EĞİTİM - 24 Mayıs 2026 Pazar 09:45

Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

A
A
A
Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) sayılı günler kala öğrencilere önemli uyarılarda bulundu. Yapılan değerlendirmelerde, sınav sürecinde yalnızca akademik hazırlığın değil, psikolojik hazırlığın da başarı üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekildi.


İstanbul Gelişim Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, YKS öncesinde öğrencilerin yaşadığı yoğun kaygı, tükenmişlik hissi ve gelecek endişesinin sınav performansını doğrudan etkileyebileceğini belirterek özellikle son haftalarda zihinsel dengeyi korumanın önemine vurgu yaptı.



"Sınavın son haftasında psikolojik dayanıklılık öne çıkıyor"


YKS’ye hazırlanan milyonlarca öğrencinin son günlerde eksiklerini tamamlama telaşıyla yoğun bir baskı altına girdiğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, uzun saatler boyunca aralıksız ders çalışmanın, uyku düzenini bozmanın ve sürekli kıyas yapmanın sanılanın aksine zihinsel performansı düşürebildiğini söyledi.


Tansel, sınav sürecinde öğrencilerin sıklıkla "Ya yapamazsam", "Ya sınav anında her şeyi unutursam" ya da "Bunca emeğim boşa giderse" gibi düşüncelerle karşı karşıya kaldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:


"Bu düşünceler yalnızca akademik değil, aynı zamanda ciddi bir psikolojik yük oluşturuyor. Beyin tehdit algıladığında dikkat, muhakeme ve problem çözme gibi bilişsel süreçlerde zayıflama meydana gelebiliyor. Öğrenci bazen konuyu bilmediği için değil, yoğun kaygı nedeniyle gerçek performansını ortaya koyamıyor."



"Kaygıyı tamamen yok etmeye çalışmak doğru değil"


Sınav kaygısının tamamen olumsuz bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Tansel, belirli düzeydeki kaygının öğrenciyi motive eden doğal bir unsur olduğunu söyledi. Ancak kontrol edilemeyen kaygının fiziksel ve zihinsel belirtilerle birlikte performansı olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, "Kaygının tamamen ortadan kaldırılması değil, yönetilebilir seviyede tutulması önemlidir. Kontrolsüz kaygı; dikkat dağınıklığı, unutkanlık hissi, çarpıntı ve ’bildiğini yapamama’ gibi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle öğrencilerin yalnızca ders tekrarına değil, duygu düzenleme becerilerine de odaklanması gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez"


Son haftalarda öğrencilerin yeni konu öğrenme telaşına kapılmak yerine mevcut bilgilerini pekiştirmelerinin daha sağlıklı olacağını belirten Tansel, özellikle uyku düzeninin korunmasının zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.


Sosyal medyada öğrenciler arasında oluşan "sürekli çalışma" baskısının da kaygıyı artırdığına dikkat çeken Tansel, her öğrencinin öğrenme biçiminin ve psikolojik dayanıklılığının farklı olduğunu vurgulayak, "Başkasının temposu sizin başarınızı belirlemez. Öğrencinin kendi çalışma düzenine ve zihinsel kapasitesine uygun bir süreç yönetmesi gerekir" dedi.


Ayrıca beynin sürekli alarm halinde tutulmasının verimi düşürdüğünü ifade eden Tansel, kısa yürüyüşler, hafif egzersizler, müzik dinlemek ya da aileyle geçirilen kısa ve kaliteli zamanların stres düzeyini azaltabileceğini belirtti.



"Sınav anında önemli olan heyecanın yönetilebilmesi"


Sınav sabahı yaşanan heyecanın tamamen normal olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, önemli olanın bu heyecanın yönetilebilmesi olduğunu belirtti. Özellikle nefes egzersizlerinin bedenin alarm sistemini sakinleştirmede etkili olduğunu söyleyen Tansel, öğrencilerin iç konuşmalarını da daha sağlıklı bir zemine taşımaları gerektiğini belirtti. Tansel, "Öğrenciler sınav anında ’mahvoldum’ gibi olumsuz cümleler yerine, ’şu an kaygılı olmam normal’, ’elimden geleni yapacağım’ ya da ’sorulara tek tek odaklanacağım’ gibi zihinsel dayanıklılığı artıran ifadeler kullanmalıdır. Çünkü beyin, kişinin kendi iç konuşmalarından doğrudan etkilenir" dedi.



