EKONOMİ - 05 Eylül 2024 Perşembe 09:42

Adana’ya gelen turistler kebap yemeden dönmüyor

A
A
A

Adana'ya gelen yerli ve yabancı turistler, kentin en ünlü yiyeceği olan Adana kebabı yemeden gitmiyor. Kebapçılar ise turist yoğunluğundan memnun oluyor.

Kebabın başkenti Adana'da gurbetçi nüfusuyla birlikte kırmızı et tüketimi de artmaya başladı. Gurbetçiler esnafa adeta can suyu olurken yerli ve yabancı turistler Adana'ya geldiklerinde kentin en ünlü yiyeceği olan Adana kebabı yemeden gitmiyor.

"Adana'nın lezzetlerini insanlara sunuyoruz"

İhlas Haber Ajansı'na konuşan kebapçı Yaşar Aydın, "Gurbetçiler yaz aylarında Adana'ya akın ediyorlar. Kayseri, Gaziantep, Kahramanmaraş, Aksaray, Konya, Ankara ve tüm çevre illerden de geliyorlar. Bunun yanı sıra yurt dışından da ciddi bir müşteri potansiyelimiz var. Her gün onların sayesinde dükkanımız doluyor. Bizler de Adana'nın misafirperverliğini ve bol izzet, ikramını insanlara sunuyoruz" dedi.

Adana’ya gelen turistler kebap yemeden dönmüyor

"Hem göz hem mide doyuyor"

Adana kebabın hem gözü hem de mideyi doyurduğunu anlatan Aydın, "Bizim Adana'da 1 kebap söylersin yanında 6-7 çeşit salata ücretsiz verilir. Başka illerde böyle bir durum yok. 1 Adana kebap, 1 içecek şu anda 400 TL'yi bulmuyor. Gurbetçilerin gelmesinden mutluyuz. Adana'ya gelip Adana Kebap yemeden gitmek olmaz" ifadelerini kullandı.

Adana’ya gelen turistler kebap yemeden dönmüyor

"Yurt dışında böyle lezzet yok "

Avusturya'nın başkenti Viyana'dan Adana'ya gelen ve kebap yiyen Cengiz Alpay, "Sosyal medyada hep kebabı görüyorduk. Biz de gelince tadına bakmak istedik. Yurt dışında böyle lezzet yok maalesef. Çok memnun kaldım" dedi.

Adana’ya gelen turistler kebap yemeden dönmüyor

"Adana kebap Adana'da yenmeli"

Kıbrıs'tan gelen Aydın Biroğlu, "Misafirlerim geldiği zaman ilk durağım hep burası oluyor. Adana kebabı ben de çok beğendim, misafirlerimde çok beğendi" diye konuştu.
Antalya'dan ailesiyle birlikte gelen Kübra Toğuz, "Her şey çok güzeldi. Ailecek geldik. Antalya'da böyle lezzet bulamıyoruz. Adana kebap Adana'da yenmeli" şeklinde konuştu.

Umutcan İşledici - Elif Ayşenur İşledici

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adıyaman Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı İşeri’den buruk bayram mesajı Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında, İslam coğrafyasında yaşanan acılara ve Gazze’deki zulme dikkat çekerek, "Yüreğimiz yangın yeri, bu bayramı boynu bükük ve buruk karşılıyoruz" dedi. Kahta Gazeteciler ve Yazarlar Cemiyeti Başkanı Mustafa İşeri, Kurban Bayramı münasebetiyle yazılı bir mesaj yayımladı. Mesajında bayramların birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu pekiştiren müstesna günler olduğunu belirten İşeri, başta Gazze olmak üzere İslam dünyasının maruz kaldığı acılar nedeniyle bu bayramın sevinçten ziyade hüzünle karşılandığını vurguladı. İslam coğrafyasının zorlu bir imtihandan geçtiğini ifade eden Başkan Mustafa İşeri, "Bizleri bir Kurban Bayramı’na daha ulaştıran Yüce Mevla’ya hamdolsun. Ancak ne yazık ki, İslam coğrafyasının dört bir yanından yükselen feryatlar, özellikle de aylardır Gazze’de gözlerimizin önünde yaşanan soykırım ve vahşet, bayram sevincimizi gölgelemektedir. İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın gölgesinde, kundaktaki bebeklerin, masum sivillerin katledildiği, insanlığın sustuğu bir dönemde bayramı hakkıyla ve coşkuyla kutlamamız mümkün değildir. Gazze’deki mazlum kardeşlerimizin acısı, bizim de canımızı yakmaktadır" şeklinde konuştu. Müslümanların küresel ölçekte yalnızlığa itildiğini ve İslam dünyasındaki parçalanmışlığın bu zulümleri körüklediğini belirten İşeri, "Bugün karşı karşıya olduğumuz en acı gerçek, İslam coğrafyasındaki dağılmışlık, parçalanmışlık ve neticesinde Müslümanların içinde bulunduğu o derin yalnızlık hissidir. İki milyara yakın nüfusuyla devasa bir potansiyele sahip olan İslam alemi, ne yazık ki tek bir ses, tek bir yürek olamamanın bedelini ödemektedir. Dünyanın egemen güçleri bu dağınıklıktan cesaret alarak mazlumların üzerine çökerken, Müslümanlar, yalnızlığın ve sahipsizliğin kıyısına itilmiş durumdalar. Bu yalnızlık ve parçalanmışlık, kalbimizi Gazze’deki bombalardan daha fazla acıtmaktadır. Bu bayram vesilesiyle, tüm İslam dünyasının bir an evvel silkinmesini, birlik ve beraberlik içinde kenetlenmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum" dedi. Kurban Bayramı’nın paylaşma ve yakınlaşma ruhuna vurgu yapan Başkan İşeri, "Kurban, sadece bir ibadet değil; Allah’a, hakka, adalete ve birbirimize yakınlaşmaktır. Bu mübarek günlerin, İslam coğrafyasındaki uyanışa, Müslümanların yalnızlığının son bulmasına ve mazlum coğrafyaların kurtuluşuna vesile olmasını diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Kahtalı hemşerilerimiz ve meslektaşlarımız olmak üzere, aziz milletimizin ve tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; huzur, barış ve adalet dolu bir dünya temenni ediyorum" dedi.
Adıyaman Binlerce yıllık rüzgar ve su erozyonuyla ortaya çıkan doğal güzellik Adıyaman’da binlerce yılda rüzgar ve su erozyonuyla oluşan 200 hektarlık alan farklı yapısıyla dikkat çekiyor. Adıyaman-Şanlıurfa Karayolu Kuyulu Köyü yakınlarında yer alan bu alan killi kireç taşı yapısıyla kendini diğer bölgelerden ayırıyor. Marnlı kireç taşının açık krem/beyaz tonlarındaki rengi ile rüzgarın şekillendirdiği kıvrımlar, estetik, mistik bir manzara sunuyor. Doğa olaylarıyla aşınması sonucu, dalgalı yer şekilleri, kendine has mikro-kanyonlar ve sırtlar oluşturan arazi, coğrafi açıdan nadir görülen kırgıbayır oluşumları meydana geldi. Killi-kireçli (marnlı) ana kayaçların binlerce yılda su ve rüzgar erozyonuyla ayrışmasıyla meydana gelen bu doğal güzellik sıra dışı yer yüzü şekilleriyle doğa tutkunlarını cezbederken, jeolojik yapısıyla bilim insanlarının da ilgisini çekti. 1998 yılında GAP Bölge Kalkınma İdaresinin destekleri ile Tema Vakfı tarafından, erozyonun önüne geçmek için bitkilendirmek için proje hazırlanarak 2000 yılında uygulandı. Adıyaman-Şanlıurfa yolunu kullanan sürücülerin de dikkatini çeken bu jeolojik mirasın eko-turizme kazandırılması bekleniyor. Bölgeyle ilgili bilgi veren Adıyaman Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tema Vakfı Temsilcisi Ahmet Çelik, "Burada görmüş olduğunuz tabi yapı ortalama 10 bin yıl ile 50 bin yıl geçmişe dayanan özellikle toprak ve su erozyonunun etkisiyle ve sonra ki aşamada fiziksel, kimyasal, biyolojik ayrışmayla birlikte bu günki pozizyona gelmiş. Yıllardan beri su ve rüzgar erozyonuna maruz kalmış bir alanı görmektesiniz. Dolayısıyla 1998 yılında Tema yürütücülüğünde, GAP İdaresi desteğinde yürütülen bir proje ile burada erozyon kontrol projesi uygulandı. Ortalama yaklaşık 200 hektarlık bir alanı kapsamakta ve 20 yılın sonunda, özellikle yapmış olduğumuz araştırmalarda organik madde miktarının arttığını gördük, tespit ettik. Ve koruma önlemleriyle toprak kalitesinin arttırılmış olduğunu burada saptamış olduk" diye konuştu. (CK-LO-Y)