerin, masum sivillerin katledildiği, insanlığın sustuğu bir dönemde bayramı hakkıyla ve coşkuyla kutlamamız mümkün değildir. Gazze’deki mazlum kardeşlerimizin acısı, bizim de canımızı yakmaktadır" şeklinde konuştu. Müslümanların küresel ölçekte yalnızlığa itildiğini ve İslam dünyasındaki parçalanmışlığın bu zulümleri körüklediğini belirten İşeri, "Bugün karşı karşıya olduğumuz en acı gerçek, İslam coğrafyasındaki dağılmışlık, parçalanmışlık ve neticesinde Müslümanların içinde bulunduğu o derin yalnızlık hissidir. İki milyara yakın nüfusuyla devasa bir potansiyele sahip olan İslam alemi, ne yazık ki tek bir ses, tek bir yürek olamamanın bedelini ödemektedir. Dünyanın egemen güçleri bu dağınıklıktan cesaret alarak mazlumların üzerine çökerken, Müslümanlar, yalnızlığın ve sahipsizliğin kıyısına itilmiş durumdalar. Bu yalnızlık ve parçalanmışlık, kalbimizi Gazze’deki bombalardan daha fazla acıtmaktadır. Bu bayram vesilesiyle, tüm İslam dünyasının bir an evvel silkinmesini, birlik ve beraberlik içinde kenetlenmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Kurban Bayramı’nın paylaşma ve yakınlaşma ruhuna vurgu yapan Başkan İşeri, "Kurban, sadece bir ibadet değil; Allah’a, hakka, adalete ve birbirimize yakınlaşmaktır. Bu mübarek günlerin, İslam coğrafyasındaki uyanışa, Müslümanların yalnızlığının son bulmasına ve mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Kahtalı hemşerilerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere, aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; huzur, barış ve adalet dolu bir dünya temenni ediyorum" dedi.
Adıyaman Binlerce yıllık rüzgar ve su erozyonuyla ortaya çıkan doğal güzellik Adıyaman’da binlerce yılda rüzgar ve su erozyonuyla oluşan 200 hektarlık alan farklı yapısıyla dikkat çekiyor. Adıyaman-Şanlıurfa Karayolu Kuyulu Köyü yakınlarında yer alan bu alan killi kireç taşı yapısıyla kendini diğer bölgelerden ayırıyor. Marnlı kireç taşının açık krem/beyaz tonlarındaki rengi ile rüzgarın şekillendirdiği kıvrımlar, estetik, mistik bir manzara sunuyor. Doğa olaylarıyla aşınması sonucu, dalgalı yer şekilleri, kendine has mikro-kanyonlar ve sırtlar oluşturan arazi, coğrafi açıdan nadir görülen kırgıbayır oluşumları meydana geldi. Killi-kireçli (marnlı) ana kayaçların binlerce yılda su ve rüzgar erozyonuyla ayrışmasıyla meydana gelen bu doğal güzellik sıra dışı yer yüzü şekilleriyle doğa tutkunlarını cezbederken, jeolojik yapısıyla bilim insanlarının da ilgisini çekti. 1998 yılında GAP Bölge Kalkınma İdaresinin destekleri ile Tema Vakfı tarafından, erozyonun önüne geçmek için bitkilendirmek için proje hazırlanarak 2000 yılında uygulandı. Adıyaman-Şanlıurfa yolunu kullanan sürücülerin de dikkatini çeken bu jeolojik mirasın eko-turizme kazandırılması bekleniyor. Bölgeyle ilgili bilgi veren Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tema Vakfı Temsilcisi Ahmet Çelik, "Burada görmüş olduğunuz tabi yapı ortalama 10 bin yıl ile 50 bin yıl geçmişe dayanan özellikle toprak ve su erozyonunun etkisiyle ve sonra ki aşamada fiziksel, kimyasal, biyolojik ayrışmayla birlikte bu günki pozizyona gelmiş. Yıllardan beri su ve rüzgar erozyonuna maruz kalmış bir alanı görmektesiniz. Dolayısıyla 1998 yılında Tema yürütücülüğünde, GAP İdaresi desteğinde yürütülen bir proje ile burada erozyon kontrol projesi uygulandı. Ortalama yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kapsamakta ve 20 yılın sonunda, özellikle yapmış olduğumuz araştırmalarda organik madde miktarının arttığını gördük, tespit ettik. Ve koruma önlemleriyle toprak kalitesinin arttırılmış olduğunu burada saptamış olduk" diye konuştu. (CK-LO-Y)