"Sınav anında kaygının yönetilebilmesi büyük önem taşıyor"


Sınav esnasında öğrencilerin zaman zaman yanıtını bilmedikleri sorularla karşılaştıklarında yoğun kaygıya kapılabildiğini de belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, özellikle peş peşe çözülemeyen birkaç sorunun ardından öğrencinin zihninde "Sınavım çok kötü geçiyor", "Başaramayacağım" ya da "Yetersizim" gibi olumsuz otomatik düşüncelerin oluşabildiğini ifade etti.


Bu düşünceler kontrol altına alınamadığında öğrencinin sınav atmosferinden zihinsel olarak kopabildiğini ve dikkatini sorular yerine kendi içindeki olumsuz senaryolara yöneltebildiğini söyleyen Tansel, "Oysa bu durum çoğu zaman öğrencinin gerçek performansını değil, kaygının zihinde oluşturduğu algıyı yansıtır. Çünkü sınav anında yükselen stres, öğrencinin bildiği bilgiyi kullanmasını da zorlaştırabiliyor" dedi.


Öğrencilerin öncelikle zihninden geçen olumsuz düşüncelerin farkına varması gerektiğini vurgulayan Tansel, "Öğrencinin ’şu an kaygılanıyorum ve zihnim beni olumsuz düşüncelere sürüklüyor’ diyebilmesi, psikolojik kontrolü yeniden kazanabilmesi açısından oldukça önemlidir" diye konuştu.


Çözülemeyen sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcanmaması gerektiğini belirten Tansel, öğrencilerin o soruları işaretleyip devam etmelerinin ve yapabilecekleri sorulara yönelmelerinin zihinsel dengeyi yeniden kurmalarına yardımcı olacağını söyledi. Tansel, "Sınav psikolojisinde küçük başarı hissi bile öğrencinin özgüvenini yeniden toparlayabilmektedir. Öğrenci daha sonra atladığı sorulara daha sakin bir zihinle geri dönebilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez. Asıl önemli olan, öğrencinin yaşadığı kaygının tüm sınav performansını yönetmesine izin vermemesidir. Zihinsel dayanıklılığını koruyabilen öğrenciler, sınavın en kritik anlarında bile dikkatlerini yeniden toparlayarak performanslarını sürdürebilmektedir" dedi.



"Birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez"


Sınav sırasında öğrencilerin zor sorularla karşılaştığında yoğun panik yaşayabildiğini belirten Tansel, bu noktada öğrencilerin kaygılarını fark edip kontrol altına almasının büyük önem taşıdığını söyledi. "Öğrenci çözemediği sorular üzerinde gereğinden fazla zaman harcamak yerine o soruları işaretleyip devam etmeli. Yapabildiği sorulara yönelmek, küçük başarı hissiyle birlikte zihinsel dengeyi yeniden kurabilir. Unutulmamalıdır ki bir veya birkaç zor soru sınavın tamamını belirlemez" şeklinde konuşan Tansel, psikolojik dayanıklılığın sınav performansında belirleyici unsurlardan biri olduğunu ifade etti.



"Ailelere de önemli görev düşüyor"


YKS sürecinde ailelerin kullandığı dilin öğrencinin psikolojisi üzerinde doğrudan etkili olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Bülent Tansel, sürekli başarı baskısı oluşturan söylemlerin öğrencinin kaygı düzeyini artırabileceğine dikkat çekti. Tansel, "Öğrenciler bazen akademik destekten çok duygusal güven duygusuna ihtiyaç duyuyor. Ailelerin sonuç odaklı değil, emek odaklı yaklaşması; kıyaslayıcı bir dil yerine destekleyici bir iletişim kurması gerekiyor" ifadelerini kullandı.



"YKS sadece bilgiyi değil, zihinsel dayanıklılığı da ölçüyor"


YKS’nin yalnızca akademik bilgiyi ölçen bir sınav olmadığına değinen Tansel, sınavın aynı zamanda öğrencilerin stres altında düşünme becerilerini, zaman yönetimlerini ve kriz anındaki zihinsel performanslarını da ortaya koyduğunu söyledi.


Son günlerde öğrencilerin kendilerine yüklenmek yerine emeklerine güvenmeleri gerektiğini vurgulayan Tansel, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:


"Bazen başarıyı belirleyen şey, son gece çözülen onlarca soru değil; sınav sabahı zihnin ne kadar sakin ve dengede olduğudur. Unutulmamalıdır ki bir sınav insanın değerini belirlemez. Ancak bu süreçte gösterilen sabır, mücadele ve psikolojik dayanıklılık, hayat yolculuğunda çok önemli bir deneyim kazandırır."



Uzmandan YKS öğrencilerine kritik uyarılar: "Son virajda başarıyı bilgiden çok zihin yönetimi belirliyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Minik öğrencilerden ata tohumlarına anlamlı dokunuş Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi açılışının 3. yılını anlamlı bir etkinlikle kutladı. Süs ve Tıbbi Bitkiler Üretim Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSTİBAM) ile Kariyer Geliştirme ve Mezun İzleme Uygulama Araştırma Merkezi iş birliğinde düzenlenen "Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi Açılışının 3. yılını ve Dünya Biyoçeşitlilik Gününü Çocuklarla Kutluyor" başlıklı etkinlik, Düzce Üniversitesi Anaokulu öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa; Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Öztürk, DÜSTİBAM Müdürümüz Prof. Dr. Necmi Aksoy, Düzce Üniversitesi Anaokulu Müdürü Senem Suveren Özkanmaz, akademisyenler, öğrenciler ve velileri katıldı. Rektör Yardımcısı Ali Öztürk, ata tohumlarının gelecek nesiller açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, bu alanda yürütülen farkındalık çalışmalarının büyük değer taşıdığını söyledi. Türkiye’de ata tohumu konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirildiğini belirten Öztürk, bu vesileyle minik öğrencilerinde bu farkındalığı kazanması açısından düzenlenen etkinliğin önemine vurgu yaptı. "Batı Karadeniz bölgesinin tek botanik bahçesi üniversitemizde" DÜSTİBAM Müdürü Prof. Dr. Necmi Aksoy ise konuşmasında, botanik bahçelerinin yalnızca bitki koleksiyonlarının sergilendiği alanlar olmadığını, aynı zamanda eğitim, araştırma ve çevresel farkındalık açısından önemli merkezler olduğunu ifade etti. Düzce Üniversitesi Süs ve Tıbbi Bitkiler Botanik Bahçesi’nin, Batı Karadeniz Bölgesi’nin tek botanik bahçesi olma özelliği taşıdığını belirten Aksoy, bahçede yürütülen çalışmalar sayesinde biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkı sağlandığını dile getirdi. Etkinliğin çocuklarda doğa sevgisi ve çevre bilinci oluşturulması açısından da anlamlı olduğunu kaydetti. Çocuklar doğayla iç içe öğrenme deneyimi yaşadı Düzce Üniversitesi Anaokulu Müdürü Senem Suveren Özkanmaz da etkinliğin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, çocukların doğayla iç içe etkinliklerde yer almasının gelişimleri açısından oldukça kıymetli olduğunu ifade etti. Açılış konuşmalarının ardından Düzce Üniversitesi Anaokulu’nun minik öğrencileri, aileleri ve akademisyenlerle birlikte botanik bahçesinde ata tohumu ekim etkinliğine katıldı. Çocuklar; çeşitli sebze ve meyve tohumlarını toprakla buluştururken hem eğlenceli hem de öğretici bir deneyim yaşadı. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte minik öğrencilerin heyecanı ve doğaya olan ilgisi dikkat çekerken, etkinlik sonunda minik öğrencilere teşekkür belgesi ile bitki gözlem defteri hediye edildi.
Gümüşhane Prof. Dr. Nafiz Maden: "Mavi Vatan Yasası Türkiye’nin denizlerdeki haklarını güçlendirecek" Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, gündemdeki Mavi Vatan Yasası’nın Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarını güçlendirecek stratejik bir adım olduğunu söyledi. Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti, deniz yetki alanları ve bölgesel güvenlik politikalarının yeniden gündeme geldiği süreçte değerlendirmelerde bulunan Maden, Türkiye’nin deniz yetki alanlarının uluslararası hukuk çerçevesinde kayıt altına alınmasının önemli olduğunu belirtti. Maden, "Mavi Vatan Yasası’nın TBMM gündemine gelmesi Türkiye’nin denizci ülke olma hedefi açısından oldukça önemlidir. Bu yasa ile deniz yetki alanlarımızın netleşmesi, egemenlik haklarımızın korunması ve enerji politikalarımızın güçlenmesi hedeflenmektedir" dedi. Doğu Akdeniz’de son yıllarda artan enerji rekabetine dikkat çeken Maden, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin ilan ettiği bazı ruhsat sahalarının Türkiye’nin Mavi Vatan sınırlarıyla çakıştığını ifade etti. Türkiye’nin son yıllarda envanterine kattığı sondaj ve sismik araştırma gemileriyle sahada güçlü bir varlık ortaya koyduğunu kaydeden Maden, "Bugün kendi sondaj filosuna sahip, arama ve sondaj faaliyetlerini bağımsız şekilde sürdürebilen bir ülke konumuna geldik" diye konuştu. Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşmasının stratejik önem taşıdığını belirten Maden, Doğu Akdeniz’de planlanan enerji koridorlarının Türkiye’nin deniz yetki alanlarını doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden kurulmasının önemine de değinen Maden, enerji, güvenlik ve deniz ticaretine ilişkin politikaların tek çatı altında yönetilmesinin Türkiye’ye stratejik avantaj sağlayacağını ifade etti. Karadeniz’de yürütülen enerji çalışmaları ile Somali açıklarındaki arama faaliyetlerine dikkat çeken Maden, üniversitelerin oşinografi, deniz jeolojisi ve jeofiziği ile uluslararası deniz hukuku alanlarında daha fazla çalışma yapması gerektiğini sözlerine ekledi. "Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önemlidir" Mavi Vatan Yasası ile ilgili açıklamalarda bulunan Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, "Denizci ülke olma ülküsünün bir sonucu olarak Kurban Bayramı’ndan sonra Mavi Vatan Yasası’nın Büyük Millet Meclisi’nde gündeme alınması önemli olmuştur. Ancak bu yasanın 2026’da hâlâ konuşuluyor olması bir eksikliktir. Bunun sebepleri arasında 1928 yılında Yavuz zırhlısının tamiratı sırasında yaşanan usulsüzlükler ileri sürülerek "Bahriye Nezareti" yani Denizcilik Bakanlığı’nın lağvedilmesinde aramak gerekir. Bu nedenle Denizcilik Bakanlığı’nın yeniden işlevli hale getirilmesi önem taşımaktadır. Mavi Vatan’daki egemenlik haklarımızın uluslararası hukuka uygun şekilde kayıt altına alınması da oldukça önemlidir. 1974’ten itibaren Adalar Denizi ve Doğu Akdeniz’de yaşanan 6 mil-12 mil karasuları sorunu bizi çok fazla yormuştur. Bu durum uluslararası hukuktan doğan haklarımızın kaybolmasına neden olmuştur" dedi. "Deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak" Yasayla birlikte egemenliği devredilmemiş adaların da önemli hale geleceğinin altını çizen Gümüşhane Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nafiz Maden, "Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, ’Yunanistan’ın egemenlik hakları mevzu bahis olduğunda onların yanında yer alacağız’ sözü manidardır. Buradaki asıl konu, Avrupa Birliği ülkelerinin Türkiye’ye karşı takındıkları tavırdır. Doğu Akdeniz’de Meis Adası nedeniyle Türkiye’nin Antalya Körfezi’ne Sevilla Haritası’yla mahkûm edilmesine karşı en büyük duruş, Mavi Vatan doktrini ve Mavi Vatan Yasası’dır. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz tarafından 2006 yılında ortaya atılan Mavi Vatan doktrini ile Türkiye’nin çevre denizlerindeki hakları ortaya konmuştur. Bugün de bunun sonucu olarak Mavi Vatan Yasası gündeme gelmiştir. Bu yasayla deniz yetki alanlarımız kayıt altına alınacak, egemenliği devredilmemiş adalarımız ismen zikredilecektir. Ayrıca yasa, Doğu Akdeniz’de Yunanistan, İsrail, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve bunlara destek veren Avrupa Birliği ülkelerine karşı önemli bir duruş olacaktır" diye konuştu. "Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız" Doğu Akdeniz’deki enerji varlığının önemine de değinen Prof. Dr. Nafiz Maden, "2000’li yıllardan itibaren Doğu Akdeniz’deki enerji varlığı büyük devletlerin ilgisini artırmıştır. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Lübnan, İsrail ve Mısır’la yaptığı Münhasır Ekonomik Bölge anlaşmaları deniz yan sınırı krizlerini ortaya çıkarmıştır. Türkiye de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Libya ile anlaşmalar yapmıştır. İsrail doğal gazını Avrupa’ya taşımayı amaçlayan EastMed projesinin Türkiye’nin deniz yetki alanlarından geçmesi nedeniyle Libya anlaşmasının lağvedilmesi için girişimlerde bulunulmaktadır. Biz Ege ve Adalar Denizi’ni Anadolu’nun doğal uzantısı olarak görüyoruz. Yunanistan’ın adaları silahlandırması da uzun süredir gündemdedir. Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi öncülüğünde hazırlanan deniz mekânsal planlama haritası da bu süreçte önemli hale gelmiştir. Mavi Vatan Yasası ile deniz yetki alanlarımızı daha net görecek ve Adalar Denizi’nin özel statüsünü pekiştirmiş olacağız" ifadelerini kullandı.
Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nden Kurban Bayramı öncesi yoğun hazırlık Yeşilyurt Belediyesi, Kurban Bayramı öncesinde ilçe genelinde hazırlıklarını hızlandırdı. Başkan Geçit, Kurban Bayramının huzurlu, sağlıklı ve güzel bir atmosferde geçmesi için her türlü tedbiri aldıklarını söyledi. 27 Haziran Çarşamba günü başlayacak ve dört gün sürecek Kurban Bayramı öncesinde ilçenin dört bir yanında yoğun mesai harcayan Yeşilyurt Belediyesi ekipleri hem çevre düzenlemeleri hem de vatandaşların sağlığını korumaya yönelik denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Özellikle marketler, kasaplar, tatlı ve şekerleme satış noktaları ile pazar alanlarında gerçekleştirilen kontroller artırılırken, parklar, refüjler, kaldırımlar ve mezarlık alanlarında da temizlik çalışmaları titizlikle yürütülüyor. Çevre düzenleme, temizlik ve dezenfekte çalışmaları artırıldı Vatandaşların kurban ibadetlerini daha rahat şartlarda yerine getirebilmeleri için harekete geçen Yeşilyurt Belediyesi, ilçe genelinde toplam 41 ayrı kurban satış ve kesim noktası oluşturdu. Belediye ekipleri, belirlenen alanlarda altyapı düzenlemeleri, temizlik ve dezenfekte çalışmalarını tamamlayarak kesim alanlarını bayram öncesinde hazır hale getirecek. Yeşilyurt Belediyesi ayrıca bayram süresince oluşabilecek olumsuzluklara anında müdahale edebilmek amacıyla nöbetçi ekipler oluştururken, çevre temizliği ve atık toplama hizmetleri ise bayram süresince kesintisiz devam edecek. "Huzurlu bir bayram için her türlü tedbiri alıyoruz" Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit, Kurban Bayramı’nın manevi atmosferine uygun bir ortam oluşturmak adına tüm birimlerin koordineli şekilde çalıştığını belirterek, vatandaşların huzurlu bir bayram geçirmesi için gerekli tüm tedbirlerin alındığını ifade etti. Başkan Geçit, belediye ekiplerinin bayram süresince sahada aktif görev yapacağını belirterek, "Vatandaşlarımızın kurban ibadetlerini hem dini kurallara hem de hijyen şartlarına uygun şekilde yerine getirebilmesi için tüm hazırlıklarımızı tamamlıyoruz. Zabıta, Temizlik İşleri ve Veteriner Hizmetleri ekiplerimiz bayram boyunca görevlerinin başında olacak. Amacımız hem çevre kirliliğinin önüne geçmek hem de vatandaşlarımızın ibadetlerini güvenli alanlarda huzur içerisinde gerçekleştirmelerini sağlamaktır." ifadelerini kullandı. Başkan Geçit, belirlenen alanların dışında cadde, sokak ve kamuya açık alanlarda yapılacak kurban kesimlerine izin verilmeyeceğini sözlerine ekledi. "Belirlenen alanlar dışında satış ve kesim yasak" İlçe genelinde belirlenen kurban satış ve kesim noktalarında çevre düzenlemeleri yapılırken, alanların altyapısı da bayram sürecine uygun hale getiriliyor. Vatandaşların hijyenik ortamlarda hizmet alabilmesi için temizlik ekipleri tarafından detaylı yıkama ve dezenfekte çalışmaları sürdürülüyor. Aynı zamanda ulaşım, atık toplama ve çevre koruma hizmetleri için de özel ekipler görevlendirildi. Yeşilyurt sınırları içerisinde ilan edilen izinli alanların haricinde kurban satışı ve kesimi yapılması yasaklandı. Kurallara uymayanlar hakkında yasal işlem uygulanacak olup, denetimler ise bayram boyunca aralıksız sürecek. Kurban atıklarının düzenli şekilde toplanması ve çevre kirliliğinin önlenmesi için ilçe genelinde nöbetçi ekiplerin görev yapacağı bildirildi.