GÜNDEM - 23 Kasım 2025 Pazar 12:24

Yapımı 1,5 ay süren eser, Papa 14’üncü Leo’ya takdim edilmeye hazır

A
A
A

İznikli çini ustası Mesude Künen, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14’üncü Leo’nun 28 Kasım’da ilçeye gerçekleştireceği ziyaret için özel bir hediye hazırladı.

Yaklaşık 1,5 ay süren titiz ve ince işçilik gerektiren çalışmalar sonunda ortaya çıkan minyatür eser, İznik’in köklü tarihini ve kültürel mirasını yansıtıyor. Eser, 28 Kasım’daki tarihi buluşmada İznik’ten Vatikan’a uzanan bir dostluk ve kültürel miras köprüsü olacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı’ unvanına sahip Künen’in hazırladığı minyatür çalışmada, kentin simgesi hâline gelmiş tarihi yapılar, İznik surları, anıtsal kapılar ve kentin kültürel dokusunu temsil eden önemli noktalar yer alıyor. El emeği göz nuru bu özel eser, geleneksel İznik çini sanatının modern bir yorumla aktarıldığı nadide bir örnek.

Papa 14’üncü Leo’nun ziyaretinin arka planında, Hristiyanlık tarihi açısından büyük önem taşıyan İznik Konsili’nin 1700’üncü yılı bulunuyor. Dünyanın dört bir yanındaki Hristiyanlar için kutsal kabul edilen bu tarih, İznik’in uluslararası gündemde yeniden öne çıkmasını sağladı. İznikli sanatçı Mesude Künen de hazırladığı eserle, bu özel tarihe sanatsal bir katkı sunuyor.

"İznik’i en özel haliyle anlatmak istedim"

Usta çini sanatçısı Künen, çalışmanın hem manevi hem sanatsal açıdan ayrı bir önem taşıdığını belirterek şunları söyledi;

"Bu eser, İznik’in tarihini, ruhunu ve güzelliğini yansıtan bir bütün olsun istedim. 1,5 ay boyunca en ince ayrıntısına kadar çalıştım. Papa’ya sunulacak olması bizim için gurur verici."

Papa’ya sunulacak özel bir hatıra

Hazırlanan minyatür, Papa 14’üncü Leo’ya İznik ziyareti sırasında resmi olarak takdim edilecek. İlçe halkı ve yerel yönetim, bu özel ziyaretin hem turizm hem de uluslararası tanıtım açısından önemli katkılar sağlayacağını düşünüyor. Papa’ya sunulacak bu hediye, yalnızca bir sanat eseri değil, aynı zamanda İznik’in tarihini, kültürünü ve binlerce yıllık mirasını temsil eden bir sembol niteliği taşıyor.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı İşeri’den buruk bayram mesajı Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, İslam coğrafyasında yaşanan acılara ve Gazze’deki zulme dikkat çekerek, "Yüreğimiz yangın yeri, bu bayramı boynu bükük ve buruk karşılıyoruz" dedi. Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı. Mesajında bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren müstesna günler olduğunu belirten İşeri, başta Gazze olmak üzere İslam dünyasının maruz kaldığı acılar nedeniyle bu bayramın sevinçten ziyade hüzünle karşılandığını vurguladı. İslam coğrafyasının zorlu bir imtihandan geçtiğini ifade eden Başkan Mustafa İşeri, "Bizleri bir Kurban Bayramı’na daha ulaştıran Yüce Mevla’ya hamdolsun. Ancak ne yazık ki, İslam coğrafyasının dört bir yanından yükselen feryatlar, özellikle de aylardır Gazze’de gözlerimizin önünde yaşanan soykırım ve vahşet, bayram sevincimizi gölgelemektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın gölgesinde, kundaktaki bebeklerin, masum sivillerin katledildiği, insanlığın sustuğu bir dönemde bayramı hakkıyla ve coşkuyla kutlamamız mümkün değildir. Gazze’deki mazlum kardeşlerimizin acısı, bizim de canımızı yakmaktadır" şeklinde konuştu. Müslümanların küresel ölçekte yalnızlığa itildiğini ve İslam dünyasındaki parçalanmışlığın bu zulümleri körüklediğini belirten İşeri, "Bugün karşı karşıya olduğumuz en acı gerçek, İslam coğrafyasındaki dağılmışlık, parçalanmışlık ve neticesinde Müslümanların içinde bulunduğu o derin yalnızlık hissidir. İki milyara yakın nüfusuyla devasa bir potansiyele sahip olan İslam alemi, ne yazık ki tek bir ses, tek bir yürek olamamanın bedelini ödemektedir. Dünyanın egemen güçleri bu dağınıklıktan cesaret alarak mazlumların üzerine çökerken, Müslümanlar, yalnızlığın ve sahipsizliğin kıyısına itilmiş durumdalar. Bu yalnızlık ve parçalanmışlık, kalbimizi Gazze’deki bombalardan daha fazla acıtmaktadır. Bu bayram vesilesiyle, tüm İslam dünyasının bir an evvel silkinmesini, birlik ve beraberlik içinde kenetlenmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Kurban Bayramı’nın paylaşma ve yakınlaşma ruhuna vurgu yapan Başkan İşeri, "Kurban, sadece bir ibadet değil; Allah’a, hakka, adalete ve birbirimize yakınlaşmaktır. Bu mübarek günlerin, İslam coğrafyasındaki uyanışa, Müslümanların yalnızlığının son bulmasına ve mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Kahtalı hemşerilerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere, aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; huzur, barış ve adalet dolu bir dünya temenni ediyorum" dedi.
Adıyaman Binlerce yıllık rüzgar ve su erozyonuyla ortaya çıkan doğal güzellik Adıyaman’da binlerce yılda rüzgar ve su erozyonuyla oluşan 200 hektarlık alan farklı yapısıyla dikkat çekiyor. Adıyaman-Şanlıurfa Karayolu Kuyulu Köyü yakınlarında yer alan bu alan killi kireç taşı yapısıyla kendini diğer bölgelerden ayırıyor. Marnlı kireç taşının açık krem/beyaz tonlarındaki rengi ile rüzgarın şekillendirdiği kıvrımlar, estetik, mistik bir manzara sunuyor. Doğa olaylarıyla aşınması sonucu, dalgalı yer şekilleri, kendine has mikro-kanyonlar ve sırtlar oluşturan arazi, coğrafi açıdan nadir görülen kırgıbayır oluşumları meydana geldi. Killi-kireçli (marnlı) ana kayaçların binlerce yılda su ve rüzgar erozyonuyla ayrışmasıyla meydana gelen bu doğal güzellik sıra dışı yer yüzü şekilleriyle doğa tutkunlarını cezbederken, jeolojik yapısıyla bilim insanlarının da ilgisini çekti. 1998 yılında GAP Bölge Kalkınma İdaresinin destekleri ile Tema Vakfı tarafından, erozyonun önüne geçmek için bitkilendirmek için proje hazırlanarak 2000 yılında uygulandı. Adıyaman-Şanlıurfa yolunu kullanan sürücülerin de dikkatini çeken bu jeolojik mirasın eko-turizme kazandırılması bekleniyor. Bölgeyle ilgili bilgi veren Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tema Vakfı Temsilcisi Ahmet Çelik, "Burada görmüş olduğunuz tabi yapı ortalama 10 bin yıl ile 50 bin yıl geçmişe dayanan özellikle toprak ve su erozyonunun etkisiyle ve sonra ki aşamada fiziksel, kimyasal, biyolojik ayrışmayla birlikte bu günki pozizyona gelmiş. Yıllardan beri su ve rüzgar erozyonuna maruz kalmış bir alanı görmektesiniz. Dolayısıyla 1998 yılında Tema yürütücülüğünde, GAP İdaresi desteğinde yürütülen bir proje ile burada erozyon kontrol projesi uygulandı. Ortalama yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kapsamakta ve 20 yılın sonunda, özellikle yapmış olduğumuz araştırmalarda organik madde miktarının arttığını gördük, tespit ettik. Ve koruma önlemleriyle toprak kalitesinin arttırılmış olduğunu burada saptamış olduk" diye konuştu. (CK-LO-Y